T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2016/1100
KARAR NO: 2019/427
DAVA: Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 19/12/2016
KARAR TARİHİ: 10/04/2019
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 25/04/2019
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili, müvekkili şirket ite davalı özel şahıslar arasında İstanbul ili Büyükçekmece ilçesi, ....... ada,l parselde kayıtlı ....... m2 yüzölçümlü tapuda kayıtlı taşınmaza ilişkin 19.01.2010 tarihinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi düzenlendiğini, bu sözleşmeye göre şirketleri lehine 15 yıllık intifa hakkı tanındığını, bu gayrimenkulün davalı ......ve Tic. AŞ'ye satış/devir işlemi yapılarak akaryakıt istasyonu olarak kullanılmaya başlandığını, davalı ......AŞ ile davacı müvekkil şirket ile aynı şirketler topluluğunda olan ancak tüzel kişiliği ve yönetimi farklı olan 3.şahıs ...... Tic. A.Ş. (.......) arasında 28.09.2010 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 5 yıl süre ile intifa hakkı tesis edildiğini böylece müvekkili şirket lehine 15 yıllık intifa hakkının tesisinden itibaren ilk 5 yılının bir petrol şirketi olan grup şirketi üzerinden menfaat sağlanarak temin edildiğini, bu amaçla davacı şirket yönetim kurulunca 07.09.2010 tarihli karar ile ilk 5 yıllık intifa hakkının .... lehine kullanılmasına muvafakat verildiği ve bu hakkından feragat edildiğini, davalıların .... ile olan bayilik sözleşmesinin süresinin 28.09.2015 tarihinde dolduğunu, bu tarihten itibaren kalan 10 yıllık intifa hakkının tesisi ve mahrum kalınan kira bedellerinin tazmini iddia ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davalı özel şahıslar ile davacı şirket arasında yapılmış satış vaadi sözleşmesinin noterde resen düzenlenmemesi sebebiyle geçersiz olduğunu, davalı ......San. Tic. A.Ş. 'nin satış vaadi sözleşmesinin tarafı olmadığından dolayı herhangi bir yükümlülüğünün de bulunmadığını, davacı ile bayilik sözleşmesinin tarafı olan .... şirketinin grup şirketler olması nedeniyle intifa hakkının ancak 5 yıl olabileceğini, bu yasal sürenin de kullanıldığını ve sürenin 28.09.2015 yılında dolduğunu, ortada bir dikey sözleşme bulunduğunu bu tür sözleşmelerde rekabet kurulu kararlarıyla! da 5, yıllık üst sürenin hüküm altına alındığını, davacı tarafın kötü niyetle grup şirketi üzerinden bu yasal 5 yıllık süreyi aşacak biçimde müvekkilini aralıklarla 15 yıl gibi bir süre ile bayiliğe zorladığını, bu taleplerin yasal dayanaktan yoksun olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
Dava, kalan süre için intifa hakkı tesisi ve mahrum kalınan kira bedelinin tahsili isteğine ilişkindir.
Tarafların iddia ve savunmaları, sunulan ve sağlanan bilgi ve belgeler, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından anlaşılacağı üzere;
Davacı ile davalı gerçek kişiler arasında 19/01/2010 tarihinde imzalanan adi yazılı Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesi yapıldığı anlaşılmaktadır. İş bu sözleşmenin taraflarının satış vaadinde bulunanının davacı şirket, satış vaadi alıcılarının ise davalı şirket ve davalı ,....... dışındaki diğer davalı gerçek kişiler olduğu görülmektedir. Davalılardan...... ise bu sözleşmeye garantör sıfatıyla imza koymuştur. Sözleşmeye göre davacı şirket adına tapuda İstanbul ili, ..... ilçesi, ....... ada ..... parsel sayılı ....... m2 miktarlı taşınmazın 15 yıl süreli intifa hakkı tesis edilmesi koşulu ile sözleşmenin diğer tarafı davalı gerçek kişilere (satıcı davacıya vefa hakkı (geri alım hakkı) tanınmak şartı ile) satışı vaad edilmiştir.
Taraflar arasındaki iş bu sözleşme adi yazılı şekilde yapıldığından ve taşınmaz satımına, vefa hakkına ilişkin sözleşmelerin resmi şekilde yapılması zorunlu bulunduğundan geçersizdir. Geçersiz sözleşmeye dayanılarak bir hak talep edilemez. Yerleşik Yargıtay kararlarına göre geçersiz sözleşmenin taraflarca karşılıklı edimlerini ifa edilmiş olması halinde geçersizliğinin ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanılması olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle tarafların edimlerini karşılıklı ifa edip etmediklerinin tespiti gereklidir.
Dava konusu taşınmazın sözleşme tarihinden önce davacı adına 26/02/209 tarihinde imar uygulaması ile kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Bilahare davacı şirketin iş bu taşınmaz üzerinde 28/09/2010 tarihinde dava dışı ...... AŞ. lehine 5 yıl süreli intifa hakkı tesis ettirdiği ve bilahare davalı gerçek kişilerin 11/10/2010 tarihinde verdikleri taahhütname ile taraflar arasındaki 19/01/2010 tarihli Gayrimenkul Satış Vaadi Sözleşmesine göre sahip oldukları satın alma haklarını tek taraflı olarak davalı ....... AŞ'ye devrettikleri ve davacının iş bu taşınmazı üzerindeki intifa hakkı ile davalı ......AŞ'ye 13/10/2010 tarihinde sattığı, davalı .......şirketinin ise 14/10/2015 tarihinde dava dışı ........ AŞ lehine intifa hakkı tesis ettiği saptanmıştır. Saptanan bu durum karşısında 19/01/2010 tarihli sözleşmenin aynen ifa edildiğinin kabulü mümkün değildir. Bu nedenle şekli yönden geçersiz sözleşmedeki edimlerin ifa edildiği kabul edilemeyeceğinden bu sözleşmenin geçersiz olduğu ve taraflara bir hak vermeyeceği sonucuna varılmıştır.
Diğer yandan davalı ...... şirketi taşınmazı tapuda satın almıştır. Taşınmaz üzerinde satıcı davacıya intifa hakkı tanıyacağına dair bir taahhüdü de bulunmamaktadır. Davacı da bu davalının bu yönde bir taahhüdü olduğunu iddia ve ispat etmiş değildir. Dolayısı ile davacının davalı ...... şirketine karşı mevcut satış akdine dayalı olarak, diğer davalılara da 19/01/2010 tarihli sözleşmeye dayanarak intifa hakkı tesis etmeleri talebinde bulunamayacağı sonucuna varılmıştır.
Bir an taraflar arasındaki iş ve işlemler ile geçersiz olan sözleşmenin edimlerin kısmen ifası nedeniyle geçerli olduğu kabul edilse bile intifa hakkının akaryakıt şirketlerine tanınan intifa hakkı kapsamında bulunduğu anlaşıldığından alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere Rekabet Kurulunun bu husustaki kararları gereğince intifa hakkı ancak beş yıl süreli tesis edilebileceğinden, daha fazla süre ile tanınsa bile intifa hakkı beş yıllık sürenin dolması ile sona ermiş sayılacağından ve davacıya tanınan beş yıllık intifa süresi de dolduğundan yeni bir intifa süresinin talep edilmesi mümkün bulunmamaktadır. Nitekim dayanılan 19/01/2010 tarihli sözleşmede intifa süresi 15 yıl olarak kararlaştırılmış ise de tarafların bunu 5 yıllık sürelere bölmeleri anılan R. K. kararlarını etkisiz kılma amacına yöneldiklerini göstermektedir. Bu kötüye kullanımın dahi korunması mümkün değildir.
Hal böyle olunca tarafların iddia ve savunmalarına, sunulan ve sağlanan bilgi ve belgelere, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacının davalı ...... AŞ'den mevcut satış akdine dayalı olarak, diğer davalılardandan da 19/01/2010 tarihli sözleşmeye dayanarak intifa hakkı tesis etmelerini isteyemeyeceğinden intifa tesisi talebinin reddine, ret edilen bu talep gereğince de buna bağlı olan yararlanma hakkı kaybı tazminatına ilişkin talebinin de reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-Alınması gereken 44,40 TL karar harcının peşin alınan 29,20 TL ve 1.195,00 TL ıslah harcından mahsubu ile bakiyesinin talebi halinde davacıya iadesine,
3-Yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap edilen 8.050,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalılar tarafından yapılan 40,80 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
6-Kullanılmayan gider avansı konusunda HMK 333. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra karar verilmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere hazır taraf vekillerinin yüzünde oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. 10/04/2019 11.28
Başkan ......
Üye .....
Üye ......
Katip ......