T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/564 Esas
KARAR NO : 2024/490
DAVA : Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ : 06/06/2023
KARAR TARİHİ : 16/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 04/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE; Müvekkili, davalı firmanın 200.000.000 adet toplam sermayesinin 47.500.000 adet payına sahip ortağı olduğunu, 2022 yılı Olağan Genel Kurul toplantısı 28.04.2023 tarihinde yapılan Genel Kurul toplantısına bizzat katıldığını, gündem maddeleri ile ilgili görüş ve itirazlarını ilettiğini, olağan genel kurul toplantısında çoğunluk oyları ile alınan kararlar hukuka, yasal düzenlemelere ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, iptalinin gerektiğini, yönetim kurulu üyelerinin şirketi ve müvekkili uğrattıkları zararın tazmini dava talep ve şikayet haklarımız saklı kalmak kaydıyla, 28.04.2023 tarihli 2022 yılı Olağan Genel Kurul toplantısında, oy çokluğu ile alınan hukuka ve yasal düzenlemelere, ana sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı kararların butlanının tespiti ile haksız ve mesnedsiz genel kurul kararlarının iptallerine karar verilmesini, mahkeme hakimliği tarafından oluşturulacak kararın kesinleşme süreci içerisinde, Yönetim Kurulu üyelerine ücret ve huzur hakkı ödenmesi ile bu ücretlere zam yapılmasına ilişkin iptali istenen maddelerin uygulamasının, emsal mahkeme kararları da dikkate alınarak teminatsız olarak ve tadbiren durdurulmasına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde ÖZETLE; Davacı hissedarın müvekkil şirketle aynı konuda faaliyet gösteren başka şirketlerin ortağı olması ve müvekkil şirket aleyhine haksız rekabet hükümleri çerçevesinde ihlalde bulunuyor olması nedeniyle belli konularda bu gerekçeyle ticari sırların verilmemesi hukuka uygun olduğunu, somut olayda davacının iddiasının aksine bilgi alma hakkını engelleyen bir genel kurul kararı bulunmadığını, bilgi alma ve inceleme hakkının ihlal edildiğini iddia eden davacının taleplerinin inceleneceği dava, işbu dava olmayıp bu talepler nedeniyle mahkemenin yetkisi bulunmadığını, usule ve esasa aykırı davacının tüm taleplerinin reddi ile davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Bakırköy .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas, ... Karar sayılı ilamı, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İş bu dava, davalı şirketin 28.04.2023 tarihinde yapılan 2022 yılına ait Genel Kurul Toplantısı'nda alınan tüm kararların butlanı, mümkün olmaması halinde iptali talebine ilişkindir.
Somut olayda davacı taraf, davalı şirketin 28.04.2023 tarihinde yapılan 2022 yılına ait Genel Kurul Toplantısı'nda alınan tüm kararların hukuka ve yasal düzenlemelere, ana sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğundan bahisle butlanı ve iptali talebinde bulunmuştur. Davacı taraf, spesifik olarak alınan bu kararların hangi sebeple butlanı gerektiğine dair sebep ileri sürmemiştir.
Dosyada mübrez davalı .... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’nin sicil kayıtları uyarınca; davacının şirket ortaklarından olması sebebiyle aktif dava ehliyetinin bulunduğu ve davalı şirketin merkez adresi itibariyle de mahkememizin görevli ve yetkili olduğu anlaşılmıştır.
Genel kurulda alınan kararların butlanına ilişkin yapılan değerlendirme;
Anonim şirketlerde genel kurul kararlarının butlanı TTK m. 447 hükmünde düzenlenmiştir. Bu hükme göre, (i) pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, (ii) pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, (iii) anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan genel kurul kararları batıldır. TTK m. 447 hükmünde yer alan butlan sebepleri, madde metninde yer alan “özellikle” ifadesinden de açıkça anlaşıldığı üzere sınırlı sayıda değildir. Bir genel kurul kararının butlan ile malul olması halinde, karar hiç geçerlilik kazanmamış olacağından karara karşı açılacak olan dava hukuken bir tespit davası niteliğindedir. Butlanın tespiti davasının açılabilmesi için genel kurula katılmak, muhalefet şerhi koymak, pay sahibi olmak gibi şartlar bulunmamakta, menfaatini ispat eden herkesin bu davayı ikame edebileceği kabul edilmektedir. Butlanın tespitine ilişkin açılacak olan dava hakkında kanunda herhangi bir sınırlama getirilmemiş olup, bu davanın herhangi bir süreye tabi olmaksızın açılabilmesi mümkündür.
