T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2015/687 Esas
KARAR NO : 2024/483
DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ : 24/07/2015
KARAR TARİHİ : 06/05/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 03/06/2024
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'in 17/03/2014 tarihinde kurye olarak çalıştığı ....'da ... Köftecisinden almış olduğu siparişleri motosiklet ile götürürken Beykent'te seyir halinde ilerlerken aniden yan tarafta müvekkilin sağında park halinde olan ve davalı ....'nın sürücüsü, davalı ....'in araç maliki olduğu .... plakalı aracın sol ön kapısının sürücü vale olan davalı ....'ın kontrolsüz ve dikkatsiz bir şekilde açması ile araç kapısının müvekkiline çarpması sonucu müvekkilinin yere düştüğünü ve motosiklet de kendi üzerine düştüğünü, davalı sürücünün kontrolsüz ve dikkatsiz davranışı ile beraber park yasağına da uymaması kazanın meydana gelmesine sebep olduğunu, müvekkilinin bu kaza nedeniyle çok ağır bir şekilde yaralandığını, bu olay nedeniyle müvekkil ve ailesinin hem maddi ve hem de manevi olarak büyük acılar çektiklerini, yine dava konusu aracın sigortacısı ise .... Sigorta olduğundan mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olduğundan davalı sigorta şirketinin de davalı olarak mesuliyetinin olduğunu beyanla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan tahsiline, yine davacı asil için 50.000,00 TL, eşi Havva için 50.000,00 TL, çocukların her biri için 25.000,00 TL olmak üzere toplam 175.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 17/03/2014 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan ..., ... ve ....dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu aracın müvekkili şirket nezdinde zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olduğunu, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olup bedeni zararlar halinde maddi tazminat talepleri için şahıs başına azami poliçe teminat limitinin 268.000,00 TL ile sınırlı olduğunu, yine müvekkilinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu, bunun da tespitinin gerektiğini, yine davacının sosyal kurumdan tazminat veya aylık bağlanması halinde bu ödemelerin sakatlık tazminat hesabından düşülmesi gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Duruşmadaki beyanında ise; davanın zorunlu mali mesuliyet sigortasından kaynaklanması sebebiyle Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle görev itirazında bulunmuştur.
Davalılar ... ve ... şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle kaza ile ilgili ceza yargılamasının devam ettiğini, bu dosyanın sonucunun beklenmesi gerektiğini, davacının kullandığı motorun süratli olması hız sınırlarına uymaması sağ şeride henüz parketmek için yanaşan arabanın sol tarafından çok süratli ve dikkatsiz olarak aniden geçmeye çalışması kazanın oluşumuna neden olduğunu, yine kaza sonrasındaki gerçeklere aykırı olarak tutulan polis tutanağını da kabul etmediklerini, olayda davacının ağır ihmalinin olduğunu, manevi tazminat talebinin de çok fahiş olduğunu, zenginleştirici tazminat verilemeyeceğini beyanla davanın reddini istemiştir.
DELİLLER : Adli Tıp Raporları, bilirkişi incelemeleri, tüm dosya kapsamında toplanan deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, davacının, trafik kazasından kaynaklı maddi manevi tazminat istemine ilişkindir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan adli tıp ve bilirkişi incelemeleri yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
İstanbul .... Adli Tıp İhtisas Kurulu 31/03/....-... Karar Sayılı Raporunda; .... oğlu, 01.01.1968 doğumlu, ...’in 17.03.2014 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve mesleği bildirilmemekle Grup1 kabul olunarak: Gr1 XII(27Aa……….15)A %19x1/3=%6, E cetveline göre %6.3(yüzdealtınoktaüç) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, iyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9(dokuz) aya kadar uzayabileceği oy birliği ile mütalaa olunur. Sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
İstanbul Adli Tıp ... Üst Kurulu 08/09/.../... Karar Sayılı Raporunda; ... hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde bildirilen veriler .... Üst Kurulca tekrar değerlendirildiğinde; ... oğlu, 1968 doğumlu, ...’in 17.03.2014 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının; A-) 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve mesleği şoför olarak bildirilmekle Grup 41 kabul olunarak: Gr41 XII(27Aa……15)C%23x1/3=%7.6, E cetveline göre %9.0 (yüzdedokuznoktasıfır) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, B-) Adli Tıp Kurumu Adli Tıp .... İhtisas Kurulunun 31/03/... tarih, ... karar numaralı mütalaasından önce ise Sosyal Güvenlik Kurumu İstanbul Bölge Sağlık Kurulunun 26.01.2016 tarihli ve 332 karar sayılı mütalaasının geçerli olduğu; C-) İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9(dokuz) aya kadar uzayabileceği oy birliği ile mütalaa olunur. Sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik ihtisas Dairesi .... sayılı Raporunda; Mevcut verilere göre; A) Davalı sürücü ... idaresindeki otomobil ile olay mahalli yerleşim yeri içi caddede yolun sağında aracı park ettikten sonra aracın kapısını açmadan önce gerisinden gelen araçların varlığını kontrol etmesi gerekirken etmediği, bu araçların seyir güvenliğini tehlikeye atacak şekilde aracın kapısını tedbirsizce açtığı esnada seyir halinde olan davacı sürücü idaresindeki motosikletin aracın açılan sol ön kapısına çarptığı kazada kusurludur. B) Davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki motosiklet ile yerleşim yeri içi, caddede seyir halindeyken olay mahalline geldiğinde, davalı sürücünün yolun sağında park halindeki aracın açtığı sol ön kapısına çarptığı kazada atfı kabil kusuru bulunmamaktadır. Sonuç; yukarıdaki hususlar muvacehesinde, olayda; A) Davalı sürücü ...'ın % 100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, B) Davacı sürücü ...'in kusursuz olduğu kanaatini bildirilmiştir.
İstanbul Adli Tıp ... Üst Kurulu .... sayılı raporunda; Dosyanın bu haliyle Cumhurbaşkanlığının 4 sayılı Kararnamesinin 16. maddesinin 1 numaralı fıkrası kapsamında değerlendirilmediğinden İkinci Üst Kurulu Gündemine alınmasını gerektirecek özellikleri taşımadığı ve bu nedenlerle tekrar Üst Kurul Gündemine alınamayacağı anlaşıldığından herhangi bir işleme tabi tutulmaksızın iadesi uygun görüldüğü bildirilmiştir.
Bilirkişi Aktüerya Hesap Uzmanı .... ve Dr. ... 16/01/2024 tarihli raporunda; Davacının geçici iş göremezlik zararı 7138,75 TL olduğu ,SGK ödemesi olmadığı nedenleri ile indirim yapılmamış olduğu, tedavi giderlerinden SGK ödemesi kapsamı dışında ilave fark ücreti belgeli ödemesinin 3.950,00 TL olduğu ve belgesiz tedavi giderinin toplamının 3.461,04 TL olduğu, iş göremezlik zararının davacının dönemsel %20 ve %9 iş göremezlik oranı ile davalı sürücünün %100 oranına göre işlemiş devre net zararının 43.332,46 TL, işleyecek devre net zararın 291.337,30 TL, geçici iş göremezlik zararının 7.138,75 TL, toplam iş göremezlik zararının 334.669,76 TL davalı sigorta şirketinin limiti 250.000,00 TL, davalı sürücü ve işletenin müştereken müteselsilen 84.669,76 TL, hesaplanan 334.669,76 TL miktarın davalı sigorta şirketinin limitini aştığından davalı sigorta şirketinin 250.000,00 TL miktarından ve davalı sürücü ve araç işlenin 84.669,76 TL miktarından müşterek ve müselselden sorumlu olacakları miktar olduğuna ve tedavi gideri için sigorta limitinin 250.000 TL olduğu ve limitler dahilinde olduğu ve manevi tazminat talebinin takdirinin sayın mahkemeye ait olacağı sonuç ve kanaatine varıldığını bildirmişlerdir.
Yasada ve öğretide, işleten sıfatının belirlenmesinde şekli ve maddi ölçütler söz konusudur. Bunlardan şekli ölçüt, satışa esas olan tescil belgesinde, trafik belgesinde, sigorta poliçesi ve vergi kaydında yazılı olmayı; maddi ölçüt ise, araçtan yararlanmayı ve araç üzerindeki eylemli egemenliği ifade etmektedir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununda işleten kavramı ve kimlerin işleten olabileceği belirtilmiştir. Kural olarak aracın trafik sicilinde adına kayıtlı olduğu kişi, yani araç sahibi, aracı kendi hesabına ve kendisine ait olmak üzere kullanıyor, üzerinde çıkar sağlıyorsa; hem şekli hem de maddi anlamda işleten sıfatını alacaktır. Noterlerin düzenleme yoluyla yaptığı satış ve devir işleminin arkasından yapılacak tescil, mülkiyete karine oluşturması bakımından önem taşır. Kuşku olan durumlarda aracın malikine işleten gözüyle bakılmalı ve buna ağırlık verilmelidir (Hukuk Genel Kurulunun 06.03.2002 gün ve E:2002/11-71, K:2002/141; 24.03.2004 gün ve E:2004/10-165, K:2004/171; 20.03.2013 gün ve E:2012/1069, K:2013/379 sayılı ilamları).
Görüldüğü gibi, sicilde malik görünen kişi, karine olarak aracın işleteni sayılmaktadır. Bunun sebebi, trafik kazasında sorumlu olan şahsın kolayca belirlenmesi ve zarar görenin zararının en kısa sürede giderilmesini sağlamaktır. Belirtmek gerekir ki, sicilde malik olarak görünen kişi her zaman aracın işleteni olmayabilir. Bu durumda, araç sahibi, aracın üzerinde fiili hakimiyeti bulunmadığını, araç için bir başkasının harcamalarda bulunduğunu veya araç üzerindeki ekonomik çıkarın bir başkasına ait olduğunu, işleten sıfatının bulunmadığını kanıtlayabilirse sorumluluktan kurtulabilir (Hukuk Genel Kurulunun 20.03.2013 gün ve E:2012/1069, K:2013/379 sayılı ilamı).
Kanun koyucu, bunların yanında 2918 sayılı KTK’nun 91.maddesiyle de; işletenin aynı Kanunun 85.maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk (uygulamadaki adıyla trafik) sigortası (Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası) yaptırma zorunluluğunu getirmiştir.
Karayolları Trafik Kanununda zorunlu trafik sigortasına ilişkin olarak, sorumluluğun kapsamı yanında, bu kapsam dışında kalan haller de açıkça düzenlenmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Dışında Kalan Hususlar” başlıklı 92.maddesinde: “Aşağıdaki hususlar, zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamı dışındadırlar. a)ıİşletenin;bu Kanun uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler, b)İşletenin; eşinin, usul ve füruunun, kendisine evlat edinme ilişkisi ile bağlı olanların ve birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlar nedeniyle ileri sürebilecekleri talepler, c)İşletenin; bu Kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler, d)Bu Kanunun 105 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler, e)Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar, f)Manevi tazminata ilişkin talepler.” Hükmü ile, zorunlu trafik sigortacısının hangi zararlardan sorumlu olmadığı düzenleme altına alınmış; burada örnekseme yoluna gidilmeyip; tek tek ve tahdidi olarak sorumlu olunmayan haller sıralanmıştır.
Davalı müteveffa ... (kaza tarihi itibari ile) araç maliki/işleten görünmektedir. Ancak aracının gittiği diğer davalı işletmenin valesine teslim ederek bir vedia akdi ilişkisine girmiştir. Aracın diğer davalı ... tarafından vedia akdi amacına aykırı olarak kullanılması hadisesi, davalı ... açısından işleten sıfatını kesen, illiyet bağını ortadan kaldıran bir husustur. Öte yandan işletenin sorumluluk sigortacısı olan davalı sigorta şirketi açısından da maddi tazminat talep edilemeyecektir.
6098 sayılı TBK'nun 66. maddesinde adam çalıştıranın sorumluluğu;" Adam çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, çalışanını seçerken, işiyle ilgili talimat verirken, gözetim ve denetimde bulunurken, zararın doğmasını engellemek için gerekli özeni gösterdiğini ispat ederse, sorumlu olmaz. Bir işletmede adam çalıştıran, işletmenin çalışma düzeninin zararın doğmasını önlemeye elverişli olduğunu ispat etmedikçe, o işletmenin faaliyetleri dolayısıyla sebep olunan zararı gidermekle yükümlüdür. Adam çalıştıran, ödediği tazminat için, zarar veren çalışana, ancak onun bizzat sorumlu olduğu ölçüde rücu hakkına sahiptir." şeklinde düzenlenmiştir.
Adam çalıştıranların sorumluluğu hakkında gerek doktrinde gerek içtihatlardaki (27.03.1957 gün ve 1/3; 22.06.1966 gün ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararları) baskın görüş bunların kusursuz bir sorumluluğa tabi tutulmaları doğrultusundadır. İş gördürenin sorumluluğunun kaynağı, göstermekle yükümlü olduğu özenle iş görme (ihtimam) ödevinin ihlalidir. Sorumluluğun kökü, bizzat sorumlu şahsın ya da şahısların durumundadır. İstihdam eden, müstahdem veya işçilerini seçerken, onları çalıştırırken, başkalarına zarar vermemelerini sağlamakla ve buna dikkat ve özen göstermekle yükümlüdür. Esasen istihdam edenin sorumluluğunun dayanağı, onun müstahdeme nezaret ve özen hususundaki objektif vazifesinin ihlali teşkil eder. Yukarıda belirtilen İçtihadı Birleştirme Kararından da anlaşılacağı gibi adam kullananın sorumlu tutulabilmesi için, kendisinin kusuru şart olmadığı gibi, kullandığı adamın dahi kusuru kanuni şartlardan değildir.
Bu noktada, Borçlar Kanununun 66. maddesinde düzenlenen “adam çalıştıranın sorumluluğu” için, somut olayda “adam çalıştırma ilişkisi” ile “çalıştırılanın hizmetini yerine getirirken hukuka aykırı bir eylemle zarar vermesi” unsurlarının gerçekleşmesi zorunludur.
Adam çalıştırma ilişkisi için çalıştırılanın, çalıştıranın buyruğu altında olması, onun gözetiminde işi yapması ve onun talimatıyla bağlı bulunması gerekir. Bunun yanında meydana gelen zararın müstahdemin istihdam edenin maksatları için bir hizmetin görüldüğü sırada doğmuş olması zorunludur. Başka bir deyişle, müstahdeme gördürülen hizmetle zarar arasında “gaye ve görev bakımından” çok sıkı bir münasebet olmalıdır. Bu bakımdan hizmetin ifası ile zararın ikaı arasındaki zaman ve yer bağlılığı ve zararın istihdam edenin hizmetin görülmesi için verdiği vasıta ile meydana getirilmesi hizmetin icrası esnasında zararın meydana geldiğini bir karine, emare olarak kabul edilebilirse de, daima bu unsurlara isnat etmek doğru sonuç vermez. Bu nedenle, bu dış görünüş unsurlarından ziyade, zarar verici fiilin, istihdam edenin müstahdeme kendi gayesi için tevdi ettiği hizmetlerin ifası alanında işlenmiş olması nazara alınır.
Trafik kazası nedeniyle sağlık hizmet sunucularınca verilen tedavi hizmet bedellerinin tamamının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanması esasının getirilmesi amacıyla, 25.02.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanunun 59. maddesi ile 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 98. maddesi değiştirilmiş, anılan değişiklik ile trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesinin olup olmadığına bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanacağı kararlaştırılmıştır. Bu nedenle davacının dava konusu belgeli/faturalı sağlık giderlerinin tümünden Sosyal Güvenlik Kurumu, belgesiz/paramedikal giderlerden ise aracın işleteni, sürücüsü ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı sorumludur.
Borçlar Kanunu 46. .maddesi 1.fıkrasında, zarar görene, kapsamını belirtmeksizin “bütün masraflarını” isteme hakkı tanınmıştır. Yargıtay’ın yerleşik kararlarına göre, masraflar kavramının kapsamına, zarar görenin beden bütünlüğünü eski haline getirmeye, yani iyileşmeyi sağlamaya veya hastalık ya da sakatlığın artmasını önlemeye yönelik harcamak durumunda olduğu ve ilerde harcaması olası bütün masraflar girer.
Yargıtay’ın yerleşik kararlarına göre, tedavi ve iyileşme için yapılan masrafların dışında, kişinin iyileşmesi için ilerde yapılması zorunlu tedaviler ve henüz yapılmayan ameliyat masrafları, yaşam boyu kullanılacak ilâçlar, protez ve benzeri aygıtlar için yapılacak masraflar “gerçekleşmiş zarar” olarak nitelenmekte, uzman bilirkişi aracılığıyla bütün bunların hesaplatılıp hüküm altına alınması öngörülmekte, harcama yapılmadan da tedavi gideri istenebileceği kabul edilmektedir (Yargıtay kapatılan 17. Hukuk Dairesinin 2020/376 E. ve 2020/531 K. sayılı kararı). Bu nedenle davalıların SGK mevzuatı gereğince tüm tedavi giderlerinden Sosyal Güvenlik Kurumu'nun sorumlu olduğu yönündeki istinaf talebi yerinde değildir.
Danıştay 10. Dairesinin 2010/6584 Esas sayılı dosyasından