T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/503 ESAS
KARAR NO : 2024/585
DAVA : Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin)
DAVA TARİHİ : 04/06/2024
KARAR TARİHİ : 05/06/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 03/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Tasfiyeye İlişkin) davasının dosya üzerinde yapılan incelemesi sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacılar vekilinin Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine sunduğu 04/06/2024 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde ; Davacı müvekkili ... (TCKN: ...), davacı müvekkili şirket Tasfiye Halinde ...nin (...)'nin ortağı ve diğer şirket ortağı müteveffa Mustafa TELLİ (TCKN: ...) ile birlikte tasfiye memuru olduğunu, müteveffa tasfiye memurunun miraslarının reddedildiğini, müvekkili şirkette tasfiye kararı alındıktan sonra ortaklardan ve tasfiye memurlarından birinin vefat etmesi ve yasal mirasçılarının reddi miras yapması sebebiyle, vefat eden ortağın yasal mirasçısı bulunmadığından tasfiye sürecinin tamamlanamadığını ve tasfiye sürecinin sonlandırılamadığını, dolayısıyla müvekkili şirketin sicilden terkini yapılamadığından, müvekkili şirketin, vergi, sosyal sigortalar ve bunun gibi ödeme yükümlülüklerinin devam ettiğini, bu durumdan da müvekkili şirketin şirketin tasfiyesini isteyen diğer ortakların da zarar gördüğünü, davaları her ne kadar taraf teşkilinin sağlanması maksadıyla şirket ortağı müvekkili ... ve şirketi temsilen tasfiye memuru tarafından şirketin diğer ortaklarına karşı açılmış ise de; mahkemece farklı değerlendirme yapılması halinde davalılar yönünden hasımsız olarak davaya devam edilip edilmeyeceği hususunu mahkemenin takdirlerine sunduklarını, anılan nedenlerle davanın kabulüne, Tasfiye Halinde ...nin tasfiye sonu bilançosunun onaylanmasına, şirketin tasfiyesinin tamamlandığının tespitine ve kalan işlemlerin ikmali için tasfiye memuru ... (TCKN: ...)'e yetki verilmesine, şirketin kesin olarak feshine, Ticaret Sicilinden kaydının terkin edilmesine ve bu kararın Ticaret Sicili Müdürlüğüne tescil ettirilerek Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, davacı şirketin tasfiye sonu bilançosunun onaylanarak sicilden terkin edilmesi istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK'nın dava şartlarını düzenleyen 114/1-d maddesindeki dava ehliyeti, fiil ehliyetinin medeni usûl hukukunda büründüğü şeklidir. Fiil ehliyetine sahip olan bütün gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptir. Aynı Kanun'un 114/1-e maddesindeki dava takip yetkisi, davada taraf olan kişinin o davayı kendi adına yürütebilme ve talep sonucu hakkında kendi adına hüküm alabilme yetkisidir (HMK md. 53). Sözü edilen kurum, şeklî taraf kuramının kabulünün sonucu olarak ortaya çıkmış ve sözü edilen kuramı tamamlamak amacıyla geliştirilmiştir. Davayı takip yetkisi, maddi hukuktaki tasarruf yetkisinin usul hukundaki karşılığını oluşturur. Ayrıca, bu kavram, davada taraf olmadığı hâlde kanun gereği taraf gibi davranmakla görevli kılınmış olanların hukukî konumlarının açıklanmasında başvurulan bir kavram konumundadır. Kural olarak taraf ehliyeti ve dava ehliyeti bulunan kişinin dava takip yetkisi vardır. Ancak bazı istisnai durumlarda davada taraf olarak gösterilen kişinin taraf ve dava ehliyeti olmasına rağmen dava takip yetkisi olmayabilir. Örn: Hakkında iflas kararı verilen kişinin taraf olduğu hukuki davalarda da istisnai durumlar dışında davayı takip yetkisi iflas idaresine aittir.
Taraf sıfatı (husumet) ise, maddi hukuka göre belirlenen, bir subjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir subjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Taraf ehliyeti; davada taraf olabilme, usulî hukuki ilişkinin süjesi olabilme ehliyetidir. Taraf ehliyetine sahip olan kişi, davada davacı veya davalı olabilecektir. Bu nedenle, taraf ehliyeti usûli bir kavramdır. Taraf ehliyetine sahip olabilmek için medeni hukuktaki hak ehliyetine sahip olmak gerekir. HMK'nın 50. maddesine göre, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, taraf ehliyetine de sahiptir. Buna göre tüm insanlar, hak ehliyetine ve dolayısıyla taraf ehliyetine sahiptir. Dava ehliyeti ise, medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir. (HMK md. 51) Fiil ehliyetine sahip olan kişi, dava ehliyetine de sahiptir ve davayı yürütebilir, usûl işlemlerini yapabilir. Reşit olan ve temyiz kudretine sahip olan kişiler fiil ehliyetine sahiptir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve dava takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Davacı tarafta yer alan taraf için aktif taraf sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Uygulamada, "sıfat" yerine "husumet" terimi de kullanılmaktadır. Sıfat dava şartı olmayıp, itirazdır. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Bu durumda ise dava esastan ret veya kabul edilir. Oysa, dava şartları davanın esasına girilmesini engelleyen niteliktedir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu subjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece re'sen gözönünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet sıfatının) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet sıfatı yokluğundan reddi gerekir. Bir kişinin belli bir davada davalı veya davacı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi davalı veya davacı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def'i de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re'sen nazara alınması gerekli hukuki bir durumdur.
Somut uyuşmazlıkta ,davacılar vekili tasfiye sürecine giren davacı şirketin bir kısım ortağının mirası reddetmeleri sebebiyle genel kurulun yapılarak tasfiye sonu bilançosunun onaylanamaması nedeniyle şirketin sicilden terkin işlemlerinin tamamlanamadığını iddia etmiş ise de,söz konusu davada ,davalı tarafın şirket olması gerektiği davanın hasımsız veya ortaklar aleyhine ya da somut olayda olduğu gibi mirası reddeden ortaklar aleyhine açılamayacağı,mirası reddeden eski ortaklara husumet düşmediği anlaşıldığından davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmelidir.Kaldıki davacı şirketin sicil kaydı incelendiğinde şirkete davacı dışında bir kişinin daha ortak olduğu,her ne kadar Mustafa Telli mirasçıları mirası reddetmiş ise de,bu kişinin terekesine atanacak tasfiye memuru ve diğer ortakların katılımı ile her zaman genel kurulun toplanarak gerekli kararları alabilecekleri görülmekle birlikte davanın öncelikle husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM/Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle REDDİNE,
2-Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde BIRAKILMASINA,
5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.05/06/2024
Başkan ...
☪e-imzalıdır.☪
Üye ...
☪e-imzalıdır.☪
Üye ...
☪e-imzalıdır.☪
Katip ...
☪e-imzalıdır.☪
"İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."