T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/569
KARAR NO : 2024/682
DAVA : Şirketin İhyası
DAVA TARİHİ : 28/06/2024
KARAR TARİHİ : 01/07/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 09/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Şirketin İhyası davasının dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı vekili Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne sunmuş olduğu 28/06/2024 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde özetle ; Müvekkili şirketin 20.07.2010 tarihinde kurulduğunu, faaliyetine devam ederken dava dışı ...... bank A.Ş tarafından İstanbul ..... İcra Müdürlüğü ...... Esas sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine mahsus takip yoluyla icra takibine girişildiğini, 2016 yılında bu takibin yapılmasının ardından icra dosyasının takipsiz bırakılarak ardından dosyanın yenilenmesinin talep edildiğini ve dosyanın yeniden ..... E. sırasına kaydedildiğini, dosyanın yenilenmesi üzerine yine dosya takipsiz bırakıldığını, son olarak yeniden ..... E. Sayılı dosya üzerinden takibe devam edildiğini, bahsi geçen icra dosyası yenilenmişse de müvekkiline her hangi bir yenileme emri tebliğ edilmediğini, dosyada son olarak yenileme emrinin 09.03.2020 tarihinde düzenlendiğini ancak bu yenileme emrinin de müvekkilimize tebliğ edilmediğini, müvekkilinin söz konusu icra takibi dosyasının derdest olduğundan haberdar olmadığını, bunun üzerine müvekkili şirketin 2.12.2019 tarihinde tasfiye haline girdiğini ve alacaklılara ticaret sicil gazetesinde ilan yapıldığını ve alacaklarını bildirmelerinin istendiğin, ancak alacaklı banka tarafından her hangi bir alacak bildiriminde bulunulmadığı gibi sözü edilen tarihte icra dosyasının da bu süreçte takipsizlik nedeniyle kapalı olduğunu, dava dışı bankanın dosyayı 09.03.2020 tarihinde yenilediğinde müvekkili şirketin tasfiye halinde olduğunu ve 24.08.2020 tarihinde de sicilden terkin edildiğini, müvekkili şirketin sicilden terkin edilmiş olmasına rağmen hali hazırda takibe devam edildiğini ve müvekkili ile ilgisi bulunmayan şirketlere fiili hacze gidildiğini, dava dışı 3.Kişilere hacze gidildiğinin öğrenilmesi üzerine İstanbul ..... İcra Müdürlüğü ..... E. Sayılı dosyasına müvekkilinin ticaret sicilden terkin edildiği, takibe devam edilecek bir şirketin bulunmadığının icra dosyasına bildirildiğini ve takibin düşürülmesinin talep edildiğini, icra müdürlüğü tarafından " Talepte belirtilen ticaret sicilinden terkin hususu mevzuatta borcu sona erdiren bir sebep olmadığından talebin reddine," şeklinde karar verildiğini, icra müdürlüğü tarafından verilen kararın hukuka aykırı olması, ortada takibe devam edilecek bir şirketin olmamasına rağmen takibe devam edilmesinin mümkün olmaması nedeniyle İstanbul ..... İcra Hukuk Mahkemesi ...... E. Sayılı dosyası üzerinden şikayet yoluna başvurulduğunu, İstanbul ..... İcra Hukuk Mahkemesi ...... E. Sayılı dosyasının 10.06.2024 tarihli ara kararında " Davacı ..... Ticaret Lojistik Limited Şirketi'nin terkin olduğu anlaşılmış olup, davacı-borçlu şirketin ihyası için davacı borçlu tarafa iş bu ara kararın tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre verilmesine, ihya hususunun 2 haftalık kesin süre içerisinde Mahkememize bildirilmesine, 2 haftalık kesin süre içerisinde bildirilmemesi halinde dosyanın mevcut deliller ışığında sonlandırılacağının ihtarına, " karar verildiğini, müvekkilinin 24.08.2020 tarihinde sicilden terkin edilmiş olup, karşı tarafın takibe devam edebileceği bir borçlu bulunmadığından bahisle şikayetlerine devam edebilmeleri için müvekkili şirketin İstanbul ..... İcra Hukuk Mahkemesi ..... E. Sayılı dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE :
Dava, davalı sicil müdürlüğünce ticaret sicilinden terkin olunan şirketin ihyası istemine ilişkindir.
İTO'dan alınan sicil kaydından, şirketin tasfiye nedeniyle sicilden terkin edildiği anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın dava şartlarını düzenleyen 114/1-d maddesindeki dava ehliyeti, fiil ehliyetinin medeni usûl hukukunda büründüğü şeklidir. Fiil ehliyetine sahip olan bütün gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptir. Aynı Kanun'un 114/1-e maddesindeki dava takip yetkisi, davada taraf olan kişinin o davayı kendi adına yürütebilme ve talep sonucu hakkında kendi adına hüküm alabilme yetkisidir (HMK md. 53). Sözü edilen kurum, şeklî taraf kuramının kabulünün sonucu olarak ortaya çıkmış ve sözü edilen kuramı tamamlamak amacıyla geliştirilmiştir. Davayı takip yetkisi, maddi hukuktaki tasarruf yetkisinin usul hukundaki karşılığını oluşturur. Ayrıca, bu kavram, davada taraf olmadığı hâlde kanun gereği taraf gibi davranmakla görevli kılınmış olanların hukukî konumlarının açıklanmasında başvurulan bir kavram konumundadır. Kural olarak taraf ehliyeti ve dava ehliyeti bulunan kişinin dava takip yetkisi vardır. Ancak bazı istisnai durumlarda davada taraf olarak gösterilen kişinin taraf ve dava ehliyeti olmasına rağmen dava takip yetkisi olmayabilir. Örn: Hakkında iflas kararı verilen kişinin taraf olduğu hukuki davalarda da istisnai durumlar dışında davayı takip yetkisi iflas idaresine aittir.
Taraf sıfatı (husumet) ise, maddi hukuka göre belirlenen, bir subjektif hakkı dava etme yetkisini ya da bir subjektif hakkın davalı olarak talep edilebilme yetkisini gösteren bir kavramdır. Taraf ehliyeti; davada taraf olabilme, usulî hukuki ilişkinin süjesi olabilme ehliyetidir. Taraf ehliyetine sahip olan kişi, davada davacı veya davalı olabilecektir. Bu nedenle, taraf ehliyeti usûli bir kavramdır. Taraf ehliyetine sahip olabilmek için medeni hukuktaki hak ehliyetine sahip olmak gerekir. HMK'nın 50. maddesine göre, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olan, taraf ehliyetine de sahiptir. Buna göre tüm insanlar, hak ehliyetine ve dolayısıyla taraf ehliyetine sahiptir. Dava ehliyeti ise, medeni hakları kullanma ehliyetine göre belirlenir. (HMK md. 51) Fiil ehliyetine sahip olan kişi, dava ehliyetine de sahiptir ve davayı yürütebilir, usûl işlemlerini yapabilir. Reşit olan ve temyiz kudretine sahip olan kişiler fiil ehliyetine sahiptir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve dava takip yetkisi davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu subjektif hakka ilişkindir. Davacı tarafta yer alan taraf için aktif taraf sıfatı, davalı tarafta yer alan taraf için pasif taraf sıfatından söz edilebilir. Uygulamada, "sıfat" yerine "husumet" terimi de kullanılmaktadır. Sıfat dava şartı olmayıp, itirazdır. Çünkü bir kimsenin hak sahibi veya borçlu olup olmadığı davanın esasına girildikten sonra tespit edilebilir. Bu durumda ise dava esastan ret veya kabul edilir. Oysa, dava şartları davanın esasına girilmesini engelleyen niteliktedir. Ancak sıfat bir itiraz olduğundan, hâkim diğer itirazlar gibi taraf sıfatını da dava dosyasından anlayabildiği sürece kendiliğinden nazara alır. Sıfat, davada taraflardan birinin davaya konu subjektif dava hakkının bulunup bulunmadığı ile ilgili bir husustur. Tarafların sıfatının yargılama sonuna kadar devam etmesi zorunludur. Bu husus mahkemece re'sen gözönünde bulundurulmalıdır. Bir davada, taraflardan birinin, davacı ya da davalı sıfatının (aktif ya da pasif husumet sıfatının) olmadığı belirlenirse, artık bu davanın esasının çözümüne girilmeden, davanın husumet sıfatı yokluğundan reddi gerekir. Bir kişinin belli bir davada davalı veya davacı sıfatını haiz olup olmadığı şeklinde nitelendirilen husumetin ileri sürülme zamanı yasa ile kabul edilen bir ilk itiraz olmadığı gibi davalı veya davacı tarafından ileri sürülmesi gerekli bir def'i de değildir. Davanın her aşamasında ileri sürülmesi mümkün veya mahkemece vakıf olunduğu takdirde re'sen nazara alınması gerekli hukuki bir durumdur.
Dosya içerisinde bulunan ..... internet sitesinden alınan kayıtlardan ihyası istenilen şirketin sicilden tasfiye nedeniyle terkin edildiği anlaşıldığı,davanın sicilden terkin olunan şirket tarafından açıldığı,buna göre davacı şirketin aktif taraf ehliyetinin bulunmadığı anlaşıldığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle ;
1-Davacı şirketin tasfiye nedeniyle sicilden terkin edildiği anlaşıldığından davanın taraf ehliyetine ilişkin dava şartı noksanlığı nedeniyle HMK'nın 114/1 (d) ve 115/2 maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE,
2-Harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 760,00 TL yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda karar verildi. 01/07/2024
Başkan ......
☪e-imzalıdır.☪
Üye .....
☪e-imzalıdır.☪
Üye .....
☪e-imzalıdır.☪
Katip ....
☪e-imzalıdır.☪
"İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."