T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2022/602 Esas
KARAR NO : 2024/471
DAVA : Alacak (Kur Farkından Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 28/06/2022
KARAR TARİHİ : 09/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILMA TARİHİ : 15/05/2024
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Kur Farkından Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde ÖZETLE; şirketin 2003 yılından beri faaliyet gösterdiğini, paslanmaz çelikten imal edilen muhtelif şekillerdeki boru ve boru bağlantı elemanlarının ithalat ve satışıyla iştigal ettiğini, davacı müvekkilinin müşterisi konumundaki davalı şirket ile aralarındaki ticari ilişkinin 02.03.2011 yılına dayandığını, davalı şirketin; davacının ithal ürünler satmakta olduğunu, bunları yurt dışından döviz karşılığında satın aldığını, dolayısıyla talep ettiği ürünlerin kendisine de döviz üzerinden satıldığını bilmekte olduğunu ve kabul ettiğini, davacı tarafça hazırlanan ve davalı tarafça da onaylanan mutabakat metninde: "19/08/2020 tarihi itibariyle hesaplarımızı döviz (USD) olarak tutmaktayız. 25/10/2021 tarihi itibariyle de mevcut vadeniz 30 gündür." denildiğini, ancak mutabık kalınan 19.08.2020 tarihi sonrasında, hesap bakiyeleri konusunda; özelinde ise kur farkı sebebiyle, uyuşmazlıklar çıkmaya başladığını, süreçte; davalı tarafın bakiye borcu konusunda bilgilendirildiğini, yaptığı ödemelere karşın kur farkı sebebiyle borcunun bulunduğunun kendisine bildirildiğini ve ödeme talep edildiğini, bunun üzerine davalı şirketin yetkilileri ile yapılan şifahi görüşmeler neticesinde bu konuda bir sonuca varılmadığını, bu tarihe değin davalı ile ticari ilişkilerini sorunsuzca yürüten ve esasen yine anlaşma yolu ile sorunu çözmeyi tercih eden davacının, şifahi görüşmelere rağmen süreçte kur farkından kaynaklanan alacağını tahsil edememesi üzerine; 31.12.2021 tarihi itibariyle davalı yanın borç bakiyesinin çıkarıldığını, buna göre davalının müvekkiline, bakiye döviz borçları ve ödeme tarihleri arasındaki farklılıktan kaynaklanan kur farkı sebebiyle 40.101,75-USD (520.420,46-TL) borcu bulunduğunun hesaplandığını, bunun üzerine 31.12.2021 tarih ve "KUR FARKI" konulu, .... nolu fatura düzenlenerek e-fatura sistemi üzerinden davalıya gönderildiğini, söz konusu faturanın kendilerine 26.01.2022 tarihinde tebliğ edildiğini beyan eden davalı tarafın, davacı müvekkiline, Çorlu .... Noterliği'nin 07.01.2022 tarih ve ... sayılı ihtarnamesini keşide ettiğini, davalı tarafın; davacı şirket ile arasında faturaya konu herhangi bir sözleşme bulunmadığını, talep ve fatura edilen tutarda bir borcu bulunmadığını, bunun haricinde de davacının kendilerinden herhangi bir hak ve alacağı bulunmadığını, bu nedenle faturaya itiraz ederek iade ettiğini ve iptalini istediğini beyan ettiğini, anılan ihtarnamenin davacı müvekkili tarafından 29.01.2022 tarihinde tebellüğ edildiğini, öncesinde, 27.01.2022 tarihinde ise, ihtilafa konu faturaya ilişkin herhangi bir ödeme yapılmadığı için davalı tarafa Büyükçekmece .... Noterliği'nin .... yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiğini, bununla; 2021 sonu itibariyle hesap bakiyesinde 40.101,75-USD (520.420.46-TL) borçlarının görüldüğü, buna istinaden kur farkı konulu .... nolu faturanın düzenlendiği ve kendilerine tebliğ edildiği, ancak ihtar tarihi itibariyle bu faturaya ilişkin herhangi bir ödemenin yapılmadığının bildirildiğini, 3 gün içerisinde faturanın ödenmesi gerektiği aksi takdirde yasal yollara başvurulacağının ihtar edildiğini, neticeten, ihtara rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, davalının, davacıya, tanzim olunan 31.12.2021 tarih ve "KUR FARKI" konulu, .... nolu fatura bedeli tutarınca 40.101,75-USD (kur karşılığı 520.420,46-TL) borcu olduğunun tespiti ve dava tarihinden itibaren işleyecek mevduata uygulanan en yüksek ticari faizi ile davalıdan tahsili ve davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde ÖZETLE; Davalı şirket ... San. Tic.Ltd.Şti. ile davacı şirket .... Dış Tic. Ltd. Şti. arasında 2008 yılından itibaren devam eden ticari ilişki mevcut olduğunu, davalı firmanın, davacı şirketten alım yaparken, fiyatlarının yüksek olmasına rağmen, davacı şirketin çalışma şekli olarak, kuru sabitlediklerinden ve kur farkı talep etmediklerinden ticari ilişkilerine devam ettiklerini, yıllarca, kur farkı faturası kesilmeden ve talep edilmeden davacı firma ile çalışıldığını, kur farksız ödemeler yapıldığını, tarafların borcun döviz cinsi olarak ödenmesi konusunda açık ya da zımni bir anlaşmaları olmadığını, yazının içeriğinin aynen şu şekilde olduğunu; “19/08/2020 tarihi itibarıyla hesaplarımızı döviz (USD) olarak tutmaktayız.25/10/2021 tarihi itibarıyla da mevcut bakiyeniz 30 gündür", .... imzalı işbu evrağın 25/10/2021 tarihinde müvekkili şirkete iletildiğini, ancak 25/10/2021 tarihli bu yazıyı, o dönemde şirket çalışanı olan ve fakat şirketi temsile yetkisi olmayan ....'nin imzaladığını, ...'nin şirket'te temsil yetkisi bulunmadığını, müvekkili şirketin, davacı şirketle, kur farkı uygulamadıkları ve malın kur bedelini sabitledikleri için çalıştıklarını, kendi müşterilerine de davacı şirketten aldıkları teklifler doğrultusunda kur farkı yansıtmaksızın fatura kestiklerini, nihayetinde; davacı şirket tarafından 2020 yılına kadar kur farkı faturası kesilmediğini, taraflar arasındaki ticari ilişkiye karine teşkil ettiğini, bu şekilde süre gelmiş ticari ilişkide 2021 yılında kur farkı faturası kesilmiş olmasının, ticari teamüllere ve taraflar arasındaki anlaşmaya aykırılık oluşturduğunu, müvekkili şirket birçok firmadan mal tedarik ettiğini, kur farklı faturaların ödemeyi takiben direkt olarak kur farkı faturaları ile kapatıldığını, böyle bir alacağın yıllar sonra talep edilmesinin keyfiyetten başka bir açıklaması olamayacağı gibi ticaret etiğine de aykırı olduğunu, kur farkının; fatura bakiyesi kapanır kapanmaz kesildiğini, en kötü ihtimalle ay sonunda kesildiğini, 2 yıl sonra kur farkı talep edilemeyeceğini, ayrıca davacı firma tarafından usulsüz fatura düzenlendiğini, 31 Aralık 2021'de kesilmiş e-faturanın düzenleme tarihinin 22 Ocak 2022 tarihi olduğunu, davacı şirketin kasıtlı olarak söz konusu faturanın sistem üzerinden iptalini engellemek adına 20 günü aştıktan sonra e-fatura kestiğini, fakat yasal fatura kesme süresinin 7 günü aşmaması gerektiğini, burada eğer bu fatura kabul edilirse şöyle bir sorunun ortaya çıkacağını; müvekkili şirketin, Ocak ayını kapattıkları için bu faturayı işleyemeyeceğini, davacı şirketin kasten usulsüz fatura düzenlemiş olduğunu, davacı tarafın kötü niyetli olduğunu, "faturanın, sözleşmenin kurulması safhasına değil ifasına ilişkin olduğunu, her ne kadar taraflar arasında cari hesap ilişkisi mevcut olsa da satılan malın fatura ve ödemesinin düzenli olarak müvekkili şirket tarafından yapıldığını, faturanın akdi ilişkinin varlığını kanıtlamadığını, borcun kararlaştırılan gündeki döviz kuru üzerinden ödenmiş olması halinde kur farkı istenemeyeceğinin kuşkusuz olduğunu, 31 Aralık 2021 tarihli olarak 22 Ocak 2022 tarihinde düzenlenen kur farkı faturasının 20 gün önceki tarihli olması nedeniyle GİB üzerinden davalı şirketin faturayı iptal edemediğini, GİB üzerinden e-faturalar sistemde iptal edilebiliyorken, süre yönünden itirazı engelleyecek şekilde geriye dönük fatura kesildiğinden, müvekkili şirketin e-faturayı sistemde iptal edemediğini, yasal sürecin dışında 22/01/2022 tarihi Cumartesi günü oluşturulan ve anlaşma dışı düzenlenen bu faturaya noter kanalıyla itiraz edildiğini ve faturanın iade edildiğini, taraflar arasında herhangi bir yazılı sözleşme mevcut olmadığını, borcun yabancı para olarak ifa edileceğine dair herhangi bir kayıtta bulunmadığını, tüm ödemelerin bugüne kadar TL üzerinden yapılmış olduğunu, davacı döviz satım sözleşmesi olmayan bir ticaret için kur farkı istemesi yoluna gittiğinden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünden celp edilen davacı şirket kayıtları, tanık beyanları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İş bu dava, kur farkı faturasına dayalı alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Somut olayda davacı taraf, davalı ile aralarındaki paslanmaz çelikten imal edilen muhtelif şekillerdeki boru ve boru bağlantı elemanların alım satımına ilişkin kurulan ticari ilişkiden kaynaklı olarak kur farkı alacağının bulunduğunu, buna ilişkin düzenlemiş olduğu kur farkı faturasının davalı tarafından ödenmediğini, haksız olarak itiraz edilerek iade edildiğinden bahisle davanın kabulü ile kur farkından kaynaklı alacağın tahsili talebinde bulunduğu anlaşılmıştır. Davalı taraf ise kur farkına ilişkin söz konusu faturanın iade edildiğini, davacı ile arasında herhangi bir sözleşme ve teamül bulunmaması nedeniyle kur farkı talep edilemeyeceğinden bahisle davanın reddine talep etmiştir.
Bu kapsamda taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının faturanın kesildiği tarih olan 31/12/2021 tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olduğu Dolar cinsinden borç tutarının ne kadar olduğu, taraflar arasında kur farkına ilişkin teamül yada anlaşma olup olmadığı, davacının kestiği faturada "kur farkı" nedeniyle davalıdan alacaklı olup olmadığı, davacının bakiye alacağının bulunup bulunmadığı, alacaklı ise tutarı, davacı alacağına hükmedilip hükmedilemeyeceği noktalarında toplandığı anlaşılmaktadır.
Yabancı para birimi üzerinden gerçekleştirilen işlemlerin Türk parasına hangi kur üzerinden çevrileceğine ilişkin Vergi Usul Kanunu 215. maddesindeki düzenleme; “Türk para birimiyle yapılan işlemler, işlemin gerçekleştiği günün Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası döviz alış kuruyla ilgili para birimine çevrilir.” şeklindedir. Faturanın düzenlendiği tarih ile ödeme tarihi arasında yabancı paranın Türk Lirası karşısındaki değerinin değişmesi nedeniyle ortaya çıkan farka "kur farkı" denir. Ortaya çıkan bu farkın giderilmesi için düzenlenen "kur farkı faturası" ise, döviz içerikli tahsilatlarda oluşan kur farkı için ek bir fatura oluşturulması işlemi olarak özetlenebilir.
Taraflar arasındaki yabancı para üzerinden yapılan işlemlerde kur farkı alacağının talep edilebilmesi için taraflar arasında bir sözleşme bulunması ya da bu yönde oluşan bir teamül olması gerekmektedir. Teamül, taraflar arasında yaygın hale gelen uygulama şeklinde olabileceği gibi sektörel anlamda benzer ticari ilişkilerden kur farkı alacağının talep edilebileceği yaygın olarak kabul edilmekte ise de söz konusu olacaktır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2020/4918 Esas, 2021/1703 Karar sayılı ilamı)
Taraflar aralarındaki ticari ilişkinin yabancı para cinsinden olduğu sözleşmelerde bedelin hangi tarihteki kur üzerinden ödeneceği veya sabit bir kur miktarı belirlenebileceği gibi kur farkı alacağının doğmasına ilişkin düzenlemeye de yer verilebilmektedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kur farkına ilişkin bir alacak davasında; "davacı tarafından düzenlenen faturaların TL cinsinden olmakla birlikte altında döviz cinsinden kur karşılığı yazılı olduğundan ve sipariş formlarına cari hesabın döviz cinsinden takip edileceği yazılı olmakla kural olarak kur farkı istenebileceğine" hükmetmiştir. Bu karardan da anlaşılacağı üzere alacaklının kur farkı alacağı isteyebilmesi için açık bir yazılı anlaşma hükmüne gerek yoktur. Anlaşma içeriğinden anlaşılabiliyorsa kur farkı alacağı istenebilir. Hata ve hatta ispat edilebilmesi halinde sözlü olarak karalaştırılmış olması da kur farkı alacağının talebi için kafidir.
Kur farkına ilişkin bu kurallar ışığında somut olaya ilişkin yapılan değerlendirmede;
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü adına mali müşavir bilirkişi eliyle tarafların ticari defter ve belgeleri incelenmiş ve hazırlanan bilirkişi raporu uyarınca; davacı tarafından düzenlenen satış faturalarının incelenmesinde, hizmetin döviz karşılığı satıldığı ve TL karşılığının da gösterildiği, Davalının ödemelerini peşin olarak değil vadeli yaptığı ve fatura düzenleme gününde ödenmesi gereken döviz karşılığı borcun, Vergi Usul Kanunu gereğince zorunlu olarak TL üzerinden faturalandırıldığı, dolayısı ile Davacı tarafından fiili ödeme günündeki kur ile faturada belirtilen kur uyarınca ödenmesi gereken tarihteki kur arasındaki kur farkı olarak 520.420,46 TL tahakkuk ettirildiği, söz konusu farkın teyidinin aşağıdaki tabloda tekraren hesaplanarak icra takip tarihinde hesaplanması gereken kur farkı tahakkukunun 520.420,46 TL olduğu, dolayısı ile döviz bazında verilen hizmetler karşılığı talep edilen kur farkının uygun olduğu, bunun döviz karşılığının ise 40.101,75 Dolar olduğu tespit edilmiştir.
Davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen dava dosyasında mübrez faturaların tetkikinde; faturaların düzenlendiği tarih itibarıyla yabancı para karşılıkları gösterilmek suretiyle Türk Lirası cinsinden düzenlendiği görülmüştür.
Dosyaya mübrez mutabakat belgesinin incelenmesinde, belgenin bila tarihli olduğu ve tarafların 19.08.2020 tarihi itibariyle hesaplarında döviz (USD) olarak anlaştığı görülmektedir. Bununla birlikte davalı tarafın cevap dilekçesinde ilgili belgenin 25.10.2021 tarihinde tanzim edildiği ve o dönemde şirket çalışanı olan ve fakat şirketi temsile yetkisi olmayan .... tarafından imzalandığı, dolayısıyla hükme esas alınamayacağı beyan edilmiştir. Fakat mali müşavir eliyle davacı tarafın Döviz (USD) hesapları incelendiğinde; belgede atıf yapılan 19.08.2020 tarihinden itibaren kur farkının döviz hesabında takip edildiği ve 31.12.2021 itibarı ile 19.08.2020-31.12.2021 dönem arası tahakkuk edilen faturalara ilişkin, Merkez Bankası Döviz Alış Kuru bazında kur farkı hesabı yapılarak 31.12.2021 tarihinde 520.420,46TL bedelli kur farkı faturası tanzim edilerek davalı hesabına borç kaydedildiği, 31.12.2021 itibariyle davacı ticari kayıtlarında davacının 2021 dönem sonu bakiyesinin 2022 yılına 520.420,46TL olarak intikal ettirildiği anlaşılmıştır.
İş bu deliller ışığında; davacı şirket tarafından davalı şirket adına düzenlenen faturaların düzenlendiği tarih itibarıyla yabancı para karşılıklarının gösterilmiş olması, yetkisiz olsa dahi davalı çalışanı ... tarafından imzalanan mutabakat belgesi uyarınca döviz üzerinden anlaşmış olmaları ve bu durumu teyit eder şekilde davacı kayıtlarında davalı ile olan ticari ilişkinin döviz hesabına kaydedilmiş olması gibi hususların birlikte değerlendirilmesi neticesinde, taraflar arasında kur farkının istenebileceğine ilişkin sözleşme bulunduğu kabul edilmiştir. Bu kapsamda yapılan hesaplama neticesinde, davacı tarafın davalı taraftan 40.101,75 USD kur farkı alacağının bulunduğu kabul edilmekle, davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ İLE,
-40.101,75 USD kur farkı alacağının dava tarihinden itibaren USD cinsinden mevduata T.C. Merkez Bankası'nın uyguladığı en yüksek mevduat faizi uygulanmak suretiyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 35.549,92.-TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 11.437,49.-TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 24.112,43.-TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 80,70.-TL başvurma harcı ve 11.437,49.-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
4-Davacı tarafından dosyada yapılan 262,75 posta masrafı ve 9.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 9.262,75.-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
5-Davalı tarafından dosyada yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 78.858,86.-TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
7-Davacı tarafından dosyaya yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleşince ve HMK 333. maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,
8-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad KAYDINA,
Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak oy birliğiyle verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 09/05/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır