T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/1031 Esas
KARAR NO : 2025/234
DAVA : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 23/12/2024
KARAR TARİHİ : 28/02/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 28/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;taraflar arasında sözlü olarak akdedilen eser sözleşmesi kapsamında müvekkili tarafından yapılıp teslim edilen ancak bedeli davalı tarafça ödenmeyen ve mahkemece yapılacak keşif neticesinde tespit edilecek yapım ve tadilat işlemlerinin bedelleri ile, yaptırılan ilave işlerin bedelleri saklı kalmak kaydı ile şimdilik 1000.00-TL'nin işin yapıldığı tarihten itibaren işleyecek en yükksek mevduat faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... Teknikyapı .... Sitesi C2 Blok Daire 11 Kat:1 Küçükçekmece/İST) işyerinin sorumlusu olarak ticari alanda faaliyet göstermekte ve mesleki amaçla dekorasyon işi ile iştigal olduğunu, bu bakımdan yazılı eser sözleşmesinin tarafı davalı ... tüketici konumunda olup iş bu davada görevli mahkeme Tüketici Mahkemesi olduğunu, dosyanın görevsizlik kararı verilerek Tüketici Mahkemesine gönderilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, İİK'nun 67. Maddesine göre alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunun veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
Diğer taraftan 6102 sayılı TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin, diğeri içinde ticari iş sayılması davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK'nın 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır.Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce re'sen incelenir.
Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur.
Davalının tacir sıfatının araştırılması için ilgili vergi dairesi müdürlüklerine yazılan müzekkerelere verilen cevapta; şahsi mükellefiyetinin olmadığı, şirket temsilciliği olduğu görülmüştür.
Bir kişinin şirket ortağı ve/veya yetkilisi olması tek başına tacir olmasını gerektirmeyeceği,(Yargıtay 19.Hukuk Dairesi’nin 30/09/2015 tarih 2015/944 E., 2015/11623 K. sayılı ve 27/03/2013 tarih 2013/1369 E., 2013/5358 K. sayılı emsal kararları) belirtilmiş olup davalının tacir sıfatının bulunduğundan söz edilemeyeceği anlaşılmıştır.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (TKHK) 2. maddesinde, kanunun kapsamı “Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar.” şeklinde açıklanmıştır. Kanunun “Tanımlar” başlıklı 3/1-(k) maddesinde de, tüketici, ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi; Tüketici işlemi ise mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık ve benzeri sözleşmelerde dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
Somut olayda, davacı taraf, davalıya villanın bir kısım tadilat işlerinin yapılması hususunda davalı ile anlaştıklarını ancak sözleşme gereğinin yerine getirilmediğini iddia etmekte, davalı taraf ise davacının alt yüklenici olduğunu belirterek sözleşmesel ilişkiyi reddetmektedir.
Bu durumda, davacı tarafın sağlayıcı/satıcı konumunda ve ticari ve mesleki amaçla hareket ettiği, davalının ise tüketici konumunda olduğu ve aralarında yapıldığı iddia edilen sözleşmesel ilişki de bir tüketici işlemi olduğuna göre, inkar edilen sözleşmesel ilişkinin bulunup bulunmadığı ve akid kurulmuş ise esasa ilişkin diğer hususlarda değerlendirme yapmak yetkisinin Tüketici Mahkemesine ait olduğu anlaşılmaktadır. Bu husus İBAM ... HD. .... Esas ve ... Karar sayılı ilamında da belirtilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlıkta her ne kadar davacı taraf tacir sıfatını haiz ise de yapılan araştırmada davalı tarafın tacir sıfatının bulunmadığının anlaşıldığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın mutlak ticari dava olmadığı, bu durumda Ticaret Mahkemelerinin görevli olmadığı, taraflar arasındaki ilişkinin tüketici işlemi olduğu ve değerlendirme yapmak yetkisinin Tüketici Mahkemesine ait olduğu anlaşılmakla Bakırköy Tüketici Mahkemesi'nin görevli olduğuna dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine,
2-HMK 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli BAKIRKÖY NÖBETÇİ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE gönderilmesine,
3-HMK. 20 madde gereği süresi içerisinde kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ve taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesine, aksi halde mahkemece davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına,
4-Yargılama, harç ve giderleri konusunda HMK. 331/2 madde gereğince görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına,
5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra görevli mahkemeye aktarılmasına,
Dair tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 28/02/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır