T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/90 Esas
KARAR NO : 2024/401
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 29/01/2024
KARAR TARİHİ : 22/04/2024
K. YAZIM TARİHİ : 23/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarında özetle; davalı şirket tarafından Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine 600.000,00 TL tutarındaki teminat senedine dayanarak ilamsız takip başlatıldığını, ancak söz konusu ilamsız icra takibine dayanak teminat senedi üzerinde yazan ihale müvekkilinin elinde olmayan sebeplerden dolayı hiç yapılamadığından müvekkilinin borçlu bulunmadığının tespiti için işbu davayı açma zorunluluğu hasıl olduğunu, ilamsız icra takibine dayanak teminat senedi üzerinde 'İş bu senet .... İhaleye ait iş yapılamadığında bu senet geçerlidir' ibaresi bulunduğunu, ilamsız takibe konu senet üzerinde yazan ... İhale Kayıt Numaralı ' ....' İhalesi Kamu İhale Kurulu Kararı 2022/045 Toplantı Numaralı 28 Gündem Numaralı 2022/ UH.II-1167 Karar Numarası ile 28.09.2022 tarihinde ' Yapılan inceleme ve tespitler neticesinde ihale dokümanı düzenlemelerinde fiyat farkı ödeneceği noktasında idarenin takdir yetkisini kullanarak fiyat farkı ödeneceği yönünde düzenleme yapılmış olmasına rağmen, fiyat farkı ile ilgili olarak ağırlık oranlarına ilişkin sabit katsayıların, işin niteliğine ve işte kullanılan girdilere uygun biçimde toplam bire (1.00) eşit olacak şekilde belirlenmediği anlaşıl- dığından, başvuru sahibinin bu iddiasının yerinde olduğu ve bu nedenle ihalenin iptal edilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. ' şeklinde karar verildiğini ve ihalenin iptal edildiğini, ihalenin iptal edilmesi ile ilgili Başvuru Sahibi .... San. Tic. Ltd. Şti adında üçüncü bir firma olduğunu, yine ihalenin iptal edilmesiyle ilgili davacı şirketin herhangi bir zararının oluşmadığını, bu nedenle ilamsız icra takibine dayanak teminat senedi üzerinde yazılan ihale hiç yapılamadığından ve senet üzerinde ki borcun doğma sebebi müvekkilin elinde olmayan sebeplerden dolayı gerçekleşmediğinden davacı şirkete herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkilinin davalı şirkete borcu olmamasına rağmen icra takibi başlatılarak borcun tahsiline çalışılması davalı şirketin kötüniyetli olduğunun göstergesi olduğunu beyanla öncelikle teminatsız olarak veya müvekkilinin ekonomik imkânlarının yetersiz olması sebeplerinden ötürü uygun görülecek bir miktar icra takibinin durdurulması için HMK m. 209 gereği ihtiyati tedbir talebimizin kabulünü, müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı icra takibinin iptalini ve kötü niyetli ve ağır kusurlu olunması sebebiyle de davalı tarafın takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, takip konusu borcun taraflarınca ödenmesi halinde davaya istirdat davası olarak devam edilmesini, yargılamanın giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflarınca Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyasında Kambiyo Senetlerine Özgü takip yolu ile 28.12.2022 tarihinde takip başlatıldığını, davalı tarafından bu takip yoluna 5 gün içinde İcra Mahkemeleri'ne imzaya veya borca itiraz edilmediğini ve takibin kesinleştiğini, davalının bu süre boyunca itirazda bulunmayıp yaklaşık 1 yılı aşkın süreden sonra borcun tespitini talep etmesi, borcun ödenmesini ertelemeye yönelik, haksız ve kötü niyetli bir talepli olduğunu, davalı müvekkili firma ve davacı taraf, ... İhale Kayıt Numaralı .... İşi ihalesi davalı firma ve davacı uhdesinde kaldığını, bahse konu ihaleye farklı bir firma tarafından itiraz edilmesi sonucu Kamu İhale Kurumu tarafından iptal edildiğini, müvekkili firma, bahse konu ihalenin iptal edilmesi sonucu hem maddi hemde manevi anlamda zarara uğradığını, müvekkili firma merkezi Diyarbakır'da olan, genellikle bulunduğu il ve çevresindeki illerde bulunan ihaleli işlere girip iş alan firma konumunda iken, davaya konu İstanbul'da bulunan ihale işi için davacı taraf müvekkili firma ile iletişime geçip, bahse konu İhaleye beraber girme teklifinde bulunduğunu, her ne kadar müvekkili firma davacı ...e söz konusu ihaleli işin İstanbul'da yapılacağı gerekçesiyle İstanbul piyasasını ve oradaki işleyişi bilmediğini dile getirmiş olsa da ,davacı .... , bahse konu işe kendisinin kefil olduğunu ve meydana gelecek tüm zararlardan kendisinin sorumlu olacağını belirttiğini, müvekkili kurumun, davaya konu ihaleye girip girmeme konusunda tereddüt yaşamış akabinde davacı taraf müvekkili firmayı ikna edebilmek adına 600.000,00 TL tutarında Teminat Senedi düzenleyip verdiğini, davaya konu senedin düzenlenip müvekkili firmaya verilmesinin sebebi ise; hangi şart altında olursa olsun farketmeksizin ihalenin iptal edilmesi veya diğer olumsuz ihtimallere karşı davacı taraf kendi insiyatif ve rızası ile müvekkili firmanın ihaleye girmesi amacıyla Senet düzenleyip müvekkili firmaya verdiğini, davacının kendisi ise müvekkili firmaya, ihalenin iptal edilmesi veya bunun dışında ki tüm olumsuz durumlara karşı senet vereceğini belirttiğini, müvekkili firma da davacının verdiği güvenceye karşın davaya konu İhaleye katılmayı kabul ettiğini, kaldı ki İlamsız İcra Takibine dayanak Senet üzerinde belirtilen " İş bu Senet ... İhaleye ait iş yapılamadığında bu senet geçerlidir" ibaresinde bulunan yapılamadığında ifadesi ihalenin hangi koşullar altında olursa olsun iptal edilmesi halinde davacının kendi rıza ve isteği ile davalı müvekkili firmayı iş bu ihaleye girmesi adına vermiş olduğu bir teminat olduğunu beyanla müvekkilinin alacağını sürüncemede bırakmak amacıyla açılan işbu davanın reddini, davacı tarafın tazminat talebinin reddini, tüm alacak miktarın üzerinden %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekaletname ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Her ne kadar iş bu dava ticari dava niteliği taşıdığından bahisle mahkememizde ikame olunmuş ise de ; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4.maddesinde hangi işlerin ticari dava olarak nitelendirilecekleri belirlendikten sonra anılan kanunun 5.maddesinde Ticaret Mahkemeleri'nin kuruluşu ve hangi mahkemelerin Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakacağı belirlendikten sonra Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu belirtilmiştir.
Ticari davaları, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Buna göre davacı tarafın "tacir" tanımına uymadığı, eldeki uyuşmazlığın da yukarıda tanımlanan "ticari dava " nitelik arz etmediği, uyuşmazlığın çözümünde mahkememizin değil Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu, kamu düzeninden sayılan mahkemenin görevi hususunun HMK 114/1-c md de dava şartları arasında düzenlendiği, taraflarca ileri sürülmese bile yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmesi gerektiği dikkate alınarak görevi ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden redde dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1- Göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle, HMK 114/1-c ve 115/2 md gereğince DAVANIN USULDEN REDDİNE, Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevli olduğuna,
2- Taraflardan birinin,6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince ,
-Bu karar verildiği anda kesin ise tebliğ tarihinden ,
-Görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten,
-Kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren
2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmeleri gerektiği, aksi taktirde mahkememizce dosyanın re'sen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına,
3-HMK'nun 20 md gereğince, kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin ihtarına,
5- Yargılama gideri, vekalet ücreti ve harçların nihai karar ile birlikte değerlendirilmesine dair,
5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde istinaf yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda karar verildi. 22/04/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır