T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2021/529 Esas
KARAR NO: 2021/905
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 21/06/2021
KARAR TARİHİ: 07/10/2021
YAZIM TARİHİ : 05/11/2021
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı yan arasında ticari ilişkinin mevcut olduğnu, davalı yan tarafından talep edilen ürünlerin müvekkili şirket tarafından davalıya teslim edildiğini, davalı yanın talep ettiği ürünlerin bedeline ilişkin olarak müvekkili şirkete ödeme karşılığı çekler verdiğini, davalı yan tarafından müvekkili şirkete verilen bir kısım çeklerin ödendiğini ancak bir kısmının ödenmediğini, bu nedenle davalı yan aleyhine icra takipleri yapıldığını ancak davalı yanın kötüniyetli olarak imza itirazında bulunmak suretiyle müvekkili şirkete olan borcunu ödemekten imtina etmekte olduğunu beyanla şimdilik 10.000,00-TL alacağın ticari faizi ile birlikte tahsiline, davalı yanın menkul ve gayrimenkulleri üzerine ihtiyati haciz kararı verilmesine ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın belirsiz alacak davası açmamasının HMK'nin 107/1 maddesine göre mümkün olmadığını, huzurdaki davada da davacı hem alacağının toplamda 90.000-TL olduğunu belirtmekte hem de davasını 10.000-TL üzerinden ikame etmekte olduğunu, davacı tarafından şartları oluşmadan belirsiz alacak davası açılmış olduğunu ve bu eksikliğin tamamlanması mümkün olmadığını, bu nedenle davacıya süre verilmeden davanın hukuki yarar noksanlığı nedeniyle davanın usulden reddinin gerekmekte olduğunu beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkememizce yapılan yargılama süreci ve değerlendirmede; davacı taraf, 25/12/2015 düzenleme tarihli, 25/01/2016 düzenleme tarihli, 25/08/2016 düzenleme tarihli her biri 30.000,00-TL bedelli olan çekleri davalı tarafın ödemediğini iddia etmiş, şimdilik 10.000,00 TL alacağın tahsili isteminde bulunmuştur. Davacı taraf söz konusu çeklerin ve davalı tarafla aralarındaki ticari ilişkinin şirket kayıtlarına işlendiğini belirtmiştir.
HMK'nin 107/1 maddesinin "Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir." şeklinde ifade edilen hükmüne göre, alacaklının bu tür bir dava açması için, dava açacağı miktar ya da değeri tam ve kesin olarak gerçekten belirlemesi mümkün olmamalı ya da bu objektif olarak olanaksız olmalıdır.
Davacı taraf duruşmadaki beyanında, davayı belirsiz alacak davası olarak açtıklarını, davalının davacı şirkete olan borçlarından dolayı vermiş olduğu bir kısım çeklerin ödenmemesi nedeniyle davacı şirkete borçlu olduğundan davayı açtıklarını beyan etmiştir.
Davacı tarafın beyanına göre, davanın dava dilekçesinde nitelikleri ve tutarları belirtilen çeklerden dolayı ödenmeyen alacağın tahsili talep edilmiş olmakla, anılı çeklerin tutarlarının belirli ve net olması göz önüne alındığında davacı tarafın isteminin belirsiz alacak davasına konu edilebilecek nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır.
Açılacak davanın miktarı biliniyor yahut tespit edilebiliyorsa, belirsiz alacak davası açılamaz. Çünkü, her davada arandığı gibi, burada da hukuki yarar aranacaktır, böyle bir durumda hukuki yararın bulunduğundan söz edilemez. Özetle, baştan tespiti mümkün olan hallerde bu yola başvurulması kabul edilemeyeceğinden, bu durumda hukuki yararın varlığından söz etmek olanaklı olmayacaktır.
Hukuki yarar dava şartı olup, dava şartlarının mevcut olup olmadığı, davanın her aşamasında araştırılır. Eğer dava şartı eksikliği söz konusu olursa, davanın usulden reddine karar vermek gerekir.
Açıklanan nedenlerle, davacının davasını belirsiz alacak davası olarak açmasında hukuki yararının olmadığı sonucuna varılarak, dava şartına yönelik inceleme olduğundan davalının mazereti kabul edilip, yokluğunda yargılamaya devam edilerek davanın usulden reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın HMK'nin 114/1-h ve 115/2 maddeleri hükmü gereğince hukuki yarar yokluğundan davanın USULDEN REDDİNE,
2-Alınması gereken 59,30-TL karar harcından peşin alınan 170,78-TL harcın indirilmesi ile geriye kalan 111,48-TL fazla harcın talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafça sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Arabuluculuk masrafı olan 1.320,00-TL' nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
5-Davalı kendisini davada vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 4.080,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafça yatırılan avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştikten sonra davacıya iadesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
07/10/2021
Katip ....
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır