T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/168
KARAR NO : 2024/472
BİRLEŞEN BAKIRKÖY .... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
... ESAS ... KARAR SAYILI DOSYA YÖNÜNDEN
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat), Tazminat (Manevi Tazminat)
DAVA TARİHİ : 20/02/2017
KARAR TARİHİ : 02/05/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 17/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat), Tazminat (Manevi Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; 03.11.2016 tarihinde sürücü ..., sevk ve idaresindeki davali sigorta sirketi nezdinde sigortalı .... plaka sayılı ticari araçta yolcu olarak bulunduğu meydana gelen tek taraflı trafik kazasında yaralandığını, davalıların araç sahibi/ işleteni/ sürücüsü/ ZMM sigortacısı bulunduğu araç sürücüsünün söz konusu kazanin meydana gelmesine ve müvekkilinin ağır bir sekilde yaralanmasina, maddi ve manevi zarara ugramasina neden olduğunu, bu sebeple fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00TL tazminatın kaza/dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.
Davalı ... San. Ltd. Şti. vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin ticari taksi kiralama komisyonculuğu işini yaptığı, ... plaka sayılı aracı tanımadığını ve sözkonusu plakanın hiç bir zaman kiralama işlemine konu olmadığını, Istanbuldaki ticari araclarin büyük bir bölümünün müvekkili şirket tarafından komisyon karşılığı aracı sıfatı ile 3.kisilere kiralanmakta olduğunu, davacı tarafca davaya karışan aracın müvekkili şirket tarafından kiralanmis olabileceği düsüncesi ile husumet yöneltilmis olabileceğini, kaldi ki kiralansa dahi hukuki sorumluluklarının bulunmadığını, davanın husumet yönünden ve esastan reddini talep ettiklerini beyan ve talep etmiştir.
Davalı ... vekili Av.... tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin aracın işleteni değil maliki olduğunu,müvekkilinin aracı ...’a kiraya verdiğini, bu sebeple işleten sıfatının ortadan kalktığını, davacının kaza tarihinde henüz 16 yaşında olduğunu, sürücü ...’in barda çalıştığını ve davacının sürücü ...’i tanıdığını, davacının ...’in sözkonusu araç ile ilgisinin olmadığını ve sürücünün alkollü olduğunu bildiğini, aracın amacının ve araç şöförünün bilgisi dışında davacı ve sürücü ... tarafından kullanıldığını, davacının aracı kullanma hırsızlığı sayılabilecek şekilde çalması nedeniyle işleten olması ve kazanın meydana gelmesinde ağır kusurunun bulunması sebebiyle müvekkili açısından davanın reddine karar verilmesini, aksi halde hesaplanacak tazminattan indirim yapılması gerektiğini, beyan edilen savunmalarının redid halinde hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, davacının emniyet kemerinin takmamasının zararı artırdığını, bu hususun tazminat hesabında göz önünde tutulması gerektiğini, belirtilen sebeplerle davanın esastan reddini, aksi kanaat hasıl olması halinde hatır taşıması ve müterafik kusur hususunun gözönüne alınarak hesaplanan tazminattan indirim yapılmasını talep ettiklerini beyan etmiştir.
Davalı .... Sigorta A.Ş. vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6704 sayılı kanun ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 97. maddesinin değiştirildiği, trafik kazasından doğan tazminat talepleri için dava yoluna gidilmeden önce ilgili sigorta şirketine yazılı olarak başvuru yapılmasını dava şartı haline getirildiğini, davacı tarafça müvekkili sigorta şirketine yapılan başvuruya istinaden şirket nezdinde .... numaralı hasar dosyasını açıldıldığını, ibrazı zorunlu evrakların eksik olması nedeniyle yeterli değerlendirme yapılamadığını, eksik belgelerin davacıdan istendiğini ancak davacı tarafından temin edilemediğini, bu sebeple de ödeme yapılamadığını, dolayısıyla davacının eksik belge ile yaptığı başvurunun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 97.madde kapsamında geçerli bir başvuru sayılmasının mümkün olmadığını, bu nedenle dava şartı yokluğundan huzurdaki davanın reddedilmesi gerektiğini, .... plaka sayılı aracın müvekkili şirket nezdinde 17.12.2015/2016 tarihleri Arasında Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olup sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve zarar nispetinde olduğunu, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre kişinin tüm tedavileri tamamlandıktan sonra sakatlığının 12 ay boyunca stabil ve kalıcı olmasının gerektiği kaza tarihi ile dava tarihi arasında henüz 12 ay geçmediği bu sebeple davacının kalıcı sakatlığının olup olmadığının tespitinin gerektiği, yapılacak tazminat hesabının TR 2010 Yaşam Tablosuna göre yapılması gerektiği, yapılacak tazminat hesaplamasının 1.8 teknik faiz üzerinden yapılması gerektiğini, meydana gelen kaza sebebiyle davacının geçici iş göremezlik gideri ile sürekli ve geçici iş göremezlik dönemli tedavi giderlerinden müvekkili sigorta şirketin sorumlu tutulamayacağını, zira bu sorumluluğun Sosyal Güvenlik Kurumu’na ait olduğunu, müvekkili şirketin sigorta bedelini ödeme yükümlülüğünün dava tarihinde muaccel hale geldiğini bu sebeple Mahkemece faize hükmedilmesi halinde hükmedilecek faizin dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz olması gerektiğini,davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini beyan ve talep etmişlerdir.
Birleşen Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esas ... karar sayılı dosyasında davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ...'in 03.11.2016 günü, saat 04.30 sıralarında, davalı ...'un sahibi bulunduğu, aracın sürücüsü ...'in sevk ve idaresinde olan .... Plakalı ticari taksinin karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucunda ... Cad. .... Metro Durağı'na çarpması sonucunda vücudunun muhtelif yerlerinden yaralandığını, baş ve yüz bölgesinde kırıklar meydana geldiğini, çene kemiğinin kırılması nedeniyle kaybedilme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını, yine baş bölgesine almış olduğu darbe sonucunda beyin sinirleri zedelendiğini, beyin travması geçirerek hayati tehlike geçirdiğini ve yaklaşık yirmi gün boyunca yoğun bakıma alındığını, dudak ve çene kısmında estetiksel şekil bozukluğuna uğradığını, dişleri kırıldığı için üst çenede 6 adet porselen kron kaplama alt çenede 7 adet porselen kron kaplama yapıldığını, çene kemiklerinin kırılması sonucunda hem sağ hem de sol çene kemiğine platin yerleştirildiğini, müvekkilinin hiçbir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığı dava konusu trafik kazasında müvekkillerinin nezdinde meydana gelen manevi zararın tazmin ve tahsili amacı ile kaza olayında kusur ve sorumluluğu üzerinde taşıyan araç sürücüsü ve araç sahibi olan davalı aleyhine huzurdaki davayı ikame etme gereği hasıl olduğunu, meydana gelen trafik kazası neticesinde müvekkilimiz nezdinde büyük ölçüde manevi zarar oluştuğunu, meydana gelen kazanın hemen ardından müvekkilinin acilen ... Hastanesi'ne kaldırıldığını, hayati tehlike geçirmesi nedeniyle yoğun bakıma alındığını, burada tetkikler yapıldıktan sonra ameliyat edildiğini ve daha sonrasında taburcu edildiğini, müvekkilinin diş ve çene tedavisini .... Hastanesi'nde beyin fonksiyonları ve davranış bozukluğu ile ilgili tedavi sürecini ise .... Hastanesi'nde devam ettiğini, müvekkilinin 7 gün yoğun bakımda, 3,5 ay yatılı şekilde hastanede olmak üzere toplam 1 sene boyunca tedavi gördüğünü, müvekkilinin yaşanılan bu kaza sebebiyle hem fiziksel hem de ruhsal yönden ağır bir iş gücü kaybına uğrayarak sakat kaldığını, yüz bölgesinde estetiksel şekil bozukluğuna uğramış beyin travması geçirmesi nedeniyle beyin sinirlerinde zedelenme gerçekleştiğini, halihazırda da günlük davranışlarında istemsiz olarak aniden gülme veya ağlama biçiminde davranışlar sergilemeye ve birçok şeyi hatırlamakta zorlanmaya başladığını, günlük hayatında diş ve diş etlerinde uğranılan kayıp ve zedelenme sonucunda yemek yemede ve sıvı tüketiminde büyük problemler yaşadığını, dişlerinin kırıldığı için üst çenede 6 adet porselen kron kaplama alt çenede 7 adet porselen kron kaplama yapıldığını ancak kaplama yapılan dişlerinden dolayı ağrılar çektiğini, yine yüzünde gerçekleşen estetiksel şekil bozukluğu özellikle çene kemiğinin yamuk olması çenesinde izler olması nedeniyle özellikle şu an ve gelecekte de ne yazık ki iş hayatı, sosyal hayat, evlilik hayatı bağlamında psikolojik travmalar yaşamakta ve yaşayacağını, üstelik meydana gelen kaza neticesinde müvekkilinde meydana gelen hasarın dışarıdan rahatlıkla farkedilebiliyor olması kendisinde derin travmatik sorunlara yol açtığını, tüm bu nedenlerle de müvekkilinin derin bir psikolojik çöküntüye uğradığını, davalılardan ...'in haksız fiili sonucunda ağır yaralanan ve zarar gören kazazede ...'in baba ... ve anne ... derin bir elem ve ızdırap duyduklarını ve halen daha elem ve ızdırap çektiklerini, üstelik anne ..., kaza dolayısıyla kızına bakma sorumluluğundan dolayı işinden ayrılmak zorunda kaldığını, hal böyle olunca, manevi tazminat davasının şartlarının oluştuğu görüldüğünü, trafik kazası tespit tutanağında davalı sürücü ...’in sürücü belgesi bulunmadığı ve sağlık kuruluşunda yapılan kontrolde 0,52 promil alkollü olduğu saptandığını, dava konusu trafik kazasıyla ilgili olarak maddi tazminat talepli Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, dava konusu talihsiz olay nedeniyle müvekkillerin çok büyük bir üzüntü yaşadığını, günlerce kendine gelemediğini, normal hayatına devam edememiştir. doğal olarak iş hayatı ve sosyal hayatı sona erdiğini, davacı ... lehine 30.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 03.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ... lehine 10.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 03.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ... lehine 10.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 03.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte olmak üzere toplam 50.000,00-TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara tahmilini karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen Bakırköy ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .. esas .... karar sayılı dosyasında davalı ... vekilinin vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davalı müvekkili ... aracın işleteni değil maliki olduğunu, kazaya karışan araç ticari taksidir ve müvekkil bu ticari taksiyi ...'a hasılat kirası ile kiraya verdiğini, müvekkilinin aracı işletmek üzere ...'a kiralamış olması nedeniyle işleten sıfatı ortadan kalktığını, olaya ilişkin kaza ve ceza yargılamasında alınan ifade tutanakları okunduğunda kaza tarihinde henüz 16 yaşında olan davacı ...’in sabah 4.00 - 4.15 gibi .... Sokakta bulunan "..." adlı bir bardan çıktığını, önceden tanıdığı davalı ...’e “beni acil bir yere götür yetişmem gerekiyor” dediği ve aracın ön koltuğuna oturduğunu, kazanın Şişli’den .... istikametine geliş yönünde ... metro durağının bulunduğu yerde olduğu anlaşıldığını, ayrıca davacılar tarafından Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyası ile açılan maddi tazminat talepli davanın ilk duruşmasında dinlenen diğer davalı kazaya neden olan ... beyanında "Ben arabayı ...'dan izinsiz aldığım doğrudur. ... benim normal sıradan bir arkadaşımdı, kendisini bir arkadaşının yanına götürmemi istedi, bende götürdüm, alkollüydüm götürürken kaza oldu, ben ...'ik yaşının tutmadığını bilmiyordum, üzerinde sahte kimlik taşıyordu. Ben taksiye ısınmak için oturmuştum, .... de lavaboyu kullanmak için gece kulübüne girmişti..." yönünde beyanda bulunduğunu, davacı ...'in alkollü olduğunu ve ticari taksi ile bir ilgisinin bulunmadığını bildiği halde davalı ...’den kendisini acil olarak bir yere götürmesini istediğini, dolayısıyla hem alkollü olduğunu bildiği kişinin kullanacağı araca binmek suretiyle hem de ...’in araçla bir ilgisinin bulunmadığını bildiği halde aracın kiracısı ve şoförü olan davalı ...’ın bilgisi ve rızası dışında ve aracın amacı dışında kullanılmasını sağlamak suretiyle ağır kusurlu olarak hareket ettiğini, aracın sahibinin ve işletenin rızası hilafına davacı ve davalı ... tarafından birlikte kullanıldığından ... ve davacı ...'in ağır kusuru nedeniyle aracın işletenin ve araç sahibinin sorumluluğu ortadan kalktığını, ayrıca davacının aracı kullanma amaçlı da olsa çaldığını, Yargıtay kararlarına göre aracı çalan ya da gasp eden kişi işleten gibi sorumlu olduğunu, davacı ...'in ticari taksinin sahibi yada şoförü olmadığını bildiği araca binip davalı ...'den kendisini arkadaşının yanına götürmesini istemek suretiyle aracı ... ile birlikte kullanma hırsızlığı sayılacak şekilde çaldığını, bu nedenle aracın işleteni sıfatını kazandığını, ayrıca davacı ...’in aracın işleteni sayılmasa dahi kazanın meydana gelmesinde ağır kusuru bulunduğundan davalı müvekkilinin kazadan kaynaklanacak sorumluluğu ortadan kalktığını, bu nedenle öncelikle davacının aracı kullanma hırsızlığı sayılacak şekilde çalması nedeniyle işleten olması ve kazanın meydana gelmesinde ağır kusurlu olması nedeniyle müvekkili açısından davanın reddine aksi halde birlikte kusur nedeniyle manevi tazminata hükmedilirken bu hususların göz önünde bulundurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen dava dosyasında Davalı ...'in davaya cevap vermediği görülmüştür.
Adli Tıp Kurumu .... İhtisas Kurulunun 16/03/... tarihli raporunda özetle; "... ve ... kızı, 20/09/2000 doğumlu, ...’in 03/11/2016 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri kapsamında maluliyetine neden olacak düzeyde bulunmadığından maluliyet tayinine mahal olmadığı, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği" belirtilmiştir.
Mahkememiz dosyasına kusur bilirkişisi ....'ten rapor aldırılmış, bilirkişi düzenlediği 12/09/2021 tarihli raporunda özetle; "Önceden teknik olarak belirlenmiş (K.T.K.’ nun 3,36, 46, 47/c,d, 52/a,b, 67/a. 107.Md. Sürücü Belgesi Alma, Trafiğin akışı, Trafik İşaretlerine Uyma, Alkollü Araç Kullanma Yasağı, Hızın Şartlara Uygunluğunu Sağlama, Araç Manevraları, Çalınan veya gasp edilen araçlarda sorumluluk) kurallara karşı dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyen ... plakalı ticari taksi otomobil sürücüsü davalı ...’in “%100 Oranında Asli ve Tamamen Kusurlu” olduğu; ... plakalı ticari otomobilin ön koltuğunda yolcu olarak seyahat etmekte iken kazada yaralanan davacı yolcu ...’in ifadesine ve her hangi bir kusur bilgisine rastlanmadığı; Ticari taksi sürücüsünün alkollü olmasının ve sürücü belgesi bulunup bulunmadığının araca binen her yolcu tarafından fark edilemeyeceğinin düşünüldüğünü; Bu nedenle belirtilen araca yolcu olarak binen davacı ...’in kazanın meydana gelmesinde ve kendisinin yaralanmasında etkisinin olmadığı ve “Tamamen Kusursuz” olduğu; Kaza tarihinde ... plakalı ticari otomobilin KZMS ( trafik) poliçesi ile sigortası olan davalı ...Ş.’nin ( KTK’ nun 91. Md. Sigorta) kurallar gereği araç sürücüsü davalı ...’in kusuru oranına ve sigorta kapsamına göre sorumlu olduğu; Dosyada .... plakalı ticari otomobilin kiraya verildiğine dair herhangi bir belgeye rastlanmadığı; Bu nedenle belirtilen aracın kiralayanı olduğu iddia edilen davalı “... San. Ltd. Şti.” ile diğer davalı “...” hakkında herhangi bir değerlendirme yapılamadığı; Kaza tarihinde ... plakalı aracın maliki olan davalı ... tarafından kullanımı için diğer davalı ...’a verildiği; Ancak; Belirtilen aracın davalı ...’ın üzerinde kontak anahtarı ile park halinde ve arkadaşı olan davalı sürücü ...’in halen araç içinde oturmakta iken araçtan ayrıldığı; Bu esnada davalı sürücü ...’in araca yolcu olarak davacı ...’i aldığı ve aracı hareket ettirerek seyir halinde iken kaza yaptığı; Davalı ... ile diğer davalı ...’ın adı geçen sürücünün aracı kullanmasında bilgileri olmadığı ve olayda sorumlulukları bulunmadığı; Ayrıca; Davalı ...’un vekilinin dilekçelerinde “..Davacı yolcu ...’in davalı sürücü ...’i tanıdığı; Davacının aracı adı geçen sürücü ile birlikte kullanma amaçlıda olsa çalmış olduğu..” şeklindeki iddialarıyla ilgili değerlendirme yapılamadığını" belirtmiştir.
Adli Tıp Kurumu .... İhtisas Kurulunun 25/05/... tarihli raporunda özetle; "... ve .... kızı, 20/09/2000 doğumlu ...’in 03/11/2016 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları hakkında yönetmelik hükümlerine göre değerlendirildiğinde; I. Kulak Burun Boğaz, G. Çiğneme ve Yutma Diyetteki Kısıtlamanın Şekli, Hafif, özür oranı %10, Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %10 (yüzdeon) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği" belirtilmiştir.
Mahkememiz dosyasına bilirkişisi ...'den rapor aldırılmış, bilirkişi düzenlediği 31/10/2022 tarihli raporunda özetle; "Rapor, tazminat talebinin hukuken oluşup oluşmadığına dair bir değerlendirme içermeyip, sadece tazminatın hesabına ilişkindir. 6754 sayılı bilirkişi kanunu 6. Maddesi kapsamında Bakanlık tarafından 07.09.2020 tarihli bilirkişilerin uyacağı rehber ilkelerin 27. Maddesi gereği (asli kusurlu, tali kusurlu, kusur oranı) tespiti Hakim yetkisindedir. Hesap / Rapor tarihi itibariyle, davacının 03.11.2016 tarihinde geçirmiş olduğun trafik kazası sonrası oluşan % 10 maluliyet oranı dahilinde sürekli maluliyet zararının, davalıların maliki/ işleteni/ sürücüsü/ZMM sigortacısı olduğu ... plaka sayılı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunun kabulü halinde; Davalı ... şirketinin ödeme yaptığı tarih (18.05.2022) itibariyle davacının sürekli iş göremezlik tazminatının 305.774,70TL hesaplandığına, davalı ... şirketi tarafından yapılan 175.000TL lik ödemenin hesaplanan tazminat karşısında yetersiz olduğuna, Rapor tarihindeki verilerle yapılan hesaplama sonucunda davacının sürekli iş göremezlik tazminatının 391.107,23TL hesaplandığına, davalı ... şirketi tarafından yapılan 175.000 TL lik ödemenin yasal faiz ile güncellenmesi sonucu belirlenen 182.262,50TL‘nin hesaplanan tazminattan mahsup edilmesi sonucunda bakiye sürekli iş göremezlik tazminat alacağının 208.844,73TL olduğuna, faizin işlemeye başladığı tarihin ve faiz türüne ilişkin hukuki değerlendirmenin Yüce Mahkemeye ait olduğuna, Tedavi giderlerinin hesaplanması uzmanlık alanımız dışında olduğundan hesaplama yapılamadığını" belirtilmiştir.
Mahkememiz dosyasına bilirkişisi ....'den rapor aldırılmış, bilirkişi düzenlediği 09/03/2023 tarihli ek raporunda özetle; "Rapor, tazminat talebinin hukuken oluşup oluşmadığına dair bir değerlendirme içermeyip, sadece tazminatın hesabına ilişkindir. 6754 sayılı bilirkişi kanunu 6. Maddesi kapsamında Bakanlık tarafından 07.09.2020 tarihli bilirkişilerin uyacağı rehber ilkelerin 27. Maddesi gereği (asli kusurlu, tali kusurlu, kusur oranı) tespiti Hakim yetkisindedir. Hesap / Rapor tarihi itibariyle, davacının 03.11.2016 tarihinde geçirmiş olduğun trafik kazası sonrası oluşan % 10 maluliyet oranı dahilinde sürekli maluliyet zararının, davalıların maliki/ işleteni/ sürücüsü/ZMM sigortacısı olduğu ... plaka sayılı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunun kabulü halinde; Davalı ... şirketinin ödeme yaptığı tarih (18.05.2022) itibariyle davacının sürekli iş göremezlik tazminatının 305.774,70TL hesaplandığına, davalı ... şirketi tarafından yapılan 175.000TL lik ödemenin hesaplanan tazminat karşısında yetersiz olduğuna, rapor tarihindeki verilerle yapılan hesaplama sonucunda davacının sürekli iş göremezlik tazminatının 391.107,23TL hesaplandığına, davalı ... şirketi tarafından yapılan 175.000TL lik ödemenin yasal faiz ile güncellenmesi sonucu belirlenen 187.950,00TL‘nin hesaplanan tazminattan mahsup edilmesi sonucunda bakiye sürekli iş göremezlik tazminat alacağının 407.093,76TL olduğuna, faizin işlemeye başladığı tarihin ve faiz türüne ilişkin hukuki değerlendirmenin Yüce Mahkemeye ait olduğuna, tedavi giderlerinin hesaplanması uzmanlık alanımız dışında olduğundan hesaplama yapılamadığını," belirtilmiştir.
Mahkememiz dosyasına bilirkişisi Dr. ....'dan rapor aldırılmış, bilirkişi düzenlediği 08/09/2023 tarihli raporunda özetle; "Dava konusu olay yukarıda verilen açıklamalar doğrultusunda ele alınıp değerlendirildiğinde; dava konusu trafik kazasının 03/11/2016 tarihinde yani 04/04/2015 tarihli 6645 sayılı kanun değişikliğinden sonra meydana gelmiş olduğu, söz konusu kanun değişikliğinin halen yürürlükte olduğu, bu nedenle söz konusu değişikliğe göre-eğer mevzuata göre ödenmesi gereken belgeli tedavi giderleri var ise- “Genel Sağlık Sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmetleri “geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde”, başka bir ifadeyle Sağlık Uygulama Tebliği hükümleri doğrultusunda Tebliğe ekli listelerde belirlenmiş olan resmi fiyatlar üzerinden Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanması gerekeceği, bu meblağı aşan miktardan kusurluların müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, .... Epikriz Raporlarında (08/11/2016 – 14/11/2016 ve 02/12/2016 – 06/12/2016 tarihli iki adet raporda) “Resmiyeti: SGK Sosyal Güvenlik Kurumu” ve “Kurumu: Sosyal Güvenlik Kurumu” yazdığı, yine aynı hastaneye ait Laboratuar Sonuç Raporlarında “Resmiyeti: SGK Sosyal Güvenlik Kurumu” ve Konsültasyon Raporunda “Hasta Türü: SGK Sosyal Güvenlik Kurumu” ibarelerinin bulunduğu, bu durumda dava dışı Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından dava konusu trafik kazası nedeniyle dava dışı ...ne ödeme yapıldığı, dolayısıyla kanunun üzerine yüklediği yükümlülüğün yerine getirildiği ve başkaca bir borcunun bulunmadığı, dosya içerisinde hastanın bu hastaneye ödeme yaptığına ilişkin herhangi bir ödeme belgesi (fatura, makbuz, fiş vb) bulunmadığından yukarıda Yargıtay kararlarında açıklandığı üzere belgesiz tedavi giderlerinde SGK’nın sorumluluğunun söz konusu olmadığı; Yargıtay kararları doğrultusunda, Belgesiz Tedavi Giderlerinden SGK’nın sorumlu olmadığı, davacı tarafından Evde Bakıcı Giderleri için dosyaya herhangi bir ödeme belgesi sunulmadığı, dolayısıyla yukarıda verilen Yargıtay Kararları gereğince belgesiz tedavi giderlerinde SGK’nın sorumluluğunun bulunmadığı; .... Mandibula Tek Yönlü Grafisi Raporunda “Adli Vaka, Mahkeme tarafından gönderilen hasta”, Diş Hastalıkları Tedavisi Adli Hekimlik Polikliniği belgesinde “Mahkeme tarafından gönderilen hasta”, .... Ayaktan Hasta Hizmet Ekstresinde ise “Kurumu: Sağlık Kurumları Saymanlığı Adli Vaka, 13/02/2019, İşlem Tutarı: 192,13TL, Hasta Tutarı: 0,00” yazdığı, bu durumda hasta tarafından herhangi bir ücret ödenmemiş olduğu görüş ve kanaatine ulaşıldığını, Yapılan tetkik ve tedavilerin yaşanan trafik kazasıyla illiyet bağı bulunduğu; Adli Tıp Kurumu Başkanlığı .... Adli Tıp İhtisas Kurulu’nun 20/05/.... tarihli ... Karar Nolu ve 03/03/.... tarihli .... Karar Nolu Adli Tıp Raporlarında hastanın evde bakım ihtiyacı olduğuna dair herhangi bir ifade ve karar bulunmadığından evde bakım giderleri hesaplamasına gerek olmadığı; Bilirkişi .... tarafından hazırlanan 12.09.2021 tarihli bilirkişi raporunda ...’in %100 oranında asli ve tamamen kusurlu olduğu, davacı ...’in kusursuz olduğu görüş ve kanaati belirtildiğinden hesaplamanın bu orana göre yapıldığı; Dosya içerisinde mevcut olan .... Trafik Sigorta Poliçesinde (Karayolu Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) “.... Petrol, Başlangıç – Bitiş Tarihi: 17/12/2015 – 17/12/2016, Kişi Başına Sağlık Giderleri Teminatı: 290.000,00TL” yazmakta olup olay tarihi 03/11/2016 olan dava konusu sağlık giderlerinin tarih ve meblağ açısından poliçe kapsamına girdiği, ancak dosyaya sunulan Ödeme Dekontunda ödenen tutarın şu şekilde belirtildiği: “...., Gelen EFT, Gönderen: .... Sigorta A.Ş., Alan: ..., İşlem Tarihi: 13/05/2022, Tutar: - 295.613,79TL”, konunun değerlendirilmesi ve takdirinin Mahkemeye ait olduğu; Davacılar ..., ... ve ...’in Ulaşım Giderleri için Davalı Taraftan % 9 yasal faizi hariç 636,68TL alacaklı olduğu, davalılar açısından başka bir hesaplamaya gerek bulunmadığı; Sigorta Şirketi hariç diğer davalılar açısından % 9 Yasal Faiz Tutarının 17,11TL olduğu; Borçlar Kanunu ile Türk Ticaret Kanunu’na göre sözleşme ile tespit edilmeyen hallerde kanuni faiz uygulandığı, 01/01/2006 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere ve halen Kanuni Faiz oranının yıllık %9 olduğu, Davalı ... şirketi açısından faiz başlangıç tarihinin Dava Tarihi olan 20/02/2017 olabileceği; diğer kusurlular açısından faiz başlangıç tarihinin ise Kaza Tarihi (03/11/2016) olduğu" belirtilmiştir.
Mahkememiz dosyasına bilirkişisi ....'den rapor aldırılmış, bilirkişi düzenlediği 22/01/2024 tarihli ek raporunda özetle; "Rapor, tazminat talebinin hukuken oluşup oluşmadığına dair bir değerlendirme içermeyip, sadece tazminatın hesabına ilişkindir. 6754 sayılı bilirkişi kanunu 6. Maddesi kapsamında Bakanlık tarafından 07.09.2020 tarihli bilirkişilerin uyacağı rehber ilkelerin 27. Maddesi gereği (asli kusurlu, tali kusurlu, kusur oranı) tespiti Hakim yetkisindedir. Hesap / Rapor tarihi itibariyle, davacının 03.11.2016 tarihinde geçirmiş olduğun trafik kazası sonrası oluşan % 10 maluliyet oranı dahilinde sürekli maluliyet zararının, davalıların maliki/ işleteni/ sürücüsü/ZMM sigortacısı olduğu ... plaka sayılı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunun kabulü halinde; Davalı ... şirketinin ödeme yaptığı tarih (18.05.2022) itibariyle davacının sürekli iş göremezlik tazminatının 305.774,70TL hesaplandığına, davalı ... şirketi tarafından yapılan 175.000TL lik ödemenin hesaplanan tazminat karşısında yetersiz olduğuna, Rapor tarihindeki verilerle yapılan hesaplama sonucunda davacının sürekli iş göremezlik tazminatının 1.162.918,39TL hesaplandığına, davalı ... şirketi tarafından yapılan 175.000TL lik ödemenin yasal faiz ile güncellenmesi sonucu belirlenen 204.006,25TL‘nin hesaplanan tazminattan mahsup edilmesi sonucunda bakiye sürekli iş göremezlik tazminat alacağının 958.912,14TL olduğuna, Faizin işlemeye başladığı tarihin ve faiz türüne ilişkin hukuki değerlendirmenin Mahkemeye ait olduğunu" belirtilmiştir.
Davacı taraf düzenlenen bilirkişi raporu doğrultusunda davasını ıslah etmiş ve ıslah harcını da yatırmış olması nedeniyle ıslah talebi kapsamında değerlendirme yapılmıştır.
Dava trafik kazasından kaynaklı maddi manevi tazminat davasıdır.
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; 2918 sayılı KTK'nun 85. maddesinde ise, "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar." hükmüne yer verilmiştir. İş bu kanun maddesine göre araç işletenin de sorumluluğu bulunmaktadır. Dosya arasında bulunan trafik tescil kayıtlarına göre kaza tarihi itibariyle araç sahibinin davalı ... olduğu davalı ....'nin araç maliki olmadığı anlaşılmış olup iş bu davalı yönünden davanın pasif husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devredilmesi halinde (kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Ancak bu noktada ispat yükü işleten olmadığını ispat eden taraftadır. Mevcut olayımızda araç maliki olan davalı ... aracı davalı ...'a kiraya verdiğini beyan etmektedir. Davalı ... tarafından kiralama sözleşmesi sunulmadığı göz önüne alınarak işletenlik sıfatının kalmadığını ispat edemediğinden aracın kiraya verildiği iddia edilen davalı ... yönünden davanın pasif husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davalı ...'in %100, davacı tarafın kusursuz olduğu hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre belirlenmiştir. Kusur oranı ceza dosyasında aldırılan kusur oranı ile de uyumludur.
Türk Borçlar Kanunu 49. maddesinde haksız fiil kurumunun düzenlendiği, haksız fiil sorumluluğunun doğması için hukuka aykırı fiil, zarar, illiyet bağı ve kusur koşullarının gerçekleşmesi gerekmektedir. TBK'nın 54. maddesi gereğince cismani zarara uğrayan kişi tamamen veya kısmen çalışma gücü kaybından doğan zararını talep edebilir. TBK'nın 54. maddesinde, bedensel zarara uğranılması nedeniyle talep edilebilecek zarar türleri belirtilmekte olup, çalışma gücü kaybı da bu zarar türleri arasında yer almaktadır. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının tespiti gerekmektedir.
Hükme esas alınan ATK .... İhtisas Dairesi'nin Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmeliğe göre hesaplanan raporuna göre davacıda tespit edilen maluliyet oranının %10 olduğu tespit edilmiştir. Hükme alınan kusur bilirkişi raporunda davalı ...'in %100 kusurlu olduğu tespit edilmiş, davacıda sürekli ve geçici maluliyet oranı alınan Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı Heyet raporu ile sabit olmuştur. Aktüerya bilirkişi raporuna göre sürekli iş göremezlik bedeli 958.912,14 TL ve belgesiz tedavi gideri 636,68 TL hesaplanmıştır.
Davacı taraf sigorta şirketi ile sulh olmuştur. Sigorta şirketinin poliçe teminat tutarı 290.000,00 TL'dir. Bu miktar yönünden diğer davalıların da sorumluluğu sona ermiştir. Bilirkişi tarafından hesaplanan tutardan iş bu poliçe bedeli düşülmüştür.
Ceza dosyasında davacı ...'in ifadesine göre; davalı ...'i tanıdığını, başka bir arkadaşını almak için ...'le beraber bir ticari taksiye bindiklerini, ...'in ticari taksinin şoförünü tanıdığı için anakhatarı aldığını ve ticari taksinin başına geçtiğini, aracı ...'in sürdüğünü, alkollü olduğu için olayı hatırlamadığını, ...'in alkollü olduğunu tahmin etmediğini beyan etmesi karşısında olayın bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacının gece kulübünden birlikte çıktığı arkadaşının alkollü olmadığı ihtimalinin olay bütün olarak değerlendirildiğinde düşük olacağı, davacının alkollü olduğunu bildiği biriyle arabaya binmesi durumunun yerleşik içtihatlara göre müterafik kusur olduğu ve mahkemece resen ele alınabileceği, müterafik kusur sebebiyle yapılacak indirim oranının %20 olması gerektiği, mahkememizce %20 indirim uygulanarak hüküm kurulmuştur. Müterafik kusur sebebiyle reddedilen kısım yönünden davalı lehine vekalet ücretine takdir edilmemiştir.
Birleşen dosya yönünden; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 56/1'inci madde ve bendine göre bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda hakim olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ağır bedensel zarar veya ölüm halinde zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. 4721 sayılı türk medeni kanununun 4 üncü maddesine göre ise kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hakim hukuka ve hakkaniyete göre karar verir. Bu düzenlemelere göre manevi tazminat tayin ve taktir edilirken manevi tazminatın 22/06/1966 gün ve 7/7 sayılı İBK'da belirlenen acı ve üzüntüyü gidermek, bir huzur ve tatmin duygusu yaratma amacı ile gelişen hukukta benimsenen zararları tamamlama ve denkleştirme ve aynı zamanda caydırıcılık işlevlerinin göz önünde bulundurulması gerekir. Tazminatı doğuran olayın işleniş biçimi, sonuçları, meydana getirdiği etkiler, kusur ve sorumluluk oranları, tarafların sosyal konumları, aile ilişkileri, yaptıkları meslekler, gelir durumları, gibi olgular da manevi tazminatın takdirinde etkili olan etmenlerdir. (Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi 2019/1134 esas. 2020/251 karar sayılı ilamı) Buna göre, dosyadaki tedaviye ilişkin bilgi ve belgeler, davacının maluliyet oranının, kaza tarihi, olayın meydana geliş şekli ve biçimi, tarafların mali ve içtimai durumları ile manevi tazminatın amacı ve hakkaniyet ilkelerine göre hak ve nasafet kuralları çerçevesinde davacı ... yönünden manevi tazminat talebinin müterafik kusur indirimi yapılarak kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Borçlar Kanunu 56/2 maddesi'nde" Ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." denmektedir.
Diğer davacılar yönünden; yaralanan davacı ...'in mahkememizce aldırılan maluliyet raporuna göre manevi tazminat koşullarının oluştuğu değerlendirilerek manevi tazminat talebinin müterafik kusur indirimi yapılarak kısmen kabulüne karar vermek gerekmiş, müterafik kusur indirimi yapılmış olması sebebiyle davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir, ayrıca kazaya karışan aracın hususi araç olması sebebiyle Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2013/1693 esas, 2014/1141 Karar sayılı ilamı uyarınca yasal faiz uygulanarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Asıl Dava Yönünden;
1-Davanın davalı ....yönünden ve davalı ... yönünden pasif husumet yokluğu sebebiyle REDDİNE,
2-Davanın sigorta şirketi yönünden sulh olunduğundan KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3-Davanın davalılar ... ve ... yönünden KISMEN KABULÜ ile, 535.639,06TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 03/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
4-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 36.291,55TL karar ve ilam harcının davalı ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine,
5-Davacı tarafından sarf edilen 700,00TL bilirkişi ücreti, 9,25TL posta masrafı olmak üzere toplam 709,25TL den kabul red oranına göre hesaplanan 525,82TL davalı ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın iş bu davacı üzerine bırakılmasına,
6-Suç üstü ödeneğinden sarf edilen 4.305,00TL bilirkişi ve ATK ücreti ile 3.037,50TL posta masrafı olmak üzere toplam 7.342,50TL den kabul red oranına göre hesaplanan 5.433,51TL'nin davalı ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak, kalan kısım olan 1.898,99TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine,
7-Davalı ... şirketi tarafından sarf edilen 50,00TL'nin iş bu davalı üzerine bırakılmasına,
8-Talep edilmediğinden davalı ... şirketi lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
9-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 105.489,47TL vekalet ücretinin davalı ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
10-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalı ...'a verilmesine,
11-Davalı ... San. Ltd. Şir. kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi m.7/2 hükmü uyarınca 17.900,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren işbu davalıya verilmesine,
12-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine,
Birleşen Dava Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Esas, ... Karar sayılı dosyası yönünden;
1-Manevi tazminat talebinin KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, davacı ... yönünden 24.000,00TL, davacı ... yönünden 8.000,00TL, davacı ... yönünden 8.000,00TL olmak üzere toplam 40.000,00TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 03/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 2.732,40TL ilam harcından peşin alınan 853,88TL harcın mahsubu ile bakiye 1.878,52TL'nin davalı ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine,
3-Davacı tarafından sarf edilen 80,70TL Başvuru Harcı, 853,88TL Peşin Harç olmak üzere toplam 934,58TL'nin davalı ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından sarf edilen 293,75TL posta masrafından kabul red oranına göre hesaplanan 235,00TL'nin davalı ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın iş bu davacı üzerine bırakılmasına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00TL vekalet ücretinin ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
6-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı .... ile davalı ... vekillerinin yüzüne karşı, diğer davalıların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 02/05/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında e-imza ile imzalanmıştır.