Bu açıklamalar ışığında huzurdaki davada, dava konusu olan davalı şirketin 28.04.2023 tarihinde yapılan 2022 yılına ait Genel Kurul Toplantısı'nda alınan kararların TTK 447 anlamında butlan veyahut yokluk sebepleriyle hükümsüzlüklerini gerektirir bir sebep bulunmadığından, davacının bu yöndeki taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Genel kurulda alınan kararların iptaline ilişkin yapılan değerlendirme;
Anonim şirketlerin genel kurul kararlarının iptalinin düzenlendiği TTK md. 445'e göre; 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler. TTK md. 446-1-a fıkrasına göre ise; toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirtenler iptal davası açabilir.
Davacı tarafından iptal davası açabilmeye ilişkin TTK md. 445. Maddede belirtilen genel kurul kararından itibaren 3 ay içerisinde dava açma koşulunu yerine getirildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda davacı tarafın dava dilekçesi içeriğinden tüm kararların iptali talebinde bulunduğu için muhalefetini tutanağa geçirme ve olumsuz oy kullanma bakımından genel kurul tutanağının yapılan incelemesinde;
Yönetim kurulu üyelerinini ibra edilmemesine ilişkin 5 nolu maddeye ilişkin olarak, yapılan oylamada yönetim kurulu üyeleri ibra edilmediklerinden, yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmemelerine ilişkin gündemin 5. maddesiyle ilgili bir değerlendirme yapılmamıştır. Yine, davacı tarafından yönetim kurulu üyelerinin seçilmesine ilişkin gündemin 6. maddesi ve bağımsız denetçi seçilmesine ilişkin gündemin 7. maddesi ile ilgili herhangi bir muhalefet şerhinde bulunmadığından sadece olumsuz oy kullandığından, dolayısıyla iptal talep etme şartı gerçekleşmediğinden, bu maddelere ilişkin olarak muhalefeti tutanağa geçirme koşulu gerçekleşmediğinden iptal talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafından iptal davası açabilmeye ilişkin TTK md. 446 da anılan toplantıya katılma halinde olumsuz oy kullanma, muhalif kalma ve muhalefeti zapta geçirtme koşulunun, iptale konu 2-3-4-8-9 ve 10 nolu karar yönünden yerine getirildiği anlaşılmaktadır.
İptale konu 2-3-4-8-9 ve 10 nolu kararların kanuna, esas sözleşmeye veya afaki iyi niyet kurallarına aykırılık bakımından şirketin mali tablolarının ve kayıtlarının incelenmesi zorunluluk arz etmesi sebebiyle bilirkişi incelemesine karar verilmiş ve hazırlanan rapor dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olması nedeniyle hükme esas alınmıştır. Buna göre;
Yapılan mali tespitlerde; davalının ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulmuş oldukları, üst düzey yöneticilere toplam da 1.231.440,00 TL maaş, 1.815.278,84 TL huzur hakkı ve 31.881,15 TL istisna ücret olarak toplam 3.078.599,99 TL ödeme yapıldığı, davalının 2020 yılında 85.691.767,28 TL, 2021 yılında 141.789.652,57 TL ve 2022 yılında da 325.432.323,38 TL kar elde ettiği, 2020 yılında %45,97 olan brüt satış karlılığının 2022 yılında %55,93 oranına yükseldiği ve firmanın stoklarını etkin kullandığı, 2020 yılında %31,08 olan faaliyet karlılığının 2022 yılında %47,44 oranına yükseldiği ve şirketin satışlarındaki artış nedeniyle faaliyet giderlerinin düşük kaldığı, dönem net karının 2020 yılında % %40,85 oranında 2022 yılında %41,31 oranına yükseldiği tespit edilmiştir.
