T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/813
KARAR NO : 2024/524
DAVA : Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/08/2023
KARAR TARİHİ : 23/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 06/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin Bakırköy Nebetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne verdiği 28/08/2023 harçlandırma tarihli dilekçesiyle ; Dava dışı ..... ...... , annesi ...... , kardeşi ..... , diğer kardeşi olan davalı ..... ve müvekkilinin şirketin pay sahipleri olduğunu, uzun yıllar boyunca ...... 'nun yönetim kurulu başkanlığını yürüttüğünü, müvekkili ile kardeşi ...... 'nun yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıklarını, 2015 yılında tek başına münferiden imza yetkisine sahip şirketin yönetim kurulu başkanı olan müvekkilinin babası ......., yaşadığı rahatsızlık nedeniyle hukuken ve fiilen kendi sorumluluğunu taşıyabilecek, medeni ve yasal haklarını koruyup, kullanabilecek halini kaybettiğini, bunun üzerine davalı şirketin 25.02.2016 tarihli genel kurulunda yönetim kurulu başkanlığına davalı ...... 'nun seçildiğini, yönetim kurulu başkanlığı görevine gelen....... 'nun bulunduğu konumu itibariyle davalı şirkete ait işleri hiçbir kimseye hesap vermeden yapmaya başladığını, muhasebeyi ele geçirdiğini, şirkete gerçek olmayan birçok fatura düzenlettirerek yüklü miktarlarda para çıkışı yapılmasını sağladığını, yönetim kurulu üyesi olan baba ....... 'nun hafıza kaybından yararlanarak ve müvekkilini de Y.K toplantılarına davet etmeden yönetimde istediği kararları aldığını, şirketin yönetim kurulu başkanı olan ......, müvekkil ile babaları olan ......'nun hastalığından istifade ederek, onun aleyhine şirkette hukuka aykırı tasarruflarda bulunduğu için müvekkili tarafından Küçükçekmece..... Sulh Hukuk Mahkemesi ...... E. sayılı dosyası ile vasi tayini davası açtığını ve yapılan aykırılıkların tespitini istediğini, ilgili dosyaya ...... Hastanesi'nden alınan ...... ile ilgili raporda .......'nun 2015 yılından itibaren demans hastası olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin şirketin kötü idare edilişi ve babaları .......'ndan ve şirket hesaplarından yönetim kurulu başkanı olan ....... 'na yüklü miktarlarda para transferleri olduğundan dolayı müvekkilinin yönetim kurulu toplantılarında hesap sorduğunu, fakat somut herhangi bir cevap alamadığını, müvekkilinin şirketin işleyişi ve finansal durumu ile ilgili herhangi somut bir bilgi alamadığından Bakırköy ...... Noterliğinin Ol Eylül 2022 tarih ve ...... yevmiye nolu ihtarı ile yönetim kurulu başkanından şirketin kanunen yapılması gerekirken henüz yapılmayan 2021 yılı olağan genel kurul toplantısına hazırlık amacıyla, davalı şirketin 2021 yılı finansal tabloları ve defter ve belgelerinin TK m. 392/3 uyarınca incelenmesine izin için talepte bulunduğunu, şirketin davalı yönetim kurulu başkanının bu ihtar kendisine ulaşır ulaşmaz önce müvekkilinin kullandığı telefon hattını kestirdiğini, akabinde müvekkiline gönderdiği e-mail mesajı ile yönetim kurulunu 06.09.2022 tarihinde toplantıya davet ettiğini, söz konusu toplantının gündeminin müvekkilinin yönetim kurulu üyesi ........ 'in yönetim kurulu üyeli yeni üyenin seçimi olan genel kurulun 24.09.2022 tarihinde olağanüstü toplantıya davet olarak belirlediğini, davalı şirketin genel kurulunun 24.09.2022 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantısı ile yapıldığını, toplantıya %6 pay sahibi olan müvekkilnin 2015 yılından beri demans hastası olan babalarından pay edinmek suretiyle %75,07 paya ulaşan davalı ...... ile huzurdaki davaya konu şirketten para çıkarmak için kurulan %0,03 paya sahip ...... AŞ yetkilisi katıldığını, müvekkilinin henüz yedi ay önce üç yıllığına yönetim kurulu üyesi olarak seçilmişken, şirkette pay çoğunluğu ile muhasebeyi tamamen ele geçiren davalı tarafından görevinden azledildiğini, müvekkilinin birçok yönetim kurulu toplantısına çağrılmamış ancak davalı ile 2015 yılından beri demans hastası olan babaları .......'nun imza atması ile yönetim kurulu kararları alındığını, davaya konu olan ..... ve Sanayi Ticaret A.Ş.'nde 2016 yılından itibaren bütün yetkileri ele geçiren davalıya karşı müvekkilinin karşılıksız para çıkışlarını ve çoğunluk pay sahibi olan babaları .......'nun paylarının neden azaldığını sorgulaması üzerine müvekkilini azlettiğini, azil kararı ile şirket yönetim kurulunda sorgulama yapacak kimsenin kalmaması üzerine yönetim kurulu başkanının şirkette kendi istediği kararları aldığı ve şirketi şahsi menfaatlerine alet ettiğinin açık olduğunu, müvekkilinin pay sahibi bulunduğu şirketinde inceleme yapma veya TTK tarafından sağlanan diğer haklarını kullanmasına dahi izin verilmediğini yani şirketten uzaklaştırılmaya çalışıldığını, 2023 yılında yapılan son iki genel kurul toplantısına dahi davet edilmediğini, şirketin finansal olarak son durumunu görmek amacıyla yapılan genel kurullara ait finansal tablolar, faaliyet raporları ve sair evrakların talep edildiğini, buna karşılık şirketin bu talepleri Silivri ...... Noterliği 04.08.2023 tarih ve ..... yevmiye nolu yazısı ile söz konusu belgelerin hukukta hiçbir yeri olmayacak bir gerekçeyle vekil olarak kendilerine teslim edilemeyeceği belirterek reddettiğini, aynı şirketin 2018-2019-2020 finansal dönemlerine ait tabloları da yine kendilerince Beşiktaş ...... Noterliği 28.09.2022 tarih ve ..... yevmiye nolu ihtarname ile talep edilmesinin akabinde Bakırköy ...... Noterliği 10.10.2022 tarih ve ..... yevmiye nolu ihtarnamesi ile kendilerine teslim ettiğini, bu sebeplerle davalının müvekkilin de pay sahibi bulunduğu ..... Plastik ve Sanayi A.Ş.'ni uğrattığı zararların tazmin edilerek şirkete ödenmesi amacıyla huzurda iş bu davayı açtıklarını, şirketin ortaklık yapısının aşağıdaki tablodaki gibi olduğunu,
PAY SAHİBİ
PAY ADEDİ
PAY ORANI
......
40.536.500
%75,07
......
4.860.000
%9,00
.......
4.266.000
%7,9
......
3.240.000
%6
.......
1.080.000
%2
...... A.Ş.
17.500
%0,03
TOPLAM
54.000.000
%100
11 Şubat 2023 tarihli genel kurulda, yönetim kurulu başkanı ....... 'nun payı %51 iken, bu toplantıda %75 çıktığı görüldüğünü, diğer bir deyişle 2015 yılından itibaren demans hastası olan şirketin kurucusu ve eski yönetim kurulu başkanının paylarının demans hastalığının başlangıcından itibaren sürekli eksildiğini ve azınlık durumuna düşürüldüğünü, eşinin ismini dahi karıştıracak derecede hasta olan .......'nun her nasılsa noterlikte pay devir işlemi yaparak paylarını ...... 'na devrettiğini, müvekkilinin de pay sahibi olduğu ...... Plastik ve Sanayi Ticaret A.Ş.'nin 11.02.2023 tarihinde yapılan 2021 yılına ait olağan genel kurul toplantısı yapıldığını ve yönetim kurulu başkanı olan ...... 'nun gündemin 7. maddesi uyarınca tekrar yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, gündemin 5. Maddesine göre de ibra edildiğini, müvekkilinin toplantıya davet dahi edilmediğini, aile şirketi olan ...... Plastik ve Sanayi Ticaret A.Ş, eski yönetim kurulu başkanı ve kurucu .......'nun 2015 yılında başlayan demans hastalığı sonrası yönetim kurulu başkanı olan ....., bir taraftan şirketteki paylarını artırmış diğer taraftan ise şirketten karşılıksız veya dolaylı para çıkışları yaparak şirketi zarara uğrattığını ve uğratmaya da devam ettiğini, bunlara ilave olarak günden güne şirketin karlılık oranlarında gerileme, müşteri portföyü ile verilen siparişlerde çok büyük kayıplar meydana geldiğini ve bugüne kadar da daha da artarak devam ettiğini, müvekkilinin görevden alınmasıyla birlikte davalı tarafından yönetimde göreve getirilen vasıfsız derecedeki “yönetici” pozisyonundaki çalışanların üretim ve ihracata yönelik personel istihdamının ve yeni projelere teklif verilmesi için merkezi mühendislik kaynaklarının kullanılarak proje, maliyet ve teklif çalışması yapılması gibi uygulamaların tamamen önüne geçtiğini, yönetici pozisyonunda olan tecrübesiz nitelikteki yöneticilerin sadece yönetim kurulu başkanının emirlerini yerine getirmekte, gerektiğinde sadece imzalarını kullandırdıklarını, bunlara ilave olarak pay sahibi bulunduğu şirketinde inceleme yapma veya TTK tarafından sağlanan diğer haklarının kullanılmasına dahi izin verilmeyerek müvekkilinin sistematik olarak şirketten uzaklaştırılmaya çalışıldığını, davalının yönetim kurulu başkanlığını yürüttüğü ..... Plastik ve Sanayi Ticaret A.Ş. 2015 yılından yaren dahilde işleme izin belgesine sahiptir. Fakat söz konusu belgelere konu ihraç süreci tamamlanmamış, ihracat taahhütnamesi ise kapatılmadığını, bu durumun yönetim kurulu başkanı tarafından şirketin açık bir şekilde zarar ettirilmesine neden olduğunu, davaya konu edilen ...... Plastik ve Sanayi Ticaret A.Ş.'ne ait hammadde girdisi ile üretilen ürün arasında dengesizlik bulunduğunu, davalının alınan hammaddenin belirli bir kısmını kayıt dışı olarak şirket kayıtlarından çıkardığını şirkete zarar verdiğini, bu sebeple şirketin hammadde randıman incelemesinin yapılması sonucu net zararın hesap edilebileceğini, üreticinin sahip olduğu üretim tekniği ile üretime sevk edilen belli miktar ve nitelikteki hammaddeden, belirli miktarlarda mamul veya mamuller üretebileceğini, üretilen mamuller ile bu mamuller için kullanılan direkt madde, yardımcı madde arasındaki miktarsal denge randıman olarak tanımlanabileceğini, her bir üretim prosesinde belirli miktarda fire olduğu için fireden arta kalan miktarda üretim sonucu mamul ortaya çıkacağını, davalı, ..... Plastik ve Sanayi Ticaret A.Ş.'ne ait taşınmazı hiçbir kira ödemesi yapmadan kullanmakta, şirkete açıkça zarar vermektedir. Davalı, yönetim kurulu başkanı olarak faaliyette bulunduğu 2016 yılında ..... Grup tarafından inşa edilen ...... sitesinden şirket nam ve hesabına taşınmaz satın aldığını, söz konusu taşınmazın 4 +1 oda, 220 metrekareye sahip olduğunu, tapu da İstanbul İli ..... İlçesi ..... mahallesi ..... Ada ...... Parselde H1 Blok Bağımsız Bölüm No: 6'da kayıtlı olduğunu, zaten şirkete ait mizanlarda 549 özel fonlar kırılım hesabında yer aldığını, her ne kadar söz konusu taşınmazın sahibi şirket olmasına rağmen, davalının satın aldığı tarihten itibaren taşınmazı kullandığını, buna karşılık herhangi bir kira ödemediğini, bu sebeple şirketin sahibi olduğu taşınmazdan kira kaybı yaşadığını, net kira kaybının tespiti için bilirkişiler vasıtasıyla, şirkete ait taşınmazın 2016 yılından bugüne kadar olan kira bedellerinin tespit edilmesini, bu sayede şirketin davalı tarafından uğratıldığı zarar tespit edilebileceğini, davalının kredi kartlarına ait borçlarının şirket hesaplarından ödendiğini, ...... Plastik ve Sanayi Ticaret A.Ş.'ne ait Ortaklar Cari Hesabı, karşılıksız olarak Davalı lehine sıfırlandığını, şirkete ait finansal tablolardan da rahatlıkla tespit edileceği üzere “131 ortaklardan alacaklar” kırılım hesabının altında 131-01-001 alt kırılımda davalı ....... 'na ait şirket alacağı değerleri bulunduğunu, tüm cezai dava ve şikâyetler saklı kalmak şartıyla; davaya konu hukuka ve ahlaka aykırı uygulamalar sebebiyle hukuki sorumluluğu bulunan diğer tüm kişi ve şirketlere karşı haklarımız ile davalıya karşı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; HMK 107/1 çerçevesinde açtıkları iş bu belirsiz alacak (tazminat) davamızın kabulü ile ...... Plastik ve Sanayi Ticaret A.Ş.'nin davaya konu hukuka ve dürüstlük kuralına aykırı uygulamalar sebebiyle uğradığı zararların tazmini kapsamında HMK 107/2 uyarınca talep tutarlarını sonradan artırmak üzere şimdilik 100.000 TL'nin davalıdan TTK'nın ilgili hükümleri uyarınca zararın meydana geliş tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline ve tazminat tutarının ...... Plastik ve Sanayi Ticaret A.Ş.'ne ödenmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA;
Davalı vekilinin 03/10/2023 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle ; Davacı tarafça ileri sürülen hususların ve taleplerin tümü haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olup, hukuki gerekçeler çerçevesinde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, TTK m.558/2 gereğince İBRA ile ilgili 6 aylık hak düşürücü sürenin geçmesi sebebiyle , talep hakkının bulunmaması nedeniyle davanın reddini talep ettiklerini, dava dilekçesinin maddi vakıaları kanuna uygun bir şekilde içermediğini ve somutlaştırma yükünü yerine getirmediğini, bu sebeple soyut gerçek dışı iddialar sebebiyle bu davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının kanuna ve esas sözleşmeye aykırı eylemi, zararı ve illiyet bağının kurulduğuna ilişkin ispat yükünü taşıdığını, 6335 sayılı Kanun ile değiştirilen TTK m. 553’e göre YK üyelerine açılan sorumluluk davalarında kusur koşul vakıasının ispat yükünün davacıya yüklendiğini, TTK 560 maddesi çerçevesinde zamanaşımı süresi bakımından davanın reddini talep ettiklerini, davacının dava hakkını kötüye kullandığını, şirketin yöneticileri ve yönetim kurulu üyelerinin hepsinin kendi alanında, uzun yıllara sari tecrübesi olan kişilerden seçildiğini, şirket yöneticilerinin ortalama tecrübesinin çok uzun yıllara dayandığını, şirket yöneticilerinin başarılarıyla sektörel bazda ülke ve yurtdışında sektöre yön verdiğini, bu konuda örnek gösterildiklerini, şirket yönetiminde bulunanların davacının şirkette bulunduğu dönemde de şirkette çalışan ve kendisinden daha uzun kıdem ve hiyerarşik pozisyona sahip kimseler olduklarını, yani bahse konu yöneticilerin hiç birinin şirkete yeni işe başlayan yöneticiler olmadığını, işe alındıkları tarihlerde davacının yönetim kurulu üyesi, eşinin ise fiili organ statüsünde imza yetkilisi olarak şirkette yine müdür olarak çalışmakta olduğu dönemde işe alınmış yöneticiler olduklarını, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi sıfatından kaynaklanan kusurlu ve şirket için zarar doğurucu hiçbir iş, işlem yahut eylemi bulunmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının dava dilekçesinde gerçekleştiğini öne sürdüğü olayların vuku bulduğu tarihler itibariyle davacının da yönetim kurulu üyesi olup şirketin faaliyetlerine ilişkin bütün kararların davacının da aralarında bulunduğu yönetim organını oluşturan kişiler tarafından bir kurul halinde alındığını, dolayısıyla bu kararların alınmasından ve uygulanmasından müvekkili ne kadar sorumlu ise davacının da o kadar sorumlu olduğunu, müvekkilinin yönetim kurulu üyesi olmaktan kaynaklanan bütün sorumluluklarının bilincinde olan ve sorumluluğun gereklerine her zaman uygun hareket eden saygın bir yönetici olduğunu ve bu zamana kadar davacının aksine şirket menfaatlerini kişisel menfaatlerinden üstün tuttuğunu, davacının ise tam tersi taleplerinden açıkça anlaşıldığı üzere, şirket tüzel kişiliğinin sahip olduğu ve olacağı bütün maddi imkanların, karşılığında gerekirse hiçbir iş yapmadan kendi ve ailesinin yaşamını süresiz şekilde garanti altına alınması için seferber edilmesini isteyen bir kişi olduğunu, şirkete ve müvekkiline karşı açmış olduğu hukuki temelden yoksun davalarla hem şirketi hem de müvekkilini fuzuli yere meşgul ettiğini, müvekkili ......plastik San. ve Tic. A.Ş.’nin 2018,2019, 2020, 2021 ve 2022 yıllarına ait genel kurul toplantılarının hepsinde genel kurul tarafından ibra edilmiş olduğundan ve de davacının talepleri zamanaşımına uğradığından, davanın ibra ve zamanaşımı nedeniyle de reddine karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle davacı tarafından ikame edilmiş olan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, anonim şirket ortağının şirket yöneticisinin sorumluluğu esasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişiler ......, Prof. Dr. ...... tarafından mahkememize sunulan 25/04/2024 havale tarihli bilirkişi kurulu raporunda özetle ; Dava dilekçesinde İstanbul İli, ...... İlçesi, ..... Mahallesi, ..... ada, ..... parsel sayılı 42.245,66 m2 yüzölçümlü A Blokta Alışveriş Merkezleri, B,C,D,E,F,G,H Bloklarda Rezidans Daire Olan 8 Bloklu Bina Ve Arsası” ana taşınmaz nitelikli 271/100000 HI Blok: 2.KISIM, 3.kat 6 nolu bağımsız bölümün davalı tarafından kullanılması nedeni ile kira bedeli talep edilmiş olup, taşınmazın tapu kaydı (aktif-pasif) ve imar işlem dosyası dava dosyasına eklenmemiş olup, dosyada mevcut bilgilere göre taşınmazın tamamının 30/12/2016-28/08/2023 tarihleri arasında toplam kira bedeli 1.722.034,00TL olacağı, DİİB kapamalarının mevzuat dahilinde gerçekleştiği ve ithalat aşamasında alınan teminat mektuplarının mükellefine iade edilmesi gerektiğinin yazılara derç edildiği, teminat mektupları iadesinin aynı zamanda, davalı ..... PLASTİK firması adına kayıtlı DİİB belgelerinin mevzuat dahilinde işlem gördüğü ve kapandığı anlamına geldiği, dosya ekinde gümrük idaresince, 4458 sayılı gümrük kanunun 238 madde hükmü doğrultusunda, ...... Plastik ve Sanayi Ticaret A.Ş firmasına müeyyide uygulandığına ilişkin herhangi bir Bu halde; davaya konu ve iddia olunan DİİB'leri hakkında gümrük mevzuatı yönünden herhangi bir usulsüzlük hakkında belge/bilgiye rastlanılmadığı, somut uyuşmazlıkta dava dışı şirket genel kurulunda alınan 17.02.2022 ve 11.02.2023 tarihli ibra kararları bakımından hak di ü niteliğindeki sorumluluk davası dava açma süresi geçirildiğinden davalının 2018-2021 yılları arasındaki faaliyetleri nedeniyle sorumlu tutulmasının mümkün olamayacağı, ibra ve zamanaşımı yönünden Mahkemenin aksi kanaatte olması halinde ise davacının ileri sürdüğü her bir zarar kalemine ilişkin olarak yapılan incelemeler neticesinde davalının sorumluluğunu gerektirecek bir zarar tespit edilemediği bu durumda TTK md. 553'e istinaden davalı yönetim kurulu üyesinin sorumluluğuna gidilemeyeceği yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir.
Huzurdaki dava hukuki niteliği itibarıyla şirket ortağının uğradığı dolaylı zararın tazminine yönelik TTK md. 553 vd. hükümlerine istinaden açılmış bir hukuki sorumluluk davasıdır.
Davacı şirket ortağı olmakla davada aktif husumet ehliyetini haizdir. Davalı şirkete atanmış yönetim kayyumu olup, TTK md. 553 de sorumluluğa tabi kimseler “kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları” olarak sıralanan yönetici sıfatını haiz olup pasif husumet ehliyetine sahiptir.
Anonim şirketlere ilişkin hukuki sorumluluk hükümleri , TTK’nın ikinci kitabının dördüncü kısmının sonunda, onbirinci bölümde m. 549 ilâ 561 arasında toplu olarak düzenlenmiş ve m. 549-555 de sorumluluk halleri altı başlık altında toplanmış bulunmaktadır. Sorumluluk hallerinin özel olarak sayıldığı başlıklarda, sorumluluğun konusu, sorumlular ve sorumluluk şartları ile sorumluluğun hukuki sonucu gösterilmiştir.Böylece, TTK m. 555 ilâ 561 de düzenlenen ve ortak hüküm niteliği taşıyan, şirketin zararına, müteselsil sorumluluğa, ibraya, zamanaşımına ve yetkili mahkemeye ilişkin hükümlerin de anonim şirketlere uygulanmasına imkân verilmiştir.
Yönetim kurulunun hukuki sorumluluğu esas itibariyle TTK’nun 553 üncü maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde organa özgü sorumluluğu, müdürlerin, yöneticilerin, tasfiye memurlarının sorumluluğu yanında, kurucuların sorumluluğunu da içerecek şekilde hüküm altına almıştır.
Yönetim kurulunun denetim ve gözetim görevi ile ortaklara eşit işlemde bulunma, şirkete karşı rekabette bulunmama, şirketle işlem yapmama, özen ve bağlılık yükümünün yerine getirilmemesi bir zarara yol açmışsa, bunlara aykırılık yönetim kurulunun sorumluluğuna yol açacaktır.
İşte yönetim kurulunun işlem ve eylemleri nedeniyle zarara uğrayan şirkete, meydana gelen zararın giderimini sağlamak için kanunda hukuki sorumluluk halleri düzenlenmiştir. Kanun koyucu çeşitli durumlara göre farklılıklar gösteren hallerde,şirkete veya ortaklar ile şirket alacaklılarına uğradıkları zararları yönetim kurulundan veya diğer sorumlulardan talep etme hakkı vermektedir.
Ancak belirtmek gerekir ki, yönetim kurulunun hukuki sorumluluğunun söz konusu olabilmesi için, ortada somut bir zararın bulunması gereklidir. Zira zarar tehlikesi sorumluluk için yeterli değildir. Ayrıca meydana gelen zararın yönetim kurulunun kanuna ve esas sözleşmeye aykırı kusurlu davranışları, yani uygun illiyet bağı sonucu meydan gelmesi şarttır.
Yönetim kuruluna (organa) özgü genel sorumluluk hallerini düzenleyen, TTK m. 553, 6762 sayılı TTK m. 336 dan farklı olarak, ayrı ayrı hangi hallerin sorumluluk doğuracağını belirtmemiş, genel ve kapsayıcı bir şekilde yönetim kurulunun kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurları ile ihlâl edip şirketin zarar görmesine sebep olmaları hallerine hasretmiştir. Maddede belirtilen kanun ifadesi, sadece TTK’nu değil, diğer kanunlardaki yükümlülükleri de kapsar şekilde anlaşılmalıdır.
Madde anlamındaki yükümlülük, yönetim kurulunun kanunlardaki veya esas sözleşmede bir görev veya yetki bağlamında öngörülen hususlardaki yapma ve yapmama zorunluluğunu ifade eder. Bu bağlamda ilk olarak yönetim kurulunun özen ve bağlılık yükümü ile rekabet yasağına aykırı davranması, eşit işlem ilkesini ihlâl etmesi açıkça yükümlülük ihlâli olarak tespit edilebilir. Öte yandan, yönetim kurulunun kanunla veya ana sözleşmesiyle genel kurula bırakılmamış bulunan yönetime ilişkin tüm konularda karar almaya ve bu kararları yürütmeye yetkili olduğunu, kanunların ve ana sözleşmesinin genel kurula görev ve yetki vermediği bütün konularda görevli ve yetkili olduğunu belirterek yönetim kurulunun kullanacakları yetki kapsamındaki yükümlülükleri gösterilmiştir. Yükümlülükler, yönetim kurulunun şirketi, ortakları ve alacaklıları korumaya yönelik görev ve yetkilerdir.Yükümlülüklerin kusurlu olarak ihlâli nedeni ile yönetim kurulunun sorumlu olabilmesi için, ihlâl sonucu, şirketin, ortakların ya da alacaklıların bir zarara uğraması gereklidir. Yükümlülüğün ihlâline rağmen ortada bir zarar yoksa yönetim kurulunun sorumluluğu söz konusu olmayacaktır.
Şirket yönetim kurulunun hukuki sorumluluğunun kusura dayalı bir sorumluluk olduğu, hem TTK m. 553/1 de hem de 557 de açıkça anlaşılmaktadır. Bu nedenle yükümlülüğün ihlâlinde kusur olmadan yönetim kurulunun sorumlu tutulması mümkün değildir. Hatta şirketin zarar etmiş olması veya beklenen gelişmeyi göstermemesi yönetim kurulunu sorumlu tutmak için yeterli değildir. Buna karşılık yönetim kurulu kendisine kanun ve esas sözleşmenin yüklediği görevlerden birisini kusurlu olarak yerine getirmeyerek bir zarara neden olmuşsa, sorumlu olacaktır. TTK m. 553/1, 6762 sayılı TTK m. 336 ve İsviçre BK m. 754 den farklı olarak, “kasten veya ihmal” kavramı yerine, kusur kavramını kullanmıştır. Bu çerçevede zararın kasıt veya ihmalle gerçekleşmiş olması, yönetim kurulunun sorumluluğuna gidilmesi açısından önem taşımayacaktır. Kusur oranı hükmedilecek tazminatın belirlenmesinde dikkate alınacaktır.
6102 sayılı TTK da değişiklik yapan 6335 sayılı Kanun, m. 553'ü ilk haline dönüştürerek, önceden olduğu gibi kusurun ispatını davacıya yüklemiştir.Buna göre meydana gelen zararın oluşmasında yönetim kurulunun kusurlu olduğu davacı tarafından ispat edilecektir.
Yeni TTK kusurun niteliğini, İsviçre hukukundaki gelişmelere uygun olarak, objektifleştirmiştir. Objektifleştirilmiş kusura göre, sorumlu olan kişi aynı olayda, bilinçli ve mantıklı bir kişinin aynı şartlar altında göstermesi gereken özeni göstermiş olmalıdır. Bu nedenle hakkında sorumluluk davası açılan yönetim kurulunun kendi işinde göstermesi gereken özeni gösterdiğini ispatlayarak sorumluluktan kurtulması mümkün olmadığı gibi, tecrübesizliği ve yeterince bilgi sahibi olmadığını ileri sürerek sorumluluktan kurtulması da mümkün değildir.
Hâkim, yönetim kurulu aleyhine açılan sorumluluk davalarında, özen borcunun kapsamını dikkate alarak, onların kusurlu olup olmadığını, kendilerine yüklenen özen borcunu yerine getirip getirmediklerini araştıracaktır. Yönetim kurulunun söz konusu kararı verirken, konu hakkında yeterince bilgi sahibi olup olmadığı, gerekli dokümanların toplanıp toplanmadığı, konu hakkında uzman kişilerden görüş alınıp alınmadığı özen borcu kapsamında incelenecektir. Hâkim, yönetim kurulunun karar verdikleri konuya vakıf olup olmadıklarını, verdikleri kararın bilincinde olup olmadıklarını ve şirketin çıkarlarına yabancı hususların karara etkisinin bulunup bulunmadığını, özen ölçüsünde araştıracaktır. Bir karar alınmadan önce gerekli araştırmanın yapıldığı, şirket çıkarına yabancı etkilerin söz konusu olmadığı bir kararın özen borcuna aykırı olamayacağı ve yönetim kurulunun sorumlu tutulamayacağı kabul edilmelidir. Çünkü bu durumda yönetim kurulunun tercihine saygı duyulmalı,kararın yerinde olup olmadığı tartışılmamalıdır. Zira yönetim kurulu, kanunun kendileri için getirdiği objektif özeni göstermiş ve bu kararı almıştır.
TTK m. 553/1 göre, meydana gelen zarardan şirket, ortaklar ve alacaklılar doğrudan zarara uğramışlar ise bunlar, yönetim kuruluna karşı doğrudan sorumluluk davası açabileceklerdir. Bu nedenle TTK ortakların ve şirket alacaklılarının doğrudan uğradıkları zararlar nedeni ile yönetim kuruluna karşı dava hakkına sahip olduklarını açıkça hüküm altına almıştır.
Doğrudan zararlar şirketin zarar görmesinden dolayı değil, ortak ve alacaklıların şirketten bağımsız olarak uğradıkları zararlardır. Bu dava sonucu elde edilen tazminat davayı açan kişilere verilir.
Buna karşılık şirketin zarara uğradığı hallerde,şirketin yanında ortaklar da, tazminatın şirkete ödenmesini istemeleri şartıyla dava hakkına sahiptirler (TTK m. 555). Bu maddeye göre, şirket ya da pay sahipleri zarara neden olan yönetim kuruluna karşı sorumluluk davası açabileceklerdir. Ayrıca bu davanın ortak tarafından açılmış olması halinde, TTK m. 555/2’de bir yenilik olarak dava masrafları rizikosu, davacı lehine kolaylaştırıcı hüküm getirmiştir. Ancak belirtmek gerekir ki, yönetim kurulu aleyhine sorumluluk davası açma hakkı öncelikle şirketindir. Davanın şirket tarafından açılmaması veya açılamaması halinde şartlar mevcutsa, ortakların veya alacaklıların da bu davayı açma hakkı bulunmaktadır.
Bilirkişi kurulu davalının ibra edilmesi ve ibranın üzerinden sorumluluk davası açılması için gerekli sürenin dolduğundan bahisle davalının sorumluluğuna gidilmeyeceği yönünde kanaat bildirmiş ise de, TTK’nın 424. maddesinde düzenlenen ibra, yönetim kurulu üyeleri ve denetçilerin ortaklığın bir yıllık hasep dönemi içindeki çalışmalarından dolayı sorumluluklarının doğmayacağı, işlem ve faaliyetlerinin yasa ve ana sözleşme hükümlerine uygun bulunduğuna yönelik genel kurulun bir irade açıklamasıdır. Ancak, geçerli bir ibranın söz konusu olabilmesi için, başka bir anlatımla ibranın geçerli şekilde sonuç doğurabilmesi için, sorumluluğa esas işlem veya faaliyetin genel kurulda ayrıca ve açıkça tartışılması, normal düzeydeki bir ortağın anlayacağı şekilde ortaya konulması veya bilançoda gösterilmesi gerekir. Aksi halde, ilgililerin sorumluluğu söz konusudur. Bu itibarla, dava konusu eylemin faaliyet raporları ve bilançolara konu olup olmadığının, genel kurullarda değerlendirilip tartışılmak suretiyle ibra kararı verilip verilmediğinin de tespiti yapılmalıdır.İbranın sonuç doğrulabilmesi için yukarıda da açıklandığı üzere açık ibra olması gerekmekte olup ,davalının ibra edildiği genel kurulda alınan ibra kararının açık ibra olmadığı anlaşıldığından bilirkişi kurulunun bu görüşüne iştirak edilmemiştir.
Yukarıda yapılan genel açıklamalar ışığında somut olay her bir zarar kalemi için ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmektedir.Buna göre;
1) Davalının yönetim kurulu başkanlığını yürüttüğü ...... Plastik ve Sanayi Ticaret A.Ş. 2015 yılından itibaren dahilde işleme izin belgesine sahiptir. Fakat söz konusu belgelere konu ihraç süreci tamamlanmamış, ihracat taahhütnamesi ise kapatılmamıştır. Bu durum yönetim kurulu başkanı tarafından şirketin açık bir şekilde zarar ettirilmesine neden olmaktadır.
Davacının bu zarar iddiası bakımından yapılan değerlendirmede,davacının iddiasında olan 5 adet DİİB kapamalarının mevzuat dahilinde gerçekleştiği ve ithalat aşamasında alınan teminat mektuplarının mükellefine iade edilmesi gerektiğinin yazılara derç edildiği, teminat mektupları iadesinin aynı zamanda, davalı ..... PLASTİK firması adına kayıtlı DİİB belgelerinin mevzuat dahilinde işlem gördüğü ve kapandığı anlamına geldiği, dosya ekinde gümrük idaresince, 4458 sayılı gümrük kanunun 238 madde hükmü doğrultusunda, ...... Plastik ve Sanayi Ticaret A.Ş. firmasına müeyyide uygulandığına ilişkin herhangi bir yaptırıma rastlanılmadığı, Bu halde; davaya konu ve iddia olunan DİİB'leri hakkında gümrük mevzuatı yönünden herhangi bir usulsüzlük hakkında belge/bilgiye rastlanılmadığı, şirketin ihracat taahhütlerinin kapatıldığı ve bundan dolayı bir zarara uğramadığı tespit edilmiş olup bu zarara kalemi bakımından davalıya sorumluluk yükletilemebi söz konusu değildir.
2) Davaya konu edilen...... Plastik ve Sanayi Ticaret A.Ş.'ne ait hammadde girdisi ile üretilen ürün arasında dengesizlik bulunmaktadır.
Bu hususta bilirkişi kurulunca defterler üzerinde yapılan incelemede gelir tablosu verilerindeki satış rakamlarının bir önceki yıl artış oranları ile ilk madde malzeme hesaplarındaki çıkışlar aynı şekilde bir önceki yıla kıyaslandığında senkronize oranlar olduğu, Satışlar ile ilk madde malzemedeki değişiminin oransal bazda uyumlu olduğu, Dolayısıyla kayıtlar uyarınca şirketin stoklarındaki azalış ve satış tutarlarında korelasyon olduğu tespit edilmiş olup davalının sorumluluğuna gidilmesini gerektirecek bir zararın oluşmadığı belirlenmiştir.
3) Davalı, ..... Plastik ve Sanayi Ticaret A.Ş.'ne ait taşınmazı hiçbir kira ödemesi yapmadan kullanmakta, şirkete açıkça zarar vermektedir.
Davacının söz konusu iddiasına karşılık dava dosyasında yer alan belgelerden her ne kadar TAKBİS uygulamasında anılan gayrimenkul şirket adına görülse de söz konusu gayrimenkulün 2016 yılında tapuda yapılan işlemle davalıya satıldığı ve taşınmaz bedelinin dava dışı şirkete ödendiği anlaşılmakla olup arada geçen 2 yıl boyunca kıra ödenmemesinden kaynaklı bir zararın meydana gelen zararın üzerinde TTK md. 560 da öngörülen 2 ve 5 yıllık zamanaşımı sürelerinin geçmiş olması karşısında bu zarar kalemi bakımından da davalının sorumluluğuna gidilemesi mümkün değildir.
4) Davalının Kredi Kartlarına Ait Borçlar, Şirket Hesaplarından Ödenmektedir.
Davalıya sorumluluk bağlamında atfedilen bir diğer kalemi Kredi kartlarına ait borçların şirkte hesabından ödenmiş olmasıdır. Buna ilişkin olarak bilirkişiler tarafından yapılan incelemelerde “davalının şirket kredi kartından şahsına ilişkin ödemelere ilişkin 195 hesabında davalıyı borçlandırıcı kayıtlar olduğu tespit edilmiştir. 195 hesaplardaki harcamaların yukarıda incelendiği şekilde davalı tarafından şirket hesaplarına yapılan havale ödeme kayıtları neticesinde ödendiği mevcuttur” şeklinde tespit yapılmış olup burada sorumluluğa yol açabilecek herhangi bir zarar söz konusu değildir.
5) ...... Plastik ve Sanayi Ticaret A.Ş.'ne ait Ortaklar Cari Hesabı, karşılıksız olarak Davalı lehine sıfırlanmıştır.
Anılan zarar kalemine ilişkin olarak bilirkişiler tarafından “Şirket kayıtları kapsamında ...... 'nun 195 ve 131 hesaplarda 2020 ve 2021 yıllarındaki borç tutarlarına ilişkin ...... tarafından şirket banka hesaplarına ödemeler yapılarak kapatıldığı kayıtlarda mevcuttur.” Şeklinde yapılan tespit karşısında şirketin herhangi bir zararının bulunmadığı ve davalının sorumluluğuna gidilemeyeceği anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM/Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 427,90 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 1.707,75 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 1.279,85 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayıla 1.560,00.-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA,
5-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre reddedilen miktar üzerinden hesap edilen 32.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya VERİLMESİNE,
6-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.000,00 TL yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı. 23/05/2024
Başkan ......
☪e-imzalıdır.☪
Üye ......
☪e-imzalıdır.☪
Üye .....
☪e-imzalıdır.☪
Katip ......
☪e-imzalıdır.☪