T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/470 Esas
KARAR NO : 2025/218
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 21/05/2024
KARAR TARİHİ : 25/02/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 04/03/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin birçok şehirde çeşitli alanlarda numune alma, analiz ve raporlama, danışmanlık işlemleri yaptığı, talepte bulunan kişilere yönelik olarak, söz konusu danışmanlık hizmetlerinin bazılarının gıda laboratuvarlarında uygulanan genel kalite, mikotoksin, pestisit ve mikrobiyoloji gibi testleri gerçekleştirmek gıda (pişirilmiş tüketime hazır yemekler) su (üretim alanı kullanım suyu) hijyen (personel ekipman yüzey hava) mikrobiyolojik analizleri yapılması, ürünlerin kimyasal ve mikrobiyolojik kalite ve gıda güvenliği kontrollerini yapmak. kimyasal ve fiziksel laboratuvarlarda ürünlerin dayanıklılık, boyut, pH, kompozisyon gibi test ve kontrollerini gerçekleştirmek, laboratuvara gelen numunelerden istenilen analizlerin sorunsuz bir şekilde gerçekleşmesini sağlamak, analiz sonuçlarında veya analiz esnasında oluşan olumsuz durumlardan tarafları haberdar etmek, olduğu, bu tür analiz hizmetleri Tarım Bakanlığı tarafından da verildiği, davacı şirket gibi ön ödemeli sistem ile çalışıldığı, Tarım ve Orman Bakanlığının laboratuvarlarında veya akredite edilmiş laboratuvarlarında analize alınacak numune ürün laboratuvara teslim edildikten sonra analiz ücretleri peşin olarak ödendiği, davacı şirket analize alınacak numuneler alındıktan 15 gün sonra sözleşmenin ifasını sözleşme şartı gereği talep ettiği, davanın tarafları arasında gerçekleşen Laboratuvar Analizleri Teklifi sözleşmesine istinaden taraflarca karşılıklı görüşülerek belirlenen fiyat karşılığında davalı şirketin ürünlerinin analizlerinin yapılması kararlaştırıldığı, davacı şirket davalı şirketin talebi üzerine 29.12.2023 tarihinde numune alımı gerçekleştirdiği, taraflar arasında yapılan Analiz Fiyat sözleşmesinde yer alan 2. Maddede ''Numune alım hizmeti verildikten sonra ödeme 15 gün içerisinde banka havalesi ile tahsil edilmektedir'' maddesi mevcut olduğu, sözleşmenin toplam miktan 12.000,00 TL'olduğu, davacının 29.12.2023 tarihinde kendi üzerine düşen edimlerini yerine getirdiği ve numune alımını yaptığı, davalı taraf bu zamana kadar müvekkile hiçbir ödeme yapmadığı, ilgili borcun tahsili için Büyükçekmece ..... İcra Dairesi ...... E. Sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığı ve davalı taraf bu takibe vekil aracılığı ile itiraz ettiği, taraflar arasındaki sözleşmeye göre, analiz sonuçlarının teslimine ilişkin değil, numune alımı ile ilgili olup, taraflar arasında yapılan sözleşme maddesi gereği, numune alındıktan 15 gün sonra en geç ödeme yapılması gerekmektiği , davalı yan bu ödemeyi yapmayarak temerrüde düştüğünü, İzah edilen nedenlerle Büyükçekmece ..... İcra Dairesi ...... E. sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, takip konusu alacağın likit olması nedeniyle davalılar aleyhine takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, müvekkilinin sözleşme gereği uğradığı tüm zarann tespit edilerek şimdilik 12.000,00 TL zarann davalının temerrüt tarihi dikkate alınarak işletilecek ticari reeskont faizi ile beraber davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine, sözleşmede yer alan %20 gecikme faizinin alacak üzerine uygulanmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davalı şirketin catering hizmeti veren bir şirket olduğu, iç denetim ve kalite standartları gereği, alacak iddiasında bulunan şirkete analiz yaptırmak üzere başvurduğu, taraflarca genel şartlarda mutabık kalınması üzerine, davalıca hazırlanan numunelerin karşı yana teslim edildiği, davacının iddia ettiği gibi analiz sonuçları sunulmaksızın ödeme yapılacağı konusunda bir mutabakat bulunmadığı, davacının analiz sonuçlarını vermediği ve teslim etmediği, buna rağmen fatura kestiği, ödeme yapılmadan teslim edilmeyeceğini belirtiği, sözleşmede yer alan 2. maddede '' Ödemeler hizmetin verilmesi sonucu 15 gün içerisinde banka havalesi ile tahsil edilmektedir.'' maddesi mevcuttur ibaresi bulunduğu, davacının iddia ettiği ve sözleşmede yazdığını iddia ettiği madde ise ''numune alım hizmeti verildikten sonra ödeme 15 gün içerisinde banka havalesi ile tahsil edilmektedir.'' gibi bir madde sözleşmede bulunmadığı, izah edilen nedenlerle davanın esası yönünden ise; haksız, yersiz ve kötü niyetli olarak açılmış olan davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, sözleşmeye aykırılık nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasında laboratuvar analizleri teklifi sözleşmesi kapsamında tarafların edimini yerine getirip getirmediği, hangi tarafın temerrüde düştüğü, fatura kapsamında davacının alacağı bulunup bulunmadığı noktasında uyuşmazlık olduğu tespit edilmiştir.
Sözleşme, tarafların karşılıklı ve birbirlerine uygun irade beyanları ile meydana getirilen hukuki bir işlem olarak kısaca ifade edilebilmektedir. Sözleşmenin kurulmasının yanında; tarafların irade beyanlarının birbirlerine uygun olup olmadığının, sözleşme içeriğinin ne anlama geldiğinin anlaşılması için sözleşmenin yorumlanması hususu da oldukça önem teşkil etmektedir. Doğduğu iddia edilen sözleşmenin yorumlanması sırasında, sözleşme taraflarının iradeleri incelenirken; sözleşmenin esaslı noktalarını içeren iradelerin birbirlerine uygun olmadığı anlaşılırsa ve sözleşmenin de kurucu unsurlarından biri ortak irade beyanı olduğundan, sözleşmenin kurulmadığı başka bir deyişle sözleşmenin yok hükmünde olduğu sonucuna varılır.
Açıklanan iradelerin tespitinde, Türk Borçlar Kanunu m.19’da yer alan “Bir sözleşmenin türünün ve içeriğinin belirlenmesinde ve yorumlanmasında, tarafların yanlışlıkla veya gerçek amaçlarını gizlemek için kullandıkları sözcüklere bakılmaksızın, gerçek ve ortak iradeleri esas alınır.” şeklindeki hüküm dikkate alınmaktadır. Bu hükmün uygulanmasında; tarafların sözleşmeyi oluştururken kullandığı sözcükler, deyimler, sözleşme sonrasında sergiledikleri davranışlar gibi çok çeşitli unsurlar göz önünde tutulmaktadır.
Sözleşmelerin yorumlanmasında bahse konu hususlar ve yorum vasıtalarını kullanırken dikkat edilmesi gereken ilkelerin ilki “dürüstlük kuralına uygun yorum” ilkesidir. ‘’Dürüstlük kuralı’’ kanunda "Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.” şeklinde yerini bulmaktadır. “MK.2/I’de yer alan “dürüstlük kuralı”; “dürüst, namuslu bir insandan beklenen hareket tarzı”nı ifade etmektedir. Başka bir deyişle, MK.2/I’de “ ‘haklarını kullanan’ ve ‘borçlarını yerine getiren’ herkesin dürüst, namuslu bir insan gibi davranması gerektiği” belirtilmiştir. Hakların ve borçların içeriğini belirleyen bu kural, herkese yönelik olduğu için, hem alacaklıya ve hem de borçluya hitap etmektedir.” (Yargıtay Kararlarında “Dürüstlük (Objektif İyiniyet)” Kuralı (Mk.2/I) Ve “Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı” (MK.2/II) niteliği gereği MK.2/I’de ifade edilmiş bulunan “dürüstlük kuralı” hakimin önüne gelen uyuşmazlıkta kendiliğinden (re’sen) - yani, taraflardan birisinin “doğruluk ve güven kurallarına aykırı davranıldığı” yolunda bir iddia ya da savunmada bulunup bulunmadığına bakılmaksızın- uygulanacağı kabul edilmektedir. (AKYOL, Ş. Dürüstlük Kuralı ve Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı 1995, sh: 7 )
Özetle, MK m. 2 hükmünde yer bulan dürüstlük kuralı, sözleşmeye ait bir geçerlilik şartı değil; tarafların hak ve borçlarının kapsamını belirlemede, sözleşmenin yorumlanmasında, tamamlanmasında ve güven ilişkisinin anlam bulmasında ihtiyaç duyulan bir ilkedir. Yine, iradelerin birbiriyle uyuşmadığı, ancak uyuşmayan iradelerin sözleşmenin ikincil noktalarına ait olduğu (önemli olmayacak derecede edimin miktarındaki ya da fiyatındaki uyuşmazlıklar gibi) kanısına varılırsa, sözleşmenin tamamlanması işlemi gündeme gelir.
Gerçek veya farazı olarak arzunun saptanmasında ilk başvurulacak unsur, sözleşmede tarafların kullandıkları deyimlerdir. Kural olarak deyimlerin sözleşmenin kurulması sırasında genel anlamda kullanıldığı kabul edilir. Zira sözleşme mademki tarafların yasasıdır; o halde yorum ile tarafların ona tam anlamını vermeleri, gerekir. Çünkü, bu bizzat onlar için ve onların siparişi üzerine yapılan bir yasadır. Fakat sözleşmede kullanılan deyimin tarafların mensup oldukları çevrede özel bir anlamı varsa, deyim bu özel anlamda sözleşmede kullanılmış sayılır. (YHGK, 2004/14-262 E., 2004/282 K., 12.05.2004 T.)
Sözleşmenin yorumlanmasında ‘’ dürüstlük kuralına ‘’ başvurulur. Bu kural uyarınca tarafların iradesinden, ‘’ fiili gerçek ‘’ irade tespit edilemiyorsa, objektif yorum kuralıyla anlamlandırma yapılır. “Bir sözleşmenin müzakeresine giren tarafların, dürüstlük kuralına (MK.2) uygun davranmakla yükümlü oldukları, gerçekte sözleşme yapmamaya kararlı olarak müzakereye girişen ve öneride bulunan tarafın bu davranışının dürüstlük kuralına (MK.2) aykırı davranış olarak nitelendirilmesi gerekir” (2.HD. 15.9.1997 T. E:6603, K:8864 (YKD. 1997/12, sh:1856 vd.)
Sözleşmenin yorumlanması ile önce, tarafların gerçek ortak arzularının saptanmasına çalışılacaktır. Bu mümkün değilse, güven teorisi çerçevesinde farazi ortak arzu tespit edilecektir. Şayet yasa bir hususun yorumu için bir hüküm koymuşsa, ortak arzuların farklı olduğu ispat edilmedikçe, yorumlayıcı hukuk kuralındaki çözüm kabul edilmiş sayılır.
a. Yorumda, tarafların kullandıkları deyimler mensup oldukları çevrede özel bir anlamı bulunmadığı sürece genel anlamlarında yorumlanır.
b. Sözleşmenin yapıldığı sıradaki şartlar değerlendirilebilir.
c. Sözleşmenin kurulmasından sonraki davranışlar yorumda değerlidir.
d. Eğer başka türlü sonuca varılması imkânı kalmayan durumlarda mahkeme içtihatlarına göre bazı yardımcı yorum kurallarından faydalanılır.
Borçlar Kanunu’nun 125.ci maddesinde düzenlenmiş olan, karşılıklı borç yükleyen sözleşmelere ait hükümlerin uygulanabilmesi için, iki tarafa da tam borç yükleyen bir sözleşme mevcut olmalıdır. İki tarafa tam borç yükleyen sözleşmelerde borçlanılan edim ve karşı edim, karşılıklı değişim ilişkisi içinde olup, bu tür sözleşmelerde taraflardan biri diğerinin hem borçlusu, hem de alacaklısı durumundadır
Bu tip sözleşmelerde borçlunun temerrüdü için, bir tarafın yüklendiği edimi yerine getirmesi veya edimini yerine getirmeye hazır olduğunu karşı tarafa bildirmesi şarttır. Bu durumda edimini ifa eden veya edimini ifa etmeye hazır olduğunu karşı tarafa bildiren taraf alacaklı, edimini henüz yerine getirmeyen diğer taraf ise borçlu olur. Karşılıklı borç yükleyen sözleşmelerin özel durumlarından dolayı kanun koyucu bunlarla ilgili temerrüt hükümlerini ayrıca düzenlemiştir.
Yapılan bilirkişi incelemesinde; davacı yanın defter kayıtlarına göre, davalıdan 06.02.2024 tarihi itibari ile 12.000 TL alacaklı olduğu, davacı/alacaklı yana ait Atışalanı Vergi Dairesi Müdürlüğü’nün 24.05.2024 tarihli ..... sayılı ve yazı ekinde yar alan 2024 yılı BA/BS formlarında 1 adet KDV hariç 10.000 TL (KDV dahil 12.000TL ) satış faturası 1 adet KDV hariç 10.000 TL (KDV dahil 12.000TL ) alış faturası (iade faturası ) beyan edildiği, ancak, iş bu 02.02.2024 tarihli ..... no.lu iade faturası davacı yanın BA formunda beyan edilmiş görünüyorsa da, Bakırköy ..... Noterliğinin 08.02.2024 tarihli 4048 yevmiye no.lu ihtarnamesi ile 8 günlük yasal sürede kabul edilmediği kayıtlara alınmadığı izahati ile iade edildiği anlaşılmıştır.
Somut ihtilafta, taraflar arasında iki taraflı karşılıklı bir akit kurulmuştur. Davacı, davalı şirketin talebi üzerine 29.12.2023 tarihinde numune alımı gerçekleştirmiş olmakla ilgili imzalı belgeler görülmüştür. Davacının üstlendiği edimin karşılığında davacıya 10.000,00 TL hizmet bedeli + %20 KDV olmak üzere 12.000,00 TL para ödenecektir. Davacının üstlendiği edim, tüketime sunulacak veya sunulan gıda hakkında mikrobiyolojik analizlerin yapılması ve çıkan sonucu raporlayıp muhataba teslim etmektir. Tarafların imzaladıkları sözleşmenin 2. Maddesinde, ‘ÖDEME : ödemeler hizmetin verilmesi sonucunda 15 gün içerisinde banka havalesi ile tahsil edilmektedir.’ ibaresi mevcut olup burada hizmetin verilmesinden kastın sadece numune alımına ilişkin olduğuna dair bir sonucun çıkarılamayacağı, bu hususun sözleşmede açıkça belirtilmemesi nedeniyle numune alımına ilişkin analiz raporunun sunulması halinde sözleşmedeki edimin yerine getirileceği kanaatine varılmıştır.
HMK’nin ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince de, "Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür." düzenlemeleri mevcuttur. Buna göre; edimin ifa edildiğini davacı taraf ispatlamalıdır. Davacı tarafa yemin deliline de başvurmayacağını beyan etmekle ispatlanmayan davanın reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 615,40TL ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
3-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 3.600,00TL arabulucu ücretinin davacıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 12.000,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davalıya verilmesine,
6-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine,
Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 25/02/2025
Katip .....
¸e-imzalıdır
Hakim ......
¸e-imzalıdır