T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/347 Esas
KARAR NO : 2024/723
DAVA : Tazminat
DAVA TARİHİ : 12/09/2014
KARAR TARİHİ : 04/07/2024
KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 04/07/2024
Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan açık yargılama sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili asıl dava yönünden mahkemeye sunmuş olduğu 20/02/2009 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili ....., davalılarla yapmış olduğu sözleşmeler ile ..... ilçesi ..... köyünde kain ..... ada .... nolu parsel üzerinde bulunan F Blok 57 nolu bağımsız bölüm niteliğinde dükkan ile C 1 Blok 45 nolu konut niteliğindeki bağımsız bölümü satın aldığını, sözleşme gereğince konut niteliğindeki taşınmazın teslim tarihinin 22/10/2007, dükkan niteliğindeki taşınmazın teslim tarihinin ise 01/04/2007 olarak belirlendiğini, her iki taşınmazın da süresinde teslim edilmediğini, bu nedenlerle sözleşme gereğince süresinde teslim edilmeyen taşınmazlar yönünden gecikme ve eksik işler bedeli olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla şimdilik 160.000-TL'nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili birleşen dava yönünden Bakırköy ..... ATM'ye sunmuş olduğu 08/12/2015 tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin asıl davada belirtmiş olduğu davalılardan satın aldığı iki adet taşınmazla ilgili davalı ........ ile inşaatı yapacak olan şirketler arasında hasılat paylaşımı esasına göre sözleşme düzenlendiğini, ........'nin arsa sahibi olarak müvekkiline karşı diğer davalılar gibi sorumlu olduğunu, bu nedenlerle asıl dosyada belirtilen alacağın aynı zamanda davalı ........'den tahsili amacıyla iş bu dosyanın Bakırköy ..... ATM'nin ...... esas sayılı dosyası ile birleştirilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl dava yönünden davalılar vekili dosyaya sunmuş olduğu 02/06/2009 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarının doğru olmadığını, müvekkili şirketlerin sözleşme gereğince kendi edimlerini yerine getirdiğini, bu nedenlerle yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ..... vekili dosyaya sunmuş olduğu cevap dilekçesi ve diğer yazılı beyanlarında; öncelikle davacı tarafın isteminin zaman aşımına uğradığını, ayrıca davacının müvekkili idareyle herhangi bir sözleşme yapmadığını, bu nedenlerle arsa sahibi olarak müvekkilinin sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava konusu taşınmazlara ait tapu kayıtlarının celp ve tetkikinde, her iki taşınmazın da davacı adına satış suretiyle tescil edilmiş olduğu anlaşılmıştır.
Her ne kadar davalı taraf zaman aşımı itirazında bulunmuş ise de; davacı tarafın isteminin satış sözleşmesinden kaynaklandığı, sözleşme kapsamında zaman aşımı süresinin 10 yıl olduğu, bu nedenlerle davalı tarafın zaman aşımı itirazının yerinde olmadığı mahkememizce değerlendirilmiştir.
Her ne kadar birleşen dava yönünden ....., davacı tarafın talebi yönünden kendilerinin sorumlu tutulamayacağını ileri sürmüş ise de; davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın hasılat paylaşımı sözleşmesi kapsamında adi ortaklık mahiyetinde olduğu, adi ortaklıkta arsa sahibi olan .....'nin 3.kişilere karşı inşaatı yapan müteaahhitle birlikte sorumlu olduğu (Yargıtay 3.HD 2020/3236 - 4674 EK sayılı ilamında da belirtildiği üzere) ve bu nedenlerle mahkememizce kabul edilen alacak yönünden davalı ..... de sorumlu tutulmuştur.
Davacı tarafın geç teslim ve eksik işler nedeniyle talep edebileceği alacak miktarının belirlenmesi için dosya muhtelif tarihlerde bilirkişi heyetlerine tevdi edilmiş, bilirkişi heyetlerinin düzenlemiş oldukları raporların bir kısmında dava tarihi, bir kısmında ise rapor tarihi baz alınmak suretiyle hesaplama yapıldığı, ancak her davada talebin davanın açıldığı tarih itibariyle değerlendirilmesi gerektiği, bu bağlamda dosyadaki teknik bilirkişiler tarafından yapılan değerlendirme sonucunda alacağın miktarının belirlenmesi amacıyla bilirkişi ...... tarafından düzenlenen 23/11/2020 tarihli raporda belirtildiği üzere davacı tarafın dava tarihi baz alındığı taktirde konut olan taşınmaz yönünden geç teslimden dolayı talep edebileceği alacak miktarının 10.182,73-TL; iş yerinin geç teslimi ve eksik işler bedeli olarak talep edebileceği alacak miktarının 137.909,68-TL olduğu ve bu bağlamda her iki taşınmaz yönünden davacı tarafın talep edebileceği toplam alacak miktarının 148.092,41-TL olduğu mahkememizce kabul edilmiştir.
Davacı vekili rapor tarihi itibariyle yapılan hesaplamaya göre bilirkişilerce belirlenen alacak miktarı üzerinden dosyaya sunmuş olduğu 09/12/2020 tarihli arttırım dilekçesiyle talebini toplam 665.689,36-TL olarak belirtmiş, iş bu miktar üzerinden eksik harcı ikmal etmiş; ancak mahkememizce rapor tarihi değil asıl dava tarihi baz alınmak suretiyle istemde bulunulabileceği, bu nedenlerle asıl dava tarihi itibariyle davacı tarafın talep edebileceği toplam alacak miktarı 148.092,41-TL olarak kabul edilip karar verilmiştir.
Yapılan yargılama sonunda; davacı tarafın satın almış olduğu iki ayrı taşınmazın geç teslimi ve eksik iş bedeli olarak talep edebileceği alacak miktarının teknik bilirkişiler tarafından düzenlenen rapor kapsamında en son hesap bilirkişisi ..... tarafından düzenlenen 23/11/2020 tarihli rapora göre ve dava tarihi baz alınmak koşuluyla toplam 148.092,41-TL olduğu, birleşen dava yönünden ...... 'nin sorumluluğunun adi ortaklık kapsamında müteselsil sorumluluk olduğu dikkate alınarak ..... yönünden de ilk dava tarihi baz alınmak suretiyle alacaktan sorumlu tutulması gerektiği, hükmedilen alacağa asıl davadaki davalılar yönünden davanın açıldığı tarih, birleşen davanın davalısı olan ..... yönünden ise birleşen dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına karar verilmiş, iş bu kararın istinaf edilmesi üzerine İBAM ..... HD ..... EK sayılı ilamıyla istinaf başvurusunu esastan reddine karar vermiş, iş bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay ..... HD ..... EK sayılı ilamıyla;
"Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için de ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş bir hükmün bulunması gerektiği açıktır.
Öte yandan; HMK’nın 166. maddesi uyarınca davaların birleştirilmesi durumunda birleştirilen her dava birbirlerinden bağımsız ayrı bir dava niteliğini korur, asıl ve birleştirilen dava dosyalarının yalnızca tahkikat safhası müşterek olup, mahkemece usul hükümlerine göre her dava hakkında ayrı ayrı hüküm kurulmalı, yargılama gideri ve vekâlet ücreti her dava için ayrı ayrı belirlenmelidir.
Somut olayda; ilk derece mahkemesince, asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı hüküm fıkrası oluşturulmadığı gibi asıl ve birleşen dava konusu taleplerin farklı olduğu, davacının yalnız birleşen dava yönünden ıslah talebinde bulunduğu, her iki davanın kabul red oranlarının farklı olacağı gözetilmediği gibi karar gerekçesinde de HMK m. 297’ye uygun şekilde talep ve savunma özetlerine, delil değerlendirilmesine ve hukuki sebep-sonuç ilişkilerine dair açıklamalara yer verilmemiş, eksik gerekçelendirme ile hüküm kurulmuştur.
Hal böyle olunca ilk derece mahkemesince; asıl ve birleşen dava bakımından ayrı ayrı hüküm kurulup HMK m. 297’ye uygun, taraf ve Yargıtay denetimine elverişli şekilde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.
Öncelikle davacı tarafından, birleşen dava yönünden ..... aleyhine dosyaya sunulan ve dava dilekçesinde de belirtilen yüklenici firma ile ..... arasında düzenlenen Ankara .....Noterliğinin 05/05/2005 tarih ..... yevmiye numaralı gelir paylaşma esasına göre inşaat ve satış sözleşmesine istinaden dava açtığı, belirtilen sözleşmenin içeriği itibariyle adi ortaklık sözleşmesi olduğu, Yargıtay ..... HD ..... esas ..... karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere adi şirket ortakları arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunduğu, bu bağlamda mahkememiz dosyası ile birleşen Bakırköy ..... ATM ..... EK sayılı dosyasının ayrı ve yeni bir dava olmadığı, söz konusu dosyanın adi ortaklık kapsamında taraf teşkilini sağlamaya yönelik bir dava olduğu, bu nedenlerle davacı tarafın talebinin asıl dava kapsamında ve asıl dava tarihi itibariyle değerlendirilmesi gerektiği mahkememizce kabul edilmiştir.
Mahkememizce bozma ilamına uyulması nedeniyle taraflar yönünden usulî kazanılmış hak oluşacağı düşünülse bile; bir önceki paragrafta belirtildiği üzere davacı tarafından açılan ve mahkememiz dosyası ile birleşen davanın ayrı ve bağımsız bir dava olmadığı, asıl ve birleşen dava yönünden davalılar arasında HMK 59.maddesi gereğince mecburi dava arkadaşlığı bulunduğu, bu hususun kamu düzeniyle ilgili olduğu, kamu düzeniyle ilgili hususlarda usulî kazanılmış haktan söz edilemeyeceği(Prof. Dr. Baki Kuru, Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Sf.556), bu nedenlerle mahkememizce İBAM 19.HD kararında da belirtildiği üzere davacı tarafın talebi ilk dava kapsamında değerlendirilmiştir.
Her ne kadar davalı ..... tarafından hak düşürücü ve zaman aşımı itirazında bulunulmuş ise de; davalı arasında mecburi dava arkadaşlığı kapsamında açılan birleşen davanın taraf teşkili kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu bağlamda talep ve itirazların da ilk dava tarihine göre değerlendirileceği, ilk dava tarihi olan 20/02/2009 tarihi itibariyle zaman aşımı ve hak düşürücü sürenin dolmadığı ve bu nedenlerle ...... 'nin bu yöndeki itirazına itibar edilmemiştir.
Yapılan yargılama sonunda; davacının satın almış olduğu iki adet bağımsız bölümden dolayı davalıların sorumluluğunun Ankara ..... Noterliğinin 05/05/2005 tarih ..... yevmiye numaralı gelir paylaşımlı inşaat yapım ve satış sözleşmesine dayandığı, söz konusu sözleşmenin adi ortaklık sözleşmesi olduğu, adi ortaklık sözleşmesinde davanın adi ortaklığı oluşturan ortakların tamamına karşı açılması gerektiği, bu bağlamda asıl ve birleşen dava yönünden davalıların mecburi dava arkadaşlığının bulunduğu, bu nitelendirme sonucunda birleşen davanın ayrı ve bağımsız bir dava olmadığı, söz konusu davanın taraf teşkilinin sağlanması amacıyla açılan dava olarak kabul edilmesi gerektiği, davacı tarafın talebinin bu açıklamalar kapsamında asıl davaya göre belirlenmesi gerektiği, mahkememizce mahallinde yapılan keşif ve aldırılan bilirkişi raporlarına göre davacı tarafın geç ve eksik teslim nedeniyle talep edebileceği tazminat miktarının toplam 148.092,41-TL olduğu, iş bu alacağın adi ortaklık sorumluluğu kapsamında asıl ve birleşen davanın taraflarından müştereken ve müteselsilen tahsil edilmesi gerektiği, asıl ve birleşen davanın mecburi dava arkadaşlığı kapsamında tek bir dava olarak kabul edilmesi nedeniyle Yargıtay bozma ilamında belirtilenin aksine asıl ve birleşen dava yönünden iki ayrı hüküm kurulamayacağı, nitekim HMK 59.maddesinde mecburi dava arkadaşlığı halinde tek hüküm verilmesi gerektiğinin açıkça düzenlendiği, bu nedenlerle asıl ve birleşen dava yönünden HMK 59.maddesi kapsamında karar verilmiş, iş bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay ..... HD ..... esas ..... karar sayılı ilamıyla;
"Bozma kararına uyulmakla orada belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda, lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda mahkeme için zorunluluk doğar. Belirtilmelidir ki; bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. Usuli kazanılmış hak olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı YİBK.).
Mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamında, İlk Derece Mahkemesince, asıl ve birleşen dava bakımından ayrı ayrı hüküm kurulup HMK 297 nci maddeye uygun, taraf ve Yargıtay denetimine elverişli şekilde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmiş olmasının usul ve kanuna aykırı olduğu şeklinde belirtilmiştir. Mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen, davalılar aleyhine açılan ve HMK 59 uncu madde kapsamında mecburi dava arkadaşlığı niteliğinde bulunan asıl ve birleşen davanın kısmen kabulüne karar verilerek, bozmaya uygun yeni bir hüküm kurulmadığı anlaşılmıştır.
Tüm bu açıklamalar ışığında, Mahkemece bozma ilamına uyulmasına rağmen asıl davada davalı şirketler ile birşelen davada davalı ........ arasında zorunlu dava arkadaşlığı olduğundan bahisle, bozma ilamına aykırı şekilde hüküm tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu" gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.
Yargıtay bozma ilamı kapsamında bu kez mahkememizce asıl ve birleşen dava yönünden ayrı ayrı değerlendirme yapılmış, her bir davadaki talepler ve birleşen dava yönünden ıslah talebi münhasıran iş bu dava yönünden değerlendirilmiştir.
Her ne kadar asıl dava yönünden davalı ........ vekili zaman aşımı itirazında bulunmuş ise de; asıl ve birleşen dava davalıları arasında adi ortaklık kapsamında müteselsil sorumluluk bulunduğu, BK 134/1 (TBK 155/1) maddesi gereğince müteselsil sorumlulardan birine karşı zaman aşımının kesilmesi durumunda diğerlerine karşı da kesilmiş sayılacağı, bu bağlamda davacı taraf 2009 yılında açmış olduğu ilk dava ile zaman aşımını kestiği, dolayısıyla birleşen dava yönünden de 2009 yılı baz alındığında zaman aşımı itirazının yerinde olmadığı mahkememizce kabul edilmiştir.
Yargıtay bozma ilamı kapsamında asıl ve birleşen dava yönünden taleplerin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği kabul edildiğinde asıl dava yönünden bilirkişi ..... tarafından düzenlenen 23/11/2020 tarihli raporda da belirtildiği üzere taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalı tarafın taşınmazı geç teslim etmesi ve eksik iş bedeli olarak talep edebileceği tazminat miktarının toplam 148.092,41-TL olduğu; birleşen dava yönünden davacı tarafın dava konusu dükkanla ilgili geç ve eksik iş bedeli olarak talep edebileceği tazminat miktarının bilirkişi ...... tarafından düzenlenen 24/09/2020 tarihli rapora göre toplam 665.689,36-TL olduğu, bu miktar üzerinden birleşen davanın kabulüne ıslah dilekçesi kapsamında karar verilmesi gerektiği mahkememizce değerlendirilmiştir.
Toplanan deliller, tüm dosya kapsamı ve Yargıtay bozma ilamında belirtildiği üzere; asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı değerlendirilip ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiği, asıl dava yönünden dava konusu taşınmazın geç teslimi ve eksik iş bedeli olarak taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davacı tarafın talep edebileceği tazminat miktarının 148.092,41-TL olduğu; birleşen dava yönünden ise sözleşmeye konu dükkanın geç teslimi ve eksik iş bedeli olarak davacı tarafın talep edebileceği tazminat miktarının ıslah istemi kapsamında 665.689,36-TL olduğu, asıl ve birleşen dava yönünden davalılar arasında adi ortaklık kapsamında müteselsil sorumluluk bulunması nedeniyle 2009 yılında açılan asıl dava yönünden zaman aşımının her iki davadaki istem yönünden kesildiği, dolayısıyla birleşen dava yönünden davalı tarafın zaman aşımı itirazının yasal dayanağı bulunmadığı, davalılar arasında müteselsil sorumluluk hükümlerinin geçerli olması nedeniyle asıl davada hükmedilen alacakla sınırlı olmak koşuluyla birleşen davada hüküm altına alınan alacak yönünden tahsilde tekerrür olmamak koşuluyla hüküm tesis etmek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
1-Asıl dava yönünden davacı tarafından davalılar aleyhine açılan davanın KISMEN KABULÜNE, 148.092,41TL'nin dava tarihi olan 20.02.2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 10.184,47-TL ilam harcından peşin alınan 2.160-TL harcın mahsubu ile bakiye 8.024,47-TL harcın davalılardan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
3-Davalıya yükletildiği halde davacı tarafından davanın açıldığı tarihte peşin olarak yatırılan 2.160-TL harcın davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 1.645,10-TL (Yargılama gideri ayrıntısı "Tevzide dava açma gideri: 18,10-TL, tebligat-posta gideri ve bilirkişi ücreti:1.627-TL") yargılama giderinden, kabul-ret oranına göre 1.529-TL nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı vekili için AAÜT'ne göre belirlenen 23.760-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
6-Karar kesinleştiğinde ve istek halinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine,
BİRLEŞEN DAVA YÖNÜNDEN;
7-Birleşen dava yönünden davacının davasını arttırım kapsamında KABULÜ İLE, asıl davada hükmedilen alacak miktarı yönünden tahsilde tekerrür olmamak koşuluyla 665.689,36TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, işbu alacağın 75.000,00TL'sini dava tarihi olan 08.12.2015 tarihinden itibaren, bakiye 590.689,36TL'sini ıslah tarihi olan 09.12.2020 tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,
8-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 45.473,21-TL ilam harcından peşin alınan 11.367,82-TL harcın mahsubu ile bakiye 34.105,39-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
9-Davacı tarafından yapılan 20.834,27-TL (Yargılama gideri ayrıntısı "Tevzide dava açma gideri:11.399,62-TL, tebligat-posta gideri, bilirkişi ücreti: 9.434,65-TL") yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
10-Davacı vekili için AAÜT'ne göre belirlenen 99.196-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
11-Karar kesinleştiğinde ve istek halinde kullanılmayan gider avansının ilgilisine iadesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/07/2024 04/07/2024
Başkan ......
¸e-imzalıdır
Üye ........
¸e-imzalıdır
Üye .......
¸e-imzalıdır
Katip ......
¸e-imzalıdır
*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında e-imza ile imzalanmıştır.