T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/245 Esas
KARAR NO : 2024/567
DAVA : Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 15/03/2024
KARAR TARİHİ : 09/07/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 15/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; İstanbul ili, Bağcılar İlçesi, ...... Mahallesi, ..... Mevkii, ..... pafta, ..... ada, ..... parselde davalının yapımını üstlendiği inşaat yapım işini “ Eksik, Önemli ölçüde kusurlu ve sözleşmeye aykırı yapılması, yarım bırakarak terk etmesi nedeniyle sözleşmenin feshi, gecikme ve ayıplı işler nedeniyle nedeniyle sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın ve inşaatın tamamlanmasının geciktirilmesinden doğan zararların, temerrüt tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faizinin davalı taraftan istemiyle beraber davalarının kabulü ile, dava konusu sözleşmenin feshini, yüklenici gerek sözleşmede belirtilen ve gerekse kendisinin taahhüt ettiği vasıflara aykırı olarak müvekkiline ait bağımsız bölümleri ve ortak yerleri çok düşük nitelikli malzeme ve işçilikle yaptığından, bu hususun ve parasal değerinin tespitini, tespit sonucu ortaya çıkan zarar miktarının davalıdan alınıp davacıya verilmesini, inşaatın gereği gibi ve zamanında tamamlanmaması ve davalının da tamamlanması konusunda herhangi bir faaliyet içerisinde olmadığının görülmesi nedeniyle, uzman bilirkişiler tarafından hesaplandığında fazla çıkması halinde arttırılmak üzere sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın, gecikme tazminatının, eksik ve kusurlu işler nedeniyle uğranılan zararların davalıdan tahsilini, en yüksek banka mevduat faizinin hesaplanarak, davalıdan alınarak davacıya ödenmesini, davalı yüklenicinin yaptığı işlerin değeri tespit edilerek, davacının zararlarına mahsup edilmesini, davalının inşaattan elini çekmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava değeri düşük gösterildiğinden, eksik harç ikmal edilmeden davaya devam edilmesi, bu aşamada mümkün olmadığını, dava konusu yer satış vaadi sözleşmesine uygun olarak davacı tarafa teslim edildiğini, müvekkili sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmiş olduğunu, sözleşme imzalandığı süreçte taraflar arasında mücbir sebep şartları oluştuğunu, dünya genelinde etkili olan covid 19 salgını özellikle inşaat sektöründe pandemi başında inşaat işçilerine sokağa çıkma izni verilmemesi, malzemelerin yurt dışından ticaretin askıyla alınması sebebiyle temin edilememesi gibi durumlar vuku bulduğunu, davaya konu taşınmaz teslim edildiğini, davacı tarafından hali hazırda kullanıldığını, bildiğimiz kadarıyla da taşınmazda kiracı mevcut olduğunu, davaya konu taşınmaz mülkiyetiyle, semereleriyle davacının tasarrufunda bulunduğunu, taşınmazda bulunan kiracıya ait internet faturasını dilekçe ekinde sunduklarını, davaya konu taşınmazın işbu husus bakımından tespitinin yapılmasını talep ettiklerini, hukuki dayanaktan yoksun kötü niyetli olarak haksız kazanç elde etmeye yönelik ikame edilen iş bu davanın reddine
karar verilmesini talep etmiştir.
HMK'nun 1.maddesi "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir. " hükmünü içermekte olup görev hususu dava şartlarındandır. HMK'nun 115.maddesi " Mahkeme ,dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır." hükmüne haizdir.
TTK'nun 4.maddesinde bentler halinde sayılan ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın belirtilen tür davaların mutlak ticari davaya vücut vereceği ve Ticaret Mahkemelerinin görev alanına gireceği, havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan uyuşmazlığın ticari dava sayılabilmesi için uyuşmazlığın taraflardan birinin ticari işletmesiyle ilgili olması koşulu aranmayacağı (TTK 4.1,son cümle) nispi ticari davalarla ilgili olarak ise TTK 4.1 maddesinde yer alan hükme göre "her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarının" ticari dava sayılacağı, taraflardan yanlız birinin ticari işletmesi ile ilgili olarak yasada sayılanlar dışında sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların, ticari davaya vücut vermeyeceği, taraflardan birinin ticari işletmesini ilgilendiren bu tür sözleşmelerin, her ne kadar TTK 19.2 uyarınca diğer taraf içinde ticari iş sayılırsa da bu durumun, davanın TTK 4.1'e göre nispi ticari dava sayılmasını gerektirmeyeceği anlaşılmıştır.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3/1-k maddesinde tüketicinin " ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" olarak tanımlanmıştır.
Aynı yasanın 3/1-ı maddesinde tüketici işleminin ise " Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına veya hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dahil olmak üzere, her türlü sözleşme ve hukuki işlem " olarak tanımlanmış olduğu anlaşılmıştır.
Tüketici Mahkemelerinin görevini düzenleyen 73/1 maddesinde "Tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemeleri görevlidir. "
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 83/2 maddesinde Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olması bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve, bu kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemez." hükmüne yer verildiği anlaşılmıştır.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun hükümleri somut olayla birlikte değerlendirildiğinde, gayrimenkul satış vaadi, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca cezai şartın tahsili ve el atmanın önlenmesine yönelik açılan davada davacının arsa sahibi gerçek kişi olduğu, ticari veya mesleki amaçlarla hareket etmemesi nedeniyle anılan yasanın 3/1-k maddesine göre tüketici sıfatına haiz olduğu, kurulan sözleşme de 3/1-ı maddesine göre tüketici işlemi olduğundan davaya Tüketici Mahkemeleri tarafından bakılması gerektiği anlaşılmakla Mahkememizin görevsizliği ile davanın usulden reddine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Açılan davada görev yönünde dava şartı noksanlığı nedeniyle davanın USULDEN REDDİNE, MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE,
Görevli mahkemenin BAKIRKÖY TÜKETİCİ MAHKEMESİ OLDUĞUNA,
2-Karar kesinleştikten sonra iki hafta içinde talep halinde dosyanın görevli BAKIRKÖY TÜKETİCİ MAHKEMESİ gönderilmesine,
3-Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususlarının görevli Mahkemece değerlendirilmesine,
4-HMK'nın 20/1. maddesi gereğince süresinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmezse davanın açılmamış sayılması yönünde karar verilmesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yasa yolu açık olmak üzere davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzlerine karşı verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/07/2024
Katip .....
☪ e-imzalıdır. ☪
Hakim .....
☪ e-imzalıdır. ☪