T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/878 Esas
KARAR NO : 2025/232
DAVA : Menfi Tespit (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 24/10/2023
KARAR TARİHİ : 27/02/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekilinin mahkememize sunduğu dava dilekçesi ile alacaklı görünen ..... Sigorta Anonim Şirketinin, davacı taraf aleyhine Bakırköy ..... İcra Dairesi ...... Esas sayılı dosyasıyla tarafımıza icra takibinde bulunduğunu, yapılan icra takibinde adres kısmınun yanlış yazıldığı ve akabinde icra ödeme emrinin davacı tarafa iletilemediğini ve sonrasında yapılan Tebligat kanunu 21. Maddeye göre muhtara teblig yapılarak müvekkilinin bu takibi ve borcu görmeden dosya takibi kesinleştiğini, alacaklı tarafın, dosyaya icraya dayanak delilleri sunmadığını, açıklama yapmayarak sadece hasar bedeli diyerek açıklama yaptığını, dosyanın tebliğinin müvekkile yapılamadığını ve tebliğin de kapıya herhangi bir yazı yapıştırmayarak hukuka aykırı olarak yapıldığını ve sürecin bu şekilde işletilerek dosyanın kesinleştiğini, müvekkiline başlatılan icra takibinde, işletilen %18 avans faizi uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu, alacaklı kurumun 02/07/2021 tarihli takip tutanağı 27/07/2020İHLİİİHLİİİHLİİ olarak belirtildiğini ve ticari işletmeleri ilgilendiren Ticari avans faizini uygulandığını, taraf olayın Ankara'da olması sebebiyle, aslında takibini Ankara İcra Dairelerinde yapması gerekirken İstanbul'da icra takibinin yapılmasının iyi niyetli olmadığını gösterdiğini, ayrıca tarafın tüm bunlara rağmen tekrar aynı bedelleri bir başka icra takibi ile tekrar talep ettiğini ve dosyaya itirazımızla bu takip durdurulduğunu, tüm bu açıklamalar üzerine icra takibinde müvekkilinin aracının ticari bir araç olmadığı, kazanın ticari bir işten kaynaklanmadığı sebebiyle bu faiz oranının çok yüksek olduğunu, bu sebeple hem alacağın belgelerini dosyaya koyulmaması ve dosyanın çok yüksek bir faiz meblağı ile işleme konulmasının hukuka aykırı olduğunu, en yüksek ticari faiz ile dosyanın icraya verilmesi ve dosyanın bu tarihten itibaren faizinin ana borcunu kat be kat geçmesinin hukuka aykırı olduğunu, açıklanan nedenlerle Bakırköy ..... İcra Dairesi ..... Esas sayılı dosyasının müvekkilinin, davalının uyguladığı avans faizi bedelini borçlu olmadığını ve icrada sadece yasal faiz uygulanabilmesi gerektiğini, tarafın uyguladığı %18 Avans faizinin hukuka aykırı olduğunu, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni davacı tarafa uygulanan yüksek faiz bedelinin % 20si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesin talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın konusunu oluşturan borcun, davacının sürücüsü olduğu aracın, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorunluluk Sigortası Genel Şartlar B.4/f maddesi gereğince aracın sürücüsünün kaza sonrasında alkol testinden ve ehliyet tespitinden kaçınarak sorumluluktan kurtulmak adına olay yerini terk etmesi sebebine dayanan rücu hakkı nedeniyle oluşan hasarın bedelinin iadesi talebinden kaynaklandığını, dava dilekçesinden anlaşıldığı üzere davacı asıl alacağı kabul ederek yalnızca faiz yönünden menfi tespit iddiasında bulunduğunu, ancak yine de müvekkil şirketin asıl alacak yönünden de davacıdan alacaklı olduğu husunda açıklama yapmak gerektiğini, davacı müvekkilin sigorta şirketi nezdinde ...... sayılı Zorunlu Mali Mesuliyet Poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacıya ait dava dışı ..... sevk ve idaresindeki ..... plakalı araç 27/07/2020 tarihinde, park halinde bulunan .... plakalı araçlara çarptığını ve devamında ..... alkol testinden ve ehliyet tespitinden kaçınarak olay yerini terk ettiğini, buna ilişkin kaza tespit tutanağı dilekçemiz ekinde yer aldığını, bu kaza neticesinde ..... plakalı araç maliklerine müvekkil sigorta şirketince hasar tazminatı ödemesi yapılmış olduğunu; buna ilişkin dekontlar dilekçemiz ekinde yer aldığını, İşbu kazanın meydana gelmesinde ..... plakalı aracın sürücüsü asli kusurlu olduğunu ve dilekçe ekinde yer alan kaza tespit tutanağında da görüleceği üzere davacı Karayolları Trafik Kanunu m. 52/1-b bendini ihlal ederek kazanın oluşumuna sebebiyet verdiğini, sigortalı davacıya ait aracın sürücüsü kaza sonrasında alkol testinden ve ehliyet tespitinden kaçınarak sorumluluktan kurtulmak adına olay yerini terk ettiğini, bu durumda, Karayolları Motorlu Araçlar ZMSS Genel Şartları B.4-f maddesi gereğince sürücünün olay yerini terk etmesi nedeniyle müvekkil sigorta şirketinin rücu hakkı olduğunu, müvekkil sigorta şirketinin anonim şirket tüzel kişisi olduğunu, sermaye şirketlerinin işlemleri ticari olup ticari faize tabi olduğundan müvekkilin ödenmeyen sigorta tazminatı alacağı için ticari faiz talep etmek hakkı olduğundan ticari faiz talep edilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığını, "TTK m. 3 gereğince bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari sayılmaktadır. Yine TTK m. 19/2 gereğince taraflardan yalnız biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, diğeri için de ticari iş sayılır." Bu nedenlerle müvekkil sigorta şirketinin sigorta tazminatı rücusuna ilişkin olarak başlattığı icra takibinde sigorta sözleşmesi TTK'da düzenlendiğinden ve sigorta sözleşmesi müvekkil yönünden açıkça ticari iş niteliğinde olduğundan; müvekkilin alacağına karşılık ticari faiz talep etmesinde hukuka aykırılık bulunmadığını, kazaya karışan araçlardan biri olan ..... plakalı .... KAMYONET olup ticari amaçla yük nakli olarak kullanıldığından müvekkil şirketin ticari faiz talep etme hakkı olduğunu, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, görevli mahkemenin ticaret mahkemesi olduğunu, davacının usulsüz tebligat, derdest icra takibi, icra takibine dayanak belge eklenmemesi hususundaki iddiası haksız olduğunu, bu itirazların hukuki dinlenilebilirliği bulunmadığını, İcra takibinde davacıya gönderilen ödeme emri dilekçemiz ekinde bulunduğunu, kötü niyet tazminatı talebinin bulunduğunu, Davanın görevsiz mahkemede açılmasından dolayı usulden reddine, inceleme yapması halinde haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın REDDİNE, davacının alacağın %20'sinden az olmayacak şekilde icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunun veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
Diğer taraftan 6102 sayılı TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin, diğeri içinde ticari iş sayılması davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK'nın 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır.Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce re'sen incelenir.
Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur.
Bilindiği üzere; 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 73.maddesine göre ; tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda Tüketici Mahkemeleri görevlidir.
Aynı Kanunun 3/l bendinde ise; tüketici işlemi Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi, olarak tanımlanmıştır.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 2. maddesinde kanunun kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Aynı kanunun 3. maddesinde tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır. 6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bir hukuki işlemin 6502 sayılı Kanun kapsamında kaldığının kabul edilmesi için taraflardan birinin tüketici olması ve uyuşmazlığın bu Kanun kapsamında bulunması gerekir.
28.05.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 sayılı Yasa'nın 3/k maddesinde "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" tüketici, 3/ı maddesinde ise "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa'nın 73/1. maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasının engelleyemeyeceğine değinilmiştir. HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği düzenlenmiştir.
Somut olayda; davacının aracı olan ..... plaka sayılı araç davalı tarafından ZMMS ile sigortalı olduğu, ..... plaka sayılı aracın hususi araç olduğu, davacının tacir olmadığı, davacının kendi sigortalısına yönelik dava açtığı, davacının açmış olduğu rücu davasının tüketici işlemi olduğu değerlendirilmekle uyuşmazlığın Tüketici Mahkemesinde çözümlenmesi gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince mahkememizin görevsizliğine, görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine dair karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevsizlik nedeniyle davanın usulden REDDİNE,
2- Görevli mahkemenin Bakırköy Tüketici Mahkemesi olduğunun tespitine, HMK. 20 madde gereği süresi içerisinde kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ve taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dava dosyasının görevli Bakırköy Tüketici Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde mahkemece davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına,
3-Yargılama, harç ve giderleri konusunda HMK. 331/2 madde gereğince görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına,
4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra görevli mahkemeye aktarılmasına,
Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.27/02/2025
Katip .....
✍e-imzalıdır
Hakim .....
✍e-imzalıdır