Dava konusu 2-3-4-8 ve 9 nolu kararlara ilişkin olarak kanuna, esas sözleşmeye veya afaki iyi niyet kurallarına aykırılık bakımından yapılan incelemede;
Anonim şirketin bir sermaye şirketi olması nedeniyle kararların oyların çoğunluğuyla alınması, genel kurulda bakanlık temsilcisinin de bulunması, dava konusu kararların hazır bulunanların önemli bir çoğunluğuyla kabul edilmiş olması, yönetim ve denetim raporlarının usulüne uygun olmadıklarına ilişkin somut bir veriye rastlanmaması, şirketin kar elde etmesi, yine yöneticilerin usulsüz davranmak suretiyle şirketi zarara uğrattıklarına ve yöneticilere verilen yetkinin kötüye kullanılacağına ilişkin bir tespit yapılamaması, davacının davalıya rakip konumundaki başka bir firmaya kurucu ortak olması, firmalar arasında haksız rekabete dayanan bir takım davalar bulunması gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde; faaliyet raporunun onaylanmasına ilişkin gündemin 2. maddesiyle alınan karar, bağımsız denetim raporunun onaylanmasına ilişkin gündemin 3. maddesiyle alınan karar, finansal tabloların onaylanmasına ilişkin gündemin 4. maddesiyle alınan karar bakımından kanuna, esas sözleşmeye veya afaki iyi niyet kurallarına aykırılık tespit edilemediğinden, 2-3 ve 4 nolu maddeler yönünden iptal şartlarının oluşmadığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Yine aynı gerekçelerle ve bu gerekçelere ek olarak şirketin mali gücünün iyi olması, yüksek bir karlılık durumunun elde edilmesi, geçmiş yıllarda da benzer oranlarda huzur hakkı ve ücret tespit edilmesi gibi hususlar dikkate alındığında; yönetim kurulu üyesi ...’na aylık 100.000-TL net huzur hakkı, ....’a aylık 100.000-TL net huzur hakkı ve ....’a aylık 100.000-TL net huzur hakkı ödenmesi, bunun yanında ...’a aylık 113.400-TL net ücret ve ...’a aylık 113.400- TL net ücret ödenmesi yönünde gündemin 8. maddesiyle ilgili alınan karar ile genel kurul toplantısından sonraki süreçte 2023 yılı içerisinde yürürlükteki mevcut asgari ücrete artış yapılması halinde yönetim kumlu üyelerinin bu genel kurulda belirlenen ücretlerine asgari ücrete artış oranında artış yapılası yönünde gündemin 9. maddesiyle alınan karar yönünden de kanuna, esas sözleşmeye veya afaki iyi niyet kurallarına aykırılık tespit edilemediğinden, 8 ve 9 nolu maddeler yönünden de iptal şartlarının oluşmadığından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Dava konusu (10) nolu kar payı dağıtılmamasına ilişkin karara ilişkin olarak kanuna, esas sözleşmeye veya afaki iyi niyet kurallarına aykırılık bakımından yapılan incelemede;
Anonim şirketlerde pay sahibinin kâr payı hakkı TK m. 507
vd. hükümlerinde düzenlenmekte olup, TTK m. 507 hükmü uyarınca “Her pay sahibi, kanun ve
esas sözleşme hükümlerine göre pay sahiplerine dağıtılması kararlaştırılmış net dönem
kârına, payı oranında katılma hakkını haizdir.” TTK m. 509 hükmüne göre ise “Kâr payı ancak
net dönem kârından ve serbest yedek akçelerden dağıtılabilir.” TTK m. 511 “Yönetim kurulu üyelerine kazanç payları, sadece net kârdan ve ancak kanuni yedek akçe için belirli ayrım yapıldıktan ve pay sahiplerine ödenmiş sermayenin yüzde beşi oranında veya esas sözleşmede öngörülen daha yüksek bir oranda kâr payı dağıtıldıktan sonra verilebilir.” hükmünü amirdir. Anılan maddede kanuni yedek akçenin birinci ayrımı ve pay sahibinin temel kâr payı bir takım olarak ele alınmış, ikisinden biri değil, ancak her ikisi de ayrılıp dağıtıldıktan sonra yöneticilerin kazanç payının verilebileceği hüküm altına alınmıştır. TTK m. 519/1 “Yıllık kârın yüzde beşi, ödenmiş sermayenin yüzde yirmisine ulaşıncaya kadar genel kanuni yedek akçeye ayrılır.” hükmünü amirdir. Maddede yıllık kârın yüzde beşinin ödenmiş sermayenin yüzde yirmisine ulaşıncaya kadar genel kanuni yedek akçeye ayrılacağı belirtilerek kanuni yedek akçenin birinci ayrımının sınırı ortaya konulmuştur. TTK 519/2-(c) hükmünde de, birinci fıkradaki sınıra ulaşıldıktan sonra, pay sahiplerine yüzde beş oranında kâr payı ödendikten sonra, kârdan pay alacak kişilere dağıtılacak toplam tutarın yüzde onunun genel kanuni yedek akçeye ekleneceği ifade edilmiştir. Görüldüğü üzere kanun koyucu pay sahiplerine dağıtılacak birinci temettüyü, şirketin genel kanuni yedek akçesinin ikinci ayrımının önüne koymaktadır. Gerçekten de maddenin lafzından açıkça anlaşıldığı üzere, şirket o faaliyet döneminde net kâr elde etmişse, kanuni yedek akçelerin ikinci ayrımının yapılabilmesi için pay sahibine birinci temettünün ödenmesi gerekir. İşte kanuni yedek akçenin birinci ayrımından sonra ve fakat ikinci ayrımından önce ayrılarak pay sahiplerine ödenecek yüzde beş oranındaki kar payı (yani birinci temettü) “temel kâr payı hakkı” olarak adlandırılmakta olup bu hakkın vazgeçilmez hak niteliğinde olduğu kabul edilmektedir.
Yukarıda ifade ettiğimiz üzere, genel kurul kararlarının iptalinin nedenlerinden birisi de, alınan kararın afaki iyi niyet kuralına aykırı olmasıdır. Söz konusu olan afaki iyi niyet, MK. m. 2 hükmünde öngörülen dürüstlük kuralıdır. Genel kurulda çoğunluğu oluşturan belli bir grup pay sahibinin yetkilerini kötüye kullanmak suretiyle, ortaklık dışı özel veya ortaklık ile ilgili kişisel çıkarlarının korunmasına yönelik olarak, azınlıktaki pay sahiplerinin menfaatlerine aykırı bir şekilde aldığı kararlar dürüstlük kuralına aykırı kabul edilmektedir. Ancak kararın dürüstlük kuralına aykırılık oluşturabilmesi için her zaman özel ve şahsi menfaat elde edilmesi zorunlu değildir. Eşit hukuki durumda bulunan pay sahipleri hakkında eşit uygulamalara gidilmemesi suretiyle eşitlik ilkesinin ihlali de, dürüstlük kuralına aykırılığın tespitinde ölçüt olarak kabul edilmektedir. Objektif iyi niyet kuralına aykırılığı, ortaklığın geleceği, işleyişi ve yönetimi bakımından önemi göz önünde tutularak, yersiz şekilde genişletmemek ve ancak ciddi etken sebeplerin varlığı halinde kabul etmek gerekir. Bu bakımdan ancak, çoğunluğun yetkilerini kötüye kullanarak ve dürüstlük kuralına aykırı bir şekilde, ortaklığa ve diğer pay sahiplerine zarar vermek için kasıtlı olarak alınan bir genel kurul kararının, iyi niyet kuralına dayanarak iptali istenebilir
Dolayısıyla somut olayda karın hiç dağıtılmamasına ilişkin kararın objektif iyiniyet kuralına da aykırı olmaması gerekir. Kar payının dağıtılıp dağıtılmaması hususunun takdiri genel kurula ait olmakla birlikte bu yetkinin kullanılması keyfiyete bağlı değildir. Kar payının hangi gerekçelerle tam olarak dağıtılmadığı hususunun somut bir şekilde davalı tarafından ortaya konulması gerekmektedir. Türk Ticaret Kanunu’nda ise esas itibariyle, sermaye şirketlerinde yıllık kâr dağıtımı bir zorunluluk olarak kabul edilmiştir. TTK'nun 507.nci maddesine göre her pay sahibi, kanun ve esas sözleşme hükümlerine göre, pay sahiplerine dağıtılması kararlaştırılmış "Net Dönem Kârına" payları oranında katılma hakkına sahiptir.
Bunun yanında TTK’nun 523.ncü maddesine göre genel kurul; a) Aktiflerin yeniden sağlanabilmesi için gerekliyse, b) Bütün pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa, Kanunda ve esas sözleşmede öngörülenlerden başka yedek akçe ayrılmasına da karar verebilir. Yukarı, mali inceleme bölümünde şirketin mali durumunun iyi olduğu ve kar elde ettiği tespit edilmiştir. Davalı tarafından kar dağıtılmamasının yasadan kaynaklanan zorunlu sebeplere dayandığına ilişkin somut deliller sunulmamıştır. Bu bakımdan net karın dağıtılmamasına ilişkin gündemin 10. maddesiyle alınan kararın iptali şartlarının oluştuğu takdir ve sonucuna varılarak, iptaline dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,
Davalı şirketin 28/04/2023 tarihindeki 2022 yılı olağan genel kurul toplantısından alınan 10 numaları kararın iptaline,
Fazlaya ilişkin taleplerin reddine,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 179,90-TL peşin harcın mahsubu ile eksik kalan 247,70-TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 179,90-TL başvurma harcı ile 179,90-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 451,00-TL posta gideri ve 12.000,00.-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 12.451,00-TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre hesaplanan 6.225,00TL'sının davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
5-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 17.900,00TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
7-Davalı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre red edilen miktar üzerinden hesaplanan 17.900,00TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı tarafa verilmesine,
8-Bakiye avansın karar kesinleşince yatırana iadesine,
Dair taraf vekillerinin yüzlerine karşı gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.16/05/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır