T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2020/576 Esas
KARAR NO: 2023/373
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 03/09/2020
KARAR TARİHİ: 17/04/2023
Davacı vekili tarafından açılan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonucunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirket ile davacı arasında, mal alım satımı nedeniyle ticari ilişki mevcut olduğunu, davalı ile olan ticari ilişki kapsamında davacının fatura karşılığı gönderdiği ticari emtiaları teslim almış olmasına rağmen cari hesap ilişkisi kapsamında kalan bakiye borcunu ödemediğini, Davalı borçlunun borcunu ödememesi üzerine aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyasından icra takibi başlatılmış olduğunu borçlu tarafından icra takibine itiraz edildiğini, borçlunun itirazı üzerine ve itirazın iptali davası açılmadan evvel Arabuluculuk kurumuna başvurulmuş olduğunu ve .... dosya numarası ile 17/08/2020 tarihinde anlaşamama tutanağı tutulduğunu, takip borçlusunun borcu olduğu halde, borcunun olmadığına yönelik itirazı icra takibini sürüncemede bırakmak amacıyla yapılmış olduğunu kötü niyetli olduğunu, iş bu nedenle davalı borçlunun Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazının iptali ile takip tutarının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemesine karar verilmesi gerektiğini, icra takibinde de cari hesaptan kaynaklanan alacak talep edildiğini, Türk Borçlar Kanunun 89/1 maddesi uyarınca para borçları, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yerinde ifa edilir hükmü gereğince, davacının adresinin bulunduğu Bakırköy İcra Daireleri ve Mahkemeleri huzurdaki ihtilafta yetkili olduğunu, yetki itirazının da reddi gerektiğini, takibe konu cari hesap ilişkisi incelendiğinde taraflar arasında mal alım satımı gerçekleşmiş olduğunu ve davalının da bu kapsamda oluşan borcuna karşılık kısmi ödemede bulunduğu görüldüğünü, Borçlunun Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazının iptaline, takibin tüm ferileri ile birlikte devamına, Takip borçlusunun İİK 67/2 maddesi uyarınca alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkumiyetine, yargılama giderleri ve yasal vekâlet ücretinin davalıya yüklenmesine,karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Eldeki davaya konu cari hesap alacağına dayanan ilamsız icra takibi Bakırköy ... Icra Müdürlüğü'nde .... E. numarası ile başlatılmış olduğunu, bilindiği üzere icra iflas Kanunu'nun 50. Maddesi, icra takiplerinde yetkili yer hususunda Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yetkiye dair hükümlerine atıf yapıldığını, bu madde uyarınca icra ve iflas hukukunda genel yetki kurallarında, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yetkiye dair kuralları, ilamsız icra takiplerinde kıyasen uygulanmaktadır. Buna göre ilamsız icra takiplerinde genel yetki kurallarına göre yetkilisi; genel olarak borçlunun yerleşim yerindeki icra dairesi olduğunu, bu doğrultuda da üzere davalı şirketin yerleşim yeri Kartepe/Kocaeli olduğunu, itirazın iptali davasında Kocacli Asliye Ticaret Mahkemeleri yetkili olduğunu, bu nedenle yetkisiz Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerinde ikame edilen eldeki davada yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, davacı, hakkı olmadığı halde davalı aleyhine dava ikame ettiğinden; davacı, davalı şirketin taraflarına ödemek zorunda olduğu vekâlet ücretinden sorumlu olduğunu, davacının, HMK Madde 121'e aykırı olarak dava dilekçesinde belirttiği delillerini taraflarına tebliğ ettirmemiş olması usule aykırı olduğunu, davalının şirketin uzun yıllardan beri emniyet kemerleri üreten, alanında tanınmış, öncü ve saygın bir şirket olduğunu, davalı şirket ile davacı arasındaki ticari ilişki sebebiyle davalı, davacıdan çeşitli tarihlerde ürünler (tel, bobin, çelik halat vs.) satın aldığını, davalı şirket davacıdan tedarik ettiği söz konusu ürünleri kendi müşterilerine de sattığını, ancak davacıdan tedarik edilen ürünlerin bir kısmının ayıplı olduğunu, ürünlerin kırıldığı ve çatladığı ayıplı ürünlerle üretim yapılamadığı ve ürünlerin kullanıma uygun olmadığı anlaşılmış olduğunu, davacı tarafından üretilen bir kısım ürünlerin ayıplı olduğunu, tellerin kırılması ve çatlaması nedeniyle ürünlerin üretime engel olduğunun anlaşılması üzerine davalı şirket usulüne uygun bir şekilde ayıpları davacı şirkete bildirmiş ve ayıplı ürünler davacıya iade edildiğini, davalı şirket uzun yıllardan beri emniyet kemerleri üreten, alanında tanınmış, öncü ve saygın bir şirket olduğunu, davalı şirket ile davacı arasındaki ticari ilişki sebebiyle davalı, davacıdan itli tarihlerde ürünler (tel, bobin, çelikhalat vs.) satın aldığını, davacıdan tedarik inlerin bir kısmının ayıplı olduğunu, ürünlerin kırıldığı ve çatladığı ayıplı ürünlerle üretim yapılamadığını ve ürünlerin kullanıma uygun olmadığının anlaşıldığını, davacı şirketin ürünlerdeki ayıbı kabul ettiğiri, aynı hammaddeden üretilen ürünü kendisinin de kullanmayı bıraktığı (red sahasına çektiği) ve yeni bir hammadde kullanmaya başladığı görüldüğünü, davacı şirket, ürünlerin ayıplı olduğunu kabul ettiğini, ürünlerin ayıplı olduğu, davacı şirket ile davalı şirket arasındaki maillerde davalı şirket, ayıplı ürünler sebebiyle müşterinin de problemler yaşadığını, müşteriden gelebilecek faturaların, işçilik maliyetlerinin davacıya yansıtılacağını davacıya bildirmiş olduğunu davacıdan tedarik edilen bir kısım ayıplı ürünler sebebiyle davalı aleyhine düzenlenen faturaların / faturabedellerinin / davalının müşterisine ödemek zorunda kaldığı bedellerin, davalı şirketin ekstra işçilik ve diğer maliyetleri (ayıplı tellerin ayıklanması) ile birlikte davacıya yansıtılması gerektiğini tüm bu hususlar davacı şirket ile hem sözlü hem de yazılı olarak defalarca görüşülmüş olup, davacı şirketin bilgisi dahilinde olduğunu, bu doğrultuda, davalı şirket, çeşitli tarihlerde ayıplı ürünlere ilişkin yansıtma ve iade faturaları (e-fatura) düzenlemiş ve e- fatura sistemi üzerinden davacı şirkete sözkonusu faturalar tebliğ olunduğunu, belirterek davaya konu ilamsız icra takibinin yetkisiz İcra Müdürlüğü'nde başlatıldığının tespiti ile davanın usulden reddini, Yetki itirazları doğrultusunda, davanın usulden reddi ile yetkisizlik kararı verilmesini ve dosyanın yetkili ve görevli Kocaeli Asliye Ticaret Mahkemelerine gönderilmesini, Arabuluculuk tutanağında uyuşmazlık konuları açıkça belirlenmediğinden, eldeki davanın dava şartı yokluğundan usulden reddini, aksi halde esas yargılaya geçilmesi halinde davacı tarafından açılan eldeki haksız ve mesnetsiz davanın tümden reddine ve davacı aleyhine %20'dan az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava ticari alım-satım ilişkisine dayanan fatura karşılığı bakiye alacağına dayalı itirazın iptali davasıdır. Davacı taraf davalı aleyhine Bakırköy .... İcra Dairesinin .... E. Sayılı takip dosyası ile cari hesap alacağından kaynaklı 18.298,60 TL asıl alacak 172,33 TL işlemiş faiz toplamı 18.470,93 TL üzerinden takip başlattığı ,davalının borcu olmadığı ve yetkiye itirazı ile süresinde takibe itirazı üzerine iş bu itirazın iptali davasının 2004 Sayılı İİK'nun 67. Maddesi uyarınca yasal bir yıllık hak düşürücü süre içinde ve dava değeri 18.298,60 TL üzerinden açıldığı anlaşılmakla ;
Tarafların arabulucuk sürecine katıldığı ancak anlaşamadıkları görülmüştür.
Davacı yan takip öncesinde alacak talebine yönelik karşı tarafa noter ihtarnamesi keşide ettiği görülmekle;
Davalı yan cevap dilekçesi ile ;yetki itirazı ile, davacıdan (tel,bobin,çelşk halat vs..) ticari emtia satın aldığını, ancak satın alınan ve kendi müşterilerine de sattığı bir kısım ürünlerin ayıplı çıkması üzere davacı taraf bildirildiğini ,ürünlerin tamamının iade edildiğini, bu durum maillerden de anlaşıldığını, davacı taraf iade faturaları ile kendi müşterilerinin ayıp nedeni ile oluşan zararlarından kaynaklı yansıtma faturaları kestiğini iş bu sebeple kendilerinin cari hesap alacağı olduğunu davanın reddini talep etmiş , dava açıldıktan sonra davacı tarafça alacakları olmadığına yönelik mutabakat gönderiliği ancak ,kendilerinin davacı taraftan alacaklı oldukları gerekçesi ile mutabık olmadıklarına yönelik belge ibraz etmekle;
İcra Müdürlüğü'nün yetkisi itirazın iptali davalarında öncelikli incelenecek bir itiraz türüdür. İtirazın iptali davalarında borçlu/davalının icra müdürlüğünün ve mahkemenin yetkisine itirazı halinde öncelikle icra müdürlüğünün yetkisi incelenmesi gerekmekte olup, yetkili icra müdürlüğünde takip yapılmış olması bir dava şartı olduğundan icra müdürlüğü yetkili değilse, mahkemenin kendi yetkisini incelemeden davanın usulden reddine karar vermesi, icra müdürlüğünün yetkili olduğuna karar vermesi halinde ise bu defa da mahkemenin kendi yetkisini incelemesi gerekir.
Davalının yetki yönünden yaptığı itiraz öncelikle incelendiğinde ; Dava ve takip konusu, faturaya dayalı bir miktar para alacağı olup, talep edilen borç TBK 89. maddesi uyarınca götürülecek borçlardandır. İİK 50 ve TBK 89 maddeleri gereğince, para borcunun ifa yeri alacaklının yerleşim yeri olduğundan icra takibinin yetkili icra dairesinde yapıldığı ve de Mahkememiz'in yetkili olduğu anlaşılmıştır.
Davalı tarafça davacıya ayıp ihtarı ve cari hesap alacağına yönelik ihtarname keşide edildiği,4 adet yansıtma faturası keşide edidliği,davalı tarafça iade dilen bir kısım ürünlerin davacı tarafça dava dışı 3.şahsa satıldığı,bir kısım ürünlerin davalı tarafça işlenmiş olarak kendilerine iade ediliğini ve depolarında bulunduğunu, davalının tüm ürünleri iade etmediği açıklamasında bulunmuştur.
Dava,davalının satın almış olduğu ürünlerin (gizli ayıp olup olmadığı ayıbın üretimden veya kullanımdan kaynaklı olup olmadığı, ayıplı olduğu iddia edilen ürün miktarının ne olduğu ile ayıp miktarının ne kadar olduğu davacının alacağının olup olmadığı ve ne kadar olduğu hususlarındadır.
HMK 266.maddesi uyarınca Çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hususlar olan alacak hesabı konusunda rapor alınmıştır.
Davalı ticari defterleri için yazılan talimat uyarınca 08/09/2021 tarihli alınan bilirkişi raporunda özetle;Davacı tarafça 17/07/2019 tarihli 9.385,97 TL bedelli , 25/07/2019 tarihli 6.267,10 TL bedelli ,30/07/2019 tarihli 5.998,79 TL bedelli toplam 21.651,89 TL faturalardan kaynaklı icra takibi başlatıldığını,davalı tarafça 13/02/2020 tarihli 5.720,92 TL bedelli,14/02/2020 tarihli 9.076,70 TL bedelli,14/02/2020 tarihli 6.652,21 TL bedelli 3 adet iade faturaları ile ,30/04/2020 tarihli 17.141,43 TL bedelli işçilik yansıtma açıklaması ile bir adet fatura keşide ettiği,davalının iade edilen mallar için düzenlediği 18.177,00 TL lik 3 adet iade faturasının tarafların ba-bs formlarında bildirildiği,ancak 17.141,43 TL bedelli işçilik yansıtma faturasının her iki tarafça da ba-bs bildiriminde bulunulmadığı ,davalının ticari defterlerine göre 5.443,23 TL davacıdan alacaklı olduğu kanaati ile rapor düzenlenmiştir.
Davacı tarafça rapora itirazda 14/02/2020 tarihli 6.652,21 TL bedelli aide faturası ile ,30/04/2020 tarihli 17.141,43 TL bedelli işçilik yansıtma açıklamalı faturalara itiraz ettiklerini belirtmiştir.
31/05/2022 havale tarihli alınan bilirkişi heyet raporunda özetle; Somut olaydaki iddia, savunma, yerinde inceleme, vakıa ve sunulan belgeler, Mahkemenin tarafımıza tevdi ettiği görev kapsamında değerlendirildiğinde, Dava konusunun, taraflar arasındaki cari hesaba ilişkin, davacı yan tarafından davalı adına tanzim edilen faturalar ve davalı tarafından düzenlenen iade faturalarından kaynaklı alacaktan ibaret olduğu, Davacı yan talebi doğrultusunda 03.09.2020 tarihinde T.C. Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... E. sayılı huzurdaki davanın ikame edildiği, Davacının ticari defterlerinin incelemeye ibraz edilmediği, gönderilen mailin sistemsel hatadan açılmadığından gerekli incelemenin yapılamadığı, 08.09.2021 Tarihli Bilirkişi Raporu İle Davalı Şirketin 2018-2019-2020 Yıllarına Ait Ticari Defterleri İncelendiği, Davalı şirketin 2018-2019-2020 yılı ticari defterlerinin açılış- kapanış tasdiklerinin, yasal süresinde yaptırıldığı, kayıtların usulüne uygun olarak bilgisayar ortamında yapıldığı, Davacı şirketin incelenen cari hesaplarında; 31.12.2019 tarihi itibari ile davalı şirketin davacı şirkete 40.832,17 TL borçlu olduğu, Davalının 2020 yılı cari hesabına göre; davacının 7 adet satış faturası düzenlediği, faturaların KDV dahil tutarının 48.051,06 TL olduğu, davacı şirketin 2019 yılından alacak devir bakiyesine eklenerek toplam alacağın 88.883,23 TL olduğu, davalı tarafından yapılan toplam 55.749,44 TL ödemeyi mahsup ettiğimizde 33.133,79 TL alacağının bulunduğu, davacı tarafından BA formlarıyla beyan ettiği ve kabulünde olan 3 adet iade faturasının ( KDV dahil 21.449,83 TL) da mahsubu ile 11.683,96 TL alacağının bulunduğu ve davalı ile 13.03.2020 tarihi itibari ile cari hesap bakiyelerinin uyuştuğu (14,26 TL kayıtsal fark hariç) 30.04.2020 tarih ... numaralı 17.141,43 TL tutarlı işçilik yansıtma faturasının her iki şirket tarafından beyanda bulunulmadığından takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, faturanın kabul edilmesi halinde ise davacı şirketin alacağının bulunmayacağı, davalı tarafa 5.457,47 TL borçlu olacağı, Davacı şirket tarafından ödenmediği iddiasıyla icra takibine konu edilen faturaların davalı şirketin defterlerine mal alışı olarak kayıtlı olduğu, ayıplı ürünlerin iadesi, kalite problemi ve işçilik yansıtma olarak davacı adına düzenlenen 4 adet toplam 38.591,26 TL bedelli faturaların 2020 yılı defterlerinde davacı şirketin cari borcundan mahsup edildiği ve davalı şirketin 30.04.2020 tarihi itibariyle davacı şirketten toplam 5.443,23 TL alacaklı olduğu, Davacı şirketin 11.683,96 TL alacağı bulunduğunun kabul edilmesi halinde; 171,66 TL işlemiş faizi ile toplam alacak 11.855,62 TL olup, takip tarihi itibari ile asıl alacağına talebi ile bağlı kalarak 13,75 oranında avans faizi talep edebileceği ve takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, Talimat ile incelenen davalı şirketin bilirkişi raporuna göre; davalının ticari defterlerine göre; Davacı şirketin alacaklı olduğuna karar verilmesi halinde davacının, davalıdan toplam 18.298,60 TL asıl ve takip tarihinde hesaplanan 172,33 TL işlemiş kanuni faiz olmak üzere toplam 18.470,93 TL alacak talep edebileceği tespit edildiği, Tellerin hayatının doğal akışı içinde eğilme, bükülme vb. değişik durumlara karşı dayanaklı olmaları gerektiği, tellerin mamul malzeme haline getirildikten sonra da iş hayatı içinde olağan olan bazı eğilme, bükülmelere vb. karşı daha dayanaklı olmaları gerektiği, bundan dolayı tellerin mamul malzeme olduğunda da kırık olmadan kullanılması gereken yerlerde sorun çıkarmadan kullanılması gerektiği, Davacı tarafından davalıya satılan ve ayıplı olduğu iddiasıyla davalının davacıya iade ettiği 555 kg 6,5 mm çapındaki tellerin bükülürken kolayca kırıldığından ayıplı olduğu, teldeki kolay kırılma ayıbının kullanım esnasında anlaşıldığından gizli ayıp olduğu, davalının ayıbın farkına varınca e-mail yazışmasıyla davacıya ayıp ihbarında bulunduğu, sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Davacının deposunda yerinde yapılan incelemelerde dava konusu ürünlerin kırılma/çatlama/bükülme şeklinde ayıplı olduklarının anlaşıldığı,dosya içerisinde yer alan maillerden de anlaşılacağı üzere davalının ayıp ihbarında bulunduğu söz konusu ürünlerden kaynaklı da davacının da işlerinin aksadığının anlaşıldığı,söz konusu ayıpların kullanım esnasında ortaya çıkan gizli ayıp niteliğinde olduğu, davacı tarafından BA formlarıyla beyan ettiği ve kabulünde olan 3 adet iade faturasının ( KDV dahil 21.449,83 TL) da mahsubu ile 11.683,96 TL alacağının bulunduğu ve davalı ile 13.03.2020 tarihi itibari ile cari hesap bakiyelerinin uyuştuğu (14,26 TL kayıtsal fark hariç) 30.04.2020 tarih .... numaralı 17.141,43 TL tutarlı davalının keşide ettiği işçilik yansıtma faturasının dosya kapsamındaki mailler,,ve işin işleyişi nazara alındığında Mahkememizce kabul edilerek davacının takip tarihinde davalıdan alacağı olmadığının kabulü ile davanın ve koşulları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatının reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın Reddine,
2-Davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine,
2-Karar tarihinde yürülükte bulunan haçlar tarifesi gereğince alınması gereken 179,90- TL harcın 220,15 TL peşin harçtan mahsubu ile kalan 40,25 TL bakiye harcın talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki bulunan AAÜT uyarınca kabul red edilen miktar üzerinden hesaplanan 9.200,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalıya verilmesine,
5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar oluşturulmasına yer olmadığına,
6-7155 Sayılı Kanun ile değişik 6325 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunun 18/A maddesinin 14. fıkrası uyarınca arabulucuk ücreti olan 1.320,00 TL' nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
7-Kullanılmayan gider avansının 6100 Sayılı HMK 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesinden sonra yatırana iadesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı.
17/04/2023
Katip ...
e-imzalıdır.
Hakim ...
e-imzalıdır.