T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/837 Esas
KARAR NO : 2024/444
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 21/09/2022
KARAR TARİHİ : 25/04/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 10/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ..., 23/05/2021 tarihinde ... caddesi üzerinde kurallara uygun bir şekilde yaya olarak yolun karşısına geçmeye çalışırken, davalılardan ... adına kayıtlı ve bu kişinin sevk ve idaresindeki, diğer davalı .... Sigorta A.Ş. tarafından .... no’lu poliçe ile sigortalanmış ... plaka no’lu aracın kırmızı ışık yanmasına rağmen ışık ihlali yaparak kendisine çarpması sonucunda yaralandığını, kusurlu tarafın, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun md. 47/1-B hükümlerini ihlal eden ... plaka no’lu araç sürücüsü ... olduğunun kaza tespit tutanağı ile sabit olduğunu, ayrıca, konu hakkında açılan ceza davasında Bakırköy .... Asliye Ceza Mahkemesi'nin .... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile davalının cezalandırılmasına, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini, bahse konu olay nedeniyle müvekkilinin bacak kemikleri ve eklemlerinde kırıklar meydana gelmiş, tedavi amacıyla ... Hastanesi’ne kaldırıldığını, davalı gerçek kişinin kusuruyla meydana gelen olay sebebiyle müvekkilinin bacağı uzun süre alçıda kaldığını, alçıdan çıkarıldıktan sonra ise üç kez ameliyat geçirdiğini ve bacağına platin takıldığını, Müvekkilinin, uzun süre fizik tedavi görmüş olmasına rağmen halen bacağında fonksiyon kaybı durumu mevcut olduğunu, bu sebebe dayalı olarak iş dahi bulamadığını, müvekkil davacının iş göremez duruma geldiği hususunda taraflarınca Engelli Sağlık Kurulu Raporu için başvuruda bulunulduğunu, ... Hastanesi'nden alınan raporun eksik inceleme sebebiyle düşük oran çıkarması üzerine yapılan itiraz sonucunda ....Hastanesi'nde %24 oranında engel oranı tespit edildiğini, Müvekkilinin, 5 çocuğu ve eşinden meydana gelen ailesinin geçimini tek başına sağlayan bir şahıs olduğundan, çalışamadığı süre boyunca hem maddi hem de manevi kayba uğramış olup, halen de uğramaya devam ettiğini, bahse konu kaza nedeniyle müvekkilinin uğradığı tüm zararlardan davalı şahıs ...., kazaya karışan aracın kaza anındaki sürücüsü olmasından dolayı haksız fiil nedenine dayalı olarak sorumlu olduğunu, bunun dışında, kazaya karışan ... plaka no’lu, davalı .... adına kayıtlı aracın kaza tarihinde geçerli sigortası, diğer davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından düzenlenmiş olduğunu ve bu nedenle müvekkili nezdinde meydana gelen maddi zararlardan ötürü 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ve hüküm bulunmayan hallerde 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu gereği söz konusu poliçe kapsamında davalı ... Sigorta A.Ş.'nin de sorumluluğu bulunmakta olduğunu, maddi tazminat hususunda davalı gerçek kişi ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğini, bu hususta davalı sigorta şirketine 6 Temmuz 2021 tarihinde e-mail yoluyla başvuruda bulunulmuş olduğunu, gerekli süre içerisinde davalı tarafından sigorta tazminatı yatırılmadığını, öncelikle davalı .... adına kayıtlı davaya konu ... plaka no’lu araç üzerine ve yine davalı şahıs adına kayıtlı araç ve taşınmaz sorgulamasının yapılması ile ortaya çıkabilecek malvarlıkları üzerine ihtiyati tedbir konulmasını, müvekkilinin olay sebebiyle oluşan maddi zararlarının tazmini için bilirkişi marifetiyle tam miktarı belirlendiğinde arttırılmak üzere şimdilik 1.000,00-TL'nin kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak müvekkil davacıya verilmesini, müvekkilinin olay sebebiyle oluşan manevi zararlarının tazmini için 50.000,00-TL'nin yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı .... vekilinin mahkememize vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Davacı ... sigorta şirketine açmış olduğu maddi tazminat davasında her ne kadar mahkememiz görevli olsa da davacı ... müvekkiline açtığı ve sigorta şirketinin sorumlu olmadığı manevi tazminat davasında görevli mahkemenin asliye hukuk mahkemesi olduğunu, davacı ... farklı iki tarafa karşı talepte bulunduğunu, farklı iki mahkemenin görev alanına giren talebini aynı davada yöneltildiğini, Müvekkilinin, .... Caddesi üzerinde ... plakalı motosikletiyle seyir halindeyken ışıklara yaklaştığı sırada trafik ışıklarının sarı renk yanıp söndüğünü gördüğünü, kırmızı ışık yanana kadar duramayacağını fark ederek, ışıklar tam sarıdan kırmızıya dönerken geçmek durumunda kaldığını ve bu esnada yaya geçidinden geçmekte olan yolcu ...'e çarpan müvekkilinin, eylemi sonucunda davacının yaralanmasına sebep olduğunu, mezkur olayda, her ne kadar müvekkili sarı ışığın kırmızı ışığa döndüğü esnada ışıktan geçmiş olsa da bu esnada ilgili ışıklarda yayalara da halen kırmızı ışık yanmakta olduğunu, hal böyle iken; her ne kadar müvekkili trafik ışıkları sarı ışıktan kırmızı ışığa geçerken müştekiye çarpmışsa da aynı anda yayalara da kırmızı ışık yandığının değerlendirilmesi ve buna binaen müştekiye de kusur atfedilmesi gerektiğini, bu sebeplerle davacı ...'in de KTK 68/3-b-1 hükmü uyarınca kusurlu olduğunu, kazanın meydana gelmesinden sonra müvekkilinin de motordan düşerek yaralandığını, bu esnada müvekkilinin arkadaşları ambulans çağırmış, ambulans gelene kadar davacının yanında beklediklerini, ambulans geldiğinde hem müvekkilini hem de davacıyı hastaneye götürdüklerini, tedavi sürecinde müvekkilin yakınlarından kan grubu uyan kişilerin davacıya kan verdiğini, müvekkilinin babası her saat davacının sağlık durumu hakkında bilgi almış, ailesi ile görüşmüş, ailesiyle birlikte yemek yediğini, davacının durumunun iyi olduğu bilgisi iletilmesine rağmen müvekkilinin babası hastaneden ayrılmamış, kaza sonrasındaki 6-7 gün de hastaneye gitmiş davacının ve ailesinin bir ihtiyacı var ise bunları karşılamaya hazır olduğunu belirttiğini, kaza anında müvekkilin motoru 15-20 km hızla seyretmekte olduğunu, müvekkilinin kazanın oluşunda bir kastı bulunmadığını, dosyaya sunulu sağlık raporunun kabulü mümkün olmadığını, bu raporun ceza dosyasında alınan rapor ile çelişmekte olduğunu, kaza nedeniyle davacının sağlık durumu ve davacıya yapılan tıbbi işlemlere ait tedavi ve tetkik belgelerinin amatörce yapılan incelemesinde; davacının ağır şekilde hayati tehlike geçirmediğini, vücut fonksiyonlarının normal olduğunu, genel durumunun iyi olduğu belirtildiğini, bu nedenle verilen maluliyet raporunun da oldukça yüksek olduğunu, itirazlarını karşılar nitelikte Adli Tıp raporu alınmasını talep ettikleri, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacı tarafından talep edilen tazminat miktarı fahiş olduğunu, davacının müvekkilinden 50.000,00 TL manevi tazminat talep ettiğini, ancak bu talebin fahiş durumda yüksek olup manevi tazminatın anlam ve önemi ile bağdaşmamakta olduğunu, manevi tazminat kişinin maruz kaldığı elem ve ızdırabın hafifletilmesi için ödendiğini, maksatın maddi kazanç temini değil, manevi tatmin olduğunu, Yargıtay kararlarında açıkça belirtildiği üzere manevi tazminatın hesaplanmasında mağdurun yaralanma şekli, maluliyet oranı, olayın meydana geliş şekli ve tarafların kusur oranları, dikkate alınmalı olduğunu, davacının hukuka ve gerçeğe aykırı tüm beyanlarına itiraz ederek, haksız davanın reddini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin mahkememize vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; ... plaka sayılı araç müvekkil şirketi nezdinde .... nolu 27.04.2021-27.04.2022 vadeli Zorunlu Mali Mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, müvekkil şirketin poliçe sebebiyle sorumluluğu sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacının dava dilekçesinde tam miktarı belirlendiğinde artırılmak üzere şimdilik 1.000,00-TL maddi tazminat talep ettiğini ancak maddi tazminat kalemlerinin tek tek açıklanması gerektiğini, müvekkil şirketin nezdindeki poliçe sebebiyle davacıya karşı sorumluluğunun doğabilmesi sigortalı aracın kazanın oluşumunda kusurlu olmasına bağlı olduğunu ve sorumlu olacağı miktar sürücünün kusur oranına göre belirlenmesi gerektiğini, müvekkil şirketin, davada sadece sigortalı araç sürücüsüne izafe edilen kusurla sınırlı olarak davacının zararını tazminle mükellef olacağını, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunup bulunmadığı, var ise kusur oranı Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince belirlenmesini, davacının maluliyet iddiası ispata muhtaç olduğunu, poliçe tanzim tarihi 01.06.2015 tarihinden sonra olan poliçe kapsamındaki kazalarda malul kalan kişilerin dayanak olarak sunmuş oldukları raporların, 20.02.2019 tarihli ve 30692 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik”e göre düzenlenmesi gerektiğini, dava konusu uyuşmazlığa 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Trafik Sigortası Genel Şartları uygulanacağından, zarar hesabının bu genel şart hükmüne göre TRH 2010 yaşam tablosuna göre yapılması zaruri olduğunu, davacı taraf, kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiz talep ettiğini müvekkil şirketin kaza tarihi itibari ile temerrüte düşmediğinden, kaza tarihinden itibaren başlayacak faiz istemi talebi yerinde olmadığını, davanın reddini, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Adli Tıp Kurumu .... İhtisas Kurulunun 27/10/.... tarihli raporunda özetle; "... ve ... oğlu, 23/02/1979 doğumlu, ...’in 23/05/2021 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 20/02/2019 tarih ve 30692 sayılı resmi gazetede yayımlanan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi hakkında yönetmelik hükümlerine göre değerlendirildiğinde; Kas-İskelet Sistemi, Alt ekstremitenin uzunluk farklılıklarından kaynaklanan özürlülük, Tablo 3.3’e göre alt ekstremite özürlülük oranı %5, Kas-İskelet Sistemi, Alt ekstremiteye ait sorunlar, eklem hareket açıklığı, diz eklemi hareket kısıtlılığı, Tablo 3.9’a göre alt ekstremite özürlülük oranı %20, Kas-İskelet Sistemi, Alt ekstremiteye ait sorunlar, eklem hareket açıklığı, ayak bileği hareket kısıtlılığı, Tablo 3.10’a göre alt ekstremite özürlülük oranı %7, Balthazard formülüne göre: %29 olup Tablo3.2’ye göre; Kişinin Tüm Vücut Engellilik Oranının %15(yüzdeonbeş) olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceği, başka birisinin sürekli bakımına muhtaç durumda olmadığı, ancak iyileşme süresi içerisinde 1(bir) ay boyunca başka birisinin yardımına ihtiyaç duyabileceği" belirtmiştir.
Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 16/02/... tarihli raporunda özetle; "Davalı sürücü ... idaresindeki motosiklet ile yerleşim yeri içindeki caddede seyir halindeyken olay yeri trafik ışık kontrollü kavşak ve yaya geçidi mahalline yaklaştığında hızını uygun düzeye düşürüp yola gereken düzeyde dikkatini vermesi ve devamında kendi yönüne yanmış bulunan kırmızı ışığa istinaden durması gerekirken dikkatsiz/kontrolsüz seyri ile kırmızı ışık ihlalinde bulunduğu, bu mahalde sol tarafından yola girip karşıya geçmeye çalışan yayaya karşıda uygun fren tedbirine başvurmamakla da yayaya çarptığı olayda asli derecede kusurludur. Davacı yaya ... olay yeri trafik ışık kontrollü yaya geçidi mahallinde yayalara yanan yeşil ışıkta karşıdan karşıya geçmek istediği sırada, kırmızı ışık ihlali ile sağından olay yerine gelen motosikletin çarpmasına maruz kaldığı olayda atfı kabil kusuru bulunmamaktadır, olayda; Davalı ...’ın %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu, Davacı ...’in kusursuz olduğu" belirtmiştir.
Dava trafik kazasından kaynaklı maddi manevi tazminat talebine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, 23/05/2021 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacının yaralanıp yaralanmadığı, kusurun kimde olduğu, manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı konularında olduğu anlaşılmıştır.
Davacı vekili maddi tazminat talepleri yönünden feragat ettiklerini beyan etmiştir.
Davadan feragat, davaya son veren taraf işlemlerinden olup, davacının ya da vekilinin mahkemeye hitaben yaptığı tek taraflı bir irade beyanı ile olur ve tamamlanır. Feragatin geçerliliği için mahkeme veya davalı tarafından kabul edilmesine gerek yoktur. 6100 sayılı HMK 311. maddesi uyarınca feragat karşı tarafın kabulüne gerek olmaksızın kesin hükmün hukuksal sonuçlarını doğurur. Davacı vekilinin vekaletnamesinde davadan feragate de yetkili kılınmış olduğu görülmekle ve maddi tazminat talebinden tamamen feragat etmekle, taraflar arasındaki bu konudaki uyuşmazlığın son bulduğu kabul edilerek, maddi tazminat talebi yönünden davanın feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
BK'nun 56 maddesi gereği "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." " Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacıca göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır." ( HGK'nun 23/06/2004 tarih 13/291-370 sayılı ilamı) şeklindeki gerekçeye göre; davacının %15 oranındaki maluliyet oranı göz önüne alınarak olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanarak, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, olayın meydana geliş şekli, davacı ve davalının kazadaki kusur durumları, olay tarihine göre paranın alım gücü ve hak ve nasafet kuralları çerçevesinde manevi tazminat talebinin kabulüne karar vermek gerekmiş, ayrıca kazaya karışan aracın hususi araç olması sebebiyle Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2013/1693 esas, 2014/1141 Karar sayılı ilamı uyarınca yasal faiz uygulanmıştır.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın maddi tazminat talebi yönünden feragat sebebiyle REDDİNE,
2-Davanın manevi tazminat talebi yönünden KABULÜ ile, 50.000,00TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine,
3-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 3.415,50TL ilam harcından peşin alınan 174.20TL mahsubu ile bakiye kalan 3.241,30TL'nin davalı ...'dan alınarak Hazine'ye İrat Kaydına,
4-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 1560 TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 1.529,41TL'nin davalıdan alınarak Hazineye İrat kaydedilmesine,
5-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 1560 TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 30,58TL'nin davacıdan alınarak Hazineye İrat kaydedilmesine,
6-Davacı tarafından sarf edilen 6.595,00TL ATK ücreti, 380,00TL posta masrafı olmak üzere toplam 6.975,00TL den kabul red oranına göre hesaplanan 6.838,24TL'nin davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın iş bu davacı üzerine bırakılmasına,
7-Maddi Tazminat Yönünden; Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 1.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
8-Maddi Tazminat Yönünden; Davalı ... Sigorta A.Ş. Yönünden talep edilmediğinden vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
9-Manevi Tazminat Yönünden; Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00TL vekalet ücretinin davalı ...'dan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
10-Karar kesinleştiğinde ve istek halinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin yüzüne karşı, davalı sigorta şirketinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/04/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında e-imza ile imzalanmıştır.