T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/507
KARAR NO : 2024/1003
DAVA : Menfi Tespit (Alım Satım), Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 18/05/2023
KARAR TARİHİ : 22/10/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 08/11/2024
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Alım Satım), Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Bakırköy ...... İcra Müdürlüğünün ....... Esas sayılı dosyasıyla müvekkili şirket aleyhine ilamsız icra takibine geçilmiş olup, müvekkili şirket icra takibi 16.08.2023 tarihinde banka hesaplarına haciz tesis edilmesi neticesinde öğrendiğini, davalı şirket tarafından müvekkili şirket aleyhine, Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ..... Esas Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, usulsüz tebligata bağlı olarak kesinleşen icra takibi nedeniyle cebri icra tehdidi altında bulunan müvekkili herhangi bir borcu olmamasına rağmen banka hesaplarına 16.05.2023 ve 17.05.2023 tarihlerinde 119.385,73-TL haciz konduğunu, müvekkili şirketin, davalı şirkete icra takibine konu edildiği şekilde bir borcu bulunmadığını, davalı şirket tarafından sunulan takip talebi neticesinde düzenlenen ödeme emrinin borcun sebebi kısmına; "31.03.2023 tarih, ..... sayılı fatura ve 27.03.2023 tarih, ..... sayılı faturalardan kalan bakiye alacak 94.658,28-TL" açıklaması yazmak suretiyle Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... E. Sayılı dosyası ile ilamsız takip başlatıldığını, oysa takibe dayanak gösterilen faturalara Kadıköy ..... Noterliği'nin 06.04.2023 tarihli ..... yevmiye no.lu ihtarnamesiyle itiraz edilmiş olup, faturalar iade edildiğini, davalı şirkete tebliğ olunan bu ihtarnamelere rağmen kötü niyetli olarak başlatılan icra takibi neticesinden müvekkili şirket hesaplarına haciz konulmuş ve hesaplarımız blokeli hale geldiğini, oysa müvekkili şirket'in davalı şirkete bir borcu bulunmadığını, davalı şirket, taraflar arasında akdedilen mobilya yapım sözleşmesini sözleşmede belirlenen zamanda teslim etmediğini, ayrıca şu ana kadar teslim edilen ürünlerin ayıplı ve kararlaştırılandan farklı olarak teslim edildiği anlaşıldığı, davalı sözleşmede teslim etmesi gerekirken teslim etmediği ürünlerin ücretini haksız olarak talep ettiğini, davalının teslim ettiği ürünler ise ayıplı ve eksik olduğunu, bu sebeple müvekkilinin bir borcundan bahsetmek mümkün olmadığını, izah edilen nedenlerle borcun tüm ferileri ile birlikte hesaplanan dosya borcunun tamamını karşılayan ve her an paraya çevrilebilir muteber kesin banka teminat mektubu karşılığı icra takibinin durdurulmasına, teminat mektubu karşılığında müvekkili şirket hesaplarına konan hacizlerin kaldırılarak haczin teminat mektubu üzerine kaydırılmasına, mahkemenizce takdir edilecek teminat mukabilinde yahut teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilerek haciz konan ..... Bankası TR..... IBAN No.lu ve TR..... IBAN No.lu hesabından icra veznesine girecek paranın davalıya ödenmemesine, müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü’nün ..... E. sayılı icra takibinin iptaline ve kötü niyetli ve ağır kusurlu olunması sebebiyle de davalı tarafın takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;müvekkili şirket ile davacı şirket mobilya imalatı hususunda anlaştıklarını, bu anlaşma üzerine davacı şirket tarafından pek çok mobilya siparişi verilmiş ve müvekkili şirket de imalata geçmiş, bir kısmını tamamlayarak teslim ettiğini, bir kısmı tamamlanmış olmasına teslim alınmamış, bir kısmı için ise hammadde alımı sağlanmış ancak imalata geçilmediğini, imalatı tamamlanan ancak teslim alınmayan emtialar ve hammaddesi alınarak beklemede kalan ürünler dolayısıyla müvekkilin zarara uğradığı, işbu davanın konusunu oluşturan imal edilerek teslimatı gerçekleştirilen ve imalatı gerçekleştirilerek teslim alınmayan ürünler için müvekkil tarafından faturalandırılma yapıldığını, davacı borçlu taraflar arasındaki ilişkiye itiraz etmemekte ancak başkaca bir sebeple (geç ve ayıplı teslim) borçlarının bulunmadığı iddiasında bulunduğunu, bu doğrultuda, bilinmektedir ki; menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukuki ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK'nın 6. maddesi gereğince davacıya düştüğünü, davacı taraf dava dilekçelerinde geç ve ayıplı teslimlerden söz etmişseler de bu iddialar gerçeği yansıtmadığını, taraflarınca herhangi bir delil de sunulmamış olup bu beyanları basit bir iddiadan ibaret kaldığını, işbu ikame edilen davanın ispat yükünün davacı tarafta olduğu ve soyut iddialardan ibaret olduğu hususları gözetilerek ele alınması gerektiği, müvekkili tarafından imalatlar vaktinde ve ayıpsız olarak gerçekleştirildiğini, davacı taraf aksini iddia etmekte ise de bu durumu ispat yükü kendilerinde olduğu, borçlu taraf hem dava dilekçelerinde hem de ihtarnamelerde geç ve ayıplı imalattan söz etmişseler de bu konuda herhangi bir açıklama yapmamış ve delil sunmadıklarını, söz ettikleri gibi bir ayıp bulunmakta ise bu ayıp açıklanmalı ve gerekçelendirilerek kanıtlanması gerektiği, yine, geç teslim edildiği iddiasında iseler de bu durum da kanıtlar ile açıklanması gerektiği, ancak davacı taraf soyut beyanlar ile borçlarının bulunmadığını iddia ettiklerini, izah edilen nedenlerle öncelikle tedbir talepleri, akabinde de davanın reddini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında muhtelif mobilya ürünlerinin üretimi ve teslimatı konusunda anlaşma yapılmış olduğunu, tarafların Aralık 2022 ayında irtibata geçmiş ve süreci yaklaşık 3 ay sürdürmüş olduklarını, müvekkili şirketin ilk olarak mobilya üretiminin yapılması ve teslim için avans ödemesi olarak davalıya 300.000,00-TL ödeme yapmış olduğunu, süreç içerisinde davalı tarafından müvekkiline çok sayıda teklif formu iletilmiş ve teklif formlarının karşılıklı olarak revize edilmiş olduğunu, bu çerçevede müvekkiline ilk teslimatın 10 Mart ve 11 Mart 2023 tarihinde yapılmış olduğunu, bu teslimatta sadece Bar - Öndolap, Bar - Arkadolap, Giriş Dolap Arası Kapama, Sunta Kutular ve Sebil dolabı teslim edilmiş olduğunu, bu ürünlerin bedelinin teklif formuna ve davalı şirket tarafından iletilen maillere göre 207.545,82-TL olduğunu, davalı tarafın ilk teslimat esnasında, diğer ürünlerin teslimatının henüz yapılamayacağını, beklenilmesi gerektiğini bildirmiş olduğunu, müvekkili şirketin 3 ayı geçen sürece rağmen teslimatların yapılmaması, ürünlerin istenilen şekle getirilmemesi ve halen sürecin uzatılması ve telefonda yaşanılan tartışma üzerine projeyi tek taraflı olarak haklı gerekçelerle sona erdirdiğini 14.03.2023 tarihinde karşı tarafa bildirmiş olduğunu, davalı tarafın projenin 14.03.2023 tarihinde sona erdirilmesi sonrasında 20 Mart 2023 tarihinde müvekkili şirkete gönderilen mailde, müvekkiline 207.445,82-TL bedelinde ürün teslimatı yapıldığının, teslim edilmeyen ürünlerin bedelinin 157.878,00-TL olduğunun, KDV'nin de eklenmesiyle birlikte toplam 394.548,00-TL'nin ödenmesi gerektiğinin, ödenen 300.000,00-TL avans mahsup edildikten sonra 94.548,00-TL'nin ödenmesi gerektiğinin bildirilmiş olduğunu, davalının, projenin ve müzakerenin sona erdiği tarih olan 14.03.2023 tarihinden 1 hafta sonra ürünlerin hazır olduğu ve teslim alınmadığı gerekçesiyle ödemelerinin yapılması gerektiğine dair bu iddiasının açıkça kötü niyetli ve haksızca bir talep olduğunu, müvekkili şirketin, sadece tek teslimat almış ve geri kalan ürünleri 3 aydır teslim etmeyen davalı tarafın, sözleşmenin feshinden 1 hafta sonra tüm ürünlerin hazır olduğu iddiasıyla tüm sözleşme bedelini talep etmiş olduğunu, davalı tarafın, ürünlerin hazır olduğunu ve teslim edilmeyi beklediğini bu sebeple ücretinin ödenmesi gerektiğini bildirdiği tarih 20.03.2023 olup sözleşmenin bu tarihte çoktan feshedilmiş olduğunu, davalı tarafın kötü niyetle hareket ederek geç teslimden kaynaklanan kusurunu gizleyerek bedeli tahsil etmeye çalışmış olduğunu, davalı yanın fazladan ödenen tutarın iadesine yanaşmamış hatta talep ettiği 94.548,00-TL için Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün .... E. sayılı dosyasından icra takibi başlatmış olduğunu, icra dosyasına konu borcun mevcut olmadığına dair Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .... E. sayılı dosyasından menfi tespit dosyası açılmış olduğunu, iki dava arasında bağlantı bulunduğundan dosyanın HMK m. 166 gereğince birleştirilmesini talep ediyor olduklarını, müvekkilinin 207.445,82-TL değerinde ürün teslim almasına rağmen, 300.000,00-TL ödeme yapmış olduğunu, aradaki fark kadar zenginleşen davalının söz konusu bedeli iade etmesi gerektiğini, davalı tarafından, müvekkiline teslim edildiği belirtilen 207.445,82-TL değerindeki ürünlerin ayıplı olarak taraflarına teslim edilmiş olduğunu, TBK M.227, malın ayıplı olması gerekçesiyle alıcıya satış bedelinde indirim isteme hakkı vermekte olduğunu, dava konusu ürünlerin ayıplı olduğunu, dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk süreci işletilmiş ancak anlaşamama olarak sonuçlanmış olduğunu beyanla; davanın kabulüne, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla fazladan ödenen ve müvekkiline teslim edilmeyen ürünlerin değeri olan şimdilik (kısmi dava) 2.000,00-TL'nin ödendiği tarihten itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla, uzman bilirkişiler tarafından hesaplandığında artırılmak üzere,( tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda artırılmak üzere) ayıp nedeniyle ürün değeri olan 207.545,82-TL'den şimdilik 2.000,00 TL’nin bedelden indirilmesine ve avans üzerinden hesaplanacak faizi ile birlikte HMK. 107 maddesi gereği (belirsiz alacak davası) davalıdan tahsiline, davanın Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi ..... E. sayılı dosyasıyla birleştirilmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yan, taleplerinin ayıplı mal ve teslim edilmeyen ürün sebebiyle olduğunu iddia etmekte ise de basiretli bir tacir olarak açık ayıplı bir malın yahut geç teslimin, teslim edilmeyen ürünün karşı tarafa süresinde bildirilmesi gerektiğini, öncelikle davacının kendi ibraz ettiği deliller başta olmak üzere delillerimiz incelendiğinde görüleceği üzere davacı yan; asıl davanın konusu olan, tarafımızca başlatılan Bakırköy ..... İcra Dairesi ..... E. Sayılı dosya ile alacaklarımız için icra takibi yoluna başvurmak zorunda kalınana kadar teslim edilen ürünlerin ayıplı olduğuna ilişkin hiçbir bildirim yapmadığını, davacı yanca gönderilen tüm ihtarnameler soyut şekilde borcun bulunmadığına ilişkin olduğunu, müvekkili şirket ile davacı şirket mobilya imalatı hususunda anlaştıklarını, akabinde müvekkili şirket üzerine düşen tüm edimleri yerine getirmiş, mutabık kalınan hususlara uygun olarak ürünlerin imalatına geçmiş, ürünlerin bir kısmını tamamlayarak teslim etmiş, bir kısmı tamamlanmış olmasına rağmen ürünler davacı yanca teslim alınmamış, bir kısmı için ise hammadde alımı sağlanmış ancak imalata geçilmediğini, davacı yan, teslim alınan ürünlere ilişkin tüm süreç boyunca hiçbir ayıp bildirim yapmadığını, müvekkili şirket, ..... ve ...... sayılı faturaları düzenleyip gönderdikten sonra ise davacı yan ise faturalara itiraz ettiğini, sonrasında iki şirket arasında bir ihtarname süreci başladığını, davacı yanın ihtarnamelerinde yalnızca "borcumuz yoktur" ibaresi bulunduğu, müvekkili şirket ihtarname süreci sonunda, icra takibi ikame etmek durumunda kaldığını, davacı yan borca itiraz etmemiş, dosyanın kesinleştiğini, daha sonra davacı, menfi tespit ve iş bu dilekçe ile cevap verilen ayıplı mal sebebiyle indirim talepli davasını açtığını, davacı yan müvekkili şirketin edimini yerine getirmesine rağmen kendi üzerine düşen edimi yerine getirmemek için dolaylı yollar aradığını, taraflar anlaştıktan sonra davacı sürekli revize talebinde bulunmuş, bu revize talepleri müvekkili şirketçe talebe uygun olarak karşılandığını, müvekkili şirket mobilyaları eksiksiz ve ayıpsız olarak teslim ettiğini, davacı yanca hiçbir ayıp bildirimi yapılmadığını, akabinde müvekkili revizelere uygun hazırlanmış diğer ürünleri de teslim etmek istemiş, ihtarname gönderip teslim zamanının bildirilmesi istenmiş ancak davacı yan bu ürünleri teslim almadığını, müvekkili şirket teslim alınmayan bu emtialar ve temin edilmiş ham maddeler sebebiyle ayrıca zarar uğradığını, müvekkili şirket tarafında gönderilen Kadıköy ..... Noterliği'nin 18.04.2023 tarihli .....yevmiye sayılı ihtarnamesi ile talep edilen işlerin ayıpsız ve eksik olarak ifa edilmiş olduğu bildirilerek davacı şirketin borcunun sarih olduğu bildirdiğini, izah edilen tüm sebeplerle, iddialarını destekler hiçbir delil ibraz etmemiş, soyut ve mesnetsiz iddialarla müvekkili şirket aleyhine iş bu davayı salt ödeme yapmamak amacıyla icra takibi başlatıldıktan aylar sonra ikame ettiğini, izah olunan tüm sebeplerle davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Asıl davanın menfi tespit, birleşen davanın alacak istemine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Asıl dosya yönünden taraflar arasındaki mobilya yapım sözleşmesi kapsamında davacının borçlu olup olmadığı, eksik veya ayıplı ifanın bulunup bulunmadığı, davalının iade faturası kesmekte haklı olup olmadığı, birleşen dosya yönünden alacak, bedelde indirim ve ödenen bedelin iadesi taleplerinde davacının haklı olup olmadığı teslim edilmeyen ürünlerin bulunup bulunmadığı, ayıp ihbarının süresinde olup olmadığı, noktasında uyuşmazlık olduğu tespit edilmiştir.
Taraflar arasındaki sözleşme eser sözleşmesi niteliğindedir. TBK m.470’te eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme olarak tanımlanmıştır. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakla birlikte, dosyadaki belgelerden davalı tarafından üretilerek teslim edilecek ürünlerin bedellerinin toplam 394.658,28 TL olduğu hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davalı tarafından üretilecek mobilyaların teslim tarihi dosya kapsamından anlaşılmamakla birlikte, davacı tarafın sipariş ettiği ürünlerde değişiklik yapılmasını talep ettiği, davalının 19 Aralık 2022 – 13 Mart 2023 tarihleri arasında davacı tarafça istenen değişiklikleri listelediği, buna davacı tarafça cevap verilmediği, en azından böyle bir cevabın dosyada bulunmadığı görülmektedir. Yine davalı tarafından dosyaya sunulan 20.03.2023 tarihli e-postadan ürünlerin bir kısmının bu tarihten önce teslim edildiği anlaşılmaktadır. Nitekim davacıya 207.545,82-TL’lik ürün teslim edildiği hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı taraf asıl davada davalının bakiye alacak iddiasıyla kendisine karşı icra takibi yapıp hesaplarına bloke koyduğunu, borçlu olmadığının tespitini, bu dosyayla birleşen Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi ..... E sayılı dosyasında ise 300.000 TL peşin ödeme yapmasında rağmen kendisine 207.545,82-TL değerinde ürün teslim edildiğini, aradaki farkın kendisine ödenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
Davacı şirket 3 ayı geçen süreye rağmen teslimatların yapılmaması, ürünlerin istenilen şekle getirilmemesi ve halen sürecin uzatılması ve telefonda yaşanılan tartışma üzerine projeyi tek taraflı olarak haklı gerekçelerle sona erdirdiğini 14.03.2023 tarihinde karşı tarafa bildirdiğini ifade etmiş olmakla birlikte dosya kapsamında fesih ihbarına rastlanmamıştır. TTK m.18 f.3’te, tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarların veya ihtarların noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılacağının belirtilmesi karşısında, davacı tarafın sözleşmeyi sona erdirdiğine ilişkin iddiasını ispatla yükümlü olduğu söylenebilecektir.
Davacı tarafın sözleşmeyi sona erdirmeye yönelik beyanının karşı tarafa ulaştığı ve öğrenildiği kabul edildiği takdirde ise bu sefer davacı tarafın sözleşmeyi feshetmekte haklı olup olmadığını ortaya koymak gerekecektir. Davacı taraf sözleşmenin sona erdirilme nedeni olarak teslimatların yapılmaması, ürünlerin istenilen şekle getirilmemesi, halen sürecin uzatılması ve telefonda yaşanılan tartışma olarak belirtmiştir. Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığından teslim tarihinin ne olduğu dosya kapsamından anlaşılamamakla birlikte, davacı tarafından verilen siparişlerde süreç içerisinde değişiklikler yapılması istenmesi sebebiyle ürünlerin 2023 yılı Mart ayında teslim edilmeye başlandığı, iddia edildiği gibi geç teslim varsa bundan davalının sorumlu tutulamayacağı değerlendirilmiştir.
Bununla birlikte davacının sözleşmeyi sona erdirme sebeplerinden biri de ürünlerin istenilen şekle getirilmemesidir. Eksik ifa halinde borç ifa edilmemiş sayılacağından, ortada belirli vade de bulunmadığından davacının davalı yükleniciyi temerrüde düşürmesi için ihtar çekmesi gerekecek, verdiği süre içerisinde eksiklerin giderilmemesi halinde sözleşmeyi sona erdirebilecektir. Ancak dava dosyasında bu yönde bir ihtara rastlanmamıştır.
Ayıplı ifa halinde ise, bu sefer iş sahibinin teslim edilen eseri gözden geçirip tespit ettiği ayıpları yükleniciye bildirmiş olması gerekecektir. TBK m.474’e göre iş sahibi eserin tesliminden sonra, işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa, bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek zorundadır. Bu hükümde yükleniciye bildirilmesi gereken ayıplar, eser teslim edildiğinde var olan ve basit bir incelemeyle anlaşılabilir nitelikteki açık ayıplardır.
Alınan bilirkişi raporunda teslim edilen ürünlerdeki ayıpların açık ayıp olduğu belirtildiğinden, iş sahibinin uygun bir süre içerisinde ayıpları yükleniciye bildirmesi gerekmektedir. Ancak dava dosyasında bu yönde bir bildirime de rastlanmamıştır. Eseri gözden geçirmeyi ya da tespit ettiği ayıbı yükleniciye bildirmeyi ihmal eden iş sahibi, eseri zımnen kabul etmiş sayılacak ve dolayısıyla kanunun kendisine tanıdığı ayıp sebebiyle yüklenicinin sorumluluğuna gitme imkânını yitirecektir (TBK m.477 f.2). Bu bildirim yapılmış olsa dahi, iş sahibinin yükleniciye bir süre verip ayıbı gidermesini istedikten ve ancak bu sürenin boşa geçirilmesinden sonra sözleşmeyi sona erdirebileceği göz önünde bulundurulduğunda, somut olayda iş sahibinin tek taraflı sözleşmeyi sona erdiremeyeceği, ürünleri teslim almak ve bedellerini ödemek zorunda kalacağı değerlendirilmiştir.
Tüm dosya kapsamında, dosyaya sunulan bilgi, belge ve davaya konu olan ürünler üzerinde yapılan incelemeler neticesinde; tarafların 2023 Yılı’na ait ticari defterlerinin tasdik işlemleri yasal süreleri içerisinde yapıldığı, davacı tarafın iddialarının ve dava konusu ürünlerin ayıplı olduğunun kabulü halinde davacının davalıdan 300.000,00 TL alacaklı olacağı , davalı tarafın iddialarının kabulü halinde ise davalının davacıdan 94.658,28 TL alacaklı olacağının tespit edildiği, davalı firma tarafından kiralanmış olan depoda bulunan ve teslim edilmeyen ürünler incelendiğinde, ürünlerde eksik veya bir hata tespit edilmemiş ve 02.03.2023 tarihli fiyat teklifi listesinde görülen resimler ve özelliklere uygun üretildiği, davacı ..... Hizmetleri Anonim Şirketi'nde yapılan incelemede açık ayıplar tespit edilmiş, bu hataların basit onarımla giderilebilecek türden olduğu ve giderilmesi için gereken bedelin dava tarihi itibariyle 1.100,00 TL olduğu, ayrıca, davacı tarafından yapılan ayıp bildirimi ile ilgili bir belge bulunmadığı, davacı ile davalı arasında geçen yazışmalarda, revizelerin imalat süresini ortalama 25 ila 30 iş günü uzatabilecek değişiklikler içerdiği, davacı tarafın sözleşmeyi sona erdirme beyanının TTK m.18 f.3’e uygun olmadığı, davalı tarafın ürünleri geç teslim ettiğinin ispatlanamadığı, dosya kapsamında temerrüt ya da ayıp ihtarına rastlanmadığından davacının tek taraflı olarak sözleşmeyi ortadan kaldıramayacağı kanaatine varılarak alınan bilirkişi raporunun hükme ve denetime elverişli olması nedeniyle ispatlanamayan asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Asıl davanın REDDİNE,
2-Birleşen Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesinin ..... Esas sayılı davanın REDDİNE,
3-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 427,60TL ilam harcından peşin alınan 1.616,53TL harcın mahsubu ile bakiye 1.188,93TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 30.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
Birleşen dava yönünden;
7-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 427,60TL ilam harcından peşin alınan 269,85TL harcın mahsubu ile bakiye 157,75TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
8-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 3.120,00TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
9-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
10-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 4.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
11-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine,
Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/10/2024
Katip .....
¸e-imzalıdır
Hakim ....
¸e-imzalıdır