T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/807 Esas
KARAR NO : 2024/300
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 24/08/2023
KARAR TARİHİ : 26/03/2024
K.YAZIM TARİHİ :09/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacının alacağının temini bakımından haricen edilen bilgilere göre borçlunun birçok borcunun olması, yargılama sürecinde mal kaçırma ihtimali ve böyle bir durumda ileride verilecek kararın infazının mümkün olmayacağı ihtimali göz önüne alınarak, davalının mal varlıklarının ihtiyaten haczine, davalının menkul ve gayrimenkul malları ile 3. Şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı şirket tarafından cari hesaptan kaynaklı alacağı olduğu iddiası ile müvekkiline aleyhine icra takibi gerçekleştirdiği, müvekkili şirketin cari hesaplarında var olan 11.656,98 TL tutarlı borcun dosyaya yatırıldığı, davacının, müvekkil şirketin dosya borcunu ödemediği yönündeki iddiaların mesnet olduğu, Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanunu'nda Türkiye'de yer alan şirketler arasındaki alım satım sözleşmelerinde dövizle borçlanma yasağı düzenlemesinin yer aldığı, söz konusu işlemde yabancılık unsuru bulunmamakla birlikte faturada da görüleceği üzere iki şirketin de Türk şirketi olduğu ve yabancılık unsuru bulunmadığı, bu haliyle faturanın Türk Lirası cinsinden düzenlendiğinin kabulünün gerektiği, satış işleminin döviz cinsinden yapılmasının hatalı olduğundan davacı tarafından vade tarihindeki TL karşılığının talep edilebileceği, davacı tarafından bu tutarı aşan talep haksız zenginleşmeye matuf olup kabulü mümkün olmayacağı, Bakırköy .... İcra Dairesi ..... E. Sayılı dosyada yer alan ödeme emrinde: "Asıl Alacağa- yıllık ( 9415,75 ) oranında ve değişen oranlarda işleyecek Reeskont- Avans Faizi - fiili ödeme günündeki Efektif satış kuru üzerinden demek sureti ile faiz talep edildiği, davacı tarafından reeskont faizi talep ettiği gözetildiğinde alacağın Türk Lirası cinsinden olduğu da davacının kabulünde olduğu, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için müvekkilin döviz ile borçlandığı kabul edilse dahi davacının ödeme emrinde talep ettiği faiz türünün uygulanmasının hukuka aykırı olduğu, bu yönü ile de faize itiraz ettikleri, Temerrüt şartlarının oluşmadığı, kanun borçlunun temerrüde düşmüş sayılması için, borcun muaccel olmasını yeterli bulmamakta, davacının alacaklı tarafından müvekkile gönderilen herhangi bir ihtar veya beyanı bulunmadığı, borcun muaccel hale gelmediği, Davacı tarafından 31.03.2017 tarihli faturaya icra takibi başlattığı, söz konusu alacağın zamanaşımına uğraması nedeniyle davanın reddinin gerektiği, belirtilip, davanın reddine, davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Dosyamız arasına celp edilen Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Davacı alacaklının 3.590,85 USD asıl alacak üzerinden borçlu aleyhine cari hesap alacağı dayanak gösterilmek suretiyle ilamsız icra takibi başlattığı, ödeme emrinin borçluya 20/06/2022 tarihinde tebliğ edildiği; borçlu tarafından süresi içerisinde 23/06/2022 tarihinde borca ve ferilerine itiraz edildiği görüldü.
Bilirkişi ... tarafından mahkememize sunulan 16/02/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle; Taraflar arasındaki ticari ilişkinin, 30.09.2016 tarihinde davacı şirketin davalı şirkete fatura düzenlemesiyle başladığı, açık cari hesap şeklinde kurulmuş, açık cari hesap şeklinde kurulmuş, davalı tarafından davacı adına 24.06.2022 tarihinde yapılan 11.656,98 TL ödemeye kadar devam ettiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacının takip ve dava tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olup olmadığı (alacağın var olup olmadığı), davalı tarafından fatura bedelinin ödenip ödenmediği; tahsili gereken alacak miktarının ne olduğu, davacının bu alacağı talep edip edemeyeceği, borcun ödenip ödenmediği, borçlunun temerrüde düşüp düşmediği, düştü ile temerrüt tarihinin, uygulanması gereken faiz tür ve oranının, buna göre tahakkuk eden faiz miktarının ve nihayetinde toplam alacağın ne olduğu, icra inkar tazminatı ve kötü niyet tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı, 3.590,85 USD asıl alacak ve takip tarihinden fiili ödeme tarihine kadar faiz talebiyle 10.06.2022 tarihinde harç ödenerek 14.06.2022 tarihinde icra takibine başlandığı, takibe itiraz edildiği, takibin durdurulduğu, huzurdaki davanın açıldığı, dosyada, 14.06.2022 tarihli icra takibi öncesinde borçlunun temerrüde düşürüldüğüne dair bir belgeye rastlanmadığı, bu kapsamda davalının temerrüt tarihinin, icra takibinin tebliğ edildiği 15.06.2022 olarak tespit edildiği, davacının ve davalının ticari defterlerinin incelemeye ibraz edildiği, Raporun 3.3 bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde, tarafların ticari defterlerinin HMK 222.3 kapsamında delil olarak kabul edilemeyeceği, davacı tarafın davalıya 2017 yılında 3.203,70 USD tutarında mal (menkul) satışı gerçekleştirdiği, buna ilişkin 31.03.2017 tarihli fatura düzenlediği, döviz cinsinden düzenlenen bu faturanın davalı ve davacı tarafından 11.656,98 TL olarak yasal defter kayıtlarına alındığı, devamında ödenmeyen borç için davacı tarafından 387,15 USD tutarında adat (faiz) faturaları düzenlenerek 2.262,65 TL olarak yasal defter kayıtlarına alındığı, davalı tarafın si edilen adat faturaları için iade faturaları düzenlendiği ve bunları yasal defter kayıtlarına aldığı, buna ilişkin davalı tarafından davacıya düzenlenen iade faturalarının davacı tarafından yasal defterlerine kayıt edilmediği, bununla birlikte süresinde ve yasaya uygun şekilde iptal ve/veya itirazda bulunmaması nedeniyle bu iade faturaları tutarının davacının alacak tutarından ilmesi gerektiği, davalı tarafından asıl borcun 11.678,43 TL olduğu kabul edilerek 24.06.2022 tarihinde davacı şirkete 11.678,43 TL ödeme yapıldığı, borç/alacağa dayanak olan faturanın döviz cinsinden düzenlendiği, davalı vekilinin iddiasının aksine Türkiye'de mukim şirketler arasında yapılan mal (menkul) alım satımlarında döviz cinsinden fatura düzenlenmesinin mümkün olduğu, konuya ilişkin, düzenlemenin yapıldığı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)'in 8. maddesinin 9 numaralı bendinin buna izin verdiği, dolayısıyla ihtilafa konu 31.03.2017 tarihli faturanın döviz cinsinden düzenlenmesinin mümkün olduğu, bu kapsamda davacının 31.03.2017 tarihli faturadan kaynaklı asıl alacağının 3.203,70 USD olarak kabul edilmesi ve davalı tarafından TL cinsinden yapılan ödemenin TCMB'nin 24.06.2022 tarihindeki döviz alış kuru 17,3478 TL olduğu hususu dikkate alınarak 673,19 USD olarak hesaplanması gerektiği, asıl borç tutarından yapılan ödemenin düşülmesi sonucunda kalan borç/alacak tutarının (3.203,70 673,19 ) 2.530,51 USD olarak dikkate alınması gerektiği, davalı tarafından davacıya 24.06.2022 tarihinde yapılan ödemeden sonra dosyada ödeme yapıldığına ilişkin herhangi bir belge bulunmadığı, davalının icra takibinin tebliğiyle birlikte, yani 15.06.2022 tarihinde temerrüde düşürüldüğü, bu kapsamda icra takibinden önceki döneme ilişkin faiz hesaplanmasının mümkün olmadığı, buna karşın davacının icra takibinden itibaren faiz talebinin yerinde olduğu kanaat ve sonucuna varıldığı yönünde rapor sunulmuştur.
Huzurda görülen dava itirazın iptali davası olup, müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan normal bir eda davasıdır.
Mahkemenin davanın reddi ya da kabulü yönünde vereceği karar, maddi anlamda kesin hüküm teşkil edeceğinden davanın reddi halinde alacaklı, borçluya karşı aynı alacaktan dolayı yeni bir alacak davası açamayacağı gibi davanın kabulü halinde borçlu da alacaklıya karşı bir menfi tespit veya istirdat davası açamayacaktır. Bu nedenle mahkeme itirazın iptali davasında tarafların iddia ve savunmalarını genel hükümlere göre inceleyerek borcun varlığını ve miktarını araştırmak zorundadır.
Yasal dayanağını İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67. maddesinden alan itirazın iptali davası, alacaklının icra takibine karşı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile İİK’nın 66. maddesine göre itiraz üzerine duran takibin devamını sağlamayı amaçlamaktadır. Takip hukukundan doğan bu davada tespit edilecek husus, borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesidir.
Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacının cari hesap alacağından kaynaklı davalı aleyhine başlattığı icra takibine davalının itirazı sonucunda işbu davayı açtığı görülmüştür. Mahkememizce tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda; davacı tarafından davalıya 2017 yılında 3.203,70 USD tutarında mal satışı gerçekleştirdiği, buna ilişkin 31.03.2017 tarihli fatura düzenlediği, döviz cinsinden düzenlenen bu faturanın davalı ve davacı tarafından 11.656,98 TL olarak yasal defter kayıtlarına alındığı, devamında ödenmeyen borç için davacı tarafından 387,15 USD tutarında adat (faiz) faturaları düzenlenerek 2.262,65 TL olarak yasal defter kayıtlarına alındığı, davalı tarafın sözü edilen adat faturaları için iade faturaları düzenlendiği ve bunları yasal defter kayıtlarına aldığı, buna ilişkin davalı tarafından davacıya düzenlenen iade faturalarının davacı tarafından yasal defterlerine kayıt edilmediği, bununla birlikte süresinde ve yasaya uygun şekilde iptal ve/veya itirazda bulunmaması nedeniyle bu iade faturaları tutarının davacının alacak tutarından ilmesi gerektiği, davalı tarafından asıl borcun 11.678,43 TL olduğu kabul edilerek 24.06.2022 tarihinde davacı şirkete 11.678,43 TL ödeme yapıldığı, borç/alacağa dayanak olan faturanın döviz cinsinden düzenlendiği, davalı vekilinin iddiasının aksine Türkiye'de mukim şirketler arasında yapılan mal alım satımlarında döviz cinsinden fatura düzenlenmesinin mümkün olduğu, konuya ilişkin, düzenlemenin yapıldığı Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)'in 8. maddesinin 9 numaralı bendinin buna izin verdiği, dolayısıyla ihtilafa konu 31.03.2017 tarihli faturanın döviz cinsinden düzenlenmesinin mümkün olduğu, bu kapsamda davacının 31.03.2017 tarihli faturadan kaynaklı asıl alacağının 3.203,70 USD olarak kabul edilmesi ve davalı tarafından TL cinsinden yapılan ödemenin TCMB'nin 24.06.2022 tarihindeki döviz alış kuru 17,3478 TL olduğu hususu dikkate alınarak 673,19 USD olarak hesaplanması gerektiği, asıl borç tutarından yapılan ödemenin düşülmesi sonucunda kalan borç/alacak tutarının 3.203,70-673,19=2.530,51 USD olarak dikkate alınması gerektiği tespit edilmiştir. Her ne kadar davalı vekili tarafından süresi içerisinde zamanaşımı definde bulunulmuş ise de Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca huzurda görülen davanın 10 yıllık zamanaşımına tabi olması nedeni ile davalının zamanaşımı definin reddi ile dosyada mübrez bilirkişi raporunun tekniğine uygun ve denetime elverişli olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yeni bir bilirkişiden ya da ek rapor alınması taleplerinin reddine karar verilmiştir. Davacı vekili tarafından 26/03/2024 tarihli duruşmada dava değerinin 2.530,51 USD olduğu belirtilmiştir. Tekniğine uygun ve denetime elverişli düzenlendiği kabul edilen bilirkişi raporu doğrultusunda açılan davanın 2.530,51 USD üzerinden kabulü ile alacağın likit olması nedeni ile davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile kabul edilen asıl alacak tutarının takdiren %20'si oranında hesaplanan 8.732,94 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-AÇILAN DAVANIN KABULÜ ile davalının Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında yapmış olduğu itirazın 2.530,51 USD üzerinden İPTALİ ile takip tarihinden itibaren asıl alacağa davacının talebi aşılmamak üzere 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarıca kamu bankalarının aynı yabancı para türünden bir yıl süreli mevduata uyguladıkları en yüksek faizin uygulanması suretiyle TAKİBİN DEVAMINA,
2-Alacağın likit olması nedeni ile davacının icra inkar tazminatı talebinin KABULÜ ile kabul edilen asıl alacak tutarının takdiren %20'si oranında hesaplanan 8.732,94 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-Davalının şartları oluşmayan kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
4-Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan ve tahsili gereken 179,90 TL başvurma harcı ile 4.712,13 TL karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
5-Davacı tarafından sarf olunan 3.000,00 TL bilirkişi masrafı + 325,75 TL posta ücreti tebligat, müzekkere ve talimat masrafından ibaret toplam 3.325,75 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Sarf olunmayan delil/gider avanslarının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
7-Kendisini vekil ile temsil ettiren davacı taraf lehine yürürlükte bulunan Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/1. maddesi gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
8-235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA,
Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
26/03/2024
Katip ...
¸E-imza
Hakim ...
¸E-imza