T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/610
KARAR NO : 2024/371
DAVA : Tespit
DAVA TARİHİ : 20/06/2023
KARAR TARİHİ : 18/04/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 17/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı vekili Bakırköy nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu 20/06/2023 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde ; Davalı şirketin müvekkillerinin miras bırakanı .... ve abisi ....'ın ortak olarak kurdukları bir şirket olduğunu, müvekkillerinin ie müteveffa ...'ın eşi ve çocukları olduğunu, ...'ın davalı şirketin 640 hissesine sahip olarak vefat ettiğini, %40 hisse doğrudan müvekkillerine intikal ettiğini, ... ...'ın öncelikli olarak müvekkillerin pay sahipliğini tanımadığını. onları sirket dışına iterek paylarını gasp etmeye çalıştığını, müvekkillerinin ...'ın vefatının akabinde kendilerine intikal eden %40 hissenin pay defterine işlenmesi için davalı şirkete ihtarname keşide ettiklerini, müvekkillerinin talebinin hiçbir gerekçe gösterilmeksizin reddedildiğini, müvekkillerinin daha sonra davalı şirkete bilgi alma ve inceleme hakkının kullanılması, genel kurulun toplanması, bilgi ve belge paylaşımı ile ilgili olarak birçok ihtarname göndermişse de bu konuda kendilerine müspet bir dönüş yapılmadığını, müvekkillerine bilgi alma hakkının kullandırmadığını, davalı şirketçe müvekkillerinin hisselerinin %40'tan daha düşük olduğu iddia edilerek birtakım belgeler hazırlandığını, müvekkillerinin toplam hisselerinin 9640 olduğunu ve bu oranın tek taraflı olarak genel kurul, yönetim kurulu veya şirketçe değiştirilmesinin mümkün olmadığını, müvekkillerinin hisselerinin neye dayanarak 9040'tan daha az olduğunun belirlendiğinin bilinmediğini, ... ...'ın tek taraflı aldığı vönetim kurulu kararı veva farklı şekillerde müvekkillerin pay miktarlarında oynama yaparak paylarını azalttığını, yönetim kurulu başkanı olarak ... ...'ın tek taraflı işlemi ile müvekkillerinin payını azaltarak kendi payını artırmak amacıyla tarihi ve sayısını müvekkillere bildirmediği yönetim kurulu kararı aldığının karşı tarafin beyan ve eylemlerinden anlaşıldığını, yönetim kurulu kararının içeriği, detayları ve dayanağına ilişkin ise müvekkillere bilgi verilmediğini, müvekkilleri adına davalı şirkete yönelik bilgi alma hakkının kullandırılmaması, pay değerinin tespiti, şirketin feshi, genel kurul kararlarının iptali ve yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna ilişkin birçok dava açıldığını ve davaların halen derdest olduğunu, İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...E. sayılı dosyasıyla Şirketin Feshi, İstanbul ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...E. sayılı dosyasıyla Öz Sermaye Tespiti, İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi ...F. sayılı dosyası ile davalı şirketin 2020 ve 2021 yıllarına ilişkin genel kurul toplantısının gerçekleştirilmesi amacıyla kayyım atanması, İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi ...E. sayılı dosyası ile davalı şirketin başka bir genel kurul kararının iptali, İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi ...E. sayılı dosyası ile şirket yöneticilerinin sorumluluğundan kaynaklı tazminat davası, davalı şirketin müvekkillere herhangi bir tebligat yapılmaksızın, çağrıya ilişkin kanunun emredici kurallarına uyulmaksızın, müvekkillerine herhangi bir tebligat ve çağrı kağıdı gönderilmeksizin 10 Aralık 2022 tarihli 2022/12 sayılı yönetim kurulu kararı ile ... ...'ın şirketin sermayesinin arttırılmasına ilişkin hususların görüşülmesi amacıyla 12 Ocak 2023 tarihinde bir olağanüstü genel kurul yapılmasına karar verildiğini, müvekkillerine herhangi bir tebligat yapılmaması sebebiyle müvekkillerinin 12 Ocak 2023 tarihli genel kuruldan haberdar olmadığını ve genel kurula katılamadıklarını, müvekkillerine tebligat yapılmaksızın gerçekleştirilen genel kurulda ... ...'ın şirketin 44.000.000 TL olan sermayesinin 100.000.000 TL'ye çıkartılmasına ılışkın karar aldığını, Şirketin kâr etmesine ve kârların ısrarla pay sahiplerine dağıtılmamasına rağmen pay sahiplerinin ek sermaye katkısı ile sermaye artırımına gidildiğini, Müvekkillerine tebligat yapılmaksızın gerçekleştirilen genel kurula dayanarak ... ...'ın 13.01.2023 tarihli 2023/01 sayılı yönetim kurulu kararını aldığını ve kendi pay oranını daha da artırarak müvekkillerin 9440'lık payını tamamen ortadan kaldırmaya çalıştığını, kanuna ve dürüstlük kurallarına aykırı olan anılan genel kurul veyönetim kurulu kararlarının yok hükmünde olması ve ayrıca batıl olması sebebiyle işbu davayı ikame etme zorunluluğu hasıl olduğunu, Miras bırakan ... vefat ettiğinde, şirketin güncel sermayesi her biri 1.000 TL değerinde 44.000 paya ayrılmış 44.000.000 TL olduğunu, 08 Kasım 2019 tarihli TTSG'de bu hususun açıkça ilan edildiğini, İlana göre sermayenin %60'ı yani 26.400.000 TL'lik kısmı ... ...'a, %40'ı yani 17.600.000 TL'lik kısmı müvekkillerinin murisi ...'a ait olduğunu, daha önceki genel kurullarda da ...'ın hisselerinin bu oranda olduğuna ilişkin genel kurul kararları alındığını ticaret sicilde tescil ettirildiğini, raporları ve bağımsız denetim raporlarıyla da tasdik edildiğini, internet sitesinde de ...'ın hissesinin *640 olduğunun açık şekilde belirtildiğini, Müvekkillerine %40 hisse düşmesine rağmen ... ...'ın tek taraflı işlemi ile müvekkillerinin paylarının bir kısmını kendi adına kaydetmeye çalıştığı anlaşılmış olup, buna ilişkin ... ...'ın sözlü olarak tarih ve sayısı bildirilmeyen 2022 yılı içerisinde tek başına aldığı yönetim kurulu kararı ile "düzeltme" yaptığını belirttiğini, İlgili yönetim kurulu kararı müvekkillere şirket tarafından tebliğ edilmediği gibi defalarca kez talep edilmesine rağmen sonrasında da herhangi bir tebliğ gerçekleştirilmediğini, bu hususa ilişkin itirazları ve ilgili kararın yok hükmünde olduğunun İstanbul ...... Asliye Ticaret Mahkemesi ...E. sayılı dosyasında ileri sürüldüğünü, Şirketin ortağı ve YK üyesi ... ...'ın müvekkillerinin hisse payının düşürülmesine ilişkin geçerli bir açıklama yapmadığını ve dayanak belge sunamadığını, Şirketin 2017 - 2018 - 2019 yıllarında alınan sermaye artırım kararlarının davalı şirketin Gümrük ve Ticaret Bakanlığı temsilcisi gözetiminde gerçekleşen genel kurul toplantılarında alındığını, tüm bu yıllar için özel denetim raporları, faaliyet raporları hazırlandığını ve nihayetinde sermaye tutarları ve paylarının Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiğini, yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde müvekkillerinin hisselerinin %40'tan daha az olduğuna ilişkin alınan her türlü yönetim kurulu kararının batıl olduğunu tespitini talep ettiklerini, ... ...'ın yukarıdaki tüm eylemleri dikkate alındığında kötüniyetli hareket ettiğini, dava dilekçesinin davalı şirkete tebliğ edilmesi durumunda ... ...'ın kayıtların üzerinde oynama ve silme gibi işlemleri yapma ihtimali yüksek olup tespitin amacına ulaşmasına engel olunabileceğini, davalı şirketin önceki web sitesi olan http://.......net/ sitesini kapattığını ve uzun bir süre şirketin internet sitesine erişim gerçekleştirilemediğini, daha sonra şirketin site adını değiştirerek http://www......com/ adı ile web sitesini açtığını, http:/.....com/ sitesine girildiğinde 2023 yılında kurulduğunun görüleceğini, TTK'nın ilgili emredici hükmü çerçevesinde genel kurulun internet sitesinde de ilan edilmesi - yayımlanması ayrıca rüçhan hakkına ilişkin alınan kararların da internet sitesinde ilan edilmesi - yayımlanması gerektiğini, davalı şirketin internet sitesi şu an açık ve ulaşılabilir durumda olduğunu, ancak ne zaman açıldığı ilgili ilanların ne zaman yayımlandığının belli olmadığını, davalı şirketin serverları, bilgisayarları ve kayıtları üzerinde konusunda uzman bilirkişiler aracılığıyla keşif ve yerinde inceleme yapılmasını, ayrıca http://www....com/ host hizmeti veren şirkete ayrıca http://www....com/ sitesi için host hizmeti veren ... A.Ş.'ne, farklı bir firmadan hizmet alıyorsa ilgili firmaya müzekkere yazılar tüm log kayıtlarının celbini ve ilgili log kayıtları üzerinden bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, neticede; Öncelikle delil tespiti talepleri yerine getirilinceye kadar dava dilekçesinin davalı tarafa tebliğ edilmemesine ve delil tespiti taleplerinin kabulü ile yerine keşif gerçekleştirilerek davalı şirket kayıtları, server ve bilgisayarları üzerinde inceleme yapılmasına, dava dilekçesi tebliğ edilmeden önce bu konuya ilişkin müzekkerelerin gönderilmesine ve log kayıtlarının celbine, 12.01.2023 tarihinde gerçekleştirilen olağanüstü genel kurulda alınan kararların uygulanmasının tedbiren durdurulmasına, 2022 yılı içerisinde tarih ve sayısı müvekkillere bildirilmeyen ve müvekkillerin payını azaltan dayanaksız yönetim kurulu kararının yoklukla malul olduğunun veya batıl olduğunun tespitine, davalı şirket tarafından 12.01.2023 tarihinde gerçekleştirilen olağanüstü genel kurulda alınan kararların genel kurula çağrının TTK m. 414'e uygun olarak yapılmamış olması ve yukarıda açıklanan diğer sebepler ile kanunun emredici hükümlerine aykırılık sebebiyle yoklukla malul olduğunun tespitine, mahkeme aksi kanaate ise davalı şirket tarafından 12.01.2023 tarihinde gerçekleştirilen olağanüstü genel kurulda alınan kararların TTK m. 462/3 hükmüne ve sermayenin korunması ilkesine aykırı olması sebebiyle TTK m. 447 gereğince batıl olduğunun tespitine, geçerli bir sermaye artırım kararı alınmamış olması ve yukarıda açıklanan diğer sebeplerle davalı şirketin 13.01.2023 tarihli ...... sayılı ortakların rüçhan hakkını kullanmasına ilişkin yönetim kurulu kararının yoklukla malul olduğunun tespitine, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili tarafından mahkememize sunulan 04/08/2023 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle ; Öncelikle davacıların dilekçesinde belirttiği, 2022 yılı içerisinde tarih ve sayısı taraflarına bildirilmeyen ve taraflarının payını azaltan dayanaksız yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespitine ilişkin talebinin işbu dava kapsamında ileri sürülmesinin mümkün olmadığını, Söz konusu edilen karar ile müvekkili şirketin 12.01.2023 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı'nda alınan kararları arasında hiçbir bağlantı ve ilişki bulunmadığını, farklı maddi vakıalara dayalı taleplerin aynı dava kapsamında ileri sürülmesi mümkün olmadığından, belirtilen Yönetim Kurulu Kararının yokluğunun tespitine ilişkin talebin ayrı bir dava olarak görülmesi, işbu davadan tefrik edilmesi gerektiğini, Davacıların müvekkili şirkete karşı, İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasıyla "Şirketin Feshi", İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasıyla "Öz Sermaye Tespiti", İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. sayılı dosyası ile davalı şirketin 2020 ve 2021 yıllarına ilişkin genel kurul toplantısının gerçekleştirilmesi amacıyla "Kayyım Atanması", İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..E. Sayılı dosyasıyla "müvekkil şirketin 02.08.2022 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı'nda Alınan Kararların İptali", İstanbul ....Asliye Ticaret Mahkemesi ...E. sayılı dosyası ile "Yönetim Kurulu Sorumluluğu", İstanbul ....Asliye Ticaret Mahkemesi ... sayılı dosyası ile "Şirkete Özel Denetçi Tayin Edilmesi" talepli; talepleri birbiriyle çelişen birden çok dava ikame ettiğini, müvekkili şirketin 12.01.2023 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı'nda alınan kararların usule ve yasaya uygun olarak alındığını ve şirket Yönetim Kurulu olarak tüm yükümlülüklerin yerine getirildiğini, müvekkili şirketin genel kurul kararlarının uygulanmasının durdurulmasını veya kararların yokluk/butlan olduğunun tespitini gerektirecek sebep ve şartların da şirket bünyesinde mevcut olmadığını, davacıların pay oranlarının gerçeğe ve mevzuata aykırı olarak işlendiği iddiasının asılsız olduğunu, davacıların murisi, müteveffa şirket ortağı ile ... ...'ın 2019 yılına kadar şirket yönetiminde “MÜNFERİDEN” imzaya yetkili olarak, birlikte görev aldıklarını, 2018-2019 yıllarında ...'a kanser hastalığı teşhisi konulması sonrasında ...'ın şirketteki görevlerinden ayrıldığını, davacıların, murislerinin vefatı akabinde murislerinin paylarının kendilerine intikaliyle birlikte müvekkil şirketten intikal eden payların adlarına pay defterine işlenmesi talebinde bulunduklarını, ancak murisin vefatı sonrasında şirket kayıtlarının incelenmesiyle birlikte, özellikle ortaklar cari hesabı ve bu hesapla ilintili sermaye artırımlarındaki işlemlerin incelemeye alındığını ve şirket bünyesinde, davacıların murisinin şirket yönetim kurulunda yetkili olduğu, 2017/2018/2019 yıllarına ilişkin tüm dönemler, sermaye artırımları, ortaklar cari hesaplarının işleyişi, hesaplar arası izinsiz olarak yapılan virmanlar ve benzeri durumların tespit edilmesi neticesinde; sermaye artışlarının tamamının Şirket iç kaynaklarının sermayeye ilave edilmesi şeklinde olduğu, İç kaynakların en ağırlıklı bölümünün ise Ortaklar cari hesabındaki ortak alacaklarının sermayeye ilave edilmesi şeklinde olduğu, sermaye artırımı kararının alınmasının hemen öncesinde, şirket ortağı ... ...'ın cari alacağından, ... cari hesabına izinsiz virman yapıldığı ve gerçekleşen bu sermaye artırımının ise “...'a AİT OLMAYAN ORTAK ALACAĞINDAN YANİ, ... ...'ın alacaklarından karşılandığı, Sonuç itibariyle Muris ... tarafından taahhüt edilen sermayenin hiçbir şekilde ödenmediği ve ödemelerin ... ... tarafından yapıldığı, Sermaye ödemelerinin ... ... tarafından yapılmış olması nedeniyle bir düzeltme işlemine gerek duyulduğu ve bu işleme de TTK'nun 500. Maddesinin cevaz verdiği, tespit edilen bu hususa istinaden, TTK 500'ün kanun gerekçesinde de yazılı olduğu üzere, davacıların bilgilendirilmesi gerektiği ve bu nedenle de bilgilendirme toplantısı yapılması amacıyla; Bakırköy ...... Noterliği'nin 06.07.2022 tarih ve ..... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edildiğini, ancak davacıların toplantıya katılmamayı tercih ettiğini, bu hususta Beyoğlu ...... Noterliği'nin 21.07.2022 tarih ve ..... yevmiye numaralı Tespit Tutanağının tanzim edildiğini, davacıların, söz konusu toplantıya katılmadıklarını, tespit edilen usulsüzlükler ile alakalı bugüne kadar herhangi bir bilgi veya belge sunmadıklarını, davacıların, mirasçı olduklarını ihtar ederek şirket pay defterine ortak olarak kaydedilmelerini istediklerini, Sonuç olarak ... ...'ın yükümlülüğü kapsamında olmayan sermaye artırımı ödemelerinin de kendi iradesi dışında gerçekleştirilmiş olduğu, bu hususların defter kayıt ve belgelerinde açıkça belli olması sebebiyle, Yönetim Kurulu tarafından TTK'nun 500. Maddesi uyarınca; davacıların murisinin ödemesi gereken ancak ödemediği ve ... ... tarafından ödenen sermaye bedeline karşılık gelen payların ... ... adına tescil edilmesine karar verildiğini,Şirket Yönetim Kurulu tarafından alınan işbu kararın TTK 500 uyarınca alındığını, ... ... adına düzeltme kaydı yapılan payların da karşılığı olan sermaye tutarının zaten ... ... tarafından ödendiğini, müvekkili şirket Yönetim Kurulunun; Şirket Yönetim Kurulu'nun 29/07/2022 tarih ve 2022/8 sayılı kararı neticesinde, mirasçılara intikal eden payları; olması gerektiği şekilde mirasçılar adına pay defterine işlediğini, davacıların, murisinden kendilerine intikal eden payların, pay defterine işlenmediği iddiasının dayanaktan yoksun ve gerçeklerle bağdaşmadığını, tarafların pay sahibi sıfatıyla şirketin 02.08.2022 tarihinde gerçekleştirilen Olağan Genel Kurul Toplantısına katılmaları akabinde müvekkili şirket aleyhinde sadece pay sahipliği sıfatını haiz kişilere mahsus birçok dava ikame etmiş olmaları ile de sabit olduğunu, bu sebeple, ne Yönetim Kurulu tarafından alınan kararın ne de hazır bulunanlar listesinde belirtilen pay oranlarının usule ve yasaya aykırı olduğundan bahsedilmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin 12.01.2023 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısının usule ve yasaya uygun olarak gerçekleştirildiğini, alınan kararların da usule ve yasaya uygun olarak alındığını, davacılar tarafından her ne kadar kendilerine tebligat yapılmadan, çağrı kağıdı gönderilmeden müvekkil şirketin 12.01.2023 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı'nın gerçekleştirildiği iddiasında bulunulmuş ise de, bu hususun da gerçeklerle bağdaşmadığını, ülkemizde 2019/2020 yıllarında başlayan pandemi dönemi ve bunu takip eden enflasyon neticesinde, şirket giderlerinin çok ciddi olarak arttığını, bu giderlerin önemli bölümünün ise her ay NAKİT olarak ödenen giderler olduğunu, enflasyon neticesinde birden fırlayan maliyetlerin fiyatlara yansıtıldığını ve bunun neticesinde taleplerin küçüldüğünü, ortaklar arasında oluşan anlaşmazlıklar ve davalar nedeniyle, davacı ortakların kefalet dahil herhangi bir imza vermekten uzak olması sebebiyle kredi alamama sorunları ile karşılaşıldığını ve bu nedenle de nakdi sermaye artırımı. yapılmasının zorunlu hale geldiğini, Sermaye artırımının gerçekleştirildiği 2023 Ocak döneminde Toplam Giderler 30.076.584-TL olup, bunun 13.297.584-TL tutarındaki bölümünün aylık nakit olarak ödenmesi gereken giderler olduğunu, oluşan fiyat artışları nedeniyle siparişlerde azalma olduğunu, 2019 Ocak ayındaki aylık ciro 11.960.920,76 TL ve 2023 Ocak ayındaki ciro ise 20.657.742,60 TL olduğunu, yani Aylık nakit ödenmesi gereken giderler “5” misli artmışken , ciro “1” misli arttığını, şirketin ortalama tahsilat vadesinin 4 ay olduğunu, buna karşılık sadece 4 ay için ödemesi gereken nakit giderin 55.710.336-TL olduğunu, 12/01/2023 tarihli Olağanüstü Genel Kurul'da alınan Sermaye Arttırım Kararının ise 56.000.000-TL olduğunu, bu artırımın 9.340.000-TL'si ... ... "ın şirketten olan alacağını almayarak sermayeye ilave etmesi ve geriye kalan 46.660.000- TL'si ise nakden taahhüt edildiğini, bir an için, şirketin iç kaynaklarının, işletme sermayesini karşılamaya yettiği düşünülse bile, bu durumda ... ...'