T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/247 Esas
KARAR NO : 2025/131
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 12/03/2024
KARAR TARİHİ : 04/02/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 12/02/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davalı şirketin maliki ve davalı ...’in işleteni olduğu ... plakalı aracın, 01.07.2023 tarihinde davacıya ait .... plakalı araca çarparak hasarlanmasına sebebiyet verdiğini, mezkur kazada davalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğunu, zira kaza tespit tutanağı ve olayın oluş şekli incelendiğinde görüleceği üzere davalı araç sürücüsünün Karayolları Trafik Kanunu 84. maddesinin L fıkrasını ve diğer trafik kuralları hükümlerini ihlal ettiği ve %100 asli ve tam kusurlu olduğunun ortada olduğunu, kaza sonrasında alınan ekspertiz raporuna göre davacıya ait ... plakalı araçta 450.000,00-TL değer kaybı bedelinin meydana geldiğini, aynı zamanda aracın kullanılamamasından kaynaklanan kazanç kaybı oluştuğunu, ancak işbu ekspertiz raporu görüş bildiren mahiyette olup gerçek değer kaybının mahrumiyet bedeli ve aşkın zarar bedelinin işbu davada alınacak bilirkişi raporu ile kesinlik kazanacağını, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu 85. maddesi uyarınca, bir motorlu aracın işletilmesinin bir kişinin ölümüne, yaralanmasına veya bir şeyin zararına sebep olması halinde motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüs sahibinin bu zarardan müşterek ve müteselsilen sorumlu tutulduğu, kazaya sebebiyet veren davalı araç sürücüsü ... ile birlikte davalı araç sahibi .... Şirketi’nin de kazadan sorumlu olduğunu ve davacıya ait araçta meydana gelen değer kaybı, mahrumiyet bedeli ve aşkın zarar bedelini kaza tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek avans faiziyle birlikte ödemek zorunda olduğunu, kaza 01.07.2023 tarihinde meydana gelmesine rağmen bugüne dek davacının zararının karşılanmadığını, günümüz ekonomik koşulları ve enflasyon oranları dikkate alındığında kaza tarihine göre hesaplanan değer kaybının faizle dahi davacının zararını tam olarak karşılamadığının ortada olduğunu, eğer ki davalılar zararı ilk öğrendiği anda bu ödemeyi yapmış olsaydı davacının mal varlığında munzam zarar oluşmayacağını, buna göre davacıya ödenmesi gereken hasar ve değer kayıpları için ayrıca aşkın zarar hesabının da yapılmasının arz ve talep edildiğini beyan ederek sonuç olarak, şimdilik 100,00-TL değer kaybı, 100,00-TL kazanç kaybı ve 50,00-TL aşkın zarar bedeliyle ekspertiz yargılama masrafının hasar tarihi olan 01.07.2023 tarihinden itibaren avans faiziyle tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacının, davalının söz konusu trafik kazasında kusuru bulunmadığı bilincinde olmasına karşın trafik kazası tespit tutanağının eksik ve hatalı tanzim edilmesi nedeniyle aksi yönde bir kanaat oluşmasından yola çıkarak haksız kazanç sağlamak adına kötü niyetli şekilde işbu davayı ikame ettiğini, davacının, davalıdan kötü niyetli şekilde kazanç sağlamak adına talep ettiği alacak kalemlerine yönelik dava şartı olarak zorunlu unsur olarak bulunması gereken sigorta şirketinin başvuru unsurunun yerine getirilmediğini, davacının dava dilekçesi incelendiğinde davalının sigortacısı ... Sigorta Şirketi’ne karşı başvuru şartını yerine getirmediğinin görüleceğini, davacı tarafın temerrüt tarihinden itibaren avans faizi isteminde bulunmasının hukuka aykırı olduğunu, sigorta şirketine başvuru şartını yerine getirmemesi nedeniyle sigorta şirketinin ödeme süresinin başlamadığını ve dolayısıyla temerrüt olgusunun meydana gelemeyeceğini, davacı tarafın hukuka aykırı şekilde sözde davalının aracının kendi araçlarına çarptığını iddia ederek işbu hukuki mesnetten yoksun davayı ikame ettiğini, ancak yapılacak incelemeyle de kazaya sebebiyet veren tarafın davalı değil davacı taraf olduğunun kesin şekilde tespit edilebileceğini, meydana gelen trafik kazası neticesinde trafik kazası tensip tutanağı düzenlendiğini, işbu davaya sunulan ekte kazaya ilişkin fotoğraflardan da görüleceği üzere davalıya ait .... plakalı araç ile .... Villaları olarak geçen “... mah., ... Cad., ... mevkii no:3, 34522 Büyükçekmece/İstanbul” adresindeki siteden çıkarken davacı tarafa ait ... plakalı aracın davalının aracına hızlı bir şekilde çarparak trafik kazası meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, davalı, siteden çıkışını sağlarken normalin üzerinde bir hızla davalıya çarpan davacının söz konusu trafik kazasında %100 kusurlu olduğunun ortada olduğunu, ancak trafik kazası tespit tutanağında kazanın gerçekleştiği ana ilişkin yapılan çizimde karşı tarafa ait aracın döner kavşaktan dönerken davalıya kazayı gerçekleştirdiği izlenimi yaratarak hukuka ve davalıya mağdur eder şekilde bir görünüm oluşturulduğunu, işbu davayı sunulan fotoğraflardan ve site güvenlik kamerasından alınan video kaydından açık şekilde görüleceği üzere söz konusu çizime ilişkin kavşak görünümü verilen yerin yalnızca sitenin önünde yer alan bir alan olduğunu ve döner kavşak niteliği taşımadığını, kaldı ki trafik kazası tespit tutanağında kusurlu olduğu tartışmasız olan davacı tarafın sürücüsünün beyanı doğrultusunda siteden çıkan davalıya ait aracı görmediğini beyan ederek kazanın gerçekleşmesine sebebiyet verdiğini belirttiğini, davacı tarafın yanlış bir şekilde tespit edilen kusuru oranı nedeniyle hatalı olduğunun bilincinde olmasına karşın davalıya karşı iş bu davayı ikame ettiğini, bununla birlikte davalının aracında oluşan hasara yönelik hatalı kusur oranı nedeniyle davalının başvuru hakkının da elinden alındığını beyan ederek sonuç olarak, davanın reddini, şartları oluşmadan faiz talep etmesi nedeniyle faiz taleplerinin reddini, davalıya ait ... plakalı araç ile davacı şirket adına kayıtlı .... kontrolünde olan ....plaka numaralı araç arasında 01.07.2023 tarihinde meydana gelen trafik kazasında tarafların kusur oranı beyanları doğrultusunda tekrar değerlendirilerek davalının kusursuz olduğunu kabulle davanın esastan reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...'in cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, haksız fiilden kaynaklanan araçta oluşan değer kaybı ve kazanç kaybı nedeniyle tazminat, aşkın zarar ve ekspertiz yargılama masrafı istemine ilişkindir.
01/07/2023 tarihinde gerçekleşen trafik kazası nedeniyle kusur durumu, araçtaki değer kaybından kimin hangi oranda sorumlu olduğu, kazanç kaybı ve aşkın zararın olup olmadığı noktasında uyuşmazlık olduğu tespit edilmiştir.
Gerçekleşen trafik kazası nedeniyle kusur durumunun incelenmesinde; bu kazanın oluşumunda; ... plakalı araç sürücüsü ...'in siteden çıkarken geçiş önceliğini diğer araca vermeyerek kazaya sebebiyet verdiğinden; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda belirtilen sürücülere ait diğer kusurlardan ( 57/1-b-7 Bir iz veya mülkten çıkan sürücüler, karayolundan gelen araçlara araçlara ilk geçiş hakkını vermemesi,) maddesini ihlal etmesi nedeniyle kazanın oluşumunda %100 kusurlu olduğu, bu kazanın oluşumunda; ... plakalı araç sürücüsü ....'ın kusurunun olmadığı tespit edilmiştir. Mali yönden yapılan inceleme, değerlendirme ve tespitlere göre; araçtaki değer kaybının 350.000,00TL olduğu, araçtan mahrum kalma/ticari kazanç kaybının 52.500,00TL olduğu tespit edilmiştir.
HMK’nin ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince de, "Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür." düzenlemeleri mevcuttur. Buna göre; kusur ve zarar iddiası dosyada mevcut deliller ve hükme ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre ispatlanmış olup değer kaybı ve kazanç kaybı yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacının aşkın zarar talebi açısından; Türk Borçlar Kanunu’nun 122. maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın talep edilebilirliğinin bir koşulu da alacaklı yönünden mevcut olan zararın açık ve somut bir biçimde ispatıdır. Bu bağlamda ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, alacaklı yönünden aşkın (munzam) zarar olarak nitelendirilemeyeceği gibi salt bu olguya dayanılması neticesinde zararın ispatına dair koşulun gerçekleştiği söylenemez. Zira burada zararın olgusunun, HMK’nın 194. maddesi kapsamında ispata elverişli bir şekilde somutlaştırılarak zarar iddiasının ispatı için gerekli tüm deliller ortaya konulmalıdır. Bu itibarla davacı tarafından ileri sürülen, ülkemizdeki belirli dönemlerde mevcut olan ekonomik olumsuzluklardan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı aşkın (munzam) zarar talebi, zarar olgusunun delili olarak kabul edilemez. Zira ülkemizdeki belirli dönemlerde var olan ekonomik koşullardaki olumsuzluklar nedeniyle paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, tek başına davacının temerrüt faizi dışında bir zararının varlığının ispatı değildir. Dolayısıyla ekonomik şartlar sebebiyle ortaya çıkan yüksek enflasyon, döviz kurlarındaki dalgalanma, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma gibi olumsuzluklar, bir karine olarak kabul edilip davacıyı, kendi somut durumuna özgü vakıalarla oluştuğu iddia olunan zararı ispat yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi davacıya bu yönde herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Hâl böyle olunca, TBK’nın 122. maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın (munzam) zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Burada kanıtlanacak olgular; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarardır. Ancak mahkemece yapılan yargılama sırasında, davacı tarafından yukarıda belirtildiği şekilde bir zarar olgusunun ileri sürülüp yasal çerçevede ispatlandığı söylenemez. Yargılamanın uzun sürmesi aşkın zararın oluştuğunu göstermediği gibi davacı tarafın bahsettiği hususlar da somut bir zararı göstermemektedir. (aynı yönde Yargıtay HGK 2021/11-938 Esas, 2022/401 Karar sayılı ilamı). Bu nedenle davacının aşkın zararını ispatlayamadığı anlaşılmakla bu talebin reddine karar verilmiştir. Ekspertiz ücretine yönelik talep ise yargılama gideri kısmında değerlendirilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile; 350.000,00TL değer kaybı ve 52.500,00TL kazanç kaybı bedeli olmak üzere toplam 402.500,00TL'nin olay tarihi olan 01/07/2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
2-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 27.491,35TL ilam harcından peşin alınan 427,60TL harcın 6.871,00TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 20.192,75TL'nin davalılardan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davacı tarafından sarf edilen 427,60TL Başvuru Harcı, 427,60TL Peşin Harç, 6.871,00TL Tamamlama Harcı, olmak üzere toplam 7.726,20TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
4-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 3.800,00TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 3.799,52TL'nin davalılardan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
5-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 3.800,00TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 0,47TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydedilmesine,
6-Davacı tarafından sarf edilen 12.000,00TL bilirkişi ücreti, 824,00TL posta masrafı ve 354,00TL ekspertiz ücreti olmak üzere toplam 13.178,00TL den kabul red oranına göre hesaplanan 13.176,36TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerine bırakılmasına,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 64.367,50TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine,
8-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 50,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren işbu davalıya verilmesine,
9-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine,
Dair davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 04/02/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır