T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/704 Esas
KARAR NO: 2023/694
DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 23/11/2022
KARAR TARİHİ: 31/08/2023
KARAR YAZIM TARİHİ : 31/08/2023
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... 'a bağlı olarak serbest muhasebeci ve mali müşavir olarak çalışmakta olduğunu, davalı şirketin kuruluşundan beri yaklaşık 13 yıldır muhasebe hizmeti vermekte olduğunu, her yıl ödenmesi gereken aylık hizmet bedelinin her yılın Ocak ayında belirlendiğini, bu kapsamda 2022 yılı ücret belirlemesinin 06/01/2022 tarihli mail ile davalı şirkete bildirildiğini, bilahare taraflar arasında 01/01/2022-31/12/2022 dönemi için imzalanan 16/04/2022 tarih ve ... numaralı sözleşme ile aylık hizmet bedelinin KDV dahil 7.000,00 TL olduğunun kararlaştırıldığını, davalı şirketin ilk üç ay için kesilen muhasebe ücretini ödediğini, davalı şirketin 2022 yılı Mart ayında şirket merkezindeki bilgisayarlarına ... Muhasebe programı kurduğunu, firmaya ait muhasebe kayıtlarının veri tabanına yüklemek için müvekkilinden i-muhasebe kayıtlarına ilişkin veriler istendiğini, istenilen tüm muhasebe kayıtlarına ilişkin verilerin şirketteki muhasebe bilgisayarına yüklenerek programın kullanılabilir hale getirildiğini, müvekkilinin veri tabanı yüklendikten sonra şirket merkezine giderek aktarılan verilerin doğruluğunu kontrol etmek istediğini ve muhasebe müdürü olarak tanıştırılan ... isimli kişinin, kullandığı dizüstü bilgisayarını müvekkiline getirdiğini ve kendisi için tanımladığı şifre ile programa giriş sağladığını, program kurulurken müvekkili firma yetkilisine bilgi güvenliği ve verilerin doğruluğunun kontrolünü yapabilmek için daha önce firma yetkilisi ... ve ...'a bir adet ana makine ve iki adet tali kullanıcı için bilgisayara program kurulup ana makineye girişin sadece müvekkiline yetkilendirme yapılması, tali kullanıcı olarak ...'ın diğerine de yardımcı personellerin yetkilendirilmelerinin yapılması, ana makineden sadece müvekkilinin giriş yaparak bilgi güvenliğini ve verilerin doğruluk kontrolünü sağlamak istemiş olsa da davalı şirketin sadece ...'ın kullandığı dizüstü bilgisayara muhasebe programı kurduğunu, muhasebe kayıtlarına ilişkin verileri sadece bu bilgisayara yüklediğini ve programa girişin şifrelendiğini, müvekkilinin çalışma usullerine ilişkin taleplerinin yerine getirilmediği gibi çalışmasının fiilen engellendiğini, şirketteki bilgisayarlara muhasebe programı yüklendikten sonra muhasebe kayıtlarının ... isimli kişi tarafından muhasebeleştirilmeye başlandığını, müvekkilinin sorumluluklarını yerine getirebilmek için bir kaç kez ... isimli kişiden bağlantı istediğini ve 20-25 tane hatalı muhasebe kaydı tespit ederek bunların düzeltmesini yaptığını ancak bir süre sonra müvekkilinin bağlantı yaptığı sırada bağlantının kesilmeye başladığını, şirketteki muhasebe biriminin aranarak bağlantı istenmesine rağmen gerekli bağlantı izinlerinin müvekkiline verilmediğini, müvekkilinin çalışmalara devam edilip edilmeyeceği konusunda şirket yetkilisi ile görüştüğünü, davalı şirket yetkilisinin, şirketin muhasebe işlerini başkasına yaptıracağını söyleyerek artık müvekkili ile çalışmak istemediklerini beyan ettiklerini, bunun üzerine müvekkilinin 22/04/2022 tarihinde davalı şirkete mail göndererek kalan ödemelerin yapılmasını, ödemenin yapılmasına müteakip şirkete ait belgeleri teslim edeceğini belirttiğini, müvekkilinin 13 yıldır büyük bir özen ve sadakatle yerine getirdiği muhasebecilik görevini, davalı şirket tarafından fiilen engellenerek yerine getirilmesi imkansız hale getirildiğinden taraflar arasındaki sözleşmenin müvekkili tarafından haklı nedenlerle feshedildiğini, davalı şirket tarafından daha sonra istenen bilgi ve belgelerde herhangi bir mağduriyet yaşanmaması için davalı şirkete teslim edildiğini ancak sözleşmenin haklı nedenlerle feshedildiği belirtilerek bakiye süreye ait ücretin ödenmesi aksi takdirde yasal yollara müracaat edileceğine dair e-mail gönderilmesine rağmen davalı tarafça müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, beyan ederek arz edilen nedenlerle haklı nedenlerle feshedilen sözleşme nedeniyle kalan süreye ilişkin muhasebe ücreti olan 63.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı şirkete tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iş bu dava ile davaya konu sözleşmenin haksız feshi sebebiyle alacak iddiasında bulunduğunu, dava konusu alacak varsa da bu alacağın zaman aşımına uğramış olduğunu, taraflarından talep edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğundan davanın reddinin gerektiğini ayrıca huzurda ikame olunan davanın görevsiz mahkemede açıldığını, söz konusu yargılamaya konu davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerekirken tüketici mahkemesinde açılmasının kabul edilemez olduğunu, esasa ilişkin olarak ise; davacı tarafın çalışmasının fiilen engellendiği ve iş yaptırılmak istenmediği hususunun mesnetsiz olduğunu, müvekkili şirketin davacının önerileri doğrultusunda ... ile anlaşmasının davacı ile anlaşma yapılmak istenmediği şeklinde değerlendirilmesinin mantıktan uzak olduğunu, davacı ile müvekkili şirket arasında 16/04/2022 tarihinde yeni bir anlaşma daha yapıldığını dolayısıyla müvekkili şirketin davacıya iş yaptırmamak gibi bir gayesi olsaydı bahsi geçen somut olaylardan sonra 16/04/2022 tarihinde davacı ile yeni bir sözleşme imzalanmamış olması gerekeceğini, davacının haklı fesih ile sözleşmeyi sona erdirdiği iddiasının dışında, davacının birtakım eylemlerinin müvekkili açısından haklı fesih sebebi oluşturduğunu, davacının, müvekkili şirketten her talebinin müvekkili şirket tarafından eksiksiz bir şeklide yerine getirildiğini, davacının, müvekkili şirketin 13 yıllık iş ilişkisine duyduğu güvene halel getirdiğini ve hiçbir haklı yanı olmadan haksız fesih ile sözleşme imzaladıktan tam 1 ay sonra sözleşmenin haklı feshini talep ettiğini, davacı tarafın bu fesih ile hakkı olmadığı 1 yıllık alacağını toplu olarak tek seferde almak istemekte olduğunu ve bu isteğini planlar dahilinde gerçekleştirmeyi amaçladığını, davacının istem ve taleplerinin kötü niyetli olduğunun açık olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava alacak davasına ilişkindir.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunun veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
Diğer taraftan 6102 sayılı TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin, diğeri içinde ticari iş sayılması davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK'nın 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır.Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce re'sen incelenir.
Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur.
HMK Madde 2’ye göre, “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk mahkemesidir.”
Tarafların tacir sıfatının araştırılması için ilgili kurumlara yazılan müzekkerelere verilen cevapta; davacının tacir olmadığı görülmüştür.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık mutlak ve nisbi ticari nitelikte olmadığından işbu dava açısından ticaret mahkemelerinin görevli olduğundan bahsedilemeyecektir. Yargıtay (Kapatılan) ... HD. ... Esas, ... Karar sayılı ilamında da ''Eldeki davada; davalı şirketin ticari faaliyetleri sebebiyle davacı tarafından mali müşavirlik hizmeti sunulmuş olup, davanın her iki tarafı da Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunda tanımı yapılan tüketici kapsamında bulunmamaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi uyarınca genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemesinde görülüp, sonuçlandırılması gerekmektedir.'' belirtidiği üzere HMK'nın 2.maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde genel görevli mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmakla; davanın görev şartı yokluğundan reddi ile Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli olduğuna dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,
2-HMK 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,
3-HMK. 20 madde gereği süresi içerisinde kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ve taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesine, aksi halde mahkemece davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına,
4-Yargılama, harç ve giderleri konusunda HMK. 331/2 madde gereğince görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına,
5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra görevli mahkemeye aktarılmasına,
Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 31/08/2023
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında e-imza ile imzalanmıştır.