T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: 2023/449
KARAR NO: 2023/811
DAVA: İtirazın İptali (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 05/05/2023
KARAR TARİHİ: 25/09/2023
KARARIN YAZILMA TARİHİ: 03/10/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında ticari bir ilişki bulunmadığını, tarafların "sanat-dekorasyon" işiyle uğraştığını, bu isimle yürüttükleri ortak mail, ... ve .... hesapları bulunduğunu fakat davalının borçlarını davacıya ödememesi üzerine ortaya çıkan anlaşmazlık nedeniyle bu hesapları birlikte yürütemez hale geldiklerini, davacının daha adaletli olacağı düşüncesiyle ve iyiniyetle, birlikte tanındıkları isim olan "sanat-dekorasyon"un ikisinin de kullanmamasını, bu hesapların kapatılmasını ve sadece şahsi hesaplar ile kendi işlerine devam etmesi gerektiğini davalıya bildirdiğini ancak davalının tamamen haksız ve kötüniyetli olarak, önce ortak kullanılan hesapların şifrelerini değiştirdiğini, sonrasında bu hesapları kullanmaya devam edeceğini, hatta davacı isterse fotoğrafları verebileceğini söylediğini, davacının, davalının "sanat-dekorasyon" isminden haksız kazanç elde edilmesi endişesi taşıdığını, davalının işbu itirazın iptaline konu olan takipteki borcunun bulunduğunu kabul ettiğini, hatta kendi el yazısıyla anılan borcunu yazdığı defterin sayfasının fotoğrafını davacıya gönderdiğini, davalının borcunu ödememesi nedeniyle davacının banka hesabına bloke dahi konulduğunu, hatta emeklilik işlemlerinin geciktiğini, davacının 3 yıldır davalının borçlarını ödemesini defalarca talep ettiğini ancak bunlara rağmen davacının, davalıyı iyiniyetle ve sabırla beklediğini, davalının borca itiraz etmesi sebebiyle, dava şartı olan arabulucu başvurusunun yapıldığını belirterek itirazın iptali ile takibin devamına ve takip onusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ile ücret-i vekâletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından dava dilekçesinde ifade edilen beyanların gerçeği yansıtmadığını, davalının, davacı ile belli bir süre ortaklığı olduğunu ve akabinde tarafların anlaşamayarak ortaklıklarını sonlandırdıklarını, sonlandırma işlemleri ile birlikte bir kısım borçların tarafların kendisi üzerinde aldığını bir kısım alacakların da yine tarafların kendileri tarafından tahsil edilmek üzere atiye bırakıldığını, taraflar atiye bırakılan alacaklardan tahsil ettikleri tutarı birbirlerine bildirecekleri konusunda mutabık kaldıklarını ancak davacı tarafın söz konusu alacakları tahsil etmiş olmasına rağmen bir türlü davalıya bu tutarları bildirmediğini, davalının kendisi tarafından 3.şahıslara ödenecek borçları ödediğini ve bunun akabinde de davacı tarafından kendi adına olan (... Plakalı-21-01-2021 tarihinde devir edilmiştir.) aracın davalıya devredildiğini, davalının davacıya herhangi bir borcu olmamasına rağmen ortaklığın sona erdirilmesi sürecinde aracın kendisine verilmesi hususunda mutabık kalınması ve araç piyasasında yaşanan artışın davalı tarafından dikkate alınmış ve kendisine bir miktar ödeme yapacağını beyan ettiğini, davacının davalıdan gerçek bir alacağının olduğu kabul edilecek olsa kendisine ait olan ... plakalı aracı davalıya devrini yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalının davacıya herhangi bir borcu olmamasına ve kabul anlamına gelmemek kaydıyla icra takibinde de açıkça belirtikleri üzere istenilen faiz oranının da yanlış olduğunu belirterek itirazın iptali davasının reddi ile % 20’den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe
Mahkemenin görevine dair kurallar kamu düzenine ilişkin olup 6100 HMK'nın m. 1 hükmü uyarınca mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir; m. 114(1)-c hükmüne göre de mahkemenin görevli olması bir dava şartıdır. Aynı Kanun'un m. 115 hükmüne göre ise, dava şartlarının mevcut olup olmadığı, taraflarca ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın yargılamanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden gözetilir. Bu nedenle, dava açılırken dayanılan hukuki ve maddi olguların göreve etkili olduğu durumda öncelikle hukuki nitelemenin yapılması ve sonucuna göre mahkemenin görevsiz olduğu kanısına varılırsa dava dilekçesinin usulden reddine karar verilmesi gerekir.
6102 sayılı TTK m. 4 hükmünde, bir davanın ticarî dava niteliğinde olup olmadığının tespiti bakımından üç ayrı kıstas kabul edilmiştir:
(i) Bunlardan ilki, tarafların sıfatına ve işin ticarî işletme ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın ve başka hiçbir şart aranmaksızın TTK veya diğer kanunlarda ticarî sayılan davalardır (mutlak ticarî davalar). Mutlak ticarî davalar herhangi bir unsurun, bağlama noktasının veya sebebin davanın ticarî niteliğini değiştirmediği, mahkemenin kanaatinin rol oynamadığı davalardan olup; TTK m. 4(1) hükmünde (a) ilâ (f) bentlerinde sayılmıştır.
(ii) İkincisi ise, yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalardır. TTK m. 4(1)-son cümle hükmü uyarınca ikinci grup ticarî davalar, yalnızca bir tarafın ticarî işletmesini ilgilendiren havale, vedia (saklama) sözleşmesi ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalardır. Bu nevi davaların ticarî nitelikte sayılması için yalnızca bir tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması TTK’da gerekli ve yeterli görülmüştür.
(iii) Üçüncü grup ise, nispî ticarî davalar olup, TTK m. 4(1) hükmü uyarınca her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticarî dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. TTK m. 19/2 hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş niteliğindeki bir sözleşmenin diğer taraf için de ticarî sayılması, davanın niteliğini ticarî hale getirmeyecektir. Zira TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı “ticarî iş” esasına göre değil, “ticarî işletme” esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticarî nitelikte olması tek başına davayı ticarî dava haline getirmez.
Mahkememiz ... E sayılı dosyasında yapılan araştırma neticesinde davacının tacir olduğu anlaşılmıştır.
Somut olayda; tarafların birlikte sanat- dekorasyon işleri ile uğraşmaları nedeniyle davalının davacıya borçlu olduğu iddiası ile başlatılan icra takibine davalının itirazının iptali talep edilmiş olup, dava konusu itibariyle mutlak bir ticari dava olmadığı gibi yapılan araştırma neticesinde davacı tacir ise de davalının tacir olmadığı dolayısıyla nispi ticari davanın da söz konusu olmadığı,dolayısıyla mahkememizin görevli olmadığı davada genel görevli asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğu anlaşıldığından davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-HMK'nın 114 ve 115 maddeleri gereğince görev dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden REDDİNE,
2-Mahkememizin görevsizliğine, görevli mahkemenin Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla kararın kesinleşmesini müteakip 2 haftalık kesin süre içinde talep halinde dosyanın görevli Bakırköy Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
-Belirtilen iki haftalık süre içinde talepte bulunulmaması veya süresinden sonra talepte bulunulması halinde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar (ek karar) verilmesine
3-Harç, yargılama giderleri ve diğer hususların HMK.nun 331/2 maddesi gereğince Yetkili ve Görevli Mahkemece değerlendirilmesine,
4-Gider avansının arta kalan kısmının yetkili mahkemeye gönderilmesine
Dair, davacı ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen kararın gerekçesinin taraflardan her birine tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize yahut başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamını ödemek suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar usulen anlatıldı. 25/09/2023
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır