T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/40 Esas
KARAR NO : 2024/408
DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/03/2016
KARAR TARİHİ : 17/04/2024
KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 18/04/2024
Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan açık yargılama sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu 18/03/2016 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından davalı şirkete uçakların iç ve dış temizliğinin yapılması kapsamında hizmet sunduğunu, söz konusu hizmetin 31/08/2012 tarihli sözleşmeyle başladığını, bilahare 30/04/2015 tarihli fiyatlandırmaya ilişkin ek protokol düzenlendiğini, davalı tarafın ek protokol kapsamında sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, fesih nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla uğranılan zarar ve yoksun kalınan kar olmak üzere 11.000-TL tazminatın davalıdan tahsiline ve ayrıca davalı tarafından düzenlenen 15/07/2015 tarih, ...... seri numaralı fatura bedelinin kendilerine iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde ve yargılama aşamasındaki beyanlarında özetle; davacı tarafın iddialarının doğru olmadığını, taraflar arasında düzenlenen 30/04/2015 tarihli ek protokol kapsamında sözleşmenin 2 ay önceden yazılı olarak bildirimde bulunmak suretiyle tek taraflı olarak feshetme yetkisinin müvekkili şirkete tanındığını, sözleşmenin de belirtilen madde kapsamında feshedildiğini, haksız feshin söz konusu olmadığını, davacı tarafın şirket olarak basiretli iş adamı gibi davranmak zorunda olduğunu, ayrıca düzenlenen ek protokole göre yeni fiyatlandırma kapsamında dava konusu yapılan faturanın düzenlendiğini, faturaya yönelik herhangi bir itiraz olmadığını, faturanın davacı tarafın kendi ticari defter ve kayıtlarında da bulunduğunu, ayrıca mail yazışmalarına göre fatura bedeli olan 183.194,50-TL'nin ödeneceğinin kabul edildiğini, bu nedenlerle yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya bilirkişi heyetine tevdii edilmiş, bilirkişi heyeti ..... ve ...... düzenlemiş oldukları 13/11/2018 tarihli raporlarında, davalı tarafından sözleşmenin haksız olarak feshedildiğinin kabul edilmesi halinde davacı şirketin mahrum kaldığı kar kaybının toplam 1.701.465,67-TL olduğunu teknik kanaatleri olarak belirtmişler; davacı vekili de dosyaya sunmuş olduğu 09/01/2019 havale tarihli ıslah dilekçesi ile kıdem tazminatı ödemesi ve mahkum kalınan kar kapsamında davasını toplam 1.859.026-TL üzerinden ıslah etmiştir.
Her ne kadar davalı taraf sözleşmenin haksız olarak feshedildiğinden bahisle uğramış olduğu zarar ve kar kaybı nedeniyle ıslah dilekçesi kapsamında toplam 1.859.026-TL'nin davalı taraftan tahsilini talep etmiş ise de; taraflar arasında düzenlenen ve inkar edilmeyen 30/04/2015 tarihli ek protokolde davalı şirketin sözleşmeyi iki ay öncesinden yazılı olarak bildirimde bulunmak koşuluyla tek taraflı olarak ve herhangi bir yükümlülüğe tabi olmaksızın feshedeceğinin açıkça yazıldığı, tarafların tacir olduğu dikkate alındığında söz konusu düzenlemenin müzakere sonucunda belirlendiği, bu nedenlerle söz konusu düzenlemenin TBK 26 ve devam maddeleri kapsamında genel işlem şartına aykırı olmadığı, davalı tarafın tek taraflı fesih hakkını kullanmasının haksız fesih olarak değerlendirilemeyeceği mahkememizce kabul edilmiştir.
Yapılan yargılama sonunda; taraflar arasında düzenlenen ve inkar edilmeyen 30/04/2015 tarihli ek protokole göre davalı tarafın kendisine tanınan tek taraf fesih yetkisine istinaden sözleşmeyi feshettiği, söz konusu feshin haksız fesih olarak değerlendirilemeyeceği, 30/04/2015 tarihli ek protokolün 18/11/2014 tarihinden itibaren geriye yönelik geçerli olduğu kabul edilerek protokolde belirtilen fiyatlandırma kapsamında daha önce 18/11/2014 tarihi itibariyle fazladan yapılan tahsilatın iadesi kapsamında 15/07/2015 tarih ...... nolu toplam 183.194,50-TL'lik faturanın düzenlendiği, düzenlenen faturanın da taraflar arasında düzenlenen sözleşmeye uygun olması ve mail yazışmalarına göre davacı tarafından kabul edilip kendi kayıtlarına da işlendiği dikkate alınarak söz konusu fatura bedelinin iadesinin de istenemeyeceği dikkate alınarak davacı tarafın tüm talepleri yönünden davasının reddine karar verilmiş, iş bu kararın istinaf edilmesi üzerine İBAM ...... HD ...... esas ..... karar sayılı ilamıyla;
Somut olayda, taraflar arasında imzalanan ek protokol ile davalıya sözleşmeyi hiçbir sebep göstermeden en az 2 ay önceden yazılı ihbarda bulunmak suretiyle tek taraflı olarak fesih hakkı verilmiş ise de 4721 sayılı TMK'nun 2. maddesinde "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz." hükmü ile hak ve borçların kullanımı ve ifasında da dürüstlük kurallarına uyulması gerektiğine işaret edilmiştir.
Yargıtay ...... Hukuk Dairesinin ..... E. ...... K. 27/04/2016 tarihli ilamı "...Genel olarak kişiler, özel hukuk alanında diğer kişilerle olan ilişkilerini hukuk düzeni içinde kalmak şartıyla diledikleri gibi düzenler, diledikleri konuda, diledikleri kişiler ile sözleşme yapabilirler. Bu olanak, Borçlar Kanunu'nda öngörülen sözleşme özgürlüğü ilkesinin bir sonucudur ve Anayasa'nın 48. maddesi ile de teminat altına alınmıştır. Sözleşme özgürlüğü, sözleşmeyi yapma, sözleşmenin karşı tarafını seçme, sözleşmenin içeriğini düzenleme ya da değiştirme, sözleşmenin tabi olacağı şekli belirleme ve nihayet sözleşme ile bağlı kalmama, yani sözleşmeyi sona erdirme özgürlüğünü de içerir. Var olan bir sözleşmeyi sona erdirmenin yollarından birisi de, sözleşmenin feshidir. Dolayısıyla sözleşme özgürlüğü, sözleşmenin tek taraflı tasfiyesine yönelik olarak sona erdirilmesini amaçlayan fesih hakkını da içermektedir. Görüldüğü üzere, kural olarak kişinin sözleşmenin feshi yoluna gitme konusunda irade özerkliği sonucu takdir hakkı bulunmakla birlikte, feshin haksız olması halinde, karşı tarafın bundan doğan zararlarından sorumluluğunun da bulunacağı tabiidir. Dairemizin 22/10/2014 tarih, ...... E - ...... K. ilamında da belirtildiği üzere sözleşmede herhangi bir sebep gösterilmeksizin fesih hakkının bulunduğuna dair bir hüküm olması halinde dahi, sözleşmenin feshi için haklı bir sebebin bulunması gerekmektedir..." şeklindedir.
TMK'nun 2. maddesi gereğince, hak ve borçların kullanımı ve ifasında dürüstlük kurallarına uyulması gerekmekte olup, bu ilkeye somut dosyada olduğu gibi taraflarca imzalanmış sözleşmenin yürütümü ve feshi sürecinde de uyulması gerekmektedir. Her ne kadar sözleşme ile davalıya sebep göstermeksizin feshi hakkı tanınmış ise de, Yargıtay ...... Hukuk Dairesinin ..... E. ..... K. 27/04/2016 tarihli ilamında da belirtildiği şekilde, böyle bir fesih yetkisinin bulunması halinde dahi haklı bir sebebin bulunması gerekmektedir.
Bu itibarla; davalı tarafça, 30/04/2015 tarihli ek protokol kapsamında sözleşmenin 2 ay önceden yazılı olarak bildirimde bulunmak suretiyle tek taraflı olarak feshetme yetkisine istinaden sözleşme feshedilmiş ise de haklı bir gerekçe ileri sürülmediğinden sözleşmenin haksız olarak feshedildiği kanaatine varılmıştır.
Öte yandan, davalı tarafça düzenlenen 15/07/2015 tarih 183.194,50 TL faturanın, taraflar arasında imzalanan ek protokolde revize edilen fiyatlara göre 18/11/2014 tarihinden 30.04.2015 tarihli protokol imza tarihine kadar alınan hizmetler için yapılan fazladan ödemelerin (önceki sözleşmede karaştırılan bedel üzerinden yapılan ödemeden kaynaklı ) tahsili amacıyla düzenlenmiştir. Mahkemece düzenlenen faturanın, taraflar arasında düzenlenen ek protokole uygun olması ve mail yazışmalarına göre davacı tarafından kabul edilip kendi kayıtlarına da işlendiği dikkate alınarak söz konusu fatura bedelinin iadesinin istenemeyeceğine karar verilmiş ise de 31/08/2012 tarihli sözleşme sona ermesine rağmen 30/04/2015 tarihli ek protokol düzenleninceye kadar davacı taraftan hizmet alımına devam edilmiş, sona eren sözleşme kapsamında ödeme yapılmıştır. Her ne kadar 30/04/2015 tarihli ek protokolün 18/11/2014 tarihinden itibaren geçerli olacağı kararlaştırılmış olmakla ek protokolden önce verilen hizmetler için ek protokolde hizmet bedeli daha düşük kararlaştırılmış olması nedeniyle davalı tarafça iade faturası düzenlenmiş ise de 2 yıl süreli düzenlenen ek protokol tarihinden yaklaşık 2 ay sonra sözleşme tek taraflı feshedilerek ek protokol tarihinden önce verilen hizmetler için ek protokole ile revize edilen hizmet bedeline göre bedel iadesini talep etmek hakkın kötüyü kullanımı olarak kabulü gerekir. Nitekim, taraflar arasındaki sözleşme sona ermesine rağmen aynı şartlarla davacıdan hizmet alımı devam edilmiş akabinde davacıya, sözleşmenin 2 yıl daha devam edeceği güveni oluşturularak davacının geçmişe dönük bedellerin indirimini kabul etmesi sağlandıktan sonra sözleşmenin tek taraflı feshedildiği görülmüştür. Buna göre davalının, davacı ile yapılan hizmet sözleşmesinin, ek protokol ile 2 yıl uzatma amacının, geçmiş döneme ait hizmet bedelinin indirimini sağlamaya matuf olduğu kabulü gerekmektedir. Ancak, davacı vekili dava dilekçesinin talep sonucunda, fatura bedelinin şimdilik 5.000 TL'lik kısmının ödenmesini talep etmiş ise de fatura bedelinin ödenip ödenmediği dosya kapsamı ile anlaşılamamaktadır. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesinde, söz konusu faturanın davacının ticari defterlerinde davalı alacağı olarak kayıtlı olduğu, 183.194,50 TL alacağın davalı ......'nin 502.665,56 TL borcundan mahsup edildiği görülmüştür. O halde, davacı tarafça söz konusu 15/07/2015 tarihli fatura bedelinin şimdilik 5.000,00 TLlik kısmının iadesi talep edildiğine göre taleple bağlılık ilkesi uyarınca varsa ödemeye ilişkin belgeler getirtilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken talebin reddine karar verilmesi hatalı olmuştur.
Davacı vekilinin, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle talep ettiği diğer alacak kalemleri ise mahrum kalınan kar kaybı ile kıdem tazminatı ödemesi olarak toplam 157.560,00 tazminat olarak gösterilmiş olup uğranılan kar kaybının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de kıdem tazminatı konusunda bir değerlendirme yapılmadığı gibi davacı tarafça bu konuda dava dışı işçilere bir ödeme yapılıp yapılmadığı, ödeme yapılmışsa, taraflar arasındaki ihale kapsamında çalıştırılan işçilere ödenecek kıdem tazminatı miktarının tespiti ile varsa davalının sorumlu olduğu miktar araştırılmamıştır.
Kıdem tazminatı konusunda, uyuşmazlığın çözümü için taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesi, hizmet alım tip sözleşmesi, teknik şartname ve hizmet işleri genel şartnamelerinin sorumluluğa yönelik hükümlerinin tatbiki gerekir. Bu nedenle tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme ve şartname hükümlerinde işçi alacaklarından kimin ne kadar sorumlu olduğuna ilişkin hüküm varsa bu hükümler tarafları bağlar. Hizmet sözleşmelerinde, ihale evraklarında teknik ve idari şartnamelerde ve diğer taraflar arasında karşılıklı düzenlenen belgelerde yüklenici şirketin sorumluluğuna ilişkin açık hüküm olan hallerde, asıl işveren ödemiş olduğu miktarın tamamını, ilgili alt işverenden rücuen tahsilini talep edebilirken alt işverenin, asıl işverenden rücu imkanı yoktur. Sözleşme değerlendirilirken işçinin çalıştığı dönemlere ilişkin sözleşme hükümleri dikkate alınmalıdır. Buna göre, son alt işverenin alacağın tamamından sorumlu tutulamayacağı, tamamından sorumlu olmasının İş Kanunu gereği yalnız işçiye karşı olduğu, işçiyi çalıştırmış olan alt işverenlerin her birinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı dönemi kapsayan kısmından sınırlı sorumlu olacağı, ayrıca işçilik alacakları davası neticesinde davacının ödediği yargılama giderleri, faiz ve vekalet ücreti yönünden de alt işverenlere rücu edilecek işçilik alacağı miktarına göre bir oranlama yapılarak davacının alt işverenlerden bu alacak kalemi ile ilgili talep edebileceği miktar da açıkça belirlenmelidir. (Y.13. HD. 24/05/2018 T, 2015/38873 E.-2018/6205 K. ve yine aynı Dairenin 31.5.2018 T, 2016/2779 E.- 2018/6452 K. ve 11/05/2017 tarih, 2016/7790 E. 2017/5936 K. sayılı ilamları)
O halde, taraflar arasındaki ihale kapsamında çalıştırılan dava dışı işçilere davacı tarafça yapılmış bir ödeme olup olmadığı sorularak bu aşamada bir ödeme yapılmamış ise henüz bir talep hakkı doğmadığından bu talebin reddine, ödeme yapılmış ise ödeme belgeleri getirtildikten sonra taraflar arasındaki ihale kapsamında çalıştırılan işçilere ödenecek kıdem tazminatı miktarının tespiti ile varsa davalının sorumlu olduğu miktar araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle yerel mahkeme kararını kaldırmıştır.
İBAM kaldırma kararı kapsamında dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti ...... ve ...... düzenlemiş oldukları 14/01/2024 tarihli ek raporlarında İBAM kaldırma kararı kapsamında davacı tarafın talep edebileceği alacak miktarının kar mahrumiyeti olarak 1.701.465,67-TL, kıdem tazminatı ödemesi olarak 153.407,54-TL, fatura bedeli olarak taleple bağlı kalınarak 5.000-TL olduğunu teknik kanaatleri olarak belirtmişler, mahkememizce düzenlenen bilirkişi raporu yeterli görülerek hükme esas alınmıştır.
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; İBAM kaldırma kararında da belirtildiği üzere davalı tarafın dava konusu sözleşmeyi haksız olarak feshettiği, haksız olarak feshedilen sözleşme kapsamında davacı tarafın bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere talep edebileceği alacak miktarının kar mahrumiyeti olarak 1.701.465,67-TL, kıdem tazminatı ödemesi olarak 153.407,54-TL, fatura bedeli olarak taleple bağlı kalınarak 5.000-TL olmak üzere toplam 1.859.873,21-TL olduğu ve bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının KISMEN KABULÜNE, mahrum kalınan kar olarak 1.701.465,67-TL, kıdem tazminatı ödemesi olarak 153.407,54-TL, fatura bedeli olarak 5.000-TL olmak üzere toplam 1.859.873,21-TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, iş bu alacağın 500.000-TL'sine temerrüt tarihi olan 14/11/2015 tarihinden itibaren, 5.000-TL'sine dava tarihinden itibaren bakiye 1.354.873,73-TL'sine ıslah tarihi olan 10/01/2019 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine,
2-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 127.048-TL ilam harcından peşin alınan 187,86-TL + 31.646-TL ıslah harcın mahsubu ile bakiye 95.214,14-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
3-Davalıya yükletildiği halde davacı tarafından davanın açıldığı tarihte peşin olarak yatırılan 31.833,86-TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 1.998,70-TL (Yargılama gideri ayrıntısı "Tevzide dava açma gideri: 33,50-TL, tebligat-posta gideri ve bilirkişi ücreti: 1.965,20-TL") yargılama giderinden, kabul-ret oranına göre 1.978,71-TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı vekili için AAÜT'ne göre belirlenen 220.790-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davalı vekili için AAÜT'ne göre belirlenen 4.153-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
7-Karar kesinleştiğinde ve istek halinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine,
Dair tarafların yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 17/04/2024
Başkan ......
¸e-imzalıdır
Üye ......
¸e-imzalıdır
Üye ......
¸e-imzalıdır
Katip ......
¸e-imzalıdır
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında e-imza ile imzalanmıştır.