T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R
ESAS NO: 2022/288 Esas
KARAR NO: 2023/738
DAVA: Alacak (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 29/03/2022
KARAR TARİHİ: 21/09/2023
YAZIM TARİHİ: 20/10/2023
Davacı vekili tarafından açılan Alacak davasının Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı firmanın lojistik hizmetleri konusunda nakliye hizmeti işleri ile uğraştığını, davacı firma ile davalı şirket arasında nakliye taşıma işlemleri açısından beynelmilel hamule Senetleri ve faturalardan kaynaklı olarak toplam 16.900 Euro bedellerinin içerir ticari ilişki kurulmuş olduğunu, ancak her ne kadar taraflar arasındaki ticari ilişki 16.900 Euro olarak görülse de davalı şirket davacıya kısmi ödeme yapmış olduğunu ve akabinde ticari defterlerin delil olarak incelemesi yapıldığında davacı şirketin 14.650 Euro bakiye alacağı kaldığını, davalı taraf ile arabulucuya başvuru yapmış olduklarını ancak borçlu şirket işbu borçları ödemeyeceklerini ve davacı şirkete borçlu olmadıklarını belirterek süreci anlaşmama şeklinde sonlandırmış olduklarını, borçlu şirketin davaya konu olan faturaları ticari defterine kayıt ettirdiği tespit edilmiş olduğunu, borçlu şirkete nitelikleri belirtilen faturadan kaynaklı ürünler beynelmilel senetler ile tam, eksiksiz ve kusursuz olarak ilgili ülkelere taşınmış olduğunu ve gümrük kayıtlarından anlaşılacağı üzere yetkili adreslere teslim edilmiş olduğunu belirtek, açıklanan nedenlerle faturadan kaynaklı fazlaya ilişkin haklarının saklı kalmak ve fiili ödeme tarihi döviz cinsinden 14.650 Euro toplam alacağın işlemiş ve işleyecek 3095 sayılı yasa uyarınca merkez bankasının kısa vadeli kredilere uyguladığı faizleri ile davalıdan tahsiline karar verilmesini, davalının borca yetecek tutarda borçlunun taşınır ve taşınmaz mallarına teminatsız tedbir konulmasını, mahkemenin aksi kanaatte ise uygun görülecek teminat karşılığında borçlunun taşınır ve taşınmaz mallarına tedbir uygulanmasını, davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf, dava dilekçesinin yöntemine uygun tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.
Yapılan açık yargılamada taraf teşkili sağlanmış, tarafların bağlı bulundukları Vergi Dairelerinden B formları getirtilmiş, davacı ve davalı şirketlerin Ticaret Odası kayıtları dosya arasına alınmış, bilirkişi raporu alınmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılama süreci ve değerlendirmede; dava, taşıma işi nedeniyle doğan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili sunmuş olduğu dava dilekçesi ile, müvekkilinin taşıma işleri ile uğraştığını, davalı ile müvekkili arasında 16.900,00-Avro tutarlı ticari ilişki kurulduğunu, davalının kısmi ödeme yaptığını ve müvekkilinin 14.650,00-Avro alacağının kaldığını, faturaya konu işlerin beynelmilel senetler ile tam, eksiksiz ve kusursuz olarak ilgili ülkelere taşındığını ve gümrük kayıtlarından anlaşılacağı üzere yetkili adreslere teslim edildiğini iddia ederek bakiye alacak tutarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davacı tarafından taşıma senetleri ile faturalar sunulmuş, taşıma senetlerinde gönderen ve alıcı imzalarının bulunduğu görülmüştür.
Davalının bağlı bulunduğu Vergi Dairesinden getirtilen BA formlarına göre, davacı şirket tarafından düzenlenen 2021 yılına ilişkin 16 adet faturanın bildiriminin yapıldığı görülmekle, taraflar arasında ticari ilişkinin bulunduğu, davalının bu faturalardan bilgi sahibi olduğu ve Vergi Dairesine bildirdiği anlaşılmış, bu durumda taraflar arasında ticari ilişki olduğu sonucuna varılmıştır.
Davacının bağlı bulunduğu Vergi Dairesinden getirtilen BS formlarına göre, davalı şirketin bildirimleri ile uyumlu olarak davalıya düzenlenen 2021 yılına ilişkin 16 adet fatura bildiriminin yapıldığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi için, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılması gerekmiş, davacı taraf ticari defter ve kayıtlarını sunmuş, davalı taraf ticari defter ve kayıtlarını sunmamıştır.
HMK'nin 222/3 maddesi hükmündeki düzenlemeye göre, ikinci fıkrada belirtilen koşullara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine kanıt olarak kabul edilebilmesinin koşullarından birinin diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi olduğu belirtilmiştir. HMK'nin 222/2 maddesi hükmüne göre ise, ticari defterlerin, ticari davalarda kanıt olarak kabul edilebilmesi için, yasaya göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması koşuldur.
Bilirkişi tarafından hazırlanan raporda, davacının ticari defterlerinin eksiksiz, usulüne uygun olarak açılışı ve kapanış onaylarının yaptırıldığı saptanmış, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı belirlenmiş olmakla, davacının ticari defter kayıtlarının kanıt niteliğinin olduğu sonucuna varılmış, davalı tarafından verilen süreye rağmen ticari defter ve kayıtları sunulmadığından davacının ticari defter ve kayıtlarının lehine kanıt niteliğinin bulunduğu anlaşılmıştır.
Taraflar arasında mevcut ticari ilişki kapsamında davacı tarafın bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davalıdan dava tarihi itibariyle 14.658,61-Avro alacaklı olduğu, dava açıldıktan sonra davalı tarafından yapılan ödemeler ile davacının 11.308,61-Avro alacağı bulunduğu, ancak davacının davaya konu ettiği alacak tutarı 14.650,00-Avro olmakla, davacının isteminin bu tutar üzerinden değerlendirilerek davalının 16/05/2022 tarihli 1.850,00-Avro ödemesi ile 06/07/2022 tarihli ödemesi olmak üzere toplam 3.350,00-Avro ödemenin davacının dava konusu ettiği alacağından indirilmesiyle davacının alacağının 11.300,00-Avro olacağının kabulü gerektiği, işbu alacağın davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, bilirkişi raporundaki saptamaya göre davacının ticari defterlerinin yöntemine uygun olarak tutulduğu, açılış ve kapanış onaylarının yaptırıldığı, tarafların B formlarının birbirleriyle uyumlu oldukları, bu durumda davalının davacının faturalarından bilgi sahibi olduğunun ve bağlı olduğu vergi dairesine bildirdiğinin kabulü gerektiği, davalı tarafın ticari defterlerini incelemeye sunmadığı, davacının ticari defter kayıtlarıyla ortaya konulan alacağının aksini ispat yönünden dosyaya yansıyan bir kanıt da bulunmadığı, bu bağlamda davacının ticari defterleri lehine kanıt niteliğinde olmakla, davalı tarafından davacının ticari defter kayıtlarının aksi yöntemine uygun kesin kanıtlarla ispatlanamadığından HMK'nin 222/3 maddesi gereğince davacı tarafın alacağının varlığını kanıtladığı değerlendirilerek, davacının davasının kabulüyle, arabuluculuk aşamasında davalı davacının alacak isteminden bilgi sahibi olduğundan ve davacı tarafça alacakların tahsili istendiğinden arabuluculuk son tutanağının düzenlendiği 05/01/2022 tarihinde davalının temerrüde düştüğü anlaşılmakla bu tarih itibariyle davacının kabul edilen alacağına faiz istemi yerinde bulunmuş, dava açıldıktan sonra davalı tarafından yapılan ödemeler yönünden ise karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KABULÜ ile; 11.300,00-Avro (fiili ödeme günündeki alış kuru üzerinden) ' nun 05/01/2022 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek Devlet Bankalarının avro cinsinden açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranının uygulanarak davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının geriye kalan istemleri yönünden esas hakkında bir karar verilmesine yer olmadığına,
2-Alınması gereken 16.274,06-TL karar harcından daha önce mahkememiz dosyasına yatırılan 4.068,52-TL peşin harcın indirilmesi ile geriye kalan 12.205,54-TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 4.068,52-TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 80,70-TL başvurma harcı, 300,75-TL posta ve davetiye gideri, 800,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 1.181,45-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Arabuluculuk gideri olan 1.320,00-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
6-Davacı kendisini davada vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 37.735,75-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan avansın karar kesinleştikten sonra davacıya geri verilmesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 21/09/2023
Katip ...
e-imzalıdır.
Hakim ...
e-imzalıdır.