T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/530
KARAR NO: 2023/519
DAVA: Kıymetli Evrak İptali (Bono İptali)
DAVA TARİHİ: 19/12/2022
KARAR TARİHİ: 30/05/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 12/06/2023
Mahkememizde görülmekte olan Kıymetli Evrak İptali (Bono İptali) davasının dosya üzerinde yapılan incelemesi sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı vekili tarafından Küçükçekmece Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine sunmuş olduğu 19/12/2022 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle ; Müvekkilinin .... projesinde gazi kontenjanından dava konusu İstanbul İli, .... İlçesi, ... Mahallesi, .... Bölge, ... Etap, .... ada, ... parsel, 6 nolu bağımsız bölümde kayıtlı taşınmazı satın alma hakkı kazandığını, müvekkili ile davalının 30/03/2022 tarihinde taşınmaz devir sözleşmesi imzaladığını, müvekkilinin davalıya teminat senedi ile taşınmazı dilediği kimseye devir ve satış yapabilmesi için vekaletname verdiğini, dava konusu taşınmazın satın alım hakkının 1.200.000,00-TL karşılığı davalıya devredilmesinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin taşınmazın resmi senedini veremediği için sözleşmeye göre 1.200.000,00-TL bedelli vadesi açık 30/03/2022 keşide tarihli bir adet teminat senedini tanzim ederek davalıya teslim ettiğini, yine sözleşmeye göre davalının 430 bin TL'lik kısmı 30/03/2022 tarihinde ödediğini, kalan 770 bin TL'lik kısmın ise 10 iş günü içerisinde ödeneceğini taahhüt ettiğini ancak ödemediğini, sözleşmenin ihlali sonucu müvekkilinin de 430 bin TL'lik kısmı sözleşmeye göre iade etmediğini, müvekkilinin Bakırköy .... Noterliği'nin 15/04/2022 tarihli ... yevmiye numarası ile sözleşmeyi feshettiğini, ihbar ve teminat senedini iade etmesini davalıya ihtar ettiğini, dava tarihi itibariyle halen iade edilmediğini, müvekkilinin davalıyı vekillikten azledildiğini, davalının haksız ve mesnetsiz olarak Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile 430 bin TL'nin iadesi ile ilgisiz bir bedel olan 664.500,00-TL takip başlattığını, bu takibe itiraz ettiklerini ve takibin durduğunu, bu sebeplerle davalının elinde bulunan teminat senedinin iptaline, mahkeme aksi kanaatte ise taraflarına iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA :
Davalı vekili sunmuş olduğu cevap - karşı dava dilekçesinde özetle ; Davalı vekili, cevap ve karşı dava dilekçesinde özetle; davacının gazi olması sebebiyle kendisine ..'den daire alma hakkı tanındığını, tarafların bu dairenin satışı hususunda anlaştığını, ....ye peşinat ödemesi olan 84 bin TL'yi müvekkilinin ödediğini, taşınmazın sosyal konut projesi kapsamında satın alınmış olması sebebiyle satış yasağı bulunduğunu, bu sebeplerle resmi satış yapılmadığını, taraflar arasında sözleşme imzalandığını, sözleşme kapsamında taşınmazın .... ve ....'e satıldığını, daha sonra davacının sözleşmeden vazgeçtiğini bildirdiğini, daha sonra taraflar arasında yeniden sözleşme imzalandığını, sözleşme gereği davacıya 430 bin TL elden ve nakit olarak ödeme yapıldığını, davacının önceki satıştan vazgeçmesi sebebiyle .... ve ....'e 430 bin TL banka ödemesi yaptığını, davacının müvekkiline 944 bin TL borcu olduğunu, bu borcun ödenmediğini, taşınmaz devrinin gerçekleşmediğini, davacının teminat senedinin iptal veya iade şartlarının oluşmadığını, sözleşmenin herhangi bir geçerliliği olmadığını ve cezai şart uygulanamadığını, müvekkilinin davacı yedindeki alacaklarının denkleştirici adalet ilkesi, gereğince güncel olarak tazminini talep ettiklerini, bu sebeplerle açılan davanın reddini, müvekkilinin davacıya ve dava dışı kişilere yaptığı şimdilik 400 bin TL'nin denkleştirici adalet ilkesi kapsamına davacıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve karşı dava etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava;menfi tespit istemine ilişkindir.
Karşı dava ise,alacak istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Somut olayda hangi mahkemenin görevli olduğunun belirlenmesi için öncelikle taraflar arasındaki ilişkiyi saptamak gerekli olup,davacı vekili,davalı ile imzalanan adi yazılı taşınmaz satış vaadi sözleşmesi uyarınca verilen teminat senedinden kaynaklı olarak davalıya borcunun bulunmadığınının tespitini,karşı davacı ise müvekkili tarafından ödenen paranın karşı davalıdan tahsilini talep etmiştir.Buna göre taraflar arasındaki temel ilişki adi yazılı taşınmaz satış vaadi sözleşmesi olup uyuşmazlık bonodan değil,taşınmaz satış vaadi sözleşmesinden kaynaklanmakta olup olup,anılan dava ile karşı davanın TTK'nun 4.maddesinde sayılan diğer anlatımla bu maddede 6098 sayılı TBK'na atıf yapan sözleşmelere ilişkin olmadığından mutlak ticari davalardan olmadığı ve davacı ve davalının tacir sıfatının bulunmadığı,diğer anlatımla her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hukuk davası(nispi ticari dava) niteliğinde de olmadığı,,bononun unsurlarının tartışılmayacak olması,bonunun taşınmaz satış vaadi sözleşmesi nedeniyle verildiği,Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarına göre bu durumda taraflar arasındaki kambiyo ilişkisinin tartışılmayacak olması nazara alındığında uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
Ticari olmayan davalarda görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesi olup asliye hukuk mahkemesi ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki TTK' nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisidir.Göreve ilişkin usul kuralları HMK'nun 114/1-c maddesi uyarınca dava şartıdır.Dava şartları kamu düzeninden olup kamu düzenine ilişkin hususlarda resen dikkate alınacak hususlardan olup dava şartı yokluğu halinde HMK'nun115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan .davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM/Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının açtığı davada ve davalının açtığı karşı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla;açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle asıl ve karşı davanın usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,
3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Küçükçekmece ... Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,
5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak, mahkememizce verilen görevsizlik kararının istinaf edilmeden kesinleşmesi halinde yargı yerinin belirlenmesi amacıyla dosyanın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'ne gönderilmek üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda oybirliği ile karar verildi.30/05/2023
Başkan ...
☪e-imzalıdır.☪
Üye ...
☪e-imzalıdır.☪
Üye ...
☪e-imzalıdır.☪
Katip ...
☪e-imzalıdır.☪