ın 9.340.000,- TL borç vermek zorunda kaldığını açıklamak gerektiğini, çünkü şirketin nakit ihtiyacının sürekli olarak büyüdüğünü, şirketin menfaati ve işleyişinin aksamaması amacıyla, sermayesinin artırılmasına karar verilerek, bu hususta Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı yapılmasına karar verildiğini, 10.12.2022 tarihli Yönetim Kurulu kararı ile sermaye artırımına ilişkin olarak 12.01.2023 tarihinde Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı yapılması kararı alındığını, Olağanüstü Genel Kurul Toplantısına ilişkin tüm hazırlık sürecindeki iş ve işlemler de Yönetim Kurulu tarafından layıkıyla yerine getirilerek; mevzuata uygun bir toplantı yapılması sağlandığını, TTK'nun 414. Maddesi uyarınca; Tüm pay sahiplerinin toplantıda temsil edilmesi amacıyla usulüne uygun olarak TTSG'de süresi içerisinde ilan yapıldığını, ilgili şirketin internet sitesinde toplantıya ilişkin bildirimin yayımlandığını, çağrı mektuplarının pay sahiplerine, pay sahiplerinin ilgili şirkete bildirdikleri ve halihazırdaki davanın dava dilekçesinde de mevcut adresleri olarak belirtilen adreslere gönderilmek suretiyle iadeli taahhütlü mektupla tebliğ edilmeye çalışıldığını, Ancak davacılar tarafından, söz konusu iadeli taahhütlü mektupların alınmasından imtina edildiğini ve çağrı mektuplarının iade döndüğü dolayısıyla davacıların olağanüstü genel kurula ilişkin davetin yapılmadığı ve olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğu iddiasında bulunmalarında hiçbir hukuki yararları bulunmadığı gibi davacıların kötü niyetle hareket ettiklerini de gösterdiğini, davacıların, ikamet/tebligat adresleri konusunda muğlak bir duruş sergilediklerini, kendilerinin çektiği ihtarnameler veya açtıkları davalarda bildirdikleri adreslerinin, şirket tarafından tebligat yapılan adresler ile birebir aynı olduğunu, neticede; Davacıların, müvekkili şirketin 12.01.2023 tarihinde gerçekleştirilen Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı'nda alınan kararların tedbiren durdurulmasını havi İhtiyati Tedbir Taleplerinin REDDİNE, TTK 448/3 uyarınca, müvekkil şirketin muhtemel zararlarına karşılık, mahkemenizce takdir. edilecek bedelde davacıların ayrı ayrı TEMİNAT GÖSTERMESİNE, Davacıların 2022 yılı içerisinde tarih ve sayısı müvekkillere bildirilmeyen ve müvekkillerin payını azaltan dayanaksız yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunun tespiti talebinin DERDESTLİK NEDENİYLE REDDİNE, Mahkemenizin aksi kanaatte hasıl olması halinde, İlgili Yönetim Kurulu Kararının yok hükmünde olduğunun tespiti talebinin TEFRİKİNE, Davacıların müvekkil şirkete karşı ikame ettiği, İstanbul ....... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı, İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı, İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. Sayılı, İstanbul ....Asliye Ticaret Mahkemesi ...E. Sayılı, İstanbul ....Asliye Ticaret Mahkemesi ...E. Sayılı ve İstanbul ....... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...E. sayılı dosyasının BEKLETİCİ MESELE YAPILMASINA, Akabinde, Davacıların haksız ve kötü niyetli davasının REDDİNE, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
DELİLLER ve GEREKÇE:
Dava, davalı şirketin 12/01/2023 tarihinde yapılan genel kurulunda, alınan kararların ve bir kısım yönetim kurulu kararlarının yok hükmünde olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
Bilirkişiler Prof. Dr. ... ve .... sunmuş oldukları 11/03/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle ; Davalı tarafından ibraz edilen ticari defterlerin usulüne uygun bir şekilde açılış ve kapanış tasdiklerinin yaptırıldığı, ticari defterlerinin birbirini teyit eder şekilde tutulduğu, ticari defterlerinin davacı lehine delil niteliğinin mahkemenin takdirinde olduğunu, Yukarıda ki ayrıntılı tespitler ışığında; davalı şirketin Sermayeye ilave edilebilecek 1.361.452,06 TL özel fonlar + 16.523.945,47 TL geçmiş yıl kârları +4.726.275,60 TL dönem kârı olduğu tespit edilmiş olup sermaye artırımında bu iç kaynaklar kullanılmadan dışardan nakdi artırım yönünde genel kurulda alınan kararın TTK md. 462 f.3 hükmüne aykırılık teşkil ettiği ve batıl olduğu kanaatine varıldığı yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir.
Anonim şirketlerde genel kurul, pay sahiplerinin veya temsilcilerinin usulüne uygun çağrı üzerine belirli bir gündemi görüşmek ve karara bağlamak için bir araya gelmesinden oluşan, şirketin karar ve irade organıdır. Hukukî sonuç doğuran bir irade beyanı olması nedeniyle genel kurul kararı, bir hukukî işlem niteliğindedir.
Hukukî işlem, bir veya birden çok kişinin hukuk düzeninin öngördüğü sınırlar içinde gerektiğinde diğer unsurlarla birlikte hukukî sonuçlar doğurmaya yönelik irade açıklamasından oluşan hukukî bir olgudur. İrade açıklamasının yönelmiş olduğu hukukî sonuç, bir hakkın veya hukukî ilişkinin kurulmasından, değiştirilmesinden, devredilmesinden veya ortadan kaldırılmasından ibaret olabilir. Bir hukukî işlemin meydana gelmesi, hüküm ve sonuçlarını doğurabilmesi, birden çok kişinin irade beyanına bağlı ise bu hukukî işlemlere iki veya çok taraflı hukukî işlem denir. Çok taraflı hukukî işlemler, sözleşme ve karar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Karar, aynı gruba dâhil kişilerin ortak bir iş veya amaca ilişkin olarak başkana yöneltilmiş irade beyanıdır. Dolayısıyla hukukî işlemlerin hükümsüzlük hâlleri “karar” için de geçerlidir. Dolayısıyla karar şeklindeki bir hukukî işlemin hükümsüz olması, onun yöneldiği hukukî sonucu gerçekleştirme gücünün olmadığı anlamına gelmektedir.
Anonim şirketlerde genel kurul kararlarının doğrudan veya dolaylı etkilerini gösterebilmeleri her şeyden önce hukuk kurallarına aykırı bulunmamalarına, hukuken mevcut ve geçerli olmalarına bağlıdır. Kararların mevcudiyet ve geçerlilik şartları, kanun koyucu tarafından şirketin, azınlığın, şirket alacaklılarının ve müstakbel pay sahiplerinin hak ve çıkarları ile kamu düzeninin diğer gerekleri göz önünde bulundurulmak suretiyle çeşitli kanun hükümleriyle tespit edilmiştir. Meydana gelişi veya içeriği bakımından bu hükümlere ve bunların ışığında düzenlenmiş olan şirket esas sözleşmesine aykırı bulunan kararlar hukuken hükümsüz olurlar. Genel kurul kararlarında bu hükümsüzlük, ihlâl edilen hukuk kuralının niteliğine göre butlan, yokluk veya iptal edilebilirlik olarak karşımıza çıkmaktadır.
Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden butlan, TTK’nın 447. maddesi ile açıkça düzenlenmiştir. Buna göre genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran; pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran; anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. TTK’nın 447. maddesinde genel bir düzenleme yapılmamış, sadece örnek niteliğinde butlan sebepleri sayılmakla yetinilmiştir. Dolayısıyla TTK’nın 447. maddesinde sayılmayan durumlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi uygulanacak; emredici hukuk kurallarına, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılacaktır.
Batıl bir hukukî işlem, unsurları itibariyle şeklen ve fiilen mevcut olmakla birlikte, konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hukukî hüküm ve sonuçları daha başlangıçtan itibaren kesin olarak hükümsüzdür. Bu kesin hükümsüzlük kural olarak düzeltilemez nitelikte olup hukukî yararı bulunan herkes tarafından bir süre ile sınırlı olmaksızın ileri sürülebilir. Mahkemeye sunulmuş olan olaylardan anlaşılmak koşuluyla hâkim tarafından res’en göz önünde tutulur.
Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden olan yokluk, TTK’da düzenlenmemiştir. Yokluk yaptırımının kanunda düzenlenmemiş olması, yokluk yaptırımının hukukî işlem niteliğinde olan genel kurul kararları hakkında uygulanamayacağı anlamına gelmemektedir. Bir hukukî işlem, meydana gelişi bakımından emredici hukuk kurallarına aykırı ise o işlem yok hükmündedir. Meydana gelişe ilişkin olan emredici hukuk kuralları, hukukî işlemin unsurlarını oluşturan, onun mevcudiyet şartlarını belirleyen kurucu-şekli nitelikteki hükümlerdir. İçeriğe ilişkin emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde butlan söz konusu olup hukukî işlem şeklen mevcut olmakla birlikte konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hüküm ve sonuçları, daha başlangıçtan itibaren hiç kimseye karşı meydana gelmez. Kurucu-şekli nitelikteki emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde ise yokluk söz konusu olup kurucu unsurların veya kanunî şeklin eksikliği sebebiyle hukukî işlem şeklen meydana gelememektedir. Dolayısıyla butlanda hukukî işlemin meydana gelmesi için gerekli olan içerik unsurları vardır; fakat hukuk düzeni bu içerik bakımından amaçlanan sonuçların meydana gelmesini kesinlikle reddetmektedir. Yoklukta ise hukukî işlem için gerekli olan içerik şekli bakımdan dâhi meydana gelmiş değildir (Tekinay, S. Sulhi/Akman, Servet/Burcuoğlu, Haluk/Altop, Atilla: Tekinay Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul, 1993, s. 378).
