T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/938 Esas
KARAR NO : 2024/739
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 09/08/2011
KARAR TARİHİ : 08/07/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 17/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin 10/08/2011 havale tarihli dava dilekçesinde özetle ; Müvekkili şirketin , her türlü demir çelik plastik, hurda, kağıtla ilgili mamül, malzemelerin metal, hırdavat alım ve satımı olduğunu, davalı şirketin müvekkili şirket ile ticari ilişki nedeni ile davalı şirketten emtia alımı yapmış olduğunu, malların bedelini davalıya ödemiş olduğunu, müvekkili şirketin davalı şirketten 45.963,32-TL avans alacağı olduğunu, davalı şirketin bu bedel karşılığında davacı şirkete mal teslim etmediğini, mal veremeyeceğini müvekkili şirkete bildirmiş olduğunu, davalı tarafından müvekkili aleyhine haksız ve hukuka aykırı olarak 06/05/2007 tarih ... sıra nolu, 131.220-TL bedelli, 17/08/2007 tarih .... sıra nolu 152.398-TL bedelli 2 adet fatura düzenleyerek davacı şirkete gönderilmiş olduğunu, fatrura içeriklerinin gerçeği yansıtmadığını, süresi içerisinde faturalara itiraz edilmiş olduğunu, faturaların içeriğinde belirtilen malların teslim alınmadığını, bu nedenle faturaların kabul edilmediğini, iade edildiğini davalıya bildirilmiş olduğunu, müvekkili şirket tarafından davalı aleyhine 45.963,32-TL avans alacağının ödenmesi için Bakırköy .... Noterliği 31/01/2008 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edilmiş olduğunu, davalının Bakırköy .... Noterliğinin 13/02/2008 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile talep etmiş oldukları bedele haksız ve hukuka aykırı olarak itiraz etmiş olduğunu, itirazları ve iddiaları haksız ve hukuka aykırı olduğunu kabulünün mümkün olmadığını, fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalmıs kaydı ile davalırının kabulünü, davalı şirkete ödenen 45.963,32-TL avans alacağının, ihtarnamenin tebliğ tarihi olan 13/02/2008 tarihinden itibaren işleycek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep etmiştir.
Davalı vekilinin 20/10/2011 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle ; davacının limited şirket unvanıyla ticaret siciline tescil edilmeden önce şahıs şirketi olarak ...- ... olarak faaliyette bulunmuş olduğunu, davacı şirketin, Adi ortaklık olarak faal olduğu sırada ... tarafından değil, vekaletnameye dayalı olarak .... tarafından idae ve temsil edildiğini, daha sonra limited şirket olarak unvan değiştirmiş olduğunu, ...'ın müvekkili şirket yetkilieri nezdinde belli bir güven yarattığını, müvekkili şirketten mal almaya, aldığı malların bedelini bir aylık süre dahi dolmadan ödemeye başlamış olduğunu, davacının müvekkilinden yüklü miktarda mal aldığını, davacının bir süre sonra ödeme sıkıntısı yaşamaya başladığını, malların bedelini ödeyemez hale gelmiş olduğunu, çareyi faturaları kayıtlara geçirmeden müvekkiliye idae etmekte bulmuş olduğunu, son olarak 06/08/2007 ve 17/08/2007 tarihli 131.220-TL ve 152.398-Tl bedelli 2 adet faturayı bedellerini ödemeden iade ettiğini, davacının müvekkiliden bir daha mal alamamış olduğunu, davacının müvekkiliyi zarara uğratmak kastıyla ve kötü niyetli hareket ettiğini, 31/08/2008 tarihinde ihtarname keşide ederek olmyan avansın idaesini talep etmiş olduğunu, Bakırköy ... Noterliği vasıtasıyla keşide edilen 13/02/2008 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile cevaben, kendisinin şirkete 247.944,68-TL borçlu olduğunun bildirilmiş olduğun, müvekkili şirket ile davacı arasında cari hesap ilişkisi bulunmadığını, davacı şirket ile hesap mutabakatı yapılamamış olduğunu, satılan mallar ve bedeleri hususunda bir uzlaşmaya varılmamış olduğunu, konunun sürüncemede kalmış olduğunu, Bakırköy .... İcra Müdürlüğü .... sayılı dosyasında, başka bir borcu nedeni ile aleyhine icra takibi başlatılmış olduğunu, hacze gidilmiş olduğunu, kendisinin bulunamadığını, alacağın tahsil etmenin mümkün olmadığını, bu nedenle müvekkilinin mevcut alacağının tahsilinin pek olası görülmediğini, davacı aleyhine herhangi bir icra takibine girişilmemiş olduğunu, Bakırköy .... Sulh Hukuk Mahkemesi ... D.İş sayılı dosyasından düzenlenen 18/09/2009 tarihli tespit raporunda İstanbul'daki sel fekaletinde müvekkilinin çok sayıda önemli belge ve kayıtlarının harap olmuş olduğunu, sel felaketinde yukarıdaki iki adet faturada adacıya satıldığını beyan ettikleri mallara ilişikin irsaliyelerinde tahrif olmuş olduğunu, faturaların önceden davacıya gönderilip terrar taraflarına iade edildiğini, hukuk bürolarında muhafaza edilmiş olduğunu, şirketi basan selden kurtulmuş olduğunu, faturaların içeriğinde yazılan malların teslim alındığına dair anılan maları teslim eden araç şoförlerinin tanıklığının mevcut olduğunu, tanıkların dinlenmesi durumunda davacının faturaları kötü niyetle iade ettiğinin, mesnetsiz iddialarda bulunduğunu, olmayan anvası talep ettiğini, davacının müvekkili şirketten herhangi bir alacağının bulunmamakta olduğunu, davacının maddi olaylar ve maddi hukuk açısından haksız olduğunu, sebepsiz zenginleşme hükümleri nedeni ile iddialarını ileri sürebileceği süreyi de kaçırmış bulunduğunu, bu nedenle hem maddi olaylar hem de yasa karşısında dinlenmesi mümkün olmayan davacı taleplerinin gerektiğini, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydı ile davanın reddini, vekalet ücreti ve yargılam giderlerinin karşı tarfa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava; sözleşmeden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Mahkememizce taraf delileri toplanmış, dosya ve taraf defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve bilirkişi kurulundan 31/01/2014 havale tarihli rapor alınmıştır. Dosyada toplanan deliller, bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, davacı ve davalı şirket arasında eskiye dayalı ticari ilişkinin mevcut olduğu, tarafların ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin mevcut olduğu, defterlerin delil vasfında olduğu görülmüştür.
Davacı her ne kadar açmış bulunduğu dava ile, teslim edilmeyen mal bedeli olarak ödenen meblağın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişse de, davalı taraf malların davacı tarafından teslim edilmediğini, teslimin gerçekleşmediğini iddia etmiş olup, davacı tarafından malların davalıya teslim edildiği kanıtlanamamıştır. Her ne kadar davacı yazılı belge olarak fatura ibraz etmişse de, faturaların tek başına akdi ilişkinin varlığını ve malların davalıya teslimini ispatlayan delil vasfında mahkememizce görülmemiştir. Davacı defter kayıtlarına göre her ne kadar alacaklı görülse de, alacağa konu yapılan emtianın davalı tarafa tesliminin gerçekleştiği, davacı ... dosyaya sunulan delil ve belgeler ile kanıtlanamamıştır. Bu durum karşısında mahkememizce davacı tarafından davalıya ödenen bedelin, taraflar arasındaki mevcut ticari ilişki doğrultusunda yapılan peşin satışlara ilişkin olduğu kabul olunmuş ve malın teslimine ilişkin davacı iddiasının BK 182, 152 ve HUMK 288 maddeleri uyarınca asıl olan peşin satış olup, peşin satışta mal ve bedelinin aynı anda verildiği yasal karede mevcut olup bunun aksi toplanan yazılı deliller ile kanıtlanamamış olması karşısında, ispat külfetinin de alıcı-davacıya ait olduğu değerlendirilerek, sübut bulmayan davacı davasının reddine karar verilmiş, iş bu kararın davacı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay .. HD ... esas ... karar sayılı ilamıyla "Davacı, davalıya çeklerle yaptığı ödeme karşılığında mal teslim edilmediğini belirterek, ödediği bedelin iadesi için alacak davası açmıştır. Çekle yapılan ödemede kural olarak, peşin satış karinesi gereğince ödemeyle birlikte malın teslim edildiği kabul edilir. Ancak, bu karinenin aksi her zaman kanıtlanabilir. Bu karinenin aksini kanıtlamak, yani ödemenin peşin olmayıp (aynı anda ifa), avans mahiyetinde olduğunu kanıtlamak yükümlülüğü davacı alıcıda bulunmaktadır. Dosya içerisinde bulunan 31.01.2008 tarihli davacı ihtarına, davalının verdiği 13.02.2008 tarihli cevabi ihtarda, "aralarında cari hesap ilişkisinin bulunduğu ve davacının da cari hesaptan dolayı borcunun bulunduğu" bildirilmiştir. Davalının bu beyanı, taraflar arasında bir cari hesap ilişkisinin bulunduğunu göstermektedir. Mahkemece davalı tarafın cevabi ihtar beyanı üzerinde durulup, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.
Yargılama aşamasında davacı şirketin tasfiye sonucunda sicilden terkin edilmiş olması nedeniyle İstanbul ... ATM ... - .... EK sayılı ilamıyla şirketin ihyasına karar vermiş, ek tasfiye memuru olarak da ...'ı görevlendirmiş ve taraf teşkili bu şekilde sağlanarak yargılamaya devam olunmuştur.
Bozma ilamından önce bilirkişi heyeti ... ve ... düzenlemiş oldukları 31/01/2014 havale tarihli raporlarında "tarafların ticari defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda davacı tarafın davalıdan 45.963,32-TL alacağı bulunduğunu; davalının ticari defterlerine göre ise davacı adına düzenlenen ancak davacı tarafın ticari defterlerinde yer almayan 06/08/2007 tarihli 131.220-TL'lik ve 17/08/2007 tarih 152.398-TL'lik iki ayrı faturadan dolayı alacaklı gözüktüğü, söz konusu faturalardaki malların davacı tarafa teslimi hususunun mahkemenin taktirinde olduğunu, ayrıca 30/06/2007 tarihli 15.000-TL'lik çekin de karşılıksız çıktığına ilişkin herhangi bir kaydın mevcut olmadığını" teknik kanaatleri olarak belirtmişler, mahkememizce de düzenlenen bilirkişi raporu yeterli görülerek hükme esas alınmıştır.
''Toplanan deliller, tüm dosya kapsamı ve Yargıtay .. HD ... esas ... karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; taraflar arasında cari hesap ilişkisinin bulunduğu, davacı tarafın bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davalıdan 45.963,32-TL alacağı bulunduğu, bu alacağa karşılık davalı tarafından davacı adına düzenlenen iki adet faturadan dolayı toplam 283.618-TL alacaklı olduğunun kendi kayıtlarında yer aldığı, ancak davacı tarafın söz konusu faturalara itiraz ettiği ve davalı tarafın da itiraza konu faturalara ilişkin malların davacıya teslim edildiğini kanıtlayamadığı, faturanın düzenlenmesinin tek başına alacağın varlığını kanıtlayamayacağı, faturaya konu malların davacı tarafa teslim edildiğine ilişkin ispat külfetinin davalı tarafa ait olduğu, davalı tarafın bu hususa ilişkin dosyaya kesin ve inandırıcı delil sunamadığı, davalı tarafından davacı adına düzenlenen 13/02/2008 tarihli ihtarnamede de söz konusu iki adet fatura kapsamında alacaklı olduklarını beyan ettikleri, ancak söz konusu faturaya konu malların teslim edildiği ispatlanamadığından davacı tarafın davalıdan toplam 45.963,32-TL alacağı bulunduğu kabul edilerek bu kapsamda davanın kabulüne karar vermek gerektiği''....kararı verilmiş Yargıtay .... Hukuk Dairesi ... Esas ... Karar sayılı ilamı bozularak mahkememize yeniden yargılama yapmak üzere gönderilmiştir.
Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya mali müşavir bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle;''Davalı tarafın dava dosyasına sunulan belgeler ve bilirkişi rapor eklerinde bulunan hesap muavinlerinin incelenmesi sonucunda davacı taraftan 247.944,68 TL alacağı bulunmaktadır, ancak davalı defterlerinde kayıtlı olan ve ...bank .... ve ....bank A.Ş. tarafından gönderilen cevap yazılarındaki ... no.lu 15.000,00 TL çekin ve ... seri numaralı 5.000,00 TL tutarındaki çekin ödenmiş olmasına rağmen davacı hesabına iade olarak borç kaydedilmemesi gerektiği ile ilgili Takdir Sayın Mahkemenize aittir. Davacı tarafın dava dosyasına sunulan belgeler ve bilirkişi rapor eklerinde bulunan hesap muavinlerinin incelenmesi sonucunda davalı taraftan 45.963,32 TL alacağı bulunmaktadır, Davalı tarafın kesmiş olduğu 06.08.2007 tarih .... no.lu 131.220,00 TL ve 17.08.2007 tarih .... no.lu 52.398,00 TL toplam 283.618,00 TL tutarındaki faturaların teslim ile ilgili fatura üzerinde herhangi bir imzaya rastlanmamış olduğu...'' şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Bilirkişi raporunun denetime ve hükme esas almaya elverişli olduğu görülmüştür.
Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya borçlar hukuku alanında uzman bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle; ''Davacı şirket tarafından 30.06.2007 tarihli 15.000-TL bedelli çekin 05.04.2007 tarihli 620 sıra nolu imzalı tahsilat makbuzu ile davalı şirkete teslim edildiği, ...bank ....’nin 24.02.2023 tarihli müzekkere cevabında ... nolu 15.000-TL bedelli çekin mahkeme /savcılık kararı ile ödemeden men olarak kapatılmış olduğu, banka şubesine teslim edilen çek bulunmadığının bildirildiği, yazı cevabından ve mali bilirkişiler tarafından hazırlanan raporda ... nolu 15.000-TL bedelli çekin ödendiğine dair herhangi bir kayıt bulunmadığı ve davalı imzası ile teslim alınan çekin davacıya iade edildiğine dair de bir kayıt olmadığı ayrıca .... nolu 15.000-TL bedelli çekin davacı tarafın borcuna işlendiği dosya kapsamından anlaşıldığı...'' şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Bilirkişi raporunun denetime ve hükme esas almaya elverişli olduğu görülmüştür.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Davacı tarafından davalıya düzenlenen faturalara, davalının yasal süre içerisinde yapmış olduğu itiraz bulunmamaktadır. Her iki tarafın ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu anlaşılmakla defterler hükme esas alınmıştır.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamında mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, mahkememizce bozma ilamı sonrası alınan bilirkişi raporları ile de belirtildiği üzere, taraflar arasında cari hesap ilişkisinin bulunduğu, davacı tarafın bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davalıdan 45.963,32-TL alacağı bulunduğu, bu alacağa karşılık davalı tarafından davacı adına düzenlenen iki adet faturadan dolayı toplam 283.618-TL alacaklı olduğunun kendi kayıtlarında yer aldığı, ancak davacı tarafın söz konusu faturalara itiraz ettiği ve davalı tarafın da itiraza konu faturalara ilişkin malların davacıya teslim edildiğini kanıtlayamadığı, faturanın düzenlenmesinin tek başına alacağın varlığını kanıtlayamayacağı, faturaya konu malların davacı tarafa teslim edildiğine ilişkin ispat külfetinin davalı tarafa ait olduğu, davalı tarafın bu hususa ilişkin dosyaya kesin ve inandırıcı delil sunamadığı, davalı tarafından davacı adına düzenlenen 13/02/2008 tarihli ihtarnamede de söz konusu iki adet fatura kapsamında alacaklı olduklarını beyan ettikleri, ancak söz konusu faturaya konu malların teslim edildiği ispatlanamamıştır. Ancak dosya kapsamında 30/06/2007 tarihli 15.000 TL bedelli çekin ödemeden men yasağı nedeniyle kaydının kapatıldığı, çekin ödendiğine ilişkin bir bilgi ve belge bulunmadığı anlaşılmakla bu kısmın davacının alacaklı olduğu miktardan mahsup edilerek davacının talep edebileceği bedelin 30.963,32-TL olduğu kanaatine varılmıştır. Bu nedenlerle davanın kısmen kabulüne ve fazlaya dair talebin reddine dair karar verilmiştir ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 30.963,32-TL'nin temerrüt tarihi olan 19/02/2008 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine,
2-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 2.115,10-TL ilam harcından peşin alınan 628,56-TL harcın mahsubu ile bakiye 1.486,54-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine,
3-Davacı tarafından sarf edilen 18,40-TL Başvuru Harcı, 628,56-TL Peşin Harç olmak üzere toplam 646,96-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından sarf edilen bilirkişi ücreti ile posta gideri toplamı olan 5.584,60-TL'den kabul red oranına göre hesaplanan 3.762,08-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın iş bu davacı üzerine bırakılmasına,
5-Davalı tarafından sarf edilen 350,00-TL posta masrafının kabul red oranına göre hesaplanan 114,22-TL'nin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, kalan kısmın iş bu davalı üzerine bırakılmasına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 15.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
8-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine
Dair, tarafların yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
08/07/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında e-imza ile imzalanmıştır.