T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/235 Esas
KARAR NO : 2024/667
DAVA : İtirazın İptali (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/02/2023
KARAR TARİHİ : 11/06/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 14/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 02.12.2017 tanzim ve 30.08.2018 vadeli senetten dolayı davalı ... 'den alacaklı olduğunu, davalı aleyhinde Bakırköy ... İcra Müdürlüğü 'nün ..... Esas sayılı dosyasında takip başlattıklarını, davalının Bakırköy .... İcra Hukuk Mahkemesi 'nin ... Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde senedin ciranta yönünden protesto edilmemesi nedeniyle takibin iptaline karar verildiğini, bu kez davalı aleyhinde Bakırköy .... İcra Müdürlüğü 'nün .... Esas sayılı dosyasında takip başlattıklarını, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına, % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; takip dayanağı senedin protesto edilmediği, kanunen müracaat borçlusuna başvuru hakkının düştüğü kabul edildiği, senedin TTK 749. Md. uyarınca zamanaşımına uğradığı ve müvekkile karşı daha evvelki kambiyo takibinin iptal edildiği izah edilen sebeplerle müvekkile karşı takip dayanağı senet ile sebepsiz zenginleşme isteminin ileri sürülmesi hukuken mümkün olmadığı, bu husustaki talep hakları zamanaşımına uğradığını, zamanaşımına uğramış bono üzerindeki vade tarihi, temel ilişkiye dayanarak açılan icra takibi veya davada temerrüde esas alınamadığını, bu husus Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu, 2019/1 E., 2019/8 K., 25.12.2019 (RG, S. 31185, 14.07.2020) içtihadı ile açık olduğu, sonuç olarak takibe itirazı yerinde olup huzurdaki davaya konu talep ve istemlerin haksız, hukuka aykırı olduğunu, reddi ile birlikte davacının kötü niyetli icra takibinde bulunması sebebiyle asıl alacağın %20'nden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, kambiyo vasfında olmayan senet yönünden başlatılan ilamsız icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
TTK’nin 779/1 maddesi gereğince bonoda düzenleyen, tıpkı poliçede kabul eden muhatap gibi sorumlu olduğundan ona karşı ileri sürülebilecek bonoya dayalı talep hakları da vadeden itibaren üç yıllık zamanaşımı süresine tabidir.
Somut olayda; takibe konu 20.000,00-TL bedelli senedin vade tarihi 30/08/2018 tarihinden itibaren işlemeye başlayacak olan 3 yıllık zamanaşımı süresinin 30/08/2021 tarihinde dolmuş olduğu, takip tarihi itibariyle davacının zamanaşımına uğramış bonoya dayalı olarak başlattıkları ilamsız takip uyarınca yapılan itirazın iptalini talep ettiği anlaşılmaktadır.
6102 sayılı TTK m.4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir:
(i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m.4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır.
(ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m.4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür.
(iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m.4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m.19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez.
Kambiyo senedi vasfını yitiren bononun medeni usul hukuku anlamında yazılı delil başlangıcı olduğunda tartışma bulunmamaktadır. Somut olay bakımından kambiyo senedi vasfını yitirmiş bono ile ilgili Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin tartışılması ve değerlendirilmesi gerekmemektedir. Kaldı ki dava, 6102 sayılı TTK m.778 hükmünün atfıyla bonolar için de uygulanan ve poliçelerde sebepsiz zenginleşmeyi düzenleyen TTK m.732 hükmüne dayalı bir istemi de içermemektedir. Bu haliyle somut uyuşmazlıkta uyuşmazlığın çözümünde kambiyo senetlerine ilişkin kurallar tartışılmayacak ve bono vasfını kaybetmiş belge değerlendirerek bir sonuca varacaktır. Netice olarak eldeki davanın ticari dava niteliğinde olmadığı ve arabuluculuk yoluna başvuru yapılmasının dava şartı niteliğinde olmadığı kabul edilmiştir. (Samsun BAM 5. HD 2024/556 Esas 2024/950 Karar sayılı ilamı)
Somut olayda; tarafların tacir olmadığı, takibin ve davanın dayanağı zamanaşımına uğramış bono yönünden ilamsız takip başlatıldığı anlaşılmıştır. Eldeki davanın kambiyo vasfını yitirmiş senede istinaden alacak isteminden ibaret olup TTK md 732. kapsamında açılmış bir dava olmadığı gibi takip kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla değil ilamsız takip yöntemiyle başlatılmıştır. O halde; uyuşmazlığın her iki tarafı da tacir olmayan taraflar arasındaki ilişki kapsamında ve genel görevli Asliye Hukuk Mahkemeleri nezdinde görülüp esastan karara bağlanması gerekmektedir (aynı yönde İBAM 46. HD. 2024/172 Esas, 2024/579 Karar sayılı ilamı). İlgili ilama göre görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla 6102 sayılı TTK’nın 6335 sayılı Kanunla değişik 5/3. maddesinde ise Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu düzenlemesine istinaden görevli mahkemenin Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddesi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Görevli mahkemenin BAKIRKÖY 14. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğuna,
3-Mahkememiz kararının kanun yoluna götürülmeksizin kesinleşmesi halinde daha önceden Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesince görevsizlik kararı verildiğinden olumsuz görev uyuşmazlığının çözümü için dosyanın ilgili İstanbul Bölge Adliyesi dairesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,
Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.11/06/2024
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır