T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/515 Esas
KARAR NO : 2024/568
DAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 22/04/2021
KARAR TARİHİ : 27/05/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 12/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalıya araç tamiri hizmeti verdiğini, tamir hizmetine karşılık fatura düzenlendiğini, faturanın davalıya tebliğ edildiğini, bu faturalara süresi içerisinde itiraz edilmediği, müvekkil firmaya herhangi bir ödeme yapılmadığını, bunun üzerine fatura alacağının tahsili amacıyla Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile fatura alacağına dayalı ilamsız takip başlatıldığını, takibe haksız şekilde itiraz edildiğini ve takibin durduğunu belirterek, davalının haksız olarak başlattığı itirazının iptaline, takibin devamına %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf davaya cevap vermemiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE;
Dava, İİK'nun 67. Maddesine göre alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine 18.545,01-TL asıl alacak, 45,73-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 18.590,74-TL fatura alacağının tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi sonucu takibin durduğu itiraz ve davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır.
Davalı ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılması için 27/09/2021 tarihli celsede verilen ara karar uyarınca davalı şirketin inceleme gün ve saatinde hazır bulunmadığı gibi yerinde inceleme talebinde de bulunmadığı görülmüştür.
Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya mali müşavir bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle; ''...davacı tarafın 2020 yıllarına ait yasal defterlere ilişkin tasdikle ilgili yükümlülüklerin yasal süresinde yerine getirildiği ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, davalı tarafça defterlerin ibraz edilmediği, bu nedenle davalı tarafın yasal defterleri üzerinde dava konusu olaylar yönünden inceleme yapılmadığı, davacının yasal defterlerine göre davalıdan cari hesap bakiyesi olarak 18.545,01-TL tutarında alacaklı olduğunun görüldüğü, davalının takip tarihine kadar temerrüde düşmemesi nedeniyle davacının takip tarihine kadar işlemiş faiz talep edemeyeceği,....'' şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Alınan bilirkişi raporu hükme esas almaya ve denetime elverişli görülmekle hükme esas alınmıştır.
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
Mahkememizce yapılan yargılama, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamının bir bütün olarak değerlendirilmesinde; davalı tarafın yapılan ihtarata rağmen ticari defter ve kayıtlarını inceleme gün ve saatinde hazır bulundurmadığı, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davacı ticari defterleri göre de davalıdan 18.545,01-TL asıl alacağı olduğunun sabit olduğu, gerek icra aşamasında gerekse yargılama aşamasında söz konusu borcun ödendiğine ilişkin davalı tarafça dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı, icra takibi öncesinde davalının usulüne uygun olarak temerrüde düşürüldüğüne ilişkin dosya kapsamında herhangi bir bilgi belge bulunmadığı, bu nedenle davacı tarafın icra takibinde işlemiş faiz talep edemeyeceği anlaşıldığından davacı tarafından davalı aleyhine açılan itirazın iptali davasının kısmen kabulü ile İİK 67/2 maddesi uyarınca likit olan alacağa yapılan itirazdan dolayı davacı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmetmek gerektiği.... kararı verilmiş İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin ... Esas .... Karar sayılı ilamı ile kaldırılarak mahkememize gönderilmiştir.
Dosyaya sunulan belge ve kayıtlarla birlikte dosya makine mühendisi bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle; ''Araca yapılan servis ve bakım hizmetinin 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, Madde: 13’teki hükümlere istinaden ayıplı hizmet kapsamında olduğu, İcra takibine konu olan miktarın Bilirkişi Raporunda izahatı yapılan gerekçe muhtevasında 18.545,01 TL’lık miktardan minha edilmesi gerektiği ve icra takibine mesnet olan miktarın ise; 18.545,01 TL – 785,26 TL = 17.759,75 TL (On Yedi Bin Yedi Yüz Elli Dokuz Virgül Yetmiş Beş Türk Lirası) olabileceğine, uyuşmazlık konusu olan aracın tamir ve bakım süresinin 35 gün olabileceğine, araçtan mahrum kalma bedelinin 35.000 TL (Otuz Beş Bin Türk Lirası) olabileceğine, dava konusu olmayan çekici ücretlerinin arızalı aracı davacı yanın serviste iken yönlendirmesi sebebiyle davalı şahıs ...’ün mesul olmaması gerektiğine ve bu husustaki takdirin Hakimlik Makamının yetkisinde ve uhdesinde olduğuna....'' şeklinde tespit ve rapor edilmiştir. Bilirkişi raporunun denetime ve hükme esas almaya elverişli olduğu görülmüştür.
Tüm dosya kapsamında yapılan inceleme sonucunda; Bam kaldırma kararı kapsamında HMK'nın 31. Maddesi kapsamında davacı tarafa süre verildiği, davacının davasını gerçek kişi ...'e yönelttiğini beyan ettiği anlaşılmıştır. Kaldırma kararı sonrası dosyada yapılan yargılama sonucunda mahkememizce davalının ayıp iddiasına yönelik alınan bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalının ayıp iddiasına ilişkin bedelin dava değerinden yüksek olduğu anlaşılmakla davacının iddialarını destekleyecek nitelikte başkaca herhangi bir delille desteklenmediği anlaşıldığından mahkememizce davacının iddiasının ispatı için yeterli görülmemiştir. HMK’nın ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince de, "Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür." düzenlemeleri mevcuttur. Buna göre; alacak iddiasının davacı tarafça ispatı gerekmekle bu husus ispatlanamadığından, davanın reddine dair aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ayrıca, davacı tarafın kötüniyetli olduğu ispatlanamadığından kötüniyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafından davalılar aleyhine açılan itirazın iptali davasının REDDİNE,
2-Yasal koşulları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,
3-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 427,60-TL ilam harcından peşin alınan 224,54-TL harcın mahsubu ile bakiye 203,06-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
4-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 1.320,00-TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
6-Davalı ... tarafından sarf edilen 82,50-TL posta giderinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalı ...'e verilmesine,
8-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı; alacak miktarı kesinlik sınırının altında kaldığından HMK 362. maddesi uyarınca KESİN olarak verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. 27/05/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında e-imza ile imzalanmıştır.