T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/07/2018
KARAR TARİHİ : 14/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 14/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı firma .... Ltd. Şti. ile davalılar ... ve ... adi ortaklığı aralarında da 19.04.2017 tarihinde 150.000 TL bedelli “.... Proje Sözleşmesi” imzalanmıştır. Projenin amacı, kullanımı, tanımı, çalışma şekli, çalışma ortamı, kullanılacak yazılım, yazılımın özellikleri, yazılımın ve kullanımın detayları ile birlikte bütün teknik özellikleri sözleşme ile imza altına alındığını, davalı ve davacı arasında yapılan sözleşmede proje bitirme süresi olarak 12+3 ay olarak belirtilmiş olup buna göre projenin bitirilip 19.07. 2018 tarihinde davacı firma ... Ltd. Şti. teslim etmesi gerektiğini, taraflar arasında yapılan sözleşmenin imzalanması sonucunda 20.04.2017 tarih ve ... nolu fatura ile 53.100,00-TL bedelli fatura ve 05.10.2017 tarih ve .... nolu fatura ile 10.000,00 TL birlikte toplam 63.100,00-TL tutarın ödeme yapıldığı dosya tetkinde anlaşıldığını, davalıların, taraflar arasında 19.04.2017 tarihinde imzalanmış bulunan sözleşme edimlerini yerine getirmememleri sebebi ile; sözleşme bedelinin bir kısmı olarak ödenen 63.100,00-TL ve sözleşme bedeli üzerinden hesaplanan 1.422,00-TL damga vergisi olmak üzere toplamda 64.522,00 TL'nin ödeme tarihlerinden başlamak üzere işleyecek olan ticari temerrüt faizi ile birlikte ve de fazlaya ilişkin dava ve talep haklarımız saklı kalmak kaydı ile müvekkili şirketin uğramış olduğu zararlar için şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen davacı müvekkili lehine tahsiline karar verilmasini dava ve talep etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarının asılsız olduğunu, davacı şirket ile geçmişe dayalı bir iş ilişkilerinin bulunduğunu, karşılıklı memnuniyet üzerine kurulan iş ilişleri süresince kendi imalatları olan yazılımları satmak da dahil olmak üzere davacı şirkete yazılım konusunda danışmanlık ve teknik destek hizmeti sağladıklarını, karşılıklı memnuniyet çerçevesinde devam eden şirket ilişkileri esnasında davacı tarafın talebi ve ihtiyaçları doğrultusunda, 19.04.2017 tarihinde 150.000,00-TL bedelli dava konusu “... Proje Sözleşmesi"nin imzalandığını, proje sunumu ve taraflar arasında belli aralıklarla yapılan toplantılar esnasında, 16 Şubat 2018 tarihinde taraflar arasında proje ile ilgili yapılan toplantıda, davacı tarafın mevcut sözleşmeye ek yükümlülükler ve eklemek yönünde dayatmada bulundukları, mevcut projeye eklenmek istenen ilavelerin ve tadilatın, belli bir aşamaya gelen proje üzerinde köklü değişiklikler gerektirdiğini, proje üzerinde sonradan yapılmak istenilen değişiklik ve tadilatın sözleşmeye aykırı olduğu, emek ve zaman kaybına sebep olacak bu talebi kabul etmediklerini, bu toplantıdan sonra davacı şirket tarafından projenin yürütülebilmesi için önem arz eden davacı şirket bilgisayarlarına ve eski (güncel olmayan) veri tabanına erişimlerinin engellendiğini ve çalışma imkanlarının kalmadığını, normal şartlarda zamanında yetişecek olan proje takviminin bu engellemeler nedeni ile doğal olarak aksadığı ancak yine de projeyi sözleşmede belirtilen tarihte yetiştirebileceklerini, süreci hızlandırmak için personel sayısında artışa gittiğini, ancak yine davacı şirket tarafından proje teslim tarihinden önce sözleşmenin dava dilekçelerinde belirtilen asılsız iddialara dayanılarak tek taraflı olarak feshedildiğini beyan ederek, davanın reddini talep etmiştir.
Taraflarca gösterilen deliller toplanmış, Bakırköy ...Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyası celbedilmiştir.
Mahkememizce dinlenen tanık ... beyanında "ben davacı firmada yazılım ve işgeliştirme müdürü olarak çalışırım, davacı ile davalılar arasında 2017 Nisan ayında yazılım geliştirme projesi adı altında sözleşme imzalandığında bende vardım, sözleşmenin süresi karşılıklı olarak anlaşılıp 12 ay olarak belirlendi, artı 3 ay da ek süre verildi, projenin detaylarını davalılara anlattık, kendileri de bunun uygun olduğunu kabul edip çalışmalara başladılar, 3-4 ay sonra davacı şirket davalılardan yaptıkları çalışmalara ilişkin bir demo istedi, davalılar kendilerinde demo olmadığını, sistemsel olarak bazı gelişmeler yaptıklarını söylediler, davalılar şirkete gelip sunum yaptılar, yapılan sunum davacı şirketi tatmin etmedi, bu toplantıdan 3 ay sonra davacı şirket beni İzmir e gönderdi, davalıların İzmir deki ofesinde beraber çalışma yaptık, 2018 yılı Şubat ayında davalılar şirkete geldiler, bir sunum yaptılar, yaptıkları sunumda projenin %2 sinin tamamladıklarını gördük, geri kalan 2 ay içerisinde işin %98 inin davalılar tarafından tamamlanamayacağını anladık, davalıların projeyi sağlıklı bir şekilde yapıp teslim edemeyeceklerini anladık, bunu davalı şirkete bildirdik, sözleşmenin feshi davacı tarafından davalıya e-mail yolu ile ve ihtarname ile bildirildi " şeklinde ifade vermiştir.
Mahkememizce dinlenen tanık ... beyanında " Ben davacı şirkette bilgi işlem müdürü olarak 6 yıldır çalışmaktayım, davalıları tanırım, davalılar ile 2017 yılının Nisan ayında yazılım gelişim proje sözleşmesi imzaladık, sözleşmenin süresi 12-3 ay idi, bu süre içerisinde sözleşmeye konu olan işlemlerin davalılar tarafından bitirilip teslim edilmesi gerekmekte idi, sürenin 9.ayında davalılar ile ofisimizde yapmış olduğumuz toplantıda projenin %2 sinin yapıldığı görüldü, geriye kalan süre içerisinde projenin yetişmeyeceği anlaşıldı, davalılara bu konuda sözleşmenin fesh edilmesi bilgisi verildi, ayrıca davalıların yapmış olduğu çalışmaların standartlara uygun olmadığı tespit edilmiş, toplantıda bu hususta kendilerine ifade edildi, davalıların yaptığı işin bizim istediğimiz şekilde oluşmayacağı da anlaşılmış idi, bu projenin haricinde davalılara yazılım işleri yaptırılmış ve ücretleri ödenmiş idi, bu sözleşmenin imzalanmasından 2 ay sonra davalılara 50.000 TL ödeme yapıldı, sözleşmenin toplam bedeli 150.000 TL idi, kısa bir süre sonra 10.000 TL ödeme daha yapıldı "şeklinde ifade vermiştir.
Ankara ATM'ne yazılan talimatla dinlenen tanık ... beyanında " Ben davalılardan ...'un üniversiteden arkadaşıyım, kendisi bana bir gümrük müşavirliği firmasından iş aldığını ve kendisi ile çalışıp çalışmayacağı konusunda teklif getirdi, ben de bu teklifi kabul ettim ve 2018 yılı başında ben çalışmalara başladım, ben çalışmaya başlamadan önce yazılım, analiz ve veri tabanı dökümanlarını incelemeye başladım, veri tabanı benim açımdan tamamlanmış durumdaydı, analiz çalışması da tamamlanmış idi, sözleşmede modüller tanımlanmıştı ve bunların yaklaşık %60'ı davalılar tarafından tamamlanmış durumdaydı, hatta kotlama çalışması bile başlamıştı, daha sonra davacı tarafça sözleşmede teknoloji değişikliğine gidildi ve sözleşmede yer almayan iş süreçleri ile ilgili modüle gidildi, bu modül daha önce tamamlanmadığı için yapılan işte revizyona gidilmesi zorunlu hale geldi, yani davalılarca üzerlerine düşen yükümlülükleri yerine getirmiş ise de sözleşmede davacılar tarafından yapılan değişiklik ile davalılar üzerlerine düşen görevleri yerine getirememiş durumuna düştüler, bahse konu sözleşme değişikliği olmasa idi vaad edilen süre sonunda işin tamamının teslim edilmesi kaçınılmazdı, ayrıca davalılar ve ben davacıların sunucusuna bağlanmakta ve erişimin engellendiği hususuna da tanık olduğumu beyan etmek istiyorum, eğer bu erişim engeli olmasa idi yine işlerin daha hızlı bir şekilde gerçekleşeceğine mesleki tecrübem ile söyleyebilirim" şeklinde ifade vermiştir.
Mahkememizce ticari defterlerin incelenmesi için aldırılan 05.02.2020 tarihle bilirkişi raporunda "Davacı ve davalı tarafından dosyaya sunulan ticari defterdeki kayıtların incelenmesi sonucunda taraflar arasında ticari ilişki olduğu, 19.04.2017 tarihinde yapılan “.... Proje Sözleşmesi” ile ticari ilişkinin kurulduğu, Sözleşmeye ilişkin 1.422,00 TL damga vergisi tutarının davacı tarafından beyan edildiği, Yapılan sözleşme kapsamında, davalı tarafından 20.04.2017 tarih ve .... sayılı 53.100,00 TL'lik faturanın Sözleşme ile belirlenen peşin ödeme karşılığı olduğu ve sözleşmede bu ödemeye ilişkin herhangi bir süre ve ödeme şartı bulunmadığı, söz konusu faturanın davacı ve davalı tarafından yasal defterlerinde kaydedildiği, vergi beyannameleri ve BA-BS formlarında beyan edildiği, faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği, 05.10.2017 tarih ve 32679 sayılı faturanın “ara ödeme” açıklaması ile davacı ve davalı tarafından yasal defterlerde kaydedildiği, vergi beyannameleri ve BA-BS formlarında beyan edildiği, faturalara yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği, Dosyaya mübrez belgelerin incelenmesi sonucunda davacı ... ile davalı firma arasında yapılan sözleşme 19.04.2017 tarihinden itibaren 12+3 ay olarak belirlenmiş, buna göre sözleşme konusu işin 13.07.2018 tarihinde tamamlanması gerektiği, dava tarihi itibariyle sözleşme süresinin sone ermiş olduğu, Sözleşmenin haklı veya haksız feshi halinde sözleşmeye istinaden yapılan ödemelerin geri ödenmesine ilişkin olarak herhangi bir hükmün olmadığı, proje tesliminin gecikmesi halinde sözleşmenin 6.ncı maddesi gereği cezai şart öngörüldüğü, cezai şartın taraflarca uygulanmadığı, Dava tarihi itibariyle tarafların cari hesaplarında alacak bakiyesinin bulunmadığı, Mali Müşavir Bilirkişi olarak projenin tamamlanma yüzdesi ile ilgili herhangi bir yorum ve kanaat getirilemeyeceği" görüşü mütalaa edilmiştir.
