T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/910
KARAR NO : 2024/631
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 25/09/2023
KARAR TARİHİ : 06/06/2024
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 10/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkil ve davalılar arasında iki adet eser sözleşmesi yapıldığını, Beşiktaş .... Noterliği'nin 08.06.2017 tarihli ... yevmiye numaralı kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile Müvekkilin, İstanbul ... Mah. .... ada .... parseldeki arsaya iki bloktan oluşan, A blokta 15 ve B blokta 10 daire toplam 25 bağımsız bölüm olan bir eser inşa edeceğini, bu eser nedeniyle müvekkiline 13 bağımsız bölüm verileceğini, Beşiktaş ... Noterliği'nin 01.11.2017 tarihli ... yevmiye numaralı kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile Müvekkilinin, İstanbul ... Merkez Mah. .... ada .... parseldeki arsaya 3 daire yapılacak olup ve ikisinin müvekkiline ait olacağını, işin yürütülmesi için gerekli olan vekaletler müvekkil şirket yetkilisi ... adına düzenlendiğini, işe başlamak için yönetmeliğin değiştiğinden yeniden projede çizildikten ve yeniden zemin etüdü yapıldıktan sonra ve davalıların vekili ... tarafından işe başlanması için talep gelince ve telefon görüşmeleri sonrasında işe başlanıldığını, işe başlanması kararı sonrasında müvekkilinin gerekli başvuruları 02.07.2021'de yaptığını ve işin mevcut durumunu ... 27.08.2021 tarihinde e-posta attığını, ... de müvekkiline 31.08.2021 tarihinde bir ihtar çekerek işe 10 gün içinde başlamasını istediğini, Bu ihtar müvekkilimin eline hiç geçmese de ihtar çekildikten 7 gün sonra müvekkilinin Beşiktaş ... Noterliği'nin 07.09.2021 tarihli ... yevmiye numaralı azilnamesiyle azledildiğini ve davalılar vekilince ... 1 gün sonra 08.09.2021 tarihinde verilen dilekçeyle hiçbir işe muvafakatlarının olmadığını, sözleşmenin feshedildiğini, müvekkil şirket yetkilisi .... 'ın vekaletten azledildiğini ve diğer itirazlarını sunmuşlardır Davalılar ihtarımıza cevap vermediler. Biz de bunun üzerine arabulucuya başvurduğunu, arabulucuda da anlaşamaya varılamadığını, Davalılarla yapılan görüşmelerin sonuçsuz kaldığını, görünürde sadece ... işlem yapmış gibi görünse de görüşmelerde .... desteklendiğini ve vekil olarak gösterildiğini, Davalıların vekilinin müvekkile çektiği ihtarla 10 gün süre vererek sözleşmenin devamı yönünde iradesini koyup daha verdiği süre dolmadan azilname ve Belediyeye verilen dilekçe ile sözleşmeyi durdurduğunu, çekilen ihtara rağmen sözleşmenin ifası için lüzumlu olan vekaleti vermeyerek sözleşmenin feshine neden olan davalıların müvekkilinin müspet zararını karşılamaları gerekmekte olduğunu, Müvekkilin sözleşmeyi ifa etmek için yapmak zorunda kaldığı maliyetin kendisine kalacak olan bağımsız bölümlerin değerinden düşüldüğünde kalan bakiye müvekkilinin alacağı olduğunu, sözleşme tamamlansaydı müvekkilinin 13+2 toplam 15 dairesi olacağını,Bir bilirkişi heyeti tarafından sözleşmeler ve projeler irdelenip, müvekkile düşen kısımların değerinin hesaplanması ve inşaat maliyetinin hesaplanıp düşülmesi sonrası kalan bakiyenin tarafına ödenmesi gerektiğini, bu tespit sırasında Harita Mühendisi, SPK lisanslı gayrimenkul değerleme uzmanı, İnşaat Mühendisi çalışması gerekmektiğini, bu iş sonrasında ancak netice rakam hesaplanabileceğini, alacağın belirsiz alacak davasına konu edilebileceğini, sözleşmelerin feshine neden olan davalılardan HMK 107'inci maddesine göre tahkikatta tespit edilecek elde edeceği, karın tamamının tahsilini talep ederek şimdilik 10.000,00 TL Belirsiz alacağının davalılardan müşterek ve müteselsilen işin durmasına sebep olan 08.09.2021 tarihinden itibaren ticari temerrüt faiziyle tahsilini ve tarafına ödenmesini ve yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmilini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili tarafından sunulan 16/10/2023 cevap dilekçesinde özetle;Müvekkil ile taraflar arasında iki adet sözleşme imzalandığını, sözleşme konusu arsanın vekil eden müvekkilin ticari işletmesi ile ilgili olmadığından görevsizlik kararı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar .... ve ... vekili tarafından sunulan 24/10/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle;Müvekkil ile davacı şirket ve diğer malikler arasında inşaat sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereğince her bağımsız bölüm için müvekkillere 2.000,00TL ödeneceğini, inşaat sonunda 2 blok 25 daire yapıalcağını, 13 dairenin davacı şirkete, 12 dairenin de müvekkiller ile diğer arsa sahiplerine kalacağı üzerine anlaşıldığı, ana sözleşmede buna ilişkin bir çok hüküm düzenlenmiş olmasına rağmen yapı ruhsatı dahi alınamadığını ve bu nedenle inşaatın hiç başlamadığını, ana sözleşmede yer alan şartlar ile ifaası kapsamında imkansız hale geldiğini, davacı şirketin müvekkilleri zarara uğrattığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalılar ..., ... ve ... vekili tarafından sunulan 25/10/2023 tarihli cevap dilekçesinde özetle:Davacı ile davalı müvekkiller ve diğer malikler arasında 2 ayrı sözleşme imzalandığını, Her iki sözleşme gereğince davacı müteahhit firmanın yapı ruhsatını en kısa sürede alacağı ve inşaatı yapı ruhsatından itibaren 24 ay içinde tamamlayacağı hükme bağlandığını, davacı müteahhit firma ile imzalanmış sözleşmeler, makul sayılabilecek 4 yıllık sürede yapı ruhsatı alamaması sebebiyle feshedildiğini, davacının bu 4 yılda hiçbir zararının söz konusu olmadığını, bu 4 yıl boyunca davalı müvekkillerini oyaladığını, inşaata dahi başlamayan davacının müvekkillerini zarara uğrattığını, bu konuda zararlarını tazmin etmek üzere mahkeme nezdinde açılan davanın reddini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... tarafından sunulan 29/05/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; Müvekkillerin davalı olarak bulunduğu bu davaya görev yönünden itiraz etmekte olduklarını, davanın niteliği, davanın konusu ve davalıların tacir vasfını taşımaması gibi nedenlerle iş bu davada Asliye Ticaret Mahkemesi'nin görevli olmadığını, Bu nedenle davanın görev yönünden reddini talep etmiştir.
İlgili Vergi Müdürlüklerine yazılan müzekkere cevabi yazılarında davalıların tacir olmadıkları anlaşılmıştır. İlgili belge ve kayıtlar mahkememize gönderilmiştir.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin ... esas, ... karar sayılı ilamında; "Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir.
TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.
Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir. Somut olayda, her ne kadar davacı tarafça cari hesap ve fatura alacağına dayalı olarak ilamsız takip başlatılmış olup, Başkent Vergi Dairesi Müdürlüğünün 27/11/2020 tarihli cevabi yazısından, davalının işletme hesabına göre defter tuttuğu bildirilmiş olup, mahkemelerce usulüne uygun şekilde oda ve sicil kaydı ilişkin yeterli araştırmanının yapılmadığı, vergi müdürlüğünce müzekkere ekinde gönderilen vergi beyannamelerine göre davalıların birinci sınıf tüccar olmasını gerektirecek tutarda alım ve satımının bulunmadığı tespit edilmiş olup, bu haliyle davalıların tacir olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı ve esnaf olarak kabulü gerektiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın da mutlak ticari dava niteliğinde bulunmadığı anlaşılmakla, takibinin cari hesap ekstresine dayalı ilamsız takip olmasına göre uyuşmazlığın, asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir." denmektedir.
Mevcut olayımızda; Vergi Dairesi yanıtlarına göre davalıların vergi beyannamelerine göre tacir vasfında olmadığı, esnaf sınırını da aşmadığının anlaşıldığı, davacının davasına konu alacağının tarafların ticari işletmesi ile ilgili olmadığı ve uyuşmazlığın da TTK'nın 4/2. maddesinin “a-f” bentlerindeki hususlara ilişkin olmadığı anlaşılmış olup, 6102 sayılı TTK’nın 6335 sayılı Kanunla değişik 5/3. maddesinde ise asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu düzenlemesine istinaden görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevsizlik nedeniyle davanın usulden REDDİNE,
2- Görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine, HMK. 20 madde gereği süresi içerisinde kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ve taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dava dosyasının görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde mahkemece davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına,
3-Yargılama, harç ve giderleri konusunda HMK. 331/2 madde gereğince görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına,
4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra görevli mahkemeye aktarılmasına,
Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 06/06/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır