T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/586 Esas
KARAR NO : 2024/611
DAVA : Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 24/06/2022
KARAR TARİHİ : 04/06/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 06/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından açılan dava dilekçesinde özetle;Davacı şirketin, müşterisine .... model telefonun .... Mah. .... Sok. Marka Apt. No:3 D:1 Buca/İzmir adresinde ulaştırılması için 07.10.2021 tarihinde ..... kargo ..... Şubesine teslim ettiğini, bilgileri belirtilen ürünün, davalı tarafça belirtilen gönderim süresi içerisinde alıcısına teslim edilemediğini, 07.10.2021 tarihinden bu yana kayıp olduğunu, Davacı şirketin, basiretli bir tacirin göstermesi gereken dikkat ve özen gösterilmediğinden dolayı kaybolan bahse konu ürün için uğradığı zararın tazmini amacıyla davalı taraftan bedel iadesi talebinde bulunduğunu fakat hiçbir menfi yahut müspet dönüş alamadığını, Taşıyıcının yeterli özeni göstermediği durumda malın ziyaı olmasından, gecikmeli tesliminden yahut kaybolmasından dolayı taşıyıcıdan talep edilebilecek tazminatın kapsamının 6102 sayılı TTK m.875 de "Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur." Denilerek hüküm altına alındığını, Belirterek davalı tarafa teslim edilen bahse konu telefonun bedeli olan 2.610,00 TL'nin 07.10.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizinin, enflasyon karşısında ürünün fiyatının değişmesinden dolayı şimdilik 100,00 TL enflasyon farkının ticari faizinin ve davacının ticari itibarı zedelenmesi nedeniyle şimdilik 100,00 TL manevi tazminatın davacıya ödenmesini yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle;Davacının dava dilekçesinde talep etmiş olduğu zararları zamanaşımı uğradığını, davacının davasının usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, Davalı şirket ...... Kargo ..... Taşımacılık A.Ş.'nin 2003 yılında kurulduğunnu ve yüzlerce şube, onlarca aktarma merkezi, bölge müdürlükleri, binlerce çalışan ve binlerce kara taşıma aracı ve altı uçağı ile Türkiye çapında ve farklı ülkelerde dünya standartlarında hizmet sağlayan saygın bir firma olduğunu, Kargo içeriğinin gönderen davacı tarafından davalı şirket olan ...... Kargoya beyan edilmediği ve değer gösterilmediğini, davalı şirket tarafından kargo içeriğinin bilinmesinin mümkün olmadığı davacının tüm bu iddialarının ispata muhtaç olduğunu, bu nedenle eksik ve yanlış bildirmelerden doğacak her türlü zararın sorumluluğunun gönderici olan Davacıya ait olduğunu, Zararın meydana gelmesinde taşıyıcının ağır kusurunun ispatlanması gerektiğini ve davalının kusurlu olduğu kabul edilse dahi, ağır kusur ve hile durumu mevcut olmadığı ve talep edilen tazmin talebinin fahiş olduğunu, Kargonun ne olduğu ve durumu taşıyıcıya bildirilmediğinden kargoda bulunan türünün ikinci el bir ürün ya da arızalı bir ürün olup olmadığının bilinemeyeceği nedeniyle enflasyon farkının istenemeyeceğini, Davalı şirketin söz konusu olayda sorumluluğu bulunduğu kabul edilecek olsa dahi TTK 882 hükmüne uygun olarak “gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 özel çekme hakkı“ istenebileceğini, Davacı tarafın dilekçesinde şirketin ticari itibarının zedelendiğini ve bu nedenle 100,00-TL Manevi tazminat talebinde bulunduğunu, ancak davacının talep etmiş olduğu manevi tazminatın şartlarının oluşmaması nedeniyle manevi tazminat talebinin reddine karar
verilmesi gerektiğini, Davacının ileri sürdüğü iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketin davacıya karşı herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davalı şirketin üzerine düşen edim yükümünü tam ve eksiksiz olarak ifa ettiğini, işbu dava konusunda dosyanın uzman bilirkişilerce incelenmesi, yapılacak incelemede davalı şirketin durumunun ayrıca ve özel olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek davacının taleplerinin haksız olduğunu ve davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
Mahkememiz dosyasına S.M.M.M. ....., Karayolu Taşımacılığı Alanında Uzman ..... ve Makine Mühendisi ......'tan rapor aldırılmış, bilirkişiler tarafından sunulmuş olan 20.09.2023 tarihli raporunda özetle; Sebebi açıklanamayan kayıp ve bunun sonucu oluşan zayi zararlarında taşıyıcının TTK” nun 886. Maddesi doğrultusunda “pervasızca ve zarar meydana gelme bilinci içinde hareket” olduğunun kabul edilerek, davalının oluşan zayi zararının tamamından sorumlu olduğunun değerlendirildiğini, T.T.K.Madde 886(1)'e göre sınırlı sorumluluktan yararlanamayacağını, ancak Mahkeme taşımacının sınırlı sorumluluktan yararlanması gerekeceği şeklinde karar verirse, özel çekme hakkı hesabına göre tazminata konu tutar üst sınırı: 223,673TL olacağı, davaya konu olan olan ...... cep telefonunun 07.10.2020 tarihindeki piyasa değerinin 2.600,00 TL olduğunu, 11.09.2023 tarihindeki güncel piyasa değerinin 5.500,00 TL olduğu görüş ve kanaatlerine varılmış olup; raporda yapılan değerlendirmenin uzmanlık alanlarının çerçevesinde teknik bir inceleme olduğunu belirtip, meselenin her türlü hukuki takdiri ve tavsifi tamamen Mahkeme'nin takdirinde olduğunu belirtmiştir.
Mahkememiz dosyasına S.M.M.M. ....., Karayolu Taşımacılığı Alanında Uzman ..... ve Makine Mühendisi ...... 'tan rapor aldırılmış, bilirkişiler tarafından sunulmuş olan 16.04.2024 tarihli raporunda özetle; Davaya konu olan..... Black cep telefonunun 07.10.2020 tarihindeki piyasa değerinin 2.600,00 TL olduğu, Davaya konu olan ..... cep telefonunun enflasyon farkı ile hesaplanan dava tarihindeki güncel değerinin 5.216,75 TL, rapor tarihindeki güncel değerinin ise 11.413,32 TL olduğu, Davacının ürün bedeli enflasyon farkını davalıdan talep edip edemeyeceğinin SayınMahkemenin takdirinde olduğu, Taşıyıcının T.T.K. Madde 875-(1) e göre sorumlu olduğu, Sebebi açıklanamayan kayıp ve bunun sonucu oluşan zayi zararlarında taşıyıcının TTK” nun 886. Maddesi doğrultusunda “pervasızca ve zarar meydana gelme bilinci içinde hareket” olduğu kabul edilerek, davalının oluşan zayi zararının tamamından sorumlu olduğunun değerlendirildiği, T.T.K. Madde 886 (1) e göre sınırlı sorumluluktan yararlanamayacağı, Ancak; Sayın Mahkeme taşımacının sınırlı sorumluluktan yararlanması gerekeceği şeklinde karar verirse, özel çekme hakkı hesabına göre tazminata konu tutar üst sınırı: 223,67 TL olacağı, Davanın zamanaşımına uğramadığı. Dava konusu telefonun alıcısına teslim edilmediği ve ziyaa uğradığının anlaşıldığı, aksinin ispat edilmesi gerekeceği......'' şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Bilirkişi raporunun denetime ve hükme esas almaya elverişli olduğu görülmüştür.
Dava; taşıma hukukundan kaynaklı maddi manevi tazminat davasıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 875. Maddesine göre, taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. Aynı Kanun'un 879. maddesi uyarınca, taşıyıcı, adamlarının görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden de kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur. TTK'nın 875. maddesine göre taşıyıcı, eşyanın ziya ve hasarından, 876. madde uyarınca sorumsuzluk hallerinin mevcudiyetini kanıtlamadıkça, sorumludur.
Somut olayda, davacı şirketin kargo gönderimi nedeni ile uğramış zararın tazminini talep ettiği, dava konusu ürünün taşımacı tarafından teslim alındığı, ancak alıcısına teslim edilmediği anlaşılmaktadır. Alıcısına teslimatın yapıldığının taşımacı tarafından ispat edilmesi gerekmektedir. TTK’nın 874. maddesi uyarınca, taşıma süresini izleyen yirmi gün içinde eşyanın teslim edilmemesi durumunda, artık eşyanın zıyaa uğradığı aksi ispat edilemeyen bir karine olarak kabul edilebilir. Buna göre gönderen, taşıma sözleşmesini takip eden yirmi gün içinde taşınma eşyasının teslim edilmemesi durumunda, eşyanın zıyaa uğradığını ileri sürerek zıya hükümlerine başvurabilir. Davalı taşıyıcı ürünün alıcısına teslim edildiğini ispat edemediğinden sorumluluğu esastır.
TTK'nın 886. maddesinde taşıyıcının sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacağı haller düzenlenmiştir. Bu maddeye göre göre; zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879. maddede belirtilen kişiler, sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz.
Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesinde; davalının TTK'nın 850/2.maddesi gereğince taşınan kargoyu varma yerine götürmeyi ve belirtilen adreste alıcısına teslim etmeyi taahhüt ettiği, ancak dosya içeriğine göre davaya konu emtianın alıcısına teslim edilmediğinin anlaşıldığı, bu durumun dosya içerisinde yer alan tutanaklar ve bilirkişi raporu ile sabit olduğu anlaşılmıştır. Alıcısına malı teslim etmeyen taşıyıcının sorumluluğu kural olarak TTK nun 882. maddesi uyarınca sınırlı sorumluluktur. Ancak, TTK'nın 886. maddesi uyarınca zarara, taşıyıcının, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verilmesi halinde taşıyıcı sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz. Davalı taşıyıcı, taşımaya konu emtiayı alıcısına teslim edememesine ilişkin hiç bir somut gerekçe ileri sürmemektedir. Alıcısına malı teslim etmeyen taşıyıcının sorumluluğu kural olarak TTK nun 882. maddesi uyarınca sınırlı sorumluluk ise de teslim edilmeme durumuyla ilgili olarak hiç bir gerekçe gösterilmemesi karşısında bu eyleminin pervasızca davranış olarak kabulü gerektiğinden, TTK'nın 886. maddesi uyarınca taşıyıcının sınırlı sorumluluktan yararlanma hakkını kaybettiğinin kabulü gerekir.
TTK'nın 880/1. Maddesine göre, taşıyıcı, eşyanın tamamen veya kısmen zıyaından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda, bu tazminat, eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanır. Davacının eşyanın taşınmak üzere teslim edildiği yer ve zamandaki değerini tazminat olarak isteyebileceği, taşınan emtiaya ait fatura da deliller arasında yer aldığından taşınan emtia bedelinin tamamının tazminine karar verilmesi gerekmiş, bilirkişi raporu ile hesaplanan emtia bedeli yönünden davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Yine davacı tarafından enflasyon farkı talep edilmiş ise de reddine karar verilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesinde "Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir." düzenlemesi mevcuttur. Anılan madde uyarınca manevi tazminata hükmedilirken şahsiyet haklarına hukuka aykırı şekilde bir saldırının varlığı aranmalıdır. Kişilik haklarının zarar görmediği hallerde eylem hukuka aykırı olsa dahi manevi tazminata hükmedilmesi mümkün değildir. Öyle ki manevi tazminatta kişinin bedensel ve ruhsal ve sosyal bireyliğinin korunması söz konusudur. (İBAM 57. Hukuk Dairesi 2023/1973 Esas, 2024/253 Karar sayılı ilamı)
Manevi zarar, bir kişinin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmeyi ifade eder. Hayat, vücut bütünlüğü, sağlık, özgürlük, isim, resim, şeref, haysiyet, ticari itibar gibi değerler, kişilik değerlerini oluşturur. Bu değerlere saldırı, objektif eksilmeyi ifade eder. Manevi zararın tazmin edilebilmesi için objektif unsur yanında bir de subjektif unsurun gerçekleşmesi gerekir. Subjektif unsur ise, zarar görenin söz konusu ihlal sonucu kişiliğinde, manevi varlığında objektif olarak meydana gelen bu eksilmeyi yaşaması, duyması, onu hissetmesi, bunun sonucunda da acı, elem, ızdırap duymasıdır. Subjektif unsur yoksa manevi zarar da yoktur.
Somut olayda, davaya emtianın taşıyıcı olan davalı tarafından alıcılına teslim edilmemesinin davacının manevi değerlerine dahil ticari itibarını ihlal eden, kişilik haklarına saldırı teşkil eden haksız fiil niteliğinde bulunmadığı gözetildiğinde objektif ve subjektif unsurları oluşmayan manevi tazminat talebi yönünden davanın reddine dair hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın, maddi tazminat talebi yönünden KISMEN KABULÜ ile, 2.600,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Davanın manevi tazminat talebi yönünden REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 427,60-TL ilam harcından peşin alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine,
4-Davacı tarafından sarf edilen 80,70-TL Başvuru Harcı, 80,70-TL peşin harcı olmak üzere toplam 161,40 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 1.560,00TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 1.443,41-TL'nin davalıdan alınarak Hazineye İrat kaydedilmesine,
6-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 1.560,00TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 116,59-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye İrat kaydedilmesine,
7-Davacı tarafından sarf edilen 4.500,00-TL bilirkişi ücreti, 240,25 TL posta masrafı, 4.740,25 -TL'den kabul red oranına göre hesaplanan 4.385,99-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın iş bu davacı üzerine bırakılmasına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 2.600,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 110,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
10-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine
Manevi tazminat yönünden;
11-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 100,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
12-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine,
Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı manevi tazminat yönünden gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere, maddi tazminat talebi yönünden alacak miktarı Kesinlik sınırının altında kaldığından HMK 362. maddesi uyarınca kesin olarak verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 04/06/2024
Katip .....
e-imzalıdır
Hakim.....
e-imzalıdır