T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/858 Esas
KARAR NO : 2024/577
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)
DAVA TARİHİ : 26/07/2023
KARAR TARİHİ : 28/05/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 30/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davalı tarafından Küçükçekmece İcra Müdürlüğü’nün .... E. sayılı dosyası kapsamında tebliğ edilen ödeme emrine karşı süresi içerisinde yapılan itiraz üzerine İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verilmiş olup yasal süreler içerisinde işbu davanın açılması zaruri hale geldiğini, davalıya ait ekte belgeleri sunulan ürünlerin teslim edildiğini, faturasının da kendisine gönderildiğini, aynı zamanda işçiliğe ilişkin ödemeler de yapıldığını, fatura içeriğine davalı tarafından süresinde itiraz edilmediğini fakat ödeme işleminin de süresi içerisinde davalı tarafından yapılmadığını, taraflar arasındaki anlaşmaya göre davalı firmanın sorumluluğunun belirlenen süre içerisinde yalnızca işçilik sarf ederek hazır edilmesi gereken ayakkabıları ürettiğini, mallara ilişkin malzemelerin faturalandırıldığını, yine müvekkili tarafından karşılanan işçilik ödemelerinin de banka üzerinden havale yoluyla gerçekleştirildiğini, borçlunun Küçükçekmece İcra Müdürlüğü’nün .... E. sayılı icra takibine yaptığı itirazının iptaline, takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; şirketin yetkisiz temsili, taraflar arasındaki ticari ilişki, husumet ve davanın ihbarı her ne kadar dava dilekçesinde taraflar arasında fason üretime dayalı bir ticari ilişki bulunduğu iddia edilmekte ise de bu ilişkinin ayrıntılarının net bir şekilde ortaya konulamadığını, bu durumun ise davacı ile müvekkili şirket arasında esasen bahsedildiği gibi bir ticari ilişki olmadığının da tevil yoluyla ikrarı anlamına geldiğini, bahsedildiği gibi bir ticari ilişki bulunmayıp davacının ticari ilişkisinin müvekkili şirketin eski ortağı olan .... 'ün şahsi işletmesi ile her ne kadar ticaret şirketlerinin kuruluşu ile gerçek kişilerden bağımsız bir tüzel kişilik meydana gelmekte ise de, şirket ortaklarının gerçek kişi olarak ticari faaliyetlerinin de devam ettiğini, nitekim somut olayda da şirketin eski ortaklarından ...... ile davacı arasında borç ilişkisinin doğduğu iddia edilen süreçte, müstakil ticari ilişkinin devam ettiğini, hatta tarafların birbirlerine fatura keşide ettiğini, bu hususun İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı'na bağlı İkitelli Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 05/10/2023 tarihli davacı şirkete ait BA-BS formlarına dair müzekkere cevabında ortaya konulmadığını, o halde bahse konu fason ayakkabı üretimi işi müvekkili şirketle değil, eski ortak ...... ile alakalı bir ticari faaliyet olduğunu, dolayısıyla ürünlerin teslim edilmemesine ilişkin borç ve husumetin ......'e yöneltilmesi gerektiğinden, davanın ......'e ihbarı ve neticeten huzurda ikame olunan haksız davanın reddi gerektiği, böyle bir ilişkinin varlığını kabul etmemekle birlikte, eğer davacı yan ile müvekkil şirket arasında bir ticari ilişkinin mevcut olduğu iddia edilmekte ise bu ilişkiyi kuran ve devamlılığını sağlayan şirket ortağı ...... olduğunu, ......'ün diğer ortağın imzası yahut onayı olmaksızın şirketi borçlandırmaya kabil olmadığı mezkur gazete ile ortaya konulduğunu, Ticaret Kanunu ve tüm mevzuat dikkate alındığında davacı yanın basiretli bir tacir olarak ticari ilişki kurdukları kişilerin işletmeyi temsile yetkili olup olmadığını araştırması gerektiğini, zira ticaret hukuku öğretisi tacirlere, tüketicilerden daha tecrübeli, bilgili ve dikkatli olma görevi yüklediğini, hatta bunun neticesinde yetkisiz temsilcinin yapmış olduğu borçlandırıcı işlemden şirketin sorumlu tutulamayacağı da hükme bağlandığını, öyle ki, TTK m.233'de "ancak, şirket sözleşmesinin tescil ve ilanı gerekli hükümlerine göre şirketin bağlanabilmesi için birlikte imza şart kılınmışsa, bu şart, üçüncü kişilere karşı da geçerlidir." hükmü ile üçüncü kişinin iyiniyetinin korunmayacağı da hükme bağlandığını, yetkisiz temsilcinin yapmış olduğu işlemin sorumluluğunun da kendi üzerinde olacağına dair hiçbir şüphe olmadığı, Yargıtay 12. H.D. 2016/19373 E., 2017/11054 K. Sayılı kararında "Somut olayda, alacaklı tarafından hakkında takip yapılan borçlunun Ticaret Sicil Müdürlüğünden gelen yazı cevabına göre şirketin temsilcisi olmadığı anlaşıldığı, bu durumda temsil yetkisi olmadığı halde keşideci şirket adına senet imzalayan muteriz borçlu, bonoyu düzenleyen şirket adına attığı imzadan dolayı kişisel olarak sorumlu olacağı yetkisiz temsilci sıfatıyla hareket eden borçlu, bonodan dolayı düzenleyen sıfatıyla sorumludur" denilmek suretiyle ticaret sicilinde temsil yetkisi bulunmadığı anlaşılan kişinin bu borçtan şahsen sorumlu olduğu, yani müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağı açık olduğu, bu bakımından davanın müvekkili bakımından reddedilerek husumetin yetkisiz temsilde bulunan ......'e yöneltilmesi, arz ve izah olunan ve mahkemece re'sen nazara alınacak sebeplerle müvekkili şirketin bahse konu ticaretin tarafı olmadığı, böyle bir ticaret varsa dahi yetkisiz temsil nedeniyle müvekkili şirketin herhangi bir borç altında bulunmadığı, havale ile ödenen bedellerin davacı yanın borcuna istinaden yapılan ödemelerinden ibaret olduğu, yargılamanın salahiyeti açısından davanın ......'e ihbarının gerektiği nazara alınarak müvekkili şirket aleyhine ikame edilen usule ve yasaya aykırı işbu davanın reddedilerek yargılama harç ve giderleri ile yasal vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, İİK'nun 67. Maddesine göre alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın icra takibine konu faturalar karşılığında davacı şirketin cari hesap alacağının bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu tespit edilmiştir.
Küçükçekmece İcra Müdürlüğünün .... esas sayılı dosyasının incelenmesinde, davacı tarafından davalı aleyhine 363.726,00 TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız takip başlatıldığı, süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi sonucu takibin durduğu itiraz ve davanın süresinde olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılamada ticari defter ve belgeler üzerinde inceleme yapmak üzere bilirkişiden rapor alınmıştır.
Alınan bilirkişi raporuyla davacı ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan inceleme sonucunda taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının cari hesap alacağının bulunduğu, alacak miktarının taleple bağlı kalınarak 363.726,00 TL asıl alacak olduğu belirtilmiştir. Davacı tarafın defterlerinin incelenmesinin süresinde olduğu, davalı tarafça defter ibraz edilmediği
Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Mevcut olayımızda davalının kendisine verilen kesin süre içerisinde ticari defterlerini sunmadığı, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu anlaşılmakla davacı defterleri hükme esas alınmıştır.
Tarfların BA/BS formlarında da faturaların kaydedildiği, buna göre içeriği kabul edildiği gibi resmi kuruma bildirilen beyannamenin delil niteliğini de haiz olduğu sabittir. BA/BS formları resmi makama bildirilen belge olup delil niteliğini haizdir. Kaldı ki davacı ticari defter ve belgeleriyle de alacak ispatlanmıştır. Takibe veya davaya konu faturaların davalı ticari defterlerinde kayıtlı olması halinde veya davalının bağlı olduğu Vergi Dairesi BA formları ile bildirilmiş olması halinde fatura içeriği malların davalıya teslim edildiğinin kabulü gerekir. (Y.19. HD. 2015/12329 Esas-2016/6138 Karar ve 2014/11846 Esas ve 15110 Karar sayılı ilamları da bu yöndedir.)
Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; asıl alacağın 363.726,00TL olduğu, gerek icra aşamasında gerekse yargılama aşamasında söz konusu borcun ödenmediği anlaşılmakla davacı tarafından davalı aleyhine açılan itirazın iptali davasının kabulü ile likit olan alacağa yapılan itirazdan dolayı davacı lehine %20 icra inkar tazminatına hükmedilmiştir ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile; davalının Küçükçekmece İcra Müdürlüğü'nün .... esas sayılı dosyasına yapılan itirazının 363.726,00TL asıl alacak üzerinden İPTALİNE, asıl alacağa takip tarihinden itibaren takip talebindeki koşullara göre faiz uygulanarak ve takip talebindeki diğer koşullar ile devamına,
2-Hükmedilen alacağın %20'si olan 72.745,20TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 24.846,12TL ilam harcından peşin alınan 4.392,91TL harcın mahsubu ile bakiye 20.53,21TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
4-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 3.120,00TL arabulucu ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
5-Davacı tarafından sarf edilen 4.000,00TL bilirkişi ücreti, 127,00TL posta masrafı, 269,85TL başvuru harcı, 4.392,91TL peşin harç olmak üzere toplam 8.789,76TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 56.558,90TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
7-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/05/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır