T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/121 Esas
KARAR NO : 2024/626
DAVA : Tanıma Ve Tenfiz
DAVA TARİHİ : 25/10/2017
KARAR TARİHİ : 05/06/2024
KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 06/06/2024
Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan açık yargılama sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili mahkememize sunmuş olduğu 25/10/2017 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında Danimarka ülkesinde görülen dava sonucunda Danimarka Yüksek Mahkemesi Batı Dairesi ..... Dairesinin 21/02/2017 tarihli ...... sayılı kararı ile müvekkili lehine hüküm tesis edilmiştir. Verilen karar kesinleşmiş olduğundan söz konusu kararın tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı taraf mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde ve yargılama aşamasındaki beyanlarında özetle; öncelikle davacı tarafın tenfizini talep etmiş olduğu yabancı mahkeme kararının kesinleşmediğini, ayrıca Türkiye ile Danimarka arasında mütekabiliyet koşulu da bulunmadığını, bu nedenlerle tenfiz koşulu gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı tarafa verilen süre kapsamında tenfize konu Danimarka yerel mahkeme tarafından verilen kararın tasdikli APOSTILLE içeren örneği ile kararın yeminli noter tercümanı tarafından tercüme edilmiş Türkçe metni dosyaya sunulmuş, sunulan karar örneğine göre tenfize konu mahkeme kararının 24/08/2017 tarihinde kesinleşmiş olduğu anlaşılmıştır.
Mahkememizce yapılan yargılama sonunda; davacı tarafından davalı aleyhine açılan davada tenfize konu edilen Danimarka Yüksek Mahkemesi Batı Dairesi ...... Dairesinin 21/02/2017 tarihli ...... sayılı ilamının 24/08/2017 tarihinde kesinleştiği, 1954 tarihli Lahey Sözleşmesine taraf olan ülkeler arasında Danimarka'nın da bulunduğu, ayrıca mütekabiliyet anlaşması bulunan ülkeler listesinde Danimarka Devletinin de mevcut olduğu, bu bağlamda Türkiye ile Danimarka arasında mütekabiliyet koşulunun mevcut olduğu ve 5718 Sayılı Milletler Arası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 54.maddesinde ön görülen koşulların tamamının mevcut olduğu dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmiş; iş bu karara karşı davalı tarafın istinaf yoluna başvurması sonucunda İBAM ..... HD ..... EK sayılı ilamıyla tenfize konu ilamın alacak istemine yönelik olduğunu, bu nedenlerle 4492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince davacı tarafın alacak miktarı üzerinden nispi harç yatırılmak suretiyle yargılamaya devam olunması gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararını kaldırmıştır.
İBAM'ın kaldırma kararından sonra dava değeri olarak belirlenen 435.524-TL üzerinden eksik harç ikmal edilerek yargılamaya devam olunmuştur.
Davalı vekili yargılama aşamasındaki beyanlarında Türkiye ile Danimarka arasında hukuki veya fiili mütekabiliyet bulunmadığından dolayı talebin bu kapsamda reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüş, mahkememizce Türkiye ile Danimarka arasında mütekabiliyet bulunup bulunmadığı hususunda Adalet Bakanlığına yazılan müzekkereye verilen 21/04/2019 tarihli yazı cevabı ekinde yer alan Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk İşleri Genel Müdürlüğünün 19/03/2019 tarihli yazılarında "uygulamada Türk mahkemelerince verilmiş boşanma veya velayete ilişkin hüküm içeren kararların doğrudan Danimarka mahkemelerince tenfiz edilebildiği, bunun yanında diğer özel hukuk davalarında Türkiye'de görülerek karara bağlanmış olan davanın dosyasının bütünüyle Danimarkalı hakim tarafından yeniden inceleneceği ve kararda Danimarka mevzuatına aykırı bir husus tespit edilememesi halinde tenfizinin mümkün olabileceği" belirtilmiştir.
Her ne kadar davalı vekili tarafından Dışişleri Bakanlığının cevabi yazısına göre Türkiye ile Danimarka arasında fiili uygulama olarak mütekabiliyet bulunmadığı iddia edilmiş ise de; yazı cevabına göre Danimarkalı hakimin Türkiye'de verilen kararın Danimarka mevzuatı açısından incelenmesinin söz konusu kararın tenfiz edilmeyeceği anlamına gelmediği, nitekim uluslararası ilişkiler açısından aslolan yabancı mahkemece verilen kararın tenfizinin sağlanması olduğu, nitekim ülkemiz açısından da yabancı mahkeme kararının tenfizinin istenmesi halinde kararın açıkça kamu düzenine aykırı olup olmadığı, ilgilinin savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı hususunda inceleme yapıldığı, bu bağlamda Dışişleri Bakanlığının cevabi yazısının da bu minvalde değerlendirilmesi gerektiği ve Türkiye ile Danimarka arasında yazılı anlaşma olmamakla birlikte fiili mütekabiliyetin bulunduğu ve bu hususun da dava konusu kararın tenfizi için yeterli olduğu mahkememizce değerlendirilmiştir.
Yapılan yargılama sonunda; davacı tarafından davalı aleyhine açılan davada, tenfize konu edilen Danimarka Yüksek Mahkemesi Batı Dairesi ...... Dairesinin 21/02/2017 tarihli ..... sayılı ilamının 24/08/2017 tarihinde kesinleştiği, Türkiye ile Danimarka arasında fiili mütekabiliyet koşulunun mevcut olduğu ve 5718 Sayılı Milletler Arası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 54.maddesinde ön görülen koşulların tamamının mevcut olduğu dikkate alınarak açılan davanın kabulüne karar verilmiş, iş bu karara yönelik istinaf talebinin reddedildiği, redde ilişkin kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay ..... HD ...... esas ..... karar sayılı ilamı ile;
"Somut vakada, taraflar arasında ticari ilişki kapsamında doğmuş özel hukuk uyuşmazlığıyla ilgili Danimarka mahkemesince verilen kararın tenfizi istenmiştir. Uyuşmazlık konusu, iki ülke arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilâmların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmün veya fiilî uygulamanın olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamında bulunan Adalet Bakanlığı'ndan gelen müzekkere cevabına göre, uygulamada, özel hukuk davalarında Türkiye'de görülerek karara bağlanmış olan dava dosyasının bütünüyle Danimarkalı hakim tarafından yeniden incelenecek ve kararda Danimarka mevzuatına aykırı bir husus tespit edilmemesi halinde tenfizi mümkün olabilecektir. Bu haliyle, dava dosyasının en baştan iddia, savunma ve tüm kapsamıyla Danimarka mevzuatına göre değerlendirme yapılarak tenfize hükmedilebilecek olması esastan inceleme yasağına aykırı olup yeniden yargılama olarak görülmekle, 5718 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine aykırılığın söz konusu olduğu, iki ülke arasında fiili uygulama bulunmadığı dolayısıyla tenfizde mütekabiliyet şartının sağlanmadığı anlaşıldığından mahkemece bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesi gerektiği" gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamı ve uyulan Yargıtay bozma ilamına göre; Danimarka mevzuatına göre değerlendirme yapılarak tenfize hükmedilebilecek olması esastan inceleme yasağına aykırı olup yeniden yargılama olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu bağlamda 5718 Sayılı Kanunun 54/1-a bendine aykırılığın söz konusu olması nedeniyle iki ülke arasında fiili uygulama bulunmadığı, dolayısıyla tenfizde mütekabiliyet şartının sağlanmaması nedeniyle davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın reddine karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın sübuta ermediğinden REDDİNE,
2- Peşin alınan 31,40-TL + 7.437,50-TL tamamlama harcından, 427,60- TL ilam harcının mahsubu ile bakiye 7.041,30-TL harcın karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı vekili için AAÜT'ne göre belirlenen 66.973-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Karar kesinleştiğinde ve istek halinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine,
Dair tarafların yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.05/06/2024
Başkan .....
¸e-imzalıdır
Üye .....
¸e-imzalıdır
Üye .....
¸e-imzalıdır
Katip .....
¸e-imzalıdır
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında e-imza ile imzalanmıştır.