Yapılan işin varlığı ve oranının tespiti için aldırılan 14.09.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda " ".... Proje Sözleşmesi"nin 19.04.2017 tarihinde 150.000 TL bedelli olarak taraflar arasında imzalandığı, Davalı tarafın geçmişte benzer projelerde Davacı şirkete güncel ihtiyaçları doğrultusunda “.... Yazılımı” “....” gibi özgün yazılım projeleri ürettiği dolayısı ile Davalı tarafların, Davacı şirketin yazılım ihtiyacı ve işleyişi hakkında bilgi sahibi olduğu, Davalı şirketin Sözleşme konusu yazılımı yapabilecek bilgi ve kabiliyete sahip olduğu, Davacı şirket tarafından sözleşme aşamasında şirket ihtiyaçlarının tam olarak belirlenmediğinden sözleşme sonrasında dava konusu ... Proje Sözleşmesinin şirket ihtiyaçlarını karşılamayacağı gerekçesi ile belli bir aşamaya gelen proje üzerinde yenilikler yapılmasını, modernizasyona gidilmesini istediği ve yeni modüller eklemek istediği ancak bu değişikliği yüklenici firma olan davalının kabul etmediği, bu anlaşmazlık sonrasında şirket bilgisayarlarına ve veri tabanına erişimini kestiği, Oysaki, dava konusu sözleşmede Projenin temel ilkeleri, gereksinimleri, çalışacağı platform ve işlevselliği taraflar arasında imzalanan sözleşme ile belirlenmiş olup, belli aşamaya gelinen Proje üzerinde sonradan yapılmak istenen yapısal değişikliklerin yüklenici ye getireceği yük nedeni ile kabul görmemesi doğaldır. Davacı tarafın Proje ile ilgili diğer iddialarına da sırası ile değerlendirmek gerekir ise: “Davalıların sözleşmede belirlenmiş olan ve taahhüt ettikleri edimlerin nedeyse hiç birinin yerine getirilmediğini” belirtmiş olsa da; sözleşme tarihi olan 19.04.2017 tarihinden, anlaşmazlıkların ilk başladığı 16 şubat 2018 günü yapılan toplantıya kadar geçen 10 aylık zaman zarfında bu durum ile ilgili her iki tarafında olumsuz bir beyanının bulunmaması o tarihe kadar olağan seyreden projenin bu aşamada neden yetersiz görüldüğü anlaşılamamış ve tutarsız olduğu değerlendirilmiştir. “Mevcut hali ile projenin kararlaştırılan nitelikte ve olgunlukta olmadığı, kısmen dahi olsa projenin uygulanabilir hale getirilmediği,” hususun incelenmesi: projenin tamamı bitirilip test aşamasına geçilmeden Projenin işlevselliğini değerlendirmenin hatalı olacağı, “Yazılım kodlarının ve bu kodların yer aldığı dosyaların oluşturulma ve son değiştirme tarihinin çoğunlukla 2015 yılına ait olduğu, güncel olmadığı, kaynak kodların projeye özgü inşa edilmediği, hususunun incelenmesi: Bir proje içindeki kodların ne zaman yazıldığı değil sözleşmede istenilen sonucu sağlayıp sağlamadığı önemlidir. “Kaynak kodların içerik olarak sözleşme konusu işin gereksinimine uygun olmadığı,” konusunun değerlendirilmesi: bir kodun yapılan işe uygunluğunu doğru tespit edebilmek için, proje bütünlüğü içerisinde o kodların yazılımcı tarafından hangi amaçla kullanıldığının iyi bilinmesi gerekir, çünkü her işte olduğu gibi yazılım işinde de doğru sonuca ulaşmanın birden fazla yolu ve yöntemi vardır. “Projenin sözleşmede öngörülen sürede bitirilme imkanı kalmadığı” Bu hususta Yazılım projelerinde tasarım ve kodlamanın %99 u bitmiş bile olsa son kod yazılıp proje test edilmeden proje kullanıcının hiçbir işine yaramayacağından kullanıcı gözü ile projeye bakıldığında projenin bağımsız tüm modülleri bitmiş bile olsa bile birbiri ile entegrasyonu sağlanmayan modüller kullanıcı tarafından çalıştırılabilir olmadığından projenin geldiği seviyeyi doğru tespit edememiş olması doğaldır. “Belirlenen işlere kıyasla, mevcut halin projenin %2' lik kısmına denk geldiği” konusu İşin bitirilme süresinden önce test edilmeden, böyle bir fikir yürütmek oldukça hatalı sonuçlar doğurabileceği değerlendirilmiştir. Tüm gümrük mevzuatının /işlemlerinin kanun gereğince; Gümrük Müşavirliklerince elektronik ortamda yapılacak olması, saklanması/ yedeklenmesi esas olup: hem rekabet hem de zaman tasarrufu ve verilerin yedeklenmesi açısından davacı tarafından bu tür bir yazılım için sözleşme yapıldığı, Süreç devam ederken; devamında çıkartılan ve yapılan değişikliklerin eklenmesi amacıyla ek talepte bulunulduğunun doğal olduğu ancak; bu talebin davalı tarafından kabul görmediği ve tarafların anlaşamadığı hususları tespit edilmiştir." görüşü mütalaa edilmiştir.
Yapılan itirazlar gözetilerek yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınmış, 14.06.2021 tarihli bilirkişi heyet raporunda " Davacı Şirket ile davalı şirket arasında yapılan sözleşmede yapılması istenilen işin bitmiş olsa dahi son kullanıcıların eksikleri için geri bildirimleri alması ile proje tam teslim edilmiş demektir. Davalı firma yapmış olduğu yazılımın dosyadaki evraklar ve bilirkişi raporları ile yerinde yapılan tespitlerde projenin ancak *42'sinin gerçekleştiği, bu gerçekleşen kısmın projenin ve işin yapıldığı manasına gelmez. Taraflar arasında yapılan sözleşmedeki işin tamamı bitmiş olsa bile tarafların işin bittiğini taahhüt altına alınmadıkça bitmemiştir. Dava dosyasında davalının ve davalı vekilinin sunmuş olduğu 30.08.2017 tarihli *Yazılım Gereksinim Belirtimi” yazılım için gerekli ekran görüntülerinde sadece insan kaynakları ekran çıktısı mevcuttur. Diğer ekran çıktılarına rastlanmamıştır. Dosyanın tetkikinde ve “Yazılım Gereksinim Belirtimi” sözleşmede belirtilen konularla ilgisi olmayan kodlar mevcuttur. Sözleşmede belirtilen projenin sadece insan kaynakları bölümü çalıştığı diğer bölümlerle ilgili herhangi bir veri bulunmadığı ve bu projenin kısmen dahi olsa uygulanabilir olgunluğa ulaşmadığı, Davalı firmanın yapmış olduğu yazılım ve web platform yapılan dosya içerisndeki verilerden ve daha önceki bilirkişi raporları incelemesinde yazılımın güncel olmadığı,17.04.2017 tarihli bilirkişi raporu ekran görüntüsünde 2015 yılını gösterdiği tespit edildi. Projenin yapılan gerçekleştirilen kısmının, sözleşmedeki sadece yaklaşık 96 2' lik bölümüne gelmektedir. Gerçekleşen kısmınınsa insan kaynakları bölümüne denk geldiği; Yazılım, web platformu ve teknik kısmı dosya verileri ve bilirkişi yerinde tespiti üzerine yapılan değerlendirmede sözleşmede belirtilen ve istenilen gereksinimleri, niteliklerin olgunlaşıp uygulanabilir bir proje olmadığı tespit ve kanaatine varılmıştır. Davalının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirmediği, dolayısıyla davacının ödemek zorunda kaldığı toplam 64.522,00- TL'lik bedelin tazminine ilişkin talebin yerinde olduğu, Davacının diğer zarar taleplerinin ispata muhtaç olduğu, Yukarıda hesaplanan alacağa dava tarihinden itibaren ticari faiz uygulanması gerektiği " görüşü mütalaa edilmiştir.
Davacı tarafın talep ettiği maddi tazminatın hesaplanması ve davalı vekilinin itirazlarının değerlendirilmesi için önceki bilirkişi heyetinden ek rapor alınmasına karar verilmiş olup, alınan 31.03.2022 tarihli bilirkişi heyeti ek raporunda özetle; davalının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirmediği, dolayısıyla davacının ödemek zorunda kaldığı toplam 64.522,00-TL'lik bedelin tazminine ilişkin talebin yerinde olduğu, davacının uğramış olduğu zararlar kapsamında ayrıca 440,00-TL, 250,00-TL ve 380,00-TL konaklama, 710,00-TL ve 2.646,00-TL uçak bileti bedeli talep edebileceği, yukarıda hesaplanan alacaklara dava tarihinden itibaren ticari faiz uygulanması gerektiği kanaati bildirilmiştir.
Dosyanın önceki bilirkişi heyetine tevdi ile; davacı vekilinin sözleşmeyi süresinden önce feshettiği hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamakla, davacı vekilinin sözleşmeyi feshetmemiş olması halinde davalının sözleşmede belirtilen süre içerisinde fesih tarihinden sonra kalan sürede sözleşme kapsamındaki işleri yetiştirmesinin mümkün olup olmadığı, davacının sözleşmenin kurulmasından fesih tarihine kadar yaptığı işlerin daha sonra davacı veya başka bir firma tarafından geliştirilmek suretiyle kullanılmasının mümkün olup olmadığı, davacı tarafça davalının sözleşmenin feshine kadar yaptığı işleri sözleşmenin feshinden sonra geliştirtmek suretiyle kullanıp kullanmadığı, davalının sözleşmenin feshine kadar yaptığı işlerin neler olduğu ve bu işlerin bedellinin ne kadar olduğu, söz konusu işlerin mevcut hali ile kullanılmasının v ya geliştirilmek suretiyle kullanılmasının mümkün olup olmadığı, Mahkememizce daha önce alınan tüm bilirkişi raporlarından farklı düşünülmesi halinde bunun gerekçelerinin belirtilmesi, tarafların tüm iddia, savunma ve itirazlarının ve Mahkememiz taleplerinin kalem kalem cevap verilmek suretiyle ayrıntılı olarak açıklanması ve gerektiğinde davacının bilgisayarları ve dosya üzerinden inceleme yapılmak suretiyle ek rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiş olup, alınan 08.04.2023 tarihli bilirkişi heyeti 2. ek raporunda özetle; bilirkişi kök ve ek raporundaki beyan ve tespitleri aynen devam ettiğini, dosya ve dosya ekinde bulunan evrak, bilgi, belge ve dökümanlardan edinilen verilerden anlaşıldığına göre; projenin yapılan gerçekleştirilen kısmının, sözleşmedeki sadece yaklaşık %2'lik bölümüne geldiği, dosya ekinde ve taraflarca yapılan sözleşme ve yapılan iş çıktıların incelemesinde, yapılan işin belli bir kısmı çalışması projenin tamamlandığı ve çalıştığı manasına gelmeyeceği, dosyada yapılan incelemede sadece insan kaynakları birimi verilerinin çalıştığı diğer birimlerin çalışmadığı kök ve ek heyet bilirkişi raporunda belirtildiği, taraf vekillerin itiraz ve karşı beyanlarına karşın Mahkemeniz tarafından taraf vekilleri ile birlikte taraf TT (Bilgi İşlem ) sorumluları ile taraflarda yerinde ve kesin inceleme tespit gününde inceleme gerçekleştirilebileceği kanaati bildirilmiştir.
Tük dosya ve toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde, açılan dava, taraflar arasındaki eser sözleşmesi devam ederken davalı yüklenicinin gecikmiş ve gereği gisi olmayan ifası nedeniyle davacı iş sahibinin sözleşmeden dönerek ödediği bedelin istirdatı ve uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
TBK 470.madde de tanımlanan eser sözleşmesi, işe beşleme ve yürütme başlıklı 473.maddesinde "Yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya sözleşme hükümlerine aykırı olarak işi geciktirmesi ya da işsahibine yüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkan gecikme yüzünden bütün tahminlere göre yüklenicinin işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği açıkça anlaşılırsa, işsahibi teslim için belirlenen günü beklemek zorunda olmaksızın sözleşmeden dönebilir." hükmünü içermektedir. Bu hükme alternatif olarak TBK 473/2 maddesi ise "Meydana getirilmesi sırasında, eserin yüklenicinin kusuru yüzünden ayıplı veya sözleşmeye aykırı olarak meydana getirileceği açıkça görülüyorsa, işsahibi bunu önlemek üzere vereceği veya verdireceği uygun bir süre içinde yükleniciye, ayıbın veya aykırılığın giderilmesi; aksi takdirde hasar ve masrafları kendisine ait olmak üzere, onarımın veya işe devamın bir üçüncü kişiye verileceği konusunda ihtarda bulunabilir" hükmüne haizdir.
Ayrıca TBK 474.madde uyarınca taraflardan her biri, eserin bilirkişi tarafından gözden geçirilmesini ve sonucun bir raporla belirlenmesini isteyebilir.Eserdeki ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumlu olduğu hâllerde iş sahibi 475.maddeye göre sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklı tutulmuştur.
Somut davaya gelince, taraflar arasında 19.04.2017 tarihinde “.... Proje Sözleşmesi” imzalandığı, ticari ilişkinin bu tarihten de önceye dayandığı, sözleşmenin 2.maddesiyle geliştirilecek yazılım programının nitelikleri ve kullanılacak teknolojinin belirlenmiş ve 6.maddesiyle yazılım geliştirme süresi olarak 12 ay ve geliştirilen yazılımın gösterilmesi için 3 ay kararlaştırılmış olduğu, buna göne sözleşme teslim tarihinin 13.07.2018 tarihi olduğu, iş sahibi olan davacının 20.04.2017 tarih ve 32665 sayılı 53.100,00 TL'lik fatura ile ara ödeme olarak da 05.10.2017 tarih ve 32679 sayılı 10.000,00 TL'lık fatura ile toplam 63.100,00 TL öreme yaptığı, buna ilaveten sözleşmeye ilişkin 1.422,00 TL damga vergisi tutarının davacı tarafından ödendiği, e-mail yazışmalarına yansıdığı şekilde tarafların toplantılar yaparak süreci değerlendirdikleri, toplantı tutanakları, tanık beyanları ve e-mail yazışmalarına göne program akışının sözleşme niteliklerine uygun gitmediği ve teslimat süresinin aksayabileceği hususunda görüşmeler olduğu, en son 16.02.2018 tarihinde yapılan toplantı neticesinde ise sözleşme ile belirlenen projenin istenilen sürede ve istenilen niteliklene uygun olarak yetiştirilemeyeceği kanaatine varılarak Davacı tarafından sözleşmeden dönüldüğü, sözleşmeden dönmeden önce Bakırköy ... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti talebinde bulunulduğu ve yapılan inceleme sonucunda Sözleşmede belirtilen işlerin yaklaşık 9690'1na tekabül eden bu projede tam işlevsel nitelik kazanan hiçbir tamamlanmış işin bulunmadığı ve sözleşme konusu işin yerine getirilmediği, Yazılım kodlarının ve bu kodların yer aldığı dosyaların oluşturma / son değiştirme tarihinin çoğunlukla 2015 yılına ait olduğu, Kaynak kodların hemen hemen tamamına yakını sözleşme konusu projeye özgü inşa edilmediği, projenin kararlaştırılan nitelikte ve olgunlukta olmadığı, kısmen dahi olsa projenin uygulanabilir hale getirilmediği, projenin sözleşmede öngörülen sürede bitirilme imkanı kalmadığı gibi sözleşmede belirtilen işlere kıyasla projenin sadece yaklaşık %2'lik kısmının tamamlandığı, tespit olunduğu, mahkememizce alınan bilirkişi kök ve ek raporlarının aynı doğrultuda olup buna göre davacının TBK 473/1 madde uyarınca sözleşmeden dönme hakkının olduğu, davacı tarafça ödenen toplamda 64.522 TL bedelin iadesinin gerektiği, davacı tarafın toplantılara gidip gelirken yaptığı yol ve konaklama masraflarının 440,00-TL, 250,00-TL ve 380,00-TL konaklama, 710,00-TL ve 2.646,00-TL uçak bileti bedeli olduğu, davacının talebiyle bağlı kalınarak maddi tazminata hükmedilebileceği, davalılara ihtarname tebliğ edilemediğinden dava tarihi itibariyle temerrüde düşürüldüğü ve bu tarih itibariyle faiz talep edilebileceği anlaşılmakla ispatlanan davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere:
1-Davanın KABULÜNE,
63.100,00-TL sözleşme bedeli, 1.422,00 TL damga vergisi ve 1.000,00-TL maddi tazminat olmak üzere toplamda 65.522,00 TL bedelin dava tarihi olan 27/07/2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline,
2-Harçlar kanunu gereğince dava değeri üzerinden alınması gereken toplam 4.475,81-TL harçtan daha önceden ödenen toplam 1.118,96-TL harç düşüldükten sonra eksik kalan 3.356,85-TL harcın davalılardan alınarak hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan; 35,90-TL Başvuru Harcı, 1.118,96-TL Peşin/nisbi Harcı, 384,90-TL keşif harcı olmak üzere toplam 1.539,76-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 5.479,00-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılan 83,70-TL yargılama giderinin davalı üzerinde bırakılmasına,
6-Davacı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 17.900-TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Kullanılmayan gider avansının 6100 Sayılı HMK 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı
Katip ...
☪ e-imzalıdır. ☪
Hakim ...
☪ e-imzalıdır. ☪