Anonim şirketlerde genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden iptal edilebilirlik ise TTK’nın 445. maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Anılan madde gereğince kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açılabilecektir. İptal davasına konu bir genel kurul kararı, şekil veya içeriği bakımından sakat olsa bile iptaline dair hüküm kesinleşinceye kadar geçerli bir karar olarak kabul edilir. Süresinde ve usulüne uygun olarak açılan bir iptal davasında verilen iptal kararı kesinleşirse, bu karar geçmişe etkili olarak hüküm doğurur. Kararın alınmasından itibaren üç ay içinde dava açılmazsa veya açılan dava reddedilirse söz konusu aykırılık ve bu nedenle kararın iptal edilebilirliği artık ileri sürülemez.
Görüldüğü üzere TTK’nın 445. maddesinde genel iptal sebepleri düzenlenmiştir. Dolayısıyla kanuna, esas sözleşme hükümlerine veya dürüstlük kuralına aykırılık nedenlerine dayalı olarak mahkemeden genel kurul kararlarının iptali talep edilebilir. Bu kapsamda kanuna aykırılık, butlan ve yokluk halleri dışındaki hükümlere aykırı olan genel kurul kararlarını ifade etmektedir. Zira iptal davası hukuken mevcut ve geçerli, ancak sakat doğmuş olan bir genel kurul kararına karşı açılabilir. Mutlak emredici hükümlere aykırılık halinde esasen ortada şeklen bir genel kurul kararı yoktur ve dolayısıyla bu karar hükümsüzdür. Hükümsüz sayılan bir genel kurul kararının da iptali değil, hükümsüzlüğünün tespiti söz konusu olur. Kanuna aykırılık, emredici hükümler haricinde yalnızca TTK hükümlerine veya anonim şirketi düzenleyen hükümlere değil yürürlükte bulunan ilgili tüm mevzuat hükümlerine ve yazılı olmayan hukuk kurallarına, özellikle -yasal istisnalar dışında- pay sahipleri arasındaki eşitlik ilkesini de içerir.
Öte yandan esas sözleşmeye aykırı kararlar yönünden de iptal davası açılabilmektedir. Buradaki aykırılık şirket esas sözleşmesinde yer alan herhangi bir hükme muhalefet halinde söz konusu olmaktadır. Örneğin kanunda öngörülen yeter sayıya uygun olarak bir genel kurul kararı alınmış olmasına rağmen bu kararın esas sözleşmede öngörülen ağırlaşmış müzakere nisabına aykırı bir şekilde alınmış olması halinde bu kararın iptali mahkemeden istenebilir. Ayrıca genel kurulda alınan kararlar, görünüşte kanun ve esas sözleşmeye uygun olmasına rağmen, çoğunluğun yetkilerini kötüye kullanarak azınlığın veya münferit pay sahiplerinin meşru çıkarlarını ihlal ediyorsa dürüstlük kuralına aykırılık sebebiyle bu genel kurul kararının iptali gerekir.
Somut uyuşmazlıkta davacılar davalı şirketin 12.01.2023 tarihli genel kurulunda alınan sermaye artırımına ilişkin kararının ve akabinde alınan yönetim kurulu kararının butlanını talep etmektedirler. Davacılar kararın butlanına dayanak olarak ise şirketin iç kaynakları kullanılmadan dış kaynaklardan artırım yapılamayacağına ilişkin TTK md. 462 f. 3 hükmünü göstermektedirler.
Davacıların usulüne uygun olarak çağrılmalarına rağmen genel kurul toplantısına katılmadıkları ve muhalefet şerhlerini genel kurul kararının alındığı tutanağa yazdırmadıkları için TTK'nın 446.maddesi uyarınca iptal davası açma hakları bulunmamakla birlikte kararın batıl veya yok hükmünde olduğunu tespit ettirme hakları bulunduğundan olayın bu çerçevede değerlendirilmesi gerekmektedir.
Davacılar genel kurulda alınan sermaye artırımına ilişkin kararın İç kaynaklar kullanılmadan dış kaynaklardan nakit artırım yoluyla yapılmasının TTK md. 462 f. 3 hükmüne aykırılık nedeniyle batıl olduğunu ileri sürmektedirler.
Türk Ticaret Kanunu'nun 462 f. 3 maddesinde;
(3) Bilançoda sermayeye eklenmesine mevzuatın izin verdiği fonların bulunması hâlinde, bu fonlar sermayeye dönüştürülmeden, sermaye taahhüt edilmesi yoluyla sermaye artırılamaz.
Hem bu fonların sermayeye dönüştürülmesi hem de aynı zamanda ve aynı oranda sermayenin taahhüt edilmesi yoluyla sermaye artırılabilir. Artırım genel kurul veya yönetim kurulu kararının ve esas sözleşmenin ilgili maddelerinin değişik şeklinin tescili ile kesinleşir. Tescil ile o anda mevcut pay sahipleri mevcut paylarının sermayeye oranına göre bedelsiz payları kendiliğinden iktisap ederler. Bedelsiz paylar üzerindeki hak kaldırılamaz ve sınırlandırılamaz; bu haktan vazgeçilemez.” Hükmü yer almaktadır.
TTK sermaye artırımına ilişkin olarak 462. maddede Alman ve İsviçre Hukuk düzenlemelerinde bulunmayan yeni bir mekanizma öngörmüş ve bilançoda sermayeye eklenmesine mevzuatın izin verdiği fonların bulunması hâlinde, bu fonlar sermayeye dönüştürülmeden, sermaye taahhüt edilmesi yoluyla sermaye artırılamayacağı, hem bu fonların sermayeye dönüştürülmesi hem de aynı zamanda ve aynı oranda sermayenin taahhüt edilmesi yoluyla sermaye artırılabileceği hükme bağlanmıştır. TTK md. 462 (3)'ün gerekçesinde de açıkça anlaşıldığı üzere düzenlemenin asıl amacı şirketin iç kaynaklarında sermayeye dönüştürülebilecek fonlar varken dış kaynaklardan sermaye artırımına gidilerek azlığın paylarının bu yolla sulandırılıp tamamen şirket dışına itilmesinin önlenmesidir.
Dolayısıyla Anonim Şirketlerde sermaye artırımının hem iç kaynaklardan, hem de sermaye taahhüt yoluyla artırılabilmesi için, Bilançoda sermayeye eklenecek fon bulunması halinde, “Bu fonlar sermayeye dönüştürülmeden sermayenin taahhüt yoluyla artırılamayacağı, fonlar ile birlikte taahhüt yoluyla da sermaye artırılacak ise, aynı oranda sermaye taahhüdünde bulunulması gerektiği” emredici biçimde düzenlenmiştir.
Bunun yanı sıra Anonim ve Limited Şirketlerin sermaye artırım işlemlerinde ve özellikle TTK'nun 462'nci madde uygulamasında ortaya çıkan tereddütlerin giderilmesi amacıyla düzenlenen Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın İstanbul Ticaret Sicili Müdürlü 'ne gönderdiği 25.01.2013 Tarih ve ..... sayılı Yazısında da, özetle; “Bilançolarında sermayeye eklenmesine mevzuatın izin verdiği fonları bulunan ve halka açık olmayan anonim şirketlerde, sermaye taahhüdü yoluyla sermayenin artırılabilmesi için; sermaye taahhüdü yoluyla yapılacak sermaye artırımı tutarı kadar, fonların da eş zamanlı olarak sermayeye dönüştürülmesi gerektiği” yer almaktadır.
Davalı Şirket ticari defterleri üzerinde yaptırılan incelemede Sermayeye ilave edilebilecek 1.361.452,06 TL özel fonlar + 16.523.945,47 TL geçmiş yıl kârları = 4.726.275,60 TL dönem kârı olduğu tespit edilmiş olup, bu tutarlar sermayeye ilave edilmeden dış kaynaklardan sermaye artırılması TTK md. 462 f. 3'ün emredici düzenlemesi karşısında mümkün görünmemekte olup davalı şirket genel kurulunda alınan sermaye artırımı kararının TTK.md.462 f.3 hükmüne aykırılık teşkil ettiği ve batıl olduğu,sermaye artırımı kararının batıl olması halinde davalı şirket yönetim kurulunda alınan rüçhan hakkının kullanımına ilişkin kararın dayanağı kalmayacağından anılan yönetim kurulu kararının da batıl olacağı anlaşılmakla davanın kabulü ile davalı şirketin 12/01/2023 tarihli olağanüstü genel kurulunda sermaye artırımına ilişkin karar ile akabinde alınan 13/01/2023 tarih ve 2023/1 sayılı yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitine,ilgili kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM/Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile,davalı şirketin 12/01/2023 tarihli olağanüstü genel kurulunda sermaye artırımına ilişkin karar ile akabinde alınan 13/01/2023 tarih ve 2023/1 sayılı yönetim kurulu kararının batıl olduğunun TESPİTİNE,
2-Davalı şirketin 12/01/2023 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan sermaye artırımına ilişkin karar ile 13/01/2023 tarih ve 2023/1 sayılı yönetim kurulu kararının TTK'nun 449. Maddesi uyarınca YÜRÜTÜLMESİNİN GERİ BIRAKILMASINA, bu konuda ...... ile davalı şirkete müzekkere yazılmasına,
2-Alınması gerekli 427,60 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA,
3-Davacılar tarafından ödenen 179,90 TL Başvurma Harcı ile 179,90 TL Peşin Harç ile 25,60 TL vekalet harcının davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE,
4-Davacılar tarafından yapılan 36 tebligat+posta ücreti 1.086,00 TL , 1 bilirkişi inceleme ücreti 12.000,00 TL olmak üzere toplam 13.086,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara VERİLMESİNE,
5-Davacıların kendilerini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 17.900,00 TL ücreti vekaletin davalıdan tahsili ile davacılara VERİLMESİNE,
6-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı.18/04/2024
Başkan ...
☪e-imzalıdır.☪
Üye ...
☪e-imzalıdır.☪
Üye ...
☪e-imzalıdır.☪
Katip ...
☪e-imzalıdır.☪