T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2022/185 Esas
KARAR NO: 2023/972
DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 23/02/2022
KARAR TARİHİ: 07/12/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 07/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... Anonim Şirketi'nin 29.12.2021 tarihinde tescil edilen Birleşme Sözleşmesi kapsamında müvekkili keşideci şirket “...” unvanı ve tüzel kişiliği altında birleştiğini, “...” unvanlı şirketin aktif-pasif tüm malvarlığı ve haklarının müvekkili davacı “...” unvanlı şirketin uhdesine geçtiğini, bu nedenle müvekkili davacı şirketin, ... projesinin gerçekleştirilmesi amacıyla İstanbul .... Noterliğinde 08.08.2016 tarih ... Yevmiye no ile akdedilen Düzenleme Şeklinde Hasılat Paylaşımı ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi’nin tarafı olduğunu, taraflar arasındaki temel ilişkinin, işbu sözleşme ile kurulmuş olduğunu, sözleşme hükümlerinde herhangi bir değişiklik yapılmadığını, yüklenicinin, sözleşmeyle üstlendiği inşaatı tamamlama, satış hasılatını paylaşma ve reklam pazarlama masraflarını karşılama asli borçlarından bir kısmını ifa etmediğinden karşılıklı hesap mutabakatı sağlanamadığını ve sözleşmeyle kurulan temel ilişkinin tasfiyesinin gerçekleştirilemediğini, ihtilafın kaynaklandığı sözleşmenin düzenleme şeklinde akdedilmiş tam iki tarafa borç yükleyen sözleşme niteliğinde olduğunu, yüklenicinin borçlarını eksik ifa ettiğini, inşaatın süresinde tamamlanmaması ve tapu şerhinin yüklenici tarafından kaldırılmaması sebebiyle cezai şart talepleri olduğunu, yüklenici inşaatı gereği gibi inşa edip tamamlamaması nedeniyle talepleri olduğunu, açıkladıkları sebeplerle ve fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla; ilan, reklam, komisyon giderleri adı altında müvekkiline yansıtılan bedellerden şimdilik 50.000.-TL’sinin davalıdan (davalı tarafından fatura tanzim edildiği tarihlerden işlemiş ve ödeme tarihinde kadar işleyecek ticari avans faiziyle birlikte tahsiline, sözleşmeye aykırı düzenlenmiş fatura bedelleri haricinde 483.494,77-TL cari hesap alacağının 22.06.2020 ihtar tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte tahsiline, mevzuat değişikliği sonrası tapu harç tutarı kadar müvekkiline ödeme yükümlülüğü doğan alacaklardan şimdilik 50.000-TL’nin her bir satış bedeli üzerinden %2 oranında hesap edilecek tutara tapu devri tarihinden işleyecek ticari avans faiziyle birlikte tahsiline, daalının edimini eksik ifa etmiş olmasından kaynaklanan gecikme nedeniyle ve tapuda şerhi kaldırmaması nedeniyle doğan cezai şart alacaklarından şimdilik 50.000-TL’sinin 01.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte tahsiline, eksik ve ayıplı işler nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararın şimdilik 50.000.- TL’sinin ticari avans faiziyle birlikte tahsiline, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın taraflar arasındaki ilk dava olmadığını, tapu harç iadelerine ilişkin derdest bir dava bulunduğunu, bu davanın şu an Temyiz aşamasında olduğunu, İstinaf kararının müvekkili şirket lehine olduğunu, bu dava ile davacının müvekkili şirkete faiz ve masraflar hariç yaklaşık 4 milyon ödeme yapmasına hükmedildiğini, İstinaf karar tarihinin 22/12/2021 olduğunu, davacının davaya konu düzenlendiği ilk faturanın da istinafın müvekkil şirket lehine karar verdiği tarihi takip eden 8 gün sonra 31/12/2021 tarihinde olduğunu, davacı tarafın gerçekten alacaklı olduğuna inansaydı işbu davayı, müvekkilinin komisyon bedellerine ilişkin ilk yansıtma faturası düzenlediği 2018 tarihinde açması gerektiğini, İstinaf mahkemesinden aleyhine karar çıktığında dava açmasının, bugüne kadar susmuş olmasının davacının iyi niyetli olmadığının açık bir ispatı olduğunu, davacının ısrarla yan parseldeki hasılat paylaşım sözleşmesini Mahkemelere örnek göstererek kendi sözleşmesindeki hasılat paylaşım oranının gerçek iradesini yansıtmadığını iddia ettiğini, davacının bu iddiasına itibar edilmesinin mümkün olmadığını, tapu harç iadesine ilişkin davada da Mahkemenin davacının bu iddiasına itibar etmediğini, işbu dosyaya delil olarak sunulan yan parselin hasılat paylaşım sözleşmesi detaylı incelendiğinde davacı ile yapılan sözleşme ile oldukça farklı hükümleri olduğu görüleceğini, tarafların tacir ve farklı olan sözleşmenin hükümlerinin de farklı olması, her ticari şirketin farklı karlılık hesaplarının olmasının normal olduğunu, davacının, 150.000.000,00 TL kar elde etmeyi amaçladığını ve işin sonunda sözleşme konusu projeden 200.000.000,00 TL hasılat payından kar elde ettiğini, ortalama değerinin o günün rayici ile 2.500.000,00 TL olan 6 adet bağımsız bölüm de davacının mülkiyetinde bırakıldığını, davacının bu sözleşme kapsamında elde etmek istediği karı fazlası ile elde ettiğini, tapu harçlarına ilişkin husumet konusunda derdest bir dava bulunduğunu, davacının tapu harçlarına ilişkin taleplerinin yersiz ve haksız olduğunu, davacının muafiyet nedeni ile müvekkili tarafından ödenmeyen tapu harç bedellerinin müvekkilin davacıya ödemesi gerektiğini, sözleşmedeki menfaat dengesinin bozulduğunu iddia ettiğini, davacının bu iddiasının sözleşmenin uyarlanması gerektiğine işaret ettiğini, sözleşmenin uyarlanmasını gerektirecek koşullar oluşmadığını, müvekkilinin emlak konut gibi başka arsa sahipleri ile de aynı şekilde hasılat paylaşımı ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladığını, tüm arsa sahipleri tarafından tapu harçları daha sonrasında müvekkiline ödendiğini, özellikle emlak konutun bu uygulamasının piyasadaki uygulamanın bu yönde olduğu, ticari teamüllerin bu şekilde oluştuğunun açık bir ispatı olduğunu, davacının tamamlanmadığı iddiasında bulunduğu bağımsız bölümlerin ticari nitelikli bağımsız bölümler olduğunu, teslim şeklinin taraflar arasındaki sözleşmede tanımlandığını, müvekkili tarafından da sözleşmede kararlaştırıldığı şekilde teslim yapıldığını, davacının eksik imalat iddiasında bulunduğu bağımsız bölümleri teslim tutanağı ile teslim aldığını, teslim tutanağına da herhangi bir eksik iş şerhi düşmediğini, davacının iddia ettiği eksiklere ilişkin bugüne kadar müvekkili şirkete bir ayıp ihbarında bulunmadığını, bunun ile birlikte davacının iddia ettiği ayıpların açık ayıp niteliğinde ilk bakışta fark edilebilecek ayıplar olduğunu, teslim anında fark edilemeyecek ayıplar olmadığını, davacının her ne kadar Bakırköy ... Sulh Hukuk Mahkemesi ... D.İş sayılı dosyasından alınan bilirkişi raporunu delil olarak gösterse de bu rapor ile müvekkilinin inşaatı eksiksiz yaptığının sabit olduğunu, aynı projede aynı konuya ilişkin mahkemenin bir dosyasında müvekkili lehine karar verildiğini, davacının bahsettiği faturaların komisyon faturası değil yansıtma faturası olduğunu ki faturalar üzerinde de görüldüğünü, fatura bedellerinin davacının iddia ettiği gibi ilan ve reklam gideri veya tanıtım ve satış ofisi oluşturulmasına ilişkin masraf olmadığını, davacının haksız olarak düzenlendiğini iddia ettiği faturaların toplamda 23 adet olduğunu, ilk faturanın 30/04/2018 tarihinde düzenlendiğini, 31/01/2020 tarihine kadar faturalar düzenlenmeye devam ettiğini, bu süre içerisinde hiçbir faturaya itiraz edilmediğini, sözleşme hükümleri ve taraflar arasında uygulamanın çok açık olduğunu, davacının aynı faturayı iade edilmesine rağmen tekrar tekrar düzenlemiş adeta faturayı kayıtlarına alması için müvekkilini zorladığını, müvekkilinin hasılattan eksik pay ödediğine ilişkin iddianın dayanağını anlamadıklarını ve bu iddianın kabulünün de mümkün olmadığını, müvekkilinin cari hesap borcu olmadığını, cari hesaba göre davacının müvekkili şirkete borçlu olduğunu, tapu şerhinin kaldırılması için gerekli koşulların oluşmadığını, açıkladıkları nedenlerle ve mahkemece resen dikkate alınacak nedenlerle, davanın reddine, tüm yargılama giderleri ve taraflarına takdir olunacak vekâlet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Davacı tarafça 16/11/2023 tarihli dilekçesinde, davacıyla davalı taraf arasında sulh sağlanmış olduğunu, davadan feragat ettiklerini belirterek feragat beyanları doğrultusunda karar verilmesini istediği, akabinde davalı vekilinin 20/11/2023 tarihli dilekçesinde davacının feragati kapsamında dava sonunda taraflarına herhangi bir yargılama ya da vekalet ücreti istemediklerini beyan ettikleri görüldü.
Davacı vekilinin vekaletnamesinde yapılan incelemede davadan feragate ve feragati kabule yetkisinin olduğu anlaşılmıştır.
Bilindiği üzere, HMK'nin 307. maddesine göre davadan feragat davacının, istem sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. Yine aynı Yasa'nın 311. maddesine göre feragat, kesin hükmün sonuçlarını doğurur. Bu hükümler gözetildiğinde davadan feragatin davaya kendiliğinden son veren bir taraf işlemi olduğunda kuşku bulunmadığı, davadan feragatin yöntemine uygun, süresinde ve tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri hususta olduğu anlaşılmış olup, davanın feragat nedeniyle reddine ilişkin aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harçlar tarifesi uyarınca alınması gereken 269,85-TL maktu karar ve ilam harcından peşin alınan 11.672,39-TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 11.402,54-TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacı tarafa iadesine,
3-Arabuluculuk masrafı olan 1.560,00-TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Taraflar adına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan avansın karar kesinleştikten sonra davacıya geri verilmesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.07/12/2023
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır