T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/278 Esas
KARAR NO : 2024/649
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/03/2024
KARAR TARİHİ : 25/06/2024
K.YAZIM TARİHİ :03/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
Müvekkili ile davalı arasında aracın tamir ettirilmesinden kaynaklanan ticari ilişki olduğunu, davalının müvekkiline bu ticari ilişkiden kaynaklanan 186.270,00 TL borçlandığını ancak borcunu ödemediğini, bu nedenle Bakırköy ... İcra Müdürlüğü’nün .... Esas sayılı dosyası ile 09-01-2024 tarihindeki faturaya dayalı 186.270,00 TL'lik icra takibi başlatıldığını ancak alacağın takip öncesi işlemiş faiziyle birlikte 187.624,29 TL olduğunu, davalının icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini, bu nedenlerle davanın kabulüne borçlunun icra takibine vaki haksız ve kötü niyetli itirazının iptaline ve alacağın %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının neye ilişkin olduğu bile belli olmayan faturayı kendince düzenleyerek müvekkiline gönderdiğini, faturanın yasal süresi içerisinde iade edildiğini, müvekkilinin gümrükten direksiyon tarafı sağ tarafta olan araç satın aldığını, müvekkilinin aracını direksiyon kısmının Türkiye şartlarına uygun hale getirilmesi için davacı şirkete teslim edildiğini ve yapılacak işleme ilişkin sözleşme imzalandığını, bu sözleşme gereğince davacının aracı 25 gün içerisinde teslim edeceğini bildirdiğini, müvekkilinin kendisinden istenen paranın bir kısmını ödediğini, bir süre sonra müvekkilinin aranarak aracın motorunun arızalı olduğunu ve değişmesi gerektiğini bunun içinde 120.000 TL ödemesi durumunda motor değişiminin de yapılacağını belirttiğini bunun üzerine müvekkilinin ödemeyi yaptığını, müvekkilinin uzun süre aracını teslim alamadığını yaptığı aramalara cevap alamadığını, aradan geçen zaman üzerine müvekkilinin aranarak aracını almasını söylendiğini araç teslim alındığında aracın hala arızalı olduğunu ve anlaşılan bedel üzerinden 50.000 TL daha fazla ücret talep edildiğini, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Huzurda görülen dava faturaya dayalı alacak davasıdır.
Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5. maddesinde ticaret mahkemelerinin kuruluşu ve hangi mahkemelerin ticaret mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra asliye ticaret mahkemesi ile asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3'ncü maddesinin (l) bendinde "Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi," ifade edeceği belirtilmiş, yine anılan kanunun 83'ncü maddesinin ikinci fıkrasında "Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez." denilmek suretiyle tüketici işlemi ile ilgili her türlü olayda Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un uygulanacağı, aynı kanunun 73'ncü maddesinin birinci fıkrasında ise "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir." denilerek tüketici işlemlerinde tüketici mahkemelerinin görevli olacağı hüküm altına alınmıştır.
Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafından davalıya ait dava konusu aracın tamirat bedelinin ödenmediği iddiası ile huzurda görülen dava açılmıştır. Davalı vekili tarafından dosyaya sunulan belgelerden müvekkilinin, dava konusu ... marka, 2008 model, .... motor numaralı, ... şase numaralı arazi aracını, 18/09/2023 tarihinde İzmir Gümrük Tasfiye İşletme Müdürlüğü'nden ihale yolu ile satın aldığı anlaşılmaktadır. Dava konusu aracın trafik tescil kaydının henüz yapılmadığı dosya kapsamında sabittir. Mahkememizce davalı gerçek kişinin tacir olup olmadığının araştırılması için ilgili kurumlara müzekkereler yazılmış olup verilen müzekkere cevaplarında davalının birinci sınıf tacir olduğu ve servis taşımacılığı işiyle iştigal ettiği anlaşılmıştır. Davalı vekili tarafından 25/06/2024 tarihli celsede dava konusu aracın ticari niteliğinin bulunmadığı; söz konusu aracın müvekkilinin ailesinin kullanımı için alındığı beyan edilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 16. maddesi uyarınca, ticaret şirketleri tacirdir. Aynı Kanun'un 19/1. maddesi uyarınca, bir tacirin borçlarının ticari olması asıldır. Sadece gerçek kişi tacir, bu ticari iş karinesinin aksini kanıtlayabilir. Söz konusu kanun maddesine göre gerçek kişi tacirin yaptığı işlemin ticari işletmesiyle ilgili olmadığını diğer tarafa açıkça bildirdiği veya işlemin ticari sayılmasının niteliği gereği uygun olmadığı takdirde, bu işlemlerden doğan borçların adi borç sayılacağı düzenlenmiştir. Her ne kadar davalı gerçek kişi tacir ise de dava konusu aracın ticari nitelikte olmaması ve hususi kullanım amacıyla alınmış olması; dava konusu aracın davalının ticari işletmesiyle ilgili olmadığının anlaşılması karşısında huzurda görülen davanın nispi ticari dava olarak kabulü mümkün olmadığından uyuşmazlığın çözümünde ticaret mahkemelerinin görevli olduğundan bahsedilemez. Davalının 6502 sayılı yasa kapsamında tüketici sıfatını haiz olduğu anlaşıldığından dava konusu uyuşmazlığın 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde ve aynı kanunun 73. maddesi gereğince Tüketici Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir. Kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevli olmasının HMK'nın 114/1-c maddesinde dava şartı olarak düzenlenmiş olması ve taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği dikkate alınmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, uyuşmazlığın çözümünde Bakırköy Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğuna,
2-6100 Sayılı HMK'nın 20. maddesi gereğince taraflardan birinin bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden, süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiğinin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,
3-HMK'nın 20. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Tüketici Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere Bakırköy Adliyesi Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü'ne GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra usulüne uygun talepte bulunulmaması nedeniyle davaya görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK'nın 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARINA,
5-Yargılama gideri ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine,
Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf, başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/06/2024
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı