T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2022/403 Esas
KARAR NO: 2023/475
DAVA: Alacak (Cari Hesap Veya Ticari Kredi Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 05/05/2022
KARAR TARİHİ: 30/05/2023
KARARIN YAZILDIĞI TARİH :10/07/2023
Davacı vekili tarafından açılan alacak davasının Mahkememizde yapılan açık
yargılaması sonucunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Müvekkili şirket .... Hotel adıyla otel işletmeciliği yapmakta olduğunu, davalı Şirket ise .... adıyla ...com üzerinden anlaşmalı olduğu şirketler adına otelde kalmak isteyen kişilerle anlaşma yapmakta, rezervasyon yaparak ödemelerini almakta olduklarını, davalı şirket müvekkili ile anlaşarak davacı şirketin tek yetkili pazarlamacısı olmuş olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmeye istinaden davalı şirketin anlaştığı kişilerin müvekkilinin otelinde konaklamaya başlamış olduğunu, ancak bir süre sonra eksik ödeme yapılmaya başlanmış olduğunu, taraflar arasında cari hesap tutulmakta olduğunu, davalı şirket'in kestiği faturalar, yaptığı ödemelerin cari hesaba işlenmiş olduğunu, dilekçelerin ekinde sunduğu faturalar ve faturaların kesildiği rezervasyonlara ilişkin bilgileri içeren davalı şirket yetkilisince atılan mailler ile tüm kayıtlar İncelendiğinde davalı şirketin borçlu olduğunun anlaşılacağını, taraflar arasındaki imzalanan 15.01.2021 tarihli sözleşme, faturalar, rezervasyonlara ilişkin bilgileri içeren mailler ve cari hesap dilekçesi ekinde sunulmuş olduğunu, müvekkilinin sözleşmeye dayalı cari hesap alacağı olarak davalı şirketten 67.655,21- TL alacağı bulunmakta olduğunu, müvekkilinin davalı şirket tarafından ayarlanan rezervasyonları neticesinde gelen müşterileri layıkıyla ağırlamış, üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmiş olduğunu, ancak davalı şirket sorumluluklarını yerine getirmemekte olduğunu, yukarıda izah edilen ve resen dikkate alınacak nedenleri fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile 67.655,21-TL alacağın dava tarihinden tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Müvekkili ile davacı ... arasında 15.01.2021 tarihli sözleşme imzalanmış olduğunu, İmzalanan Sözleşmenin amacının müvekkilinin anlaştığı kişilerin, davacının otelinde konaklama "yapmasına yönelik olduğunu, sözleşme sorunsuz bir şekilde taraflar arasında yürürlükte iken davacı tarafından dava dilekçesinde belirtildiği üzere ödenmeyen cari alacaklar sebebiyle sonlandırılmış olduğunu, ancak, dava dilekçesinde mahkemeye davacı ... tarafından sunulan dava konusu ödenmemiş faturalardan hiçbirinin müvekkiline tebliğ edilmemiş olduğunu, bu sebeple huzurdaki davada ispat yükü davacı ... üzerinde olup fatura konusu hizmetin verildiğinin ispatlanması gerekmekte olduğunu, yukarıda bahsedilen hususlara ek olarak davacı ... tarafından cari açık olduğu ve müvekkilinin yapması gereken ödemeleri yapmadığı ile ilgili ikame olmuş davada herhangi bir delil sunulmamış olduğunu, bilindiği üzere COVID-I9, Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11.03.2020 tarihinde pandemi ilan edilmiş olup, dünya çapında hala hızla yayılmakta olduğunu, bu bağlamda COVID-19 salgın hastalığının mücbir sebep teşkil ettiği söylenebileceğini, tarafların yaptıkları sözleşme uyarınca üstlendikleri edimlerin ifası, mücbir sebep olarak nitelendirilen bu salgın hastalık ve salgın hastalıkla mücadele ederken devletlerin aldığı önlemler sebebiyle doğrudan veya dolaylı olarak etkilenmiş ve bazen de imkansızlaşmış olduğunu, ülkemizde ilk etapta eğlence yerleri ve kahvehanelerin kapatılmasıyla başlayan önlemler gün geçtikçe sıkılaşmış, şehirlerarası ulaşımın yasaklanması ve devamında sokağa çıkma yasağı uygulamasına kadar genişletilmiş olduğunu, bu durumun hayatın olağan akışını etkilemiş ve birçok sektörün özellikle de turizm sektörünün oldukça zarar görmesine sebep olmuş olduğunu, COVID-I9, sözleşme esnasında öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum olup müvekkilinin sözleşmede ki yükümlülüklerine uymadığının söylenemeyeceğini, her ne kadar müvekkili salgın dolayısıyla her turizm sektöründe faaliyet gösteren çoğu şirket gibi sıkıntı içine düşse de en başta bu sebeple sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetmek istemiş olduğunu, sözleşmenin, feshi başlığı altında, müvekkilinin haklı nedenler dahilinde her zaman sözleşmeyi her zaman feshedebileceğinin hüküm altına alınmış olduğunu, buna rağmen müvekkili son bir kez daha anlaşma yoluna giderek, sözleşme uyarlanmış olduğunu, müvekkili itibarı son derece yüksek, yurtiçi ve yurtdışında faaliyetler gösteren ve işini senelerdir başarıyla yürüten bir şirket olup kendinden kusurundan kaynaklanan nedenlerle ifa güçlüğüne düşmemiş olduğunu, davacının şirket sözleşmeden kaynaklı tüm yükümlülüklerini bu zor dönemde dahi yerine getirmek için üstün çaba sarfetmiş olduğunu, salgın hastalığın ortaya çıkması ve de bu durumun sonuçlarının müvekkilinden kaynaklanmadığı ve aşırı ifa güçsüzlüğüne de sebep olduğunun açık olduğunu, biran için davacı şirketin borçlu olduğu düşünüldüğünde dahi TBK md.1 19/f.2 hükmündeki düzenlemeye göre “Borçlu, temerrüde düşmekte kusuru olmadığını ispat ederek bu sorumluluktan kurtulabilir” hükmüne havi olduğunu, bu halde de müvekkilinin borçlu olduğu düşünüldüğünde herhangi bir kusuru olmadan temerrüde düşmüş ve bu aşamada pandemi sebebiyle aşırı ifa güçlülüğüyle karşılaşmışsa, aşırı ifa güçlüğünün borçlu olduğu iddia edilenden kaynaklandığını söylemenin mümkün olamayacağını, davalı şirket itibarı son derece yüksek ve yurtdışında faaliyetler gösteren ve işini senelerdir başarıyla yürüten bir şirket olup kendi kusurundan kaynaklanan nedenlerle ifa güçlüğüne düşmemiş olduğunu, kesinlikle kabul anlamına gelmemekle birlikte; davacı faiz talep etmişse de, takipten evvel temerrüde düşürülmeyen borçlu için işlemiş faiz talep edilemeyeceğinden davacının işbu husustaki taleplerinin de reddinin gerekmekte olduğunu, zira 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda tacirler arasındaki ihbar ve ihtarların ne şekilde yapılacağı 18/3. maddesinde düzenlenmiş ve "Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılacağının belirlenmiş olduğunu, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK'nın cari hesaba ilişkin hükümlerinin uygulanamayacağını, ayrıca davanın İİK'nun 67. maddesi gereğince açılan itirazın iptali davası olduğunu, bu davalar, icra takibine sıkı sıkıya bağlı davalardan olduğunu, alacaklının takipte dayandığı belgeler dışında başka belgelere dayanılamayacağının da açık olduğunu, yukarıda arz ve izah etmiş oldukları ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle; davanın reddine ve takibin iptaline, davacı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak başlatılan icra takibi sebebi ile 9620'den az olmamak üzere davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya tahmiline" karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasındaki otel konaklama hizmet sözleşmesi kapsamında davacının davalıya vermiş olduğu otel konaklama hizmeti bedelinin davalı tarafından ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili talebine ilişkindir.
Tarafların ba-bs formları celp edilerek incelenmiştir.
Taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliği, tarafların edimleri, tarafların edimlerini yerine getirip getirmedikleri, davacının faturalara konu hizmeti ifa edip etmediği, davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarı, fer'i nitelikteki talepleri, faiz türü ve oranı konusundaki talepleri ile birlikte bilirkişiye cari hesaba konu fatura sevk irsaliyesi teslim alan isim soy isim, imza bilgileri kısmını açıkça liste halinde yazmasının ihtaratına, alacağa konu faturanın vade farkı/kur farkına yönelik olması halinde taraf defterlerinde bu hususta bir teamül olup olmadığı, tarafların defier hareketlerinin açıkça rapora aktarılarak yapılan ödeme bilgilerinin, cari hesapta çek yahut bono kayıtlı ise ilgili bankalardan teyit edilebilecek şekilde açıkça bilgilerinin yazılması hususunda irdelenerek var ise taraflar arasındaki cari hesap farkının sebebi de tespiti için tarafların ticari defter ve belgeleri ile dosya üzerinde inceleme yapılmasına ve rapor alınmasına karar verilmiş, 26/12/2022 havale tarihli alınan bilirkişi raporunda özetle; Davacı ... ait ticari defterlerin incelenmesi için Muğla Asliye Ticaret Mahkemesi'ne talimat gönderilmiş olduğu, ancak, Bilirkişi Raporunun henüz dosyaya sunulmamış olduğu, Davalı ... tarafından ticari defterlerinin incelenmesi için yerinde inceleme talep edilmiş olduğu, ancak, defalarca aramama rağmen ve mail yazışmalarımıza rağmen davalı ticari defterlerinin incelemeye sunulmamış olduğu, Davacı ... tarafından sunulan cari hesap ekstrelerine göre, 2021 yılı sonu itibari ile davacı ... davalı ... 65.541,78 TL Alacağının olduğu, işbu alacağın talimat yolu ile dosyaya sunulacak bilirkişi Raporu ile tespit edilebileceği, Davacı tarafından davalı ... 2021 yılında toplam tutarı 1.077.343,60 TL (TABLO.2) olan 195 Adet Temel E-Fatura düzenlemiş olduğu, düzenlenmiş faturalar Temel E-Fatura olduğu için davalı E-Fatura sisteminde otomatik olarak kabul edilmiş olacağı, Tarafların BA BS Bildirimleri arasında 5.886,-TL fark olduğu, bu farkın 2021 Haziran ay'ında davacı tarafından davalı ... düzenlenmiş toplam KDV Dahil Tutarı 5.945,-TL, KDV Hariç tutarı 5.886,-TL olan olan 2 Adet faturanın davalı BA Bildirimlerinde bildirilmemiş olmasından kaynaklanmış olduğu, tarafların birbirine düzenlemiş olduğu Faturaların Temel E- Fatura olarak düzenlenmiş olduğu, bu nedenle E-Fatura sisteminden otomatik olarak kabul edilebileceği, Temel E-Faturalara itirazın karşı tarafa iade faturası düzenlenerek veya noter kanalı ile veya KEP üzerinden yapılabileceği, davalı tarafından dosyaya sunulmuş itiraz belgesine dosya içeriğinde rastlanmamış olduğu, davalı tarafından ticari defterler incelemeye sunulmamış olduğu için hangi faturaların ticari defterlerine alınmadığı tespitinin yapılamadığı, Davacı ... lehine karar alınması durumunda, Davacı ..., dava tarihi olan 05/05/2022 tarihinden itibaren asıl alacağına işleyecek değişen oranlarda Avans Faizi talep edebileceği, sonuç ve kanaati bildirilmiştir. Davacı tarafın ticari defter, kayıt ve belgelerinin incelenmesi için Muğla Asliye Ticaret Mahkemesinde 2022/132 Talimat numarası ile alınan bilirkişi raporunda özetle; Davacı şirket 2021 yılına ait defterlerini kanuni süresinde açılış ve kapanış e- defter berat onayının yapıldığı , TTK.64 Md. Ye göre sahibi lehine delil teşkil etme özelliği taşıdığı, Taraflar arasında imzalanan 15.01.2021 tarihli sözleşmenin olduğu tespit edilmiştir.
Davacının 2021 yılına ait ticari muameleleri Tek Düzen Muhasebe sistemine uygun olarak Yevmiye defterine kaydetmiş olduğu, Taraflar arasında hukuki ilişkinin olduğu davacı tarafın ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda var olduğu, davacının ticari defterlerinin tetkiki neticesinde faturalara konu hizmetin ifa edildiği, Davacı tarafın e-fatura düzenlemesinden dolayı BA-BS- Forumlarının düzenlenmesine gerek olmadığı, Davacı tarafça düzenlenen faturaların TL. olarak düzenlendiği kur farkının olmadığı, bu nedenle bilirkişiliğimiz tarafından kut farkı hesabının yapılmasına yer olmadığı, Davacının dava tarihi itibariyle kalan alacağının 65.541,78 TL. asıl alacak rapor tarihi itibariyle .6.864,83 TL. İşlemiş ( avans) faizi olmak üzere toplam 72.406,61 TL. alacağının olduğu görüşü bildirilmiştir.
Somut davada; davacı vekili, taraflar arasında kendilerinin işlettiği otelde davalının anlaştığı müşterilerin konaklamasına ilişkin sözleşme ve cari hesap ilişkisi kapsamında kendilerinin edimlerini ifa etmesine rağmen davalının fatura bedellerini ödememesi sebebiyle alacağın tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir. Davalı vekili, davacının iddialarının doğru olmadığını, faturalara konu hizmetin verildiğinin davacı tarafça ispat edilmesi gerektiğini, davacıya borçlarının olmadığını, aksi düşünülmesi halinde Covid-19 pandemisinden dolayı mücbir sebep ile ifa imkansızlığından dolayı borcun yerine getirilmediğinin değerlendirilmesi ve davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
Mahkememizce taraflar tacir olup delil olarak ticari defterler ve kayıtlara dayanıldığından 6102 Sayılı TTK'nun 83 ile 85 ve 6100 Sayılı HMK'nun 222. maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri, faturalar ve dosya üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, davacının ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun olarak tutulduğu ve davacı lehine delil niteliğinde olduğu tespit edilmiştir. Davalı tarafından defter ve belgeleri bilirkişi incelemesine sunulmamıştır. Davacının defter ve kayıtlarına göre davacının davalıdan 65.541,78 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Tarafların ba-bs formlarının incelenmesinde davacı tarafından düzenlenen toplam KDV dahil 5.945,00 TL iki adet fatura dışında davacı tarafından düzenlenen tüm faturaların davalı tarafından ba formlarında beyan edildiği, sadece belirtilen iki adet faturanın davalı tarafından ba formlarında beyan edilmediği tespit edilmiştir. Davacı tarafından düzenlenen hiç bir faturaya davalı tarafından itiraz edilmemiş ve bakiye alacak dışında ödeme yapılmıştır. Davalı tarafından ba formlarında beyan edilmeyen faturalara da itiraz edilmediği gibi bu faturalardan sonra itiraz edilmeksizin ödeme yapılmıştır. Davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı tarafından ba formlarında beyan edilmekle ve itiraz edilmeksizin ödemeler yapılmakla davalı faturalara konu hizmeti aldığını karine olarak kabul etmiş sayılmaktadır. Davalı tarafından söz konusu karinenin aksi ve tespit edilen alacağı ödediği hususu geçerli ve kesin bir delil ile ispat edilmemiştir. Bu sebeple davalı vekilinin bu yöndeki savunmalarına Mahkememizce itibar edilmemiştir. Davalı vekili Covid-19 pandemisinden dolayı mücbir sebep ile ifa imkansızlığından dolayı borcun yerine getirilmediğinin değerlendirilmesini talep etmiştir. Ancak borcun kaynağı olan faturaların büyük çoğunluğu 2021 yılında pandeminin yoğun zamanları sona erdikten sonra düzenlenmiş ve davalı tarafından faturalara karşılık itiraz edilmeksizin yüksek miktarlarda ödeme yapılmış ve bakiye borç miktarı dava tarihi itibariyle dahi ödenmemiştir. Bu sebeple bakiye ödeme miktarı için davalının Covid-19 pandemisine mücbir sebep olarak dayanması mümkün değildir. Davalı vekilinin bu yöndeki savunmalarına da Mahkememizce itibar edilmemiştir. Davacının taraflar arasındaki sözleşme kapsamında üzerine düşen edimleri yerine getirdiği, tarafların ba-bs formları, davacının defter ve kayıtları, davalı tarafından yapılan ödemeler ile sabit olduğundan bilirkişi raporunda tespit edilen bedel üzerinden açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Açılan davanın KISMEN KABULÜ İLE;
-Taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davacının yerine getirdiği hizmet karşılığında davalının ödemediği bakiye 65.541,78-TL bedelin dava tarihi olan 05/05/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine,
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen miktar üzerinden alınması gereken 4.477,15 TL nispi karar harcından daha önce mahkememiz dosyasına yatırılan 1.385,44 TL peşin harcın mahsubu ile 3.091,71 TL bakiye karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacı kendisini davada vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 10.486,68 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
4-Davalı kendisini davada vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca red edilen miktar ve tarifenin 13/2 maddesi dikkate alınarak takdir edilen 2.113,43 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL başvurma harcı, 1.385,44 TL peşin harç olmak üzere toplam 1.466,14 TL harcın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan ( haklı çıkmış olduğu orana göre ) 2.988,43 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davalı tarafından yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
8-7155 Sayılı Kanun ile değişik 6325 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunun 18/A maddesinin 14. fıkrası uyarınca arabulucuk ücreti olan 1.320,00 TL' nin 1.278,68 TL sinin davalıdan tahsili ile, 41,32 TL sinin ise davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
9-Kullanılmayan yargılama gider avansının 6100 Sayılı HMK 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesine müteakiben yatırana iadesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı vekilinin yokluğunda, kabul edilen miktara ilişkin hüküm yönünden gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere, red edilen miktara ilişkin hüküm yönünden miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen açıkça okunup usulen anlatıldı.30/05/2023
Katip ....
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır