T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/272 Esas
KARAR NO : 2024/299
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 05/06/2023
KARAR TARİHİ : 26/03/2024
K. YAZIM TARİHİ : 26/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı .... Ticaret A.Ş. vekili tarafından borçlu.... Ayakkabı İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine başlatılan İzmir .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından müvekkiline 3. Haciz İhbarnamesi gönderildiğini, ihbarnamede müvekkiline daha önce 1. ve 2. Haciz ihbarnameleri gönderildiğini ve itiraz edilmediğini, bu nedenle 3.haciz ihbarnamesi gönderildiği bildirildiğini, müvekkile daha önce de aynı dosya kapsamında 1. haciz ihbarnamesi gönderildiğini ve müvekkilinin haciz ihbarnamesine itiraz ettiğini, müvekkiline gönderilen 3. haciz ihbarnamesi ile 15 gün içinde ya 51.360,47-TL.'lik borcu ödemesi ya da menfi tespit davası açması ihtar edildiğinden iş bu davayı açmak zarureti hasıl olduğunu, müvekkilinin dosya borçlusuna karşı bir borcu olmadığı gibi, dosya borçlusunun da müvekkili nezdinde hiç bir hak ve alacağı bulunmadığını, müvekkiline neden bu ihtarnamelerin ısrarla gönderildiğinin bir izahı olmadığını, müvekkilinin daha önce dosya borçlusu ... Ayakkabı İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi''nin %50 ortağı iken İstanbul Bakırköy .... Noterliği'nin 13.10.2016 tarih ve ... sayılı hisse devir ve temlik sözleşmesi ile hissesini 50.000,00-TL miktarla şirket ortaklarından ...'ya devrederek ortaklıktan ayrıldığını, söz konusu devir işlemi ile müvekkilinin dosya borçlusu ile hiç bir bağı kalmadığını, borçlu şirketin bu devirden sonra başka kişilere de devredilip edilmediğini bilmediklerini, şirketin devirden önceki faaliyet yeri İstanbul olduğunu, faaliyet alanı da ayakkabıcılık olduğunu, ancak müvekkilinin devir işleminden sonra ne şirketin faaliyet alanı olan ayakkabıcılık işi ile, ne takip borcu ve ne de İzmir ilindeki faaliyetlerle bir ilgisi bulunmadığını, ayrıca müvekkilinin hissedarı olduğu ve sonradan da hissesini devrederek ilişkisini kestiği şirket bir limited şirket olduğunu şirket borcundan dolayı şirket ortağı sorumlu olmadığını, müvekkili şirketin hissesini de 2016 yılında devrederek şirketten ayrıldığını, müvekkilinin devirden sonra şirketle bir bağı kalmadığı gibi, şirketin de müvekkilinden bir hak ve alacağı olduğunu gösteren bir delil olmadığını, hal böyle iken müvekkiline ısrarla haciz ihbarnameleri göndermenin tutarlı bir tarafı olmadığını, borcun kaynağı ihtarnamede belli olmadığı gibi devir tarihinden (2016 yılından) sonraki bir borç olduğu da yasal takiplerden anlaşıldığını, bu nedenlerle dosya borçlusunun müvekkili nezdinde hiç bir hak ve alacağı bulunmadığından müvekkili- nin borçlu olmadığının kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İzmir .....İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasındaki borçlu .... Ayakkabı İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin ortakları .... ve ... olduğunu bu nedenle şirket ortaklarına şirkete karşı olan borçlarını ödememeleri halinde dosyaya ödeme yapmaları adına haciz ihbarnamesi gönderildiğini, davacı tarafından ilgili icra dairesinden gönderilen 89/1 ve 89/2 haciz ihbarnamesine cevap gelmediğini, bu nedenle şirket ortaklarına 89/3 haciz ihbarnamesi gönderildiğini, her iki şirket ortağının da 89/1 ve 89/2 haciz ihbarnamelerine itiraz etmemiş olup bu hususta itiraz etmeme nedeni olarak hiçbir gerekçe göstermediklerini, her ne kadar davacı vekili davacının 1. Haciz İhbarnamesine itiraz ettiğini belirtmişse de 1. Haciz ihbarnamesi 17.02.2023 tarihinde davacının kızı ... tarafından teslim alındığını, bahse konu 1. Haciz ihbarnamesine ise davacı 02.05.2023 tarihinde itiraz ettiğini, bilindiği üzere haciz ihbarnamesine karşı yapılacak olan itirazların, tebliğden itibaren 7 gün içerisinde yapılması zorunlu olduğunu, ve 2. Haciz İhbarnamelerine karşı süresi içerisinde itirazda bulunmayan davacı tarafından 3. Haciz ihbarnamesi üzerine işbu haksız ve mesnetsiz davayı ikame etmesi abesle iştigal olduğunu, tüm bu nedenlerle haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini, davacının haksız ve kötüniyetli olması nedeniyle dava değerinin %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, davacıya dair icrai işlemlerin devamına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Her ne kadar iş bu dava ticari dava niteliği taşıdığından bahisle mahkememizde ikame olunmuş ise de ; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde Ticaret Mahkemeleri'nin kuruluşu ve hangi mahkemelerin Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Somut olayda, 2004 sayılı Kanun'un 89. Maddesinin üçüncü fıkrasına istinaden gönderilen haciz ihbarnamesi nedeniyle ihbarnameye muhatap olan üçüncü şahıs tarafından açılan menfi tespit davasında görevli mahkemenin; davanın tarafları arasında doğrudan bir ilişki bulunmaması ve uyuşmazlığın takip hukukundan kaynaklanması nedeniyle Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna, tarafların tacir olmasının veya temel ilişkinin ticari nitelikte bulunmasının veyahut borcun temelini oluşturan senedin kambiyo senedi niteliğinde olmasının mahkemenin görevinin belirlenmesinde bir etkisinin bulunmadığı, görevli mahkemenin Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesi olması nedeniyle mahkememizin görevsizliğine karar verilip aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, iş bu davada Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna,
2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı hakkında yasal süre içinde kanun yoluna başvurmaması sonucu kararın kesinleşmesi halinde olumsuz görev uyuşmazlığı doğacağından, HMK 21 md gereğince yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın İstanbul BAM ilgili Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine,
3-Harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin nihai karar ile birlikte görevli mahkemece değerlendirilmesine,
5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde tarafların yokluğunda istinaf yolu açık olmak üzere dosya üzerinden verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/03/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır