T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/1227
KARAR NO : 2024/500
DAVA : İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 26/12/2023
KARAR TARİHİ : 09/05/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 17/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; Davalı taraf aleyhine başlatılan Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü .... Esas sayılı dosyadan yapılan takibe haksız ve hukuka aykırı bir şekilde itiraz edildiğini, Akabinde Büyükçekmece Arabuluculuk Bürosuna başvurulduğunu ve yapılan 11.12.2023 tarihli görüşmede anlaşma sağlanamadığını, davalı taraf ile müvekkil arasında .... plakalı araç ile sevk sırasında çalınan mallara binaen düzenlenen 23.08.2023 tarihli .... fatura nolu fatura, sevk sırasında çalınan malların bedeline ilişkin olduğunu, Takibe konu fatura müvekkil firması tarafından takip borçlusuna kesildiğini, fatura içeriğinde görüleceği üzere davalı yan ve davacı müvekkil firma arasında sevk sırasında çalınan mallara ilişkin fatura kesildiğini, müvekkil, davalı-borçlu yana hırsızlık nedeniyle uğradığı zarar karşılığında söz konusu faturayı gönderdiğini, şirket ve şahıs arasında gerçekleşen şifahi görüşmelere rağmen davalı yan fatura bedelini ödememiş ve müvekkilinin alacağına kavuşmasını engellediğini, müvekkilinin davalıya çalınan malların bedeline ilişkin fatura kesmiş, işbu fatura da davalı yana tebliğ edildiğini, fatura içeriğine davalı tarafından itiraz edilmemiş fakat ödeme işlemi de süresi içerisinde davalı tarafından yapılmadığını, taraflarınca başlatılan icra takip dosyasına borçlu tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi borca da haksızca itiraz edildiğini, Müvekkilinin söz konusu fatura karşılığını alamaması nedeniyle mağduriyet yaşamakta olduğunu, Büyükçekmece ..... İcra Müdürlüğü .... Esas sayılı icra dosyasında yapılan itirazın iptalini, davalı aleyhine %20'den az olmamak üzere icra-inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama harç masraf ve giderlerinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili tarafından mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle; İş bu huzurdaki dava görevli mahkemede açılmamış olup, söz konusu davanın Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılması gerektiğini, Mahkemece de bilindiği üzere takibe konu faturanın konusu iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili ise, asliye ticaret mahkemesi görevli olacağını, Faturadaki alacağın konusu iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili değilse yada borçlunun ticari işletmesi yoksa şahsına düzenlenmiş ise yahut borçlu esnaf olup fatura esnaf işletmesi ile ilgili ise görevli mahkeme HMK 2. maddesi gereği asliye hukuk mahkemesi olacağını, görev konusu kamu düzeninden olup taraflar, davanın her aşamasında bu durumu ileri sürebileceğini, davacı taraf her ne kadar müvekkiline fatura kesildiğini ve faturaya itiraz edilmediğini belirtmiş ise de müvekkili tarafından 31.02.2023 tarihinde iade faturası düzenlendiğini, süresi içerisinde faturayı iade eden müvekkilinin faturadan kaynaklı herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkillin fatura içeriğinde belirtilen malların çalınmasında herhangi bir kusurunun bulunmamakta olduğunu ve bu sebeple herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, Mahkemece de bilindiği üzere faturaya dayalı takibe itirazın iptali yada faturaya dayalı alacak davalarında davalı akdi ilişkiyi açıkça kabul etmemiş ise taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunduğunu ispat külfeti faturayı düzenleyen alacaklı tarafa düşmekte olduğunu, Alacaklı düzenlediği faturadaki malların yada hizmetin karşı tarafa teslim edildiğini veya çalınan malların müvekkilinin kusurundan kaynaklandığını HMK 200. Maddesinde belirtilen deliller ile ispat etmesi gerektiğini, fatura tek başına taraflar arasında ki akdi ilişkinin belgesi sayılamayacağını, fatura sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerektiğini, fatura içeriğindeki malların çalınmasında herhangi bir kusuru bulunmayan müvekkilinin, kendisine kesilen faturayı süresi içerisinde itiraz etmiş ve iade faturası düzenlediğini, buna rağmen haksız ve kötü niyetli olarak davacı tarafça müvekkil aleyhine icra takibine geçildiğini, davacı taraf iddia ettiği hususları ispat yükü altında olup, salt soyut ve gerecek dışı iddiaların reddi gerektiğini, davacı tarafça görevsiz Mahkemede açılan iş bu davanın usulden reddini, Mahkeme aksi kanaatte ise haksız ve kötü niyetli açılan davanın esastan reddini, takibinde haksız ve kötü niyetli olan alacaklı hakkında takip konusu alacağın % 20’sinden az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, İİK'nun 67. Maddesi gereğince itirazın iptali talebine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyasına konu fatura nedeniyle davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı varsa faiz ve ferileriyle birlikte ne kadar olduğunun mahkememizin görevli olup olmadığı, fatura konu malların çalınmasında davalının kusurunun olup olmadığı konularında olduğu anlaşılmıştır.
Esenyurt Vergi Dairesi'nin cevabi yazısına göre; davalı ...'ın işletme hesabına göre defter tuttuğu, faaliyetinin VUK 177/2 madde kapsamında kaldığı ve iş hasılatının limitin altında kaldığı belirtilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin .... esas, .... karar sayılı ilamında; "Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir.
TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.
Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir. Somut olayda, her ne kadar davacı tarafça cari hesap ve fatura alacağına dayalı olarak ilamsız takip başlatılmış olup, Başkent Vergi Dairesi Müdürlüğünün 27/11/2020 tarihli cevabi yazısından, davalının işletme hesabına göre defter tuttuğu bildirilmiş olup, mahkemelerce usulüne uygun şekilde oda ve sicil kaydı ilişkin yeterli araştırmanının yapılmadığı, vergi müdürlüğünce müzekkere ekinde gönderilen vergi beyannamelerine göre davalıların birinci sınıf tüccar olmasını gerektirecek tutarda alım ve satımının bulunmadığı tespit edilmiş olup, bu haliyle davalıların tacir olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı ve esnaf olarak kabulü gerektiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın da mutlak ticari dava niteliğinde bulunmadığı anlaşılmakla, takibinin cari hesap ekstresine dayalı ilamsız takip olmasına göre uyuşmazlığın, asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir." denmektedir.
Mevcut olayımızda; Vergi Dairesi yanıtına göre davacının işletme hesabına göre defter tuttuğunun belirtildiği, davacının vergi beyannamelerine göre tacir vasfında olmadığı, davacının davasına konu alacağının tarafların ticari işletmesi ile ilgili olmadığı ve uyuşmazlığın da TTK'nın 4/2. maddesinin “a-f” bentlerindeki hususlara ilişkin olmadığı anlaşılmış olup, 6102 sayılı TTK’nın 6335 sayılı Kanunla değişik 5/3. maddesinde ise asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu düzenlemesine istinaden görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevsizlik nedeniyle davanın usulden REDDİNE,
2- Görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine, HMK. 20 madde gereği süresi içerisinde kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ve taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dava dosyasının görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde mahkemece davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına,
3-Yargılama, harç ve giderleri konusunda HMK. 331/2 madde gereğince görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına,
4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra görevli mahkemeye aktarılmasına,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 09/05/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında e-imza ile imzalanmıştır.