T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: 2023/702 Esas
KARAR NO: 2023/937
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 20/07/2023
KARAR TARİHİ: 21/11/2023
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 07/12/2023
Davacı vekili tarafından açılan İtirazın İptali davasının Mahkememizde yapılan açık yargılaması sonucunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; " Müvekkili ile davalı arasında 18/12/2020 tarihinde, davalı tarafından müvekkilinin ürettiği elektronik ürünlerin satın alındıktan sonra Türkiye, Suriye , Irak ve İranda satışlarını yapabilmesi, davalının ürünleri aldıktan sonra işbu ülkelerde ürünlerin pazarlamasını yapabilmesi, müvekkili tarafından bu ürünlerle ilgili davalıya teknik bilgi verilmesi vb. Hususlarında işbirliklerini düzenleyen bir sözleşme imzaladıklarını, sözleşmeyi imzaladıktan sonra müvekkili ile davalının beraber çalışmaya başladıklarını, müvekkilinin Bulgaristandan ürettiği elektronik cihazları davalıya satarak yolladığını, davalı da işbu ürünleri özellikle Türkiye de ve bazen yurt dışında pazarlayıp sattığını, işbu sözleşmenin imzalanması ve aralarındaki işbirliği başladıktan sonra 2021 yılında müvekkili tarafından davalıya 3 ayrı fatura düzenlenerek satışı yapıldığını, satışa ve faturaya konu olan cihazlar eksiksiz ve ayıpsız şekilde davalıya teslim edilerek sevkiyatının yapıldığını, düzenlenen fatura bedellerine karşı davalının müvekkiline karşı herhangi bir ödeme yapmadığını, ödemesi alınamayan faturaların, sevkiyatlardaki tüm kargo ve irsaliyelerde ...... ve ... adına düzenlendiğini ve yollandığını, ödemesi yapılmayan borca yönelik icra takibinin başlatıldığını, davalının haksız olarak itiraz ederek takibi durdurduğunu, arabuluculuk görüşmelerinin anlaşamama ile sonuçlandığını, müvekkilinin satıcı olarak tüm yükümlülüklerini yerine getirerek malları eksiksiz, ayıpsız ve sözleşmeye uygun şekilde alıcıya göndermişken, davalının malların teslimini almış olmasına rağmen işbu ikame dava tarihine kadar herhangi bir ödeme yapmadığını, davalının mal kaçırma niyetinde olduğunu, bu yüzden davalının malları ile 3. Kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyati haczine karar verilmesini" talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Müvekkilinin hem Türk vatandaşı hem de Bulgaristan vatandaşı olduğunu, 2020 yılında müvekkilinin arkadaşı olan ve aynı zamanda o yıllarda davacı şirketin reklam işlerini yapan Bulgar vatandaşı ..... davalı müvekkilini arayarak çevresi olması nedeniyle kendisini davacı şirkete tavsiye ettiğini, davacı şirketin kendisiyle görüşmek istediğini belirttiğini, davacı şirket sahibi ve yetkilisinin kendisine davacı şirketin mallarını Türkiye de satabileceğini, davacı şirketin Türkiye de distribütörlüğünü yapabilmek için öncelikle bir şirket kurması gerektiğini, davacı şirketten satın aldığı ürünleri pazarlayabilmesi için Türkiye'nin birçok yerinde bayileri tek tek gezmesi gerektiğini, davacı şirketin ürünlerini tanıtabilmesi için reklam vermesi gerektiğini, ilk etapta satın aldığı ürünlerin gümrük KDV vb. giderlerini ödemesi gerektiğini ancak bu ve benzeri giderler için parası ve sermayesinin olmadığını beyan ettiğini, davacı ile müvekkili arasında imzalanan sözleşme sırasında müvekkiline ait bir şirketin bulunmadığını, müvekkilinin davacı şirket ile çalışabilmek için onların isteği ile 01/02/2021 tarihinde kendisine ait şahıs şirketini kurduğunu, davacı şirket tarafından 19/02/2021 fatura tarihli 14.089,00 EURO değerinde 11 çeşitten ve 139 parçadan oluşan mallar müvekkiline gönderildiğini ve müvekkili tarafından teslim alındığını, 13/07/2021 fatura tarihli 1.825,00 EURO değerindeki tek çeşit üründen ve 10 parçadan oluşan ve 09/08/2021 fatura tarihli 868.00 EURO değerinde üç çeşit ürün ve 14 parçadan oluşan malların bedelini Bulgaristan'a gittiğinde davacı şirketin işyerine giderek davacı şirketin sahibi ve yetkilisine elden ödeme yaptığını, Türkiye den başka kişilerin Bulgaristan a giderek davacı şirketten mal alarak kaçak yollarla Türkiye ye soktuklarını ve davacı şirketin mallarını sattıklarını öğrendiğini, müvekkilinin davacı şirket yetkilisi ile bu durumu görüştükten sonra müvekkili ile davacı şirket yetkilisinin arasının açıldığını, müvekkilinin davacı şirket ile iş yapabilmek için açtığı kendisine ait şahıs şirketini 26/07/2022 tarihinde kapattığını, daha sonrasında müvekkiline sermaye olarak gönderilen malların bedelinin tahsil edilmesi için müvekkiline karşı icra takibinin başlatıldığını, müvekkili tarafından icra takibine borcu olmaması nedeniyle itiraz edildiğini, akabinde de itirazın iptali için haksız ve kötü niyetli olarak iş bu davanın ikame edildiğini" beyan etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, taraflar arasında akdedilen 18/12/2020 tarihli sözleşme kapsamında dava ve icra takibine konu faturalara konu ürünlerin davalıya teslim edilmesine rağmen davalı tarafından bedellerinin ödenmediği iddiası ile alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ilişkin davadır.
Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyası aslı celp edilmiş, incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusuna karşı toplam 16.782,00 EURO 'nun tahsili için ilamsız takip talebinde bulunulduğu, süresinde itiraz üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır.
Tarafların ba-bs formları, ticaret sicil kayıtları, sgk kayıtları celp edilerek incelenmiştir.
Davacı vekili tarafından 2004 Sayılı İİK'nun 67. Maddesi uyarınca yasal bir yıllık hak düşürücü süre içinde davalının itirazının iptali için dava açıldığı anlaşılmıştır.
Taraflar arabuluculuk görüşmelerinde anlaşamamış ve arabuluculuk son tutanağı dosyamıza sunulmuştur.
Bilindiği üzere mahkemenin görevi HMK 114. maddesi gereğince dava şartı olup, mahkemece kendiliğinden ve yargılamanın her aşamasında gözetilmesi gereken bir husustur. Asliye Ticaret Mahkemeleri, Asliye Hukuk Mahkemesinin görevine giren ticari davaların çözümlendiği mahkemelerdir. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevine giren işler dışında kalan tüm uyuşmazlıklar Asliye Hukuk Mahkemesi'nce çözümlenir. Hangi davaların ticari dava olduğu TTK'nun 4.maddesinde sayılmıştır.
01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 4. ve 5'inci maddelerinde ticari dava düzenlenmiş olup TTK'nın 4. maddesine göre bir davanın ticarî dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesince bakılacağı yönünde bir düzenleme bulunması (mutlak ticari dava olması) gereklidir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/II. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan işin, diğeri için de ticarî iş sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiş olup işin ticarî nitelikte olması veya sayılması, davanın ticari dava olarak kabulü için yeterli değildir.
Tüm dosya kapsamından; davanın fatura alacağı nedeniyle başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali talebine ilişkin olduğu, söz konusu davanın mutlak ticari dava olmadığı, nisbi ticari dava olduğu, mahkememizin görevli olması için her iki tarafın da tacir olmasının gerektiği, davacı tacir olsa da davalının şahıs olduğu, bu nedenle davalının tacir araştırmasının yapıldığı, ticaret sicilden ve vergi dairesinden gelen yazı cevabında; davalının tacir kaydının olmadığı, davalının işletme kaydına göre defter tuttuğu, 2022 yılında davalının alış ve satış miktarlarının belirtildiği ve toplamda 7.816,90 TL ticari kazanç elde ettiğinin belirtildiği, bu miktarların VUK 177. Maddesinde belirtilen sınırların altında kaldığı, dolayısıyla davalının tacir olmadığı, her ne kadar dava konusu miktar 16.782,00 Euro olsa da fatura düzenlenme tarihi itibariyle bu miktarın da VUK 177. Maddesinde belirtilen sınırların altında kaldığı, dolayısıyla davalı tarafın tacir olmadığı anlaşıldığından mahkememizin görevsiz olduğu, Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşıldığından aşağıdaki şekilde görevsizlik kararı verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi gerekçeli kararda açıklanacağı üzere;
1-Davanın 6100 Sayılı HMK'nun 114/1-c. ve 115/2. maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,
2-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevli Mahkemenin Bakırköy Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna,
3-6100 Sayılı HMK nun 20. maddesine göre kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık süre içinde müracaat halinde dosyanın yetkili ve görevli Bakırköy Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde aynı madde gereğince DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE,
4-6100 Sayılı HMK 331/2 maddesi gereği harç, yargılama gideri ve vekalet ücreti hususlarında yetkili ve görevli Mahkemece karar verilmesine, dosyanın yetkili ve görevli Mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde dosyanın resen ele alınarak bu hususlarda Mahkememizce karar verilmesine,
Dair, davacı vekillerinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İlgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen açıkça okunup usulen anlatıldı.
21/11/2023
Katip ...
☪ e-imzalıdır☪
Hakim ...
☪e-imzalıdır☪