T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/363
KARAR NO : 2024/484
DAVA :Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi)
DAVA TARİHİ : 20/10/2022
KARAR TARİHİ : 15/05/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 31/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Abone Sözleşmesi) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
TALEP: Davacı vekili dava dilekçesi ile Davalı dağıtım şirketi tarafından, müvekkili şirket adına kayıtlı .... tesisat numarasına ait abonelikte kaçak elektrik kullandığı gerekçesiyle 25/08/2022 Tarihli, ... nolu, 34.438,30 TL tutarlı, 25/08/2022 Tarihli , .... nolu, 1.531,19 tutarlı ve 16/09/2022 tarihli, ... nolu, 415,00 tutarlı faturaların tanzim edildiğini, müvekkilinin kaçak enerji kullanmadığını, yokluğunda, usule aykırı, sayacın bulunduğu yerin dışında tutanak tutulduğunu, tutanak altında; tüketici, tanık, muhtar, zabıta vs imzasının bulunmadığını, davalı şirketin haksız yere faturalar düzenlediğini, bu faturaların usulüne uygun olarak düzenlense dahi davalı şirket yönetmeliğe aykırı olarak çok fahiş bir şekilde tahakkuk yapıldığını, dolayısıyla müvekkili şirket hakkında adına kayıtlı abonelik numarasına kaçak/usulsüz elektrik kullandığı gerekçesiyle düzenlenen faturanın hukuka aykırı olduğundan iptali gerektiğinden davanın kabulü ile müvekkilinin kaçak elektrik kullandığı gerekçesi ile hakkında tutulan hukuka aykırı olarak tahakkuk ettirilen fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 200 TL yönünden borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesi ile kaçak elektrik kullanım tespiti ve tahakkukunun mevzuata uygun olup kurum işlemlerinde herhangi bir hata bulunmadığını, fatura hesaplaması, Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin ilgili maddeleri kapsamında yapılmış olup kaçak elektrik tarifesinden tahakkuk ettirildiğini, tespit ve tahakkukta hata bulunmadığını, ilgili mevzuat hükümleri uyarınca davacının kaçak elektrik kullandığının sabit olduğunu, kaçak elektrik kullanım tespiti ve tahakkukunun mevzuata uygun olduğunu, açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLER VE GEREKÇE: Taraflara usulüne uygun tebligat yapılmıştır.
Mahkememizin 24/04/2024 tarihli ara kararı gereğince asıl dosya bakımından dosyanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydı ile dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verildiği anlaşıldı.
.... A.Ş. Müzekkere cevabı dosyamız arasına alınmıştır.
Dosyada mevcut 15/05/2023 tarihli Bilirkişi ... tarafından sunulan raporda Davalı kurum uygulamasının (1.531,19 TL kaçak tahakkuku + 34.438,30 TL kaçak ek tahakkuku olmak üzere toplam 35.969,49 TL kaçak tahakkuku) mevzuata uygun olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
Dosyada mevcut 17/01/2024 tarihli ek raporda fatura son ödeme tarihi ile takip tarihi arasındaki 17 günlük sürede, hesaplanan 35.969,49 TL tutarındaki kaçak elektrik tüketim faturası için 509,57 TL gecikmiş gün faizi hesap edildiği, birleşen dosya bakımından takibin 35.969,49 TL (asıl alacak) + 509,57 TL (gecikmiş gün faizi) + 91,72 TL (faiz KDV si) olmak üzere toplam 36.570,78 TL üzerinden davalı ... Ltd. Şti adına devam edebileceğinin tespit edildiği anlaşılmıştır.
Dava, menfi tespit davasıdır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72.maddesi gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında, borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir.
Her somut olaydaki maddi vakıaya göre lehine hak çıkaran taraf ve ispat yükü şekilleneceğinden, maddî hukuk kuralına ilişkin bu vakıaların doğru ve net bir şekilde belirlenerek ortaya konulması gerekmektedir. Maddede aksine düzenleme olmadıkça ibaresi eklendiğinden, kanunda ispat yükü ile ilgili özel bir düzenlemeye yer verildiğinde, ispat yükü genel kurala göre değil de kanunda belirtilen özel düzenlemeye göre belirlenecektir.
Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Menfi tespit davasında kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Keza açılan menfi tespit davasında alacaklı (davalı) nın senedin ihdas (veriliş) nedenini değiştirmesi (tâlil etmesi) hâlinde de kanıt yükü alacaklı davalıya düşer (Çavdar, 755).
Borçlu bir hukukî ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukukî ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukukî ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukukî ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukukî ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukukî ilişkinin varlığını kabul etmektedir.
Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; davacı davalı tarafından tutulan kaçak elektrik tutanağından kaynaklı borçlu olmadığının tespitini talep etmiş olup bu kapsamda yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda Davalı kurum uygulamasının (1.531,19 TL kaçak tahakkuku + 34.438,30 TL kaçak ek tahakkuku olmak üzere toplam 35.969,49 TL kaçak tahakkuku) mevzuata uygun olduğunun tespiti karşısında davacının davsını ispat edemediği anlaşılmakla davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davalının kötüniyet tazminat talebi bakımından dosya içerisinde tedbir kararı verildiği anlaşılmakla Davalının kötü niyet tazminatı talebinin kabulü ile dava konusunun % 20 kötüniyet tazminatının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
AÇILAN DAVANIN REDDİNE,
1-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin kabulü ile dava konusunun % 20 kötüniyet tazminatının davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
2-Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 427,60 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6- HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara tebliğine,
Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı HMK 394/5 ve 341/1 maddesi gereğince tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 15/05/2024
Katip ...
¸
Hakim ...
¸
"iş Bu Evrak 5070 Sayılı Elektronik İmza Kanununun 5. Madde Uyarınca Güvenli Elektronik İmza İle İmzalanmış Olup, 22. Madde Uyarınca Da Islak İmza İle İmzalanmayacaktır."