T.C. BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2023/799 Esas
KARAR NO : 2024/1108
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan Alacak)
DAVA TARİHİ : 14/08/2023
KARAR TARİHİ : 05/12/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 10/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan Alacak) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA
Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde ÖZETLE; davalı- borçlunun Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptalini ve takibin devamını, haksız ve kötü niyetli olarak takibe itiraz ederek takibin durmasına sebep olan davalı-borçlunun alacağın % 20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı-borçlu tarafın üzerinde bırakılmasını talep ve dava ettiği görüldü.
Davalı vekilinin dava dilekçesine karşı cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
DELİLLER
Bakırköy ..... İcra Dairesinin .... esas sayılı dosyası, Güneşli ve Esenyurt Vergi Dairesi Müdürlüğü yazı cevapları, bilirkişi .... tarafından sunulan bilirkişi raporu, tarafların ticaret sicil kayıtları ve tüm dosya kapsamı.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, faturadan kaynaklı alacağın tahsili için yapılan takibe itirazın iptali ve alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün .... Esas sayılı tetkikinde davacı/alacaklı tarafından davalı/borçluya yönelik 1.904.358,36 TL asıl alacağın tahsili için takip yapıldığı, borçlunun süresi içinde borca itiraz ettiği, takibin durduğu davanın İİK nun 67.Maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı tespit edilmiştir.
Somut olayda davacı taraf, ticari ilişki kapsamında davalının 91 adet fatura bedelinin kendisine ödenmediğinden bahisle cari hesap alacağını talep ettiği, davalının ise cevap vermeyerek tüm iddiaları inkar ettiği anlaşılmıştır. Eldeki davada esasa ilişkin yapılan incelemede; uyuşmazlık faturaya konu akdi ilişkinin varlığı ve akdi ilişkinin konusu malın teslim edilip edilmediği ve takip talebine ekli fatura bedellerinin ödenip ödenmediği noktasındadır.
Somut olayda TMK 6. Maddesi uyarınca ispat külfeti davacı tarafta olup, davacı taraf ispat vasıtası olarak dava konusu faturalara, vergi kayıtlarına ve ticari defterlerine dayanmıştır. Davacı tarafın dayanak olarak sunmuş olduğu 91 adet fatura, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 21. Maddesi uyarınca başlı başına davacının alacaklı olduğunu kanıtlamaya yeterli değildir. Bu yüzden mahkememizce uyuşmazlığın çözümü adına bilirkişi marifeti ile tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş, belirlenen inceleme gününde sadece davacı tarafın ticari defter ve kayıtlarını sunmuş olması nedeniyle davacı kayıtları üzerinde inceleme yapılmış, davalı kayıtları üzerinde ise inceleme yapılamamıştır. Buna göre davacı şirket tarafından ibraz edilen 2022 - 2023 yılı ticari defterlerinin TTK hükümlerine uygun tutuldukları, davacı tarafından ibraz edilen ticari defterler çerçevesinde davacı şirketin davalı şirketten takip tarihi itibariyle 1.904.358,36 TL alacaklı olduğu, BA-BS Formlarının tetkiki neticesinde davacı şirket tarafından davalı adına düzenlenen 91 adet fatura ve bedelinin davacı tarafından BS Formu ile davalı tarafından ise BA Formu ile beyan edildiği tespit edilmiştir.
Ticari defterlerin delil olması HMK md. 222. Maddesinde düzenlenmiş olup, bu hükme göre ticari defterler, belirtilen şartların varlığı halinde, ticari uyuşmazlıklarda ispat aracı (kesin delil) olarak kullanılabilir. HMK 222/3 maddesine göre; ikinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi, yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Ek cümle: 22.07.2020 - 7251 S.K./23. md) Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Bu yasal düzenleme uyarınca HMK 222/3 maddesine göre ticari defterlerin sahibi lehine kesin delil teşkil etmesi için gereken şartlar maddenin lafzi yorumuna göre şöyle sıralanabilir:
1- Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmalıdır. (HMK 222/2).
2- Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmamalı veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemiş olmalıdır.
3- Diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamalıdır.
Bu yasal düzenlemeler ışığında somut olaya bakacak olursak; taraflara ticari defter ve belgelerini sunması için mahkememizce usulüne uygun olarak ihtarat yapıldığı, ancak davalının ibrazdan kaçındığı ve defterlerini ibraz eden davacının ticari defterlerinin ise usulüne uygun olarak tutulduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla HMK'nun 222/3 maddesi uyarınca davacı defterlerinde yer alan kayıtlar lehine kesin delil niteliğinde kabul edilmiştir. Ayrıca dava konusu 91 adet faturanın davalı şirket tarafından BA Formu ile beyan edilmesi de anılan faturalar ve içeriği Mal/hizmetin davalı şirket tarafından teslim ve tebliğ alındığını ifade etmektedir. İş bu tespit ve kayıtlar uyarınca takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 1.904.358,36 TL alacaklı olduğu anlaşılmıştır. .
İş bu tespit ve açıklamalar ışığında davacı tarafça kesilen faturalar, usulüne uygun tutulan ticari defter ve belgeler ile BA-BS formları uyarınca; takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 1.904.358,36 TL alacaklı olduğu anlaşılmakla, davacı tarafın davasının kabulü ile Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasına davalılar tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin aynen devamına karar vermek gerekmiştir. İİK nun 67/2 maddesi gereğince hükmedilen bu alacak faturaya dayalı olduğundan likit kabul edilmiş ve itirazın haksız olması da göz önünde bulundurularak, davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile,
Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün .... esas sayılı dosyasına davalılar tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin aynen devamına,
-Takip tutarı olan 1.904.358,36 TL üzerinden hesaplanan 380.871,672-TL %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-492 Sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 130.086,72-TL karar harcından mahkememiz veznesine yatırılan 22.999,89-TL peşin harcın ve icra veznesine yatırılan 9.521,79-TL mahsubu ile eksik kalan 97.565,04-TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-Davacı tarafından yatırılan 269,85-TL başvurma harcı ve 22.999,89-TL peşin harcın davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
5-Davacı tarafından dosyada yapılan 5.000,00-TL bilirkişi ücreti ve 698,00-TL posta gideri olmak üzere toplam 5.698,00-TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
6-Davalı tarafından dosyada yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 269.479,42 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı tarafa verilmesine,
8-Davacı ve davalı tarafından dosyaya yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleşince ve HMK 333. maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,
9-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye irad KAYDINA,
Dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal sürede İstinaf Başvuru hakları olduğu hatırlatılarak verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.05/12/2024
Başkan ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Üye ...
¸e-imzalıdır
Katip ...
¸e-imzalıdır