T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/303 Esas
KARAR NO : 2024/647
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 29/03/2024
KARAR TARİHİ : 25/06/2024
K.YAZIM TARİHİ : 03/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;
Müvekkili sigorta şirketi ile dava dışı sigortalısı ...... 'a ait “..... Mah. ... Cad. No:4B, Esenyurt/İstanbul” adresinde bulunan işyeri için Restoranım/Pastanem Paket Sigortası düzenlendiğini, 16.06.2023 tarihinde İski'ye ait rögar kapağının sıkışması sebebiyle kirli suyun geri tepmesi neticesinde dava dışı sigortalının taşınmazının zarar gördüğünü, 4.600 TL hasar tazminatı hesaplandığını, bu bedelin müvekkili tarafından sigortalıya ödendiğini, davalıya rücu mektubu gönderilerek ödemek zorunda kaldığı bedelin tahsilinin istendiğini, davalının ödeme yapmaması üzerine Bakırköy ...... İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, davalının haksız olarak itiraz ederek takibi durdurduğunu, bu nedenlerle davalının kabulüne, davalının itirazının iptaline ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı dava dilekçesinde hasar meydana geldiğini iddia etmekte ise de bu hasarın bina sahiplerinin kusuru olmaksızın meydana gelmesinin mümkün olmadığını, taşınmaz sahibi, parsel çıkış bacasında atık suyun geri gelmesini önleyecek çekvalf vb. gerekli önlemleri almadığını, sigortalı taşınmazın bodrum katta bulunduğunun ekspertiz raporunda sabit olduğunu, hasarın, ana taşınmazın mevzuata ve onaylı projeye aykırılık nedeniyle meydana geldiğinin açıkça anlaşıldığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacı şirket ile dava dışı sigortalının, hatta yapı malikinin kusur durumunun irdelenmesi ve kusur oranlarının tespitinin gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, sigortacı şirketin sigorta primlerinin zarar hesabına katılamayacağını, keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, istenen tazminattaki faizin ticari faiz olarak istenmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının herhangi bir başvuruda bulunmadığını, davacının davalı idareye başvuruda bulunmadan tazminat ve faiz isteminde bulunması hukuken mümkün olmadığını, bu nedenlerle davanın yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan, müvekkil idareye kusur izafe edilemeyeceğinin açık olması ve zamanaşımı itirazlarımız dolayısıyla husumet yokluğu ve zamanaşımı nedeniyle usulden reddine, davacının ispat edemediği davasının, tüm talepleriyle birlikte esastan ve tümüyle reddine, davacının faiz isteminin tümüyle reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Huzurda görülen dava rücuen tazminat davasıdır.
2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un 1. maddesi;
"İstanbul Büyük Şehir Belediyesinin su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gereken her türlü tesisi kurmak, kurulu olanları devralmak ve bir elden işletmek üzere İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü kurulmuştur.
İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü bu Kanunda İSKİ olarak anılır.
Genel Müdürlüğün hizmeti, İstanbul Büyük Şehir Belediyesinin görev alanı ile sınırlıdır. Ancak, şehrin yararlandığı su kaynaklarının korunmasına ilişkin hizmetler, büyük şehir belediye sınırları dışında da olsa bu kuruluş tarafından yürütülür. Ayrıca İçişleri ile Bayındırlık ve İskan bakanlıklarının teklifi üzerine Bakanlar Kurulu anasistem ile ilgili başka belediye ve köylerin su ve kanalizasyon işlerini de bu Genel Müdürlüğe verebilir.
İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi, İstanbul Büyük Şehir Belediyesine bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluştur. İSKİ personeli 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabidir.
"
Aynı Kanun'un "Görev ve yetkiler" başlıklı 2. maddesi;
"İSKİ'nin görev ve yetkileri şunlardır:
a) İçme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının her türlü yeraltı ve yer üstü kaynaklarından sağlanması ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için; kaynaklardan abonelere ulaşıncaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak, bu projelere göre tesisleri kurmak veya kurdurmak, kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek,
b) Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılmasıiçin abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek,
c) Bölge içindeki su kaynaklarının, deniz, göl, akarsu kıyılarının ve yeraltı sularının kullanılmış sularlave endüstri artıkları ile kirletilmesini, bu kaynaklarda suların kaybına veya azalmasına yol açacak tesis kurulmasını ve bu tür faaliyetlerde bulunulmasını önlemek, bu konuda her türlü teknik, idari ve hukuki tedbiri almak,
d) Su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak,..."
HMK'nın 114/1. maddesinde dava şartları tahdidi olarak sayılmış olup anılan maddenin birinci fıkrasının b bendinde "Yargı yolunun caiz olması" dava şartı olarak belirtilmiştir.
HMK'nın 115. maddesi; "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.(2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder." şeklindedir.
Dosya ve tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekili tarafından davalıya ait rögar kapağının sıkışması sonucunda kirli suyun geri tepmesi neticesinde dava dışı sigortalısına ait iş yerinin zarar gördüğü; zararın müvekkili tarafından karşılandığı; davalının kusurlu davranışı nedeniyle zarara sebebiyet verdiği iddiası ile huzurda görülen rücuen tazminat davası açılmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde; idari eylem ve işlemlerden dolayı hakları ihlal edilenler tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Kamu hizmeti yürüten idarenin bu hizmeti yürüttüğü sırada verdiği zararın tazmini istemiyle açılan dava, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, bu hizmetin yürütülmesinde hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının saptanmasını gerektirmektedir. Bu hususların saptanması ise idare hukuku ilkelerine göre yapılabileceğinden, 2577 sayılı Kanun'un ilgili maddesi kapsamında bulunan tam yargı davasının görüm ve çözümünde idari yargı yeri görevli bulunmaktadır. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi, İstanbul Büyük Şehir Belediyesine bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluştur. 2577 sayılı kanun ile 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un ilgili hükümleri ve yerleşik içtihatlar uyarınca, kamu tüzel kişiliğini haiz İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'nün hizmet kusurundan kaynaklı haksız eylemi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemi niteliğindeki davanın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerekir. (Aynı yönde karar için bknz: Uyuşmazlık Mahkemesi'nin E. 2022/310, K. 2022/544) HMK'nın 114. maddesine göre yargı yolunun caiz olması dava şartlarından olup hizmet kusurundan kaynaklı uyuşmazlığın çözümünde idari yargı görevli olduğundan yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle açılan davanın yargı yoluna ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nın 114/1-b ve 115/2. maddeleri gereğince usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Açılan davanın yargı yoluna ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle HMK'nın 114/1-b ve 115/2. maddeleri gereğince USULDEN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan ve tahsili gereken 427,60 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 427,60 TL harçtan mahsubu ile bakiye harç tayinine yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından yapılan herhangi bir yargılama gideri bulunmadığından bu konuda hüküm kurulmasına yer olmadığına,
5-Sarf olunmayan delil/gider avanslarının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
6-Davalı kendisini vekil ile teslim ettirdiğinden Avukatlık Kanunu ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7. maddesine göre hesaplanan 4.849,38 TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13. fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan Arabuluculuk ücreti olan 3.120,00 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA,
Dair; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. ile 360. madde hükümleri uyarınca dava değeri karar tarihindeki istinaf sınırı altında kalmakla KESİN olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/06/2024
Katip ......
e-imzalı
Hakim ......
e-imzalı