T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/590 Esas
KARAR NO : 2024/615
DAVA : Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 24/06/2022
KARAR TARİHİ : 04/06/2024
KARAR YAZIM TARİHİ :06/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirketin, müşterisine ..... model telefonun ulaştırılması için 10.08.2020 tarihinde ..... kargo ..... Şubesine teslim ettiğini, 10.08.2020 tarihinden bu yana kayıp olduğu, davacı şirketin, basiretli bir tacirin göstermesi gereken dikkat ve özen gösterilmediğinden dolayı kaybolan bahse konu ürün için uğradığı zararın tazmini amacıyla davalı taraftan bedel iadesi talebinde bulunduğunu fakat hiçbir menfi yahut müspet dönüş alamadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nda ziya karinesinde "Eşya, taşıma süresini izleyen yirmi gün içinde teslim edilmezse, hak sahibi ona zayi olmuş gözüyle bakılabileceği, sınır ötesi taşımalarda bu süre otuz gündür." denildiğini bu sebeple gerek kanun maddesi, gerekse de izah edilen somut olay bir bütün olarak göz önüne alındığında davacıya ait bahse konu telefonun davalı tarafın kusurlu davranışları sonucu zayi olduğu kuşkuya yer vermeyecek biçimde ortada olduğunu, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 850. maddesinde Taşıyıcının, taşıma sözleşmesiyle eşyayı varma yerine götürmeyi ve orada gönderilene teslim etmeyi yüklendiğini, Kanun maddesinde de açık olduğu üzere davalı taşıyıcının tek görevinin kendisine teslim edilen eşyayı istenilen adrese teslim etmesi olduğunu, davalı tarafın gerekli dikkati göstermediğini, eşyanın kaybolmasına pervasızca davranışları ile sebep olduğunu, iadeye konu talebin yasal süresi içerisinde ileri sürüldüğünü, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Zamanaşımı başlıklı 855/5. Maddesinde :"(5) Taşıyıcının kastından veya pervasızca bir davranışıyla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinden veya ihmalinden dolayı; eşya ziyaa, hasara uğramış veya geç teslim edilmişse, yolcu geç ulaşmışsa, taşıyıcının sorumluluğu üç yılda zamanaşımına uğrar." denildiğini, Kanun maddesinin açık hükmü gereği bedel iade talebinin ürünün 10.08.2020 tarihinde davalı tarafa teslim edildiğinden zamanaşımının bu tarihten itibaren işlemeye başlayacağını, taşıyıcının yeterli özeni göstermediği durumda malın ziya olmasından , gecikmeli tesliminden yahut kaybolmasından dolayı taşıyıcıdan talep edilebilecek tazminatın kapsamının 6102 sayılı TTK m.875 de "Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyamdan, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur." denilerek hüküm altına alındığını, belirterek davalı tarafa teslim edilen bahse konu telefonun bedeli olan 975,00TL'nin 10.08.2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizin nflasyon karşısında ürünün fiyatının değişmesinden dolayı şimdilik 100,00 TL enflasyon farkının ticari faizinin ve davacının ticari itibarı zedelenmesi nedeniyle şimdilik 100,00 TL manevi tazminatın davacıya ödenmesini yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana bırakılmasına karar verilmesini talep ederek huzurdaki davayı açmışlardır.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacının dava dilekçesinde talep etmiş olduğu zararları zamanaşımı uğradığını, davacının davasının usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı şirket ....... Taşımacılık A.Ş.'nin 2003 yılında kurulduğu ve yüzlerce şube, onlarca aktarma merkezi, bölge müdürlükleri, binlerce çalışan ve binlerce kara taşıma aracı ve altı uçağı ile Türkiye çapında ve farklı ülkelerde dünya standartlarında hizmet sağlayan saygın bir firma olduğu, Kargo içeriğinin gönderen davacı tarafından davalı şirket olan ..... Kargoya beyan edilmediği ve değer gösterilmediği, davalı şirket tarafından kargo içeriğinin bilinmesinin mümkün olmadığı davacının tüm bu iddialarının ispata muhtaç olduğu,bu nedenle eksik ve yanlış bildirmelerden doğacak her türlü zararın sorumluluğunun gönderici olan davacıya ait olduğunu, zararın meydana gelmesinde taşıyıcının ağır kusurunun ispatlanması gerektiği ve davalının kusurlu olduğu kabul edilse dahi, ağır kusur ve hile durumu mevcut olmadığı ve talep edilen tazmin talebinin fahiş olduğunu, kargonun ne olduğu ve durumu taşıyıcıya bildirilmediğinden kargodu bulunan ürünün ikinci el bir ürün yada arızalı bir ürün olup olmadığının bilinemeyeceği nedeniyle enflasyon farkının istenemeyeceğini, davalı şirketin söz konusu olayda sorumluluğu bulunduğu kabul edilecek olsa dahi TTK 882 hükmüne uygun olarak “gönderinin net olmayan ağırlığının her bir kilogramı için 8,33 özel çekme hakkı “istenebileceğini, davacı tarafın dilekçesinde şirketin ticari itibarının zedelendiğini ve bu nedenle 100,00-TL manevi tazminat talebinde bulunduğunu, ancak davacının talep etmiş olduğu manevi tazminatın şartlarının oluşmaması nedeniyle manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının ileri sürdüğü iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketin davacıya karşı herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davalı şirketin üzerine düşen edim yükümünü tam ve eksiksiz olarak ifa ettiğini, işbu dava konusunda dosyanın uzman bilirkişilerce incelenmesi, yapılacak incelemede davalı şirketin durumunun ayrıca ve özel olarak değerlendirilmesi gerektiğini, belirterek davacının taleplerinin haksız olduğunu ve davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
Mahkememiz dosyasına S.M.M.M. ...., Karayolu Taşımacılığı Alanında Uzman ...... ve Makine Mühendisi ..... 'tan rapor aldırılmış, bilirkişiler tarafından sunulmuş olan 26.09.2023 tarihli raporunda özetle; taşıyıcının T.T.K. Madde 875-(1) e göre sorumlu olduğu, davaya konu olan ..... model telefonun 10.08.2020 tarihindeki piyasa değerinin 1.000,00TL olduğu, 20.09.2023 tarihindeki güncel piyasa değerinin 4.000,00TL olduğuna ilişkin raporunu sunduğu görülmüştür.
Mahkememiz dosyasına S.M.M.M. ....., Karayolu Taşımacılığı Alanında Uzman ...... ve Makine Mühendisi ..... 'tan rapor aldırılmış, bilirkişiler tarafından sunulmuş olan 16.04.2024 tarihli raporunda özetle; davaya konu olan .... model telefonun enflasyon farkı ile hesaplanan dava tarihindeki güncel değerinin 2.069,15TL, rapor tarihindeki güncel değerinin ise 2.069,15TL olduğu, davacının ürün bedeli enflasyon farkını davalıdan talep edip edemeyeceği, taşıyıcının T.T.K. Madde 875-(1) e göre sorumlu olduğu, davanın zamanaşımına uğramadığının anlaşıldığı, dava konusu telefonun alıcısına teslim edilmediği ve ziyaa uğradığının anlaşıldığı, aksinin ispat edilmesi gerekeceğini, uzmanlık alanımız çerçevesinde teknik bir inceleme olduğunu belirtir raporunu sunduğu görülmüştür.
Dava; taşıma hukukundan kaynaklı maddi manevi tazminat davasıdır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 875. Maddesine göre, taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. Aynı Kanun'un 879. maddesi uyarınca, taşıyıcı, adamlarının görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden de kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur. TTK'nın 875. maddesine göre taşıyıcı, eşyanın ziya ve hasarından, 876. madde uyarınca sorumsuzluk hallerinin mevcudiyetini kanıtlamadıkça, sorumludur.
Somut olayda, davacı şirketin kargo gönderimi nedeni ile uğramış zararın tazminini talep ettiği, dava konusu ürünün taşımacı tarafından teslim alındığı, ancak alıcısına teslim edilmediği anlaşılmaktadır. Alıcısına teslimatın yapıldığının taşımacı tarafından ispat edilmesi gerekmektedir. TTK’nın 874. maddesi uyarınca, taşıma süresini izleyen yirmi gün içinde eşyanın teslim edilmemesi durumunda, artık eşyanın zıyaa uğradığı aksi ispat edilemeyen bir karine olarak kabul edilebilir. Buna göre gönderen, taşıma sözleşmesini takip eden yirmi gün içinde taşınma eşyasının teslim edilmemesi durumunda, eşyanın zıyaa uğradığını ileri sürerek zıya hükümlerine başvurabilir. Davalı taşıyıcı ürünün alıcısına teslim edildiğini ispat edemediğinden sorumluluğu esastır.
TTK'nın 886. maddesinde taşıyıcının sorumluluk sınırlamalarından yararlanamayacağı haller düzenlenmiştir. Bu maddeye göre göre; zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı veya 879. maddede belirtilen kişiler, sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz.
Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesinde; davalının TTK'nın 850/2.maddesi gereğince taşınan kargoyu varma yerine götürmeyi ve belirtilen adreste alıcısına teslim etmeyi taahhüt ettiği, ancak dosya içeriğine göre davaya konu emtianın alıcısına teslim edilmediğinin anlaşıldığı, bu durumun dosya içerisinde yer alan tutanaklar ve bilirkişi raporu ile sabit olduğu anlaşılmıştır. Alıcısına malı teslim etmeyen taşıyıcının sorumluluğu kural olarak TTK nun 882. maddesi uyarınca sınırlı sorumluluktur. Ancak, TTK'nın 886. maddesi uyarınca zarara, taşıyıcının, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verilmesi halinde taşıyıcı sorumluluktan kurtulma hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz. Davalı taşıyıcı, taşımaya konu emtiayı alıcısına teslim edememesine ilişkin hiç bir somut gerekçe ileri sürmemektedir. Alıcısına malı teslim etmeyen taşıyıcının sorumluluğu kural olarak TTK nun 882. maddesi uyarınca sınırlı sorumluluk ise de teslim edilmeme durumuyla ilgili olarak hiç bir gerekçe gösterilmemesi karşısında bu eyleminin pervasızca davranış olarak kabulü gerektiğinden, TTK'nın 886. maddesi uyarınca taşıyıcının sınırlı sorumluluktan yararlanma hakkını kaybettiğinin kabulü gerekir.
TTK'nın 880/1. Maddesine göre, taşıyıcı, eşyanın tamamen veya kısmen zıyaından dolayı tazminat ödemekle sorumlu tutulduğunda, bu tazminat, eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanır. Davacının eşyanın taşınmak üzere teslim edildiği yer ve zamandaki değerini tazminat olarak isteyebileceği, taşınan emtiaya ait fatura da deliller arasında yer aldığından taşınan emtia bedelinin tamamının tazminine karar verilmesi gerekmiş, bilirkişi raporu ile hesaplanan emtia bedeli yönünden davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. Yine davacı tarafından enflasyon farkı talep edilmiş ise de reddine karar verilmiştir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 58. maddesinde "Kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir." düzenlemesi mevcuttur. Anılan madde uyarınca manevi tazminata hükmedilirken şahsiyet haklarına hukuka aykırı şekilde bir saldırının varlığı aranmalıdır. Kişilik haklarının zarar görmediği hallerde eylem hukuka aykırı olsa dahi manevi tazminata hükmedilmesi mümkün değildir. Öyle ki manevi tazminatta kişinin bedensel ve ruhsal ve sosyal bireyliğinin korunması söz konusudur. (İBAM 57. Hukuk Dairesi 2023/1973 Esas, 2024/253 Karar sayılı ilamı)
Manevi zarar, bir kişinin kişilik değerlerinde iradesi dışında meydana gelen eksilmeyi ifade eder. Hayat, vücut bütünlüğü, sağlık, özgürlük, isim, resim, şeref, haysiyet, ticari itibar gibi değerler, kişilik değerlerini oluşturur. Bu değerlere saldırı, objektif eksilmeyi ifade eder. Manevi zararın tazmin edilebilmesi için objektif unsur yanında bir de subjektif unsurun gerçekleşmesi gerekir. Subjektif unsur ise, zarar görenin söz konusu ihlal sonucu kişiliğinde, manevi varlığında objektif olarak meydana gelen bu eksilmeyi yaşaması, duyması, onu hissetmesi, bunun sonucunda da acı, elem, ızdırap duymasıdır. Subjektif unsur yoksa manevi zarar da yoktur.
Somut olayda, davaya emtianın taşıyıcı olan davalı tarafından alıcılına teslim edilmemesinin davacının manevi değerlerine dahil ticari itibarını ihlal eden, kişilik haklarına saldırı teşkil eden haksız fiil niteliğinde bulunmadığı gözetildiğinde objektif ve subjektif unsurları oluşmayan manevi tazminat talebi yönünden davanın reddine dair hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın, maddi tazminat talebi yönünden KISMEN KABULÜ ile, 975,00-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Davanın manevi tazminat talebi yönünden REDDİNE,
3-Harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin gerekçeli kararda hüküm altına alınmasına,
Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 427,60TL ilam harcından peşin alınan 80,70TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
4-Davacı tarafından sarf edilen 80,70TL Başvuru Harcı, 80,70TL Peşin Harç, olmak üzere toplam 161,40TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 1.560,00TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 1.414,88TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
6-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 1.560,00TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 145,11TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
7-Davacı tarafından sarf edilen 4.500,00TL bilirkişi ücreti, 124,25TL posta masrafı, olmak üzere toplam 4.624,25TL den kabul red oranına göre hesaplanan 4.194,08TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın iş bu davacı üzerine bırakılmasına,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 975,00TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 100,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
Manevi tazminat yönünden;
10-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 100,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
11-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine,
Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı manevi tazminat yönünden gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere, maddi tazminat talebi yönünden alacak miktarı Kesinlik sınırının altında kaldığından HMK 362. maddesi uyarınca kesin olarak verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 04/06/2024
Katip ......
¸e-imzalıdır
Hakim .....
¸e-imzalıdır