T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/933 Esas
KARAR NO : 2025/52
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 19/11/2024
KARAR TARİHİ : 16/01/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 16/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile karşı taraf arasında tekstilde kullanılmak üzere ürünün tanıtımına yönelik sticher, kağıt malzemeler, vs. ürünlerin alımı konusunda bir anlaşma olduğunu ve bu anlaşma neticesinde ürünler karşı tarafa teslim edildiğini, müvekkili davalı tarafa fatura konusu tekstil malzemelerini teslim edilmesine rağmen, davalı taraf tekstil malzemelerine ilişkin faturaların bedelini ödememiş olduğunu, bu itibarla davalı tarafça ödenmeyen fatura bedellerinin tahsili için açmış oldukları Küçükçekmece İcra Müdürlüğü .... Esas sayılı dosyasına davalı tarafça yapılan haksız itirazın iptalini ve ödenmeyen fatura bedellerine fatura tarihlerinden itibaren işleyecek TTK m.1530 Temerrüt faiziyle beraber davalı taraftan tahsilini ve icra dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptalini ve takibin devamını, davalının haksız ve kötüniyetli itirazı nedeniyle %50'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu faturanın hukuki geçerlilikten yoksun olduğunu, ilgili fatura, müvekkilinin rızası, onayı ve bilgisi dahilinde düzenlenmediği gibi, sözleşme hükümlerine de aykırı olduğunu, dolayısıyla, faturada belirtilen tutar, müvekkilinin yasal yükümlülüklerini yansıtmamakta olup müvekkili herhangi bir ödeme yükümlülüğü doğurmadığını, davacı yan fazla ücretlendirme amacı ile sahte fatura düzenlendiğini, kaldı ki, müvekkili ticari ilişkilerinde ürün adet ve birim fiyatları için çalıştığı tüm firmalara öncelikle ön sipariş formu göndermekte ve firmaların da müvekkilinin kendilerinden istediği ürünleri ve adetleri göndermesini talep ettiğini, davacı yan kötü niyetli olarak müvekkilinin ön sipariş formunda kendisinden talep ettiği ürünleri daha fazla ücretlendirmek amacı ile sahte şekilde fatura düzenlediğini, ayrıca davacı, müvekkilinin talep etmediği ürünleri de faturaya ekleyip, kötü niyetli olarak müvekkili firmayı zarara sokmayı amaçladığını, bu yasaya aykırı işlem açıkça TMK md. 2 Dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu, Madde 2 Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz. Faturaya konu işlemin ispatı senetle ispat olunması gerektiği, davacı yan dava dilekçesinde her ne kadar faturalara dayalı bir alacaktan bahsetmişse de, faturalar tek başına alacağın varlığını kanıtlamaya kadir olmadığı, faturalar ile birlikte faturaya konu işlemin gerçekleştiğinin de ispatlanması gerektiği, huzurdaki dava değeri ve yapıldığı iddia edilen hukuki işlemlerin yapıldıkları tarihteki tutarları ispat sınırını aştığından, senetle ispatı zorunlu olduğu, bu sebeple davacı yanın müstenit olduğu senet dışı delillere muvafakatimiz bulunmadığını, bahsi geçen nedenlerle müvekkili aleyhine açılmış davanın reddine, müvekkili aleyhine kötü niyetli hareket ederek icra takibi başlatan takip alacaklısı davacı aleyhine takibe konu alacağın %20 sinden az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini izah edilen nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunun veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
Diğer taraftan 6102 sayılı TTK'nın 19/2 maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin, diğeri içinde ticari iş sayılması davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, 6102 sayılı TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar dışında, ticari davayı ticari iş esasına göre değil ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 Sayılı Kanununun 2. maddesi ile değişik 6102 Sayılı TTK'nın 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır.Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleriyle diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunununda ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 6335 Sayılı kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce re'sen incelenir.
Bu durumda eldeki davanın Asliye Ticaret Mahkemesince görülüp karara bağlanabilmesi için uyuşmazlığın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması ve bu bağlamda tarafların her ikisinin birden tacir olması zorunludur.
HMK madde 2’ye göre, “Dava konusunun değer ve miktarına bakılmaksızın malvarlığı haklarına ilişkin davalarla, şahıs varlığına ilişkin davalarda görevli mahkeme, aksine bir düzenleme bulunmadıkça Asliye Hukuk mahkemesidir.”
Davacının tacir sıfatının araştırılması için Ticaret Sicil Müdürlüğüne yazılan müzekkere cevabında davacının ticari işletme kaydının olmadığının belirtildiği, ilgili vergi dairesine yazılan müzekkere cevaplarında ise davacının işletme hesabına göre defter tuttuğu, faaliyetinin esnaf faaliyet sınırını aşmadığı belirtilmiş olup dolayısıyla davacının tacir sıfatının bulunduğundan söz edilemeyeceği anlaşılmıştır.
Dava konusu uyuşmazlıkta davacının tacir olmadığı ve taraflar arasındaki uyuşmazlığın mutlak ticari nitelikte olmadığı,, buna göre işbu dava açısından Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğundan bahsedilemeyeceği, bu durumda HMK'nın 2.maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde genel görevli mahkemeler olan Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu anlaşılmakla; davanın görev şartı yokluğundan reddi ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeni ile HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine,
2-HMK 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli BAKIRKÖY NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine,
3-HMK. 20 madde gereği süresi içerisinde kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ve taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesine, aksi halde mahkemece davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına,
4-Yargılama, harç ve giderleri konusunda HMK. 331/2 madde gereğince görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına,
5-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra görevli mahkemeye aktarılmasına,
Dair tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.16/01/2025
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır