T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2024/940 Esas
KARAR NO : 2025/203
DAVA : İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ : 26/11/2024
KARAR TARİHİ : 20/02/2025
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 07/03/2025
Davacı tarafından mahkememizde açılan davada yapılan yargılama sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından mahkememize sunulan dava dilekçesinde özetle; Davalıların maliki ve sürücüsü olduğu ..... plakalı araç ile müvekkiline ait ..... plakalı araç arasında 20.05.2024 tarihinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, mevcut kazada müvekkiline ait aracın kusursuz ve davalıya ait aracın kusurlu olduğunu, kaza sebebiyle müvekkillinin aracında maddi hasar meydana geldiğini, müvekkillinin kullandığı aracın 31 gün boyunca onarım gördüğünü ve bu süreçte kullanılamadığını, müvekkillinin, aracın kullanılmadığı süre boyunca araç mahrumiyet bedeli yaşadığını, söz konusu aracın mahrumiyet bedelinin 31.200,00-tl olarak tespit edildiğini, işbu aracın mahrumiyet bedelinin alacağı için yaptırılacak bilirkişi incelemesi sonucunda ıslah ve arttırım talebinde bulunma hakları saklı kalmak kaydıyla, huzurdaki davanın şimdilik 100,00-tl üzerinden ikame edildiğini, müvekkillinin söz konusu kazaya ilişkin aracında meydana gelen araç mahrumiyet bedelinden kaynaklı zararın tahsili amacıyla davalı aleyhinde bakırköy ..... icra dairesi ..... e. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını ve araç mahrumiyet bedeli alacağının talep edildiğini, davalıların işbu icra takibine, borca, faize ve tüm ferilere itiraz ettiğini ve itirazlar neticesinde takibin durduğunu, davalının itirazlarının tamamen müvekkillinin alacağına geç kavuşmasını sağlamaya yönelik, haksız ve kötü niyetli olduğunu belirterek davamızın kabulü ile şimdilik 100,00-tl kısım üzerinden itirazın iptali ile takibin devamına, delil listesinde belirtilen ve celbini talep edilen delillerin usul ekonomisi de gözetilerek, tensiben celbine, davalının haksız olarak itiraz ettiği takipteki miktar üzerinden %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili tarafından mahkememize sunulan cevap dilekçesinde özetle; Davacının talep ettiği dava konusu alacağa ilişkin zamanaşımı definde bulunduklarını, Müvekkillinin ticari bir işletme olmayıp kamu kurumu olduğunu, dolayısıyla işbu davanın Ticaret Mahkemelerinde açılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmasının zorunlu olduğunu, aksi taktirde açılacak olan davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, Davaya konu iddia edilen kazanın meydana gelmesinde müvekkili kurum İETT İşletmeleri Genel Müdürlüğünün ve davalı İETT şoförü'nün kusuru bulunmadığını, talep edilen araç mahrumiyet bedelinin neye göre hesaplandığının anlaşılmadığını, Davacının yüzde 20 icra inkar tazminatı talebinin de alacak iddiasının likit olmaması uzlaşmazlık konusu tutarla ilgili kusur ve bilirkişi incelemesi yapılması gerekliliği nedeniyle yerinde olmadığını, müvekkili İdareye ait aracı kullanan kurumun şoförü ...... 'a rücu edilebileceğinden işbu davanın ilgilisine ihbarını talep ettiklerini, müvekkil kurumun araçlarını sigortalattığı sigorta şirketine rücu edilebileceğinden açılmış bulunan davanın ilgili sigorta şirketi olan ...... Sigorta A. Ş’ye ihbarını talep ettiklerini belirterek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, İİK'nun 67. Maddesi gereğince itirazın iptali talebine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ...... esas sayılı dosyasına konu 20/05/2024 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacının davalıdan araç mahrumiyet zararını talep edip edemeyeceği, davalının kusur ve sorumluluğunun olup olmadığı, mahkememizin yetkili olup olmadığı konularında olduğu anlaşılmıştır.
Zeytinburnu Müdürlüğü'nün cevabi yazısında davacının Potansiyel Mükellef (Gelir Getirici Kazanç Olmaksızın Bazı İş Ve İşlemlerde Kullanılan Potansiyel Vergi Kimlik Numarasına Haiz Mükellef) " olduğu tespit edilmiş olup ilişkin kayıtlar sunulmuştur.
İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün cevabi yazısına göre davacının ticari işletme kaydının olmadığı anlaşılmıştır.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ..... Hukuk Dairesi'nin ...... esas, ..... karar sayılı ilamında; "Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir.
TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.
5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.
19.02.1986 tarih ve 19024 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.
Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.
Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir. Somut olayda, her ne kadar davacı tarafça cari hesap ve fatura alacağına dayalı olarak ilamsız takip başlatılmış olup, Başkent Vergi Dairesi Müdürlüğünün 27/11/2020 tarihli cevabi yazısından, davalının işletme hesabına göre defter tuttuğu bildirilmiş olup, mahkemelerce usulüne uygun şekilde oda ve sicil kaydı ilişkin yeterli araştırmanının yapılmadığı, vergi müdürlüğünce müzekkere ekinde gönderilen vergi beyannamelerine göre davalıların birinci sınıf tüccar olmasını gerektirecek tutarda alım ve satımının bulunmadığı tespit edilmiş olup, bu haliyle davalıların tacir olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığı ve esnaf olarak kabulü gerektiği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın da mutlak ticari dava niteliğinde bulunmadığı anlaşılmakla, takibinin cari hesap ekstresine dayalı ilamsız takip olmasına göre uyuşmazlığın, asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir." denmektedir.
Mevcut olayımızda; Vergi Dairesi yanıtına göre davacının gelir getirici kazanç olmaksızın potansiyel mükellef sayıldığı, davacının tacir vasfında olmadığı, davacının davasına konu alacağının tarafların ticari işletmesi ile ilgili olmadığı ve uyuşmazlığın da TTK'nın 4/2. maddesinin “a-f” bentlerindeki hususlara ilişkin olmadığı anlaşılmış olup, 6102 sayılı TTK’nın 6335 sayılı Kanunla değişik 5/3. maddesinde ise asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu düzenlemesine istinaden görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM-Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-HMK'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, görevsizlik nedeniyle davanın usulden REDDİNE,
2- Görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunun tespitine, HMK. 20 madde gereği süresi içerisinde kararın kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten itibaren, kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ve taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dava dosyasının görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde mahkemece davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına,
3-Yargılama, harç ve giderleri konusunda HMK. 331/2 madde gereğince görevli mahkemece değerlendirme yapılmasına,
4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra görevli mahkemeye aktarılmasına,
5-Dair, davacı vekilinin ve davalı İETT vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi İSTİNAF yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.
20/02/2025
Katip ......
e imzalıdır
Hakim ....
e imzalıdır