T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/281 Esas
KARAR NO : 2024/314
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 27/12/2012
KARAR TARİHİ : 29/03/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/03/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP; Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının burnunda doğuştan var olan eğim ve kötü görüntüyü düzeltmek amacıyla 25.02.2009 tarihinde .... Hastanesi'nde rinoplasti ameliyatı geçirdiğini, ameliyatın davalı .... tarafından yapıldığını, ameliyat başarısız olunca ve davacının estetik görüntüsü daha da kötü bir hal alınca rinoplasti ameliyatının revizyonu için ....Hastanesi'ne başvurduğunu ve burada 22.10.2009 tarihinde genel anestezi altında yine davalı doktor ... tarafından ameliyat edildiğini, ameliyat sonrasında davacının burun bölgesindeki kısmın daha da kötü bir hal alması neticesinde davacının geçirmiş olduğu rinoplasti ameliyatının revizyonu için bu defa da 09.02.2010 tarihinde genel anestezi altında davalı doktor ... tarafından ... Hastanesi'nde ameliyat edildiğini, ameliyat sonrasında burnunun ucu tamamen düşen müvekkilinin davalı .... Hastanesi'nde 09.03.2010 tarihinde lokal anestezi altında tekrar ameliyata alınarak, kulak arkasından alınan tam kalınlıkta deri grefti ile burun ucundaki detektin kapatıldığını ve bu operasyonun da davalı ... tarafından yapıldığını, doku uyuşmazlığı ve yapılan yanlış operasyonlar sebebi ile müvekkilinin estetik görüntüsünde bozukluk meydana geldiğini, maddi ve manevi olarak zarara uğradığını, bu sebeplerle, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 50.000,00-TL maddi ve 100.000,00-TL manevi tazminatın 25.02.2009 tarihi olan ilk ameliyat tarihinden, olmadığı takdirde dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı ... Sigorta Şirketi vekili, cevap dilekçesinde özetle; hasta ile hekim veya hastane arasındaki ilişkinin kuruluş biçimi nasıl olursa olsun, bir sorumluluğun doğması için belirli koşulların oluşması gerektiğini, tıbbi uygulama neticesinde doğan zararlardan hekimin sorumluluğunun yanı sıra sağlık kuruluşunun da sorumluluğunun doğduğunu, hekimin hukuki sorumluluğundan söz edebilmek için bir malpraktisin mevcut olması gerektiğini, izin verilen riskin tek başına varlığı hekimin kusurlu sayılmasına sebep olmayacağını, her tıbbi girişimin, tıbbın kabul ettiği normal risk ve sapmaları çerçevesinde doğabilecek kötü sonuçlarının hekimi sorumlu kılmayacağını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ... vekili, cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı itirazları olduğunu, gerçekleştirilen tıbbi müdahalelerin tamamının, davacının bilgisi ve onamı dâhilinde gerçekleştirildiğini, müvekkilinin kamuoyu tarafından tanınan ve yaptığı işler sebebi ile tercih edilen bir hekim olduğunu, müvekkilinin, davacıya hiçbir zaman hekimlik mesleğinin ilkelerine aykırı olacak biçimde yanlış yönlendirmede bulunmadığını, müvekkilinin hiçbir kusuru olmadığını, ayrıca davacı tarafça talep edilen tazminatın fahiş olduğunu beyanla davanın reddini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ... Sağlık Şti. vekili, cevap dilekçesinde özetle; davacının müvekkili hastanede herhangi bir hasta kaydının bulunmadığını, diğer davalı ...'ın özel hastası olduğunu, davacı ve davalı ...'ın talebi doğrultusunda sadece ameliyat yapılmak üzere hastanenin ameliyathane ve ameliyat yapılmasına ilişkin teknik malzemelerin kullandırıldığını, ameliyat için davacıdan herhangi bir ücret alınmadığını, davalı hastanenin dava konusu olayın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı ... Yatırımları A.Ş. vekili, cevap dilekçesinde özetle; davalı hastanenin tıbbi bakımdan sağlık mevzuatına uygun tam teşekküllü bir hastane olduğunu, dolayısıyla meydana gelen olayda müvekkili şirketin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davacının tedavi sonrasında bir takım işlemlere manız kalmasının muhatabının müvekkili olmadığını, davacının manevi tazminat talebinin bir zenginleşme arası olmaması gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Diğer davalı cevap dilekçesi sunmamıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Mahkememizin .. esas ve ... karar sayılı davanın kısmen kabulüne dair kararı istinaf denetimine tabi tutulmuş olup İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ....Hukuk Dairesinin 20/02/2024 tarihli ... esas, ... karar sayılı ilamı ile:
Dava, hatalı tıbbi uygulamadan (estetik amaçlı burun ameliyatından) kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olup estetik amaçlı ameliyatlar TBK'nun 470 vd. Madde- lerinde düzenlenen eser sözleşmesi hükümlerine tabidir.
Eldeki dava, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 01/07/2012 tari- hinden sonra 27.12.2012 tarihinde açılmıştır.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için, uyuşmazlık konusu işin, taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Yine, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sa- yılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belir- lemiştir.
6335 Sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5.maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri ara- sındaki ilişki, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 1 inci maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay’ca re'sen incelenir.
Somut olay, TTK 'da "mutlak ticari" dava olarak tanımlanan uyuşmazlıklardan biri değildir. Davacı ... hizmet alan , davalı Dr. ... ise serbest meslek erbabı olup gerçek kişidir. Davalılardan bir kısmının ticaret şirketi veya sigorta şirketi olması uyuşmazlığı ticari dava haline getirmeyecektir. (TTK 5.md.) O halde Ticaret Mahkemeleri görevli değildir.
Diğer yandan olay ve dava tarihi itibariyle 4077 sayılı TKHK yürürlükte olup "eser sözleşmeleri" 4077 sayılı TKHK kapsamında değildir.
Buna göre, istinaf karar ilamı doğrultusunda davanın Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi'nce görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden Mahkememizin karşı görevsizliğine dair hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın HMK 114. ve 115. Maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,
2-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
3-HMK nun 20. Maddesine göre kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık süre içinde müracaat halinde dosyanın yetkili ve görevli Küçükçekmece ... Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde aynı madde gereğince DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA KARAR VERİLMESİNE,
4-HMK 331/2 maddesi gereği harç ve yargılama giderinin görevli mahkemece nazara alınmasına,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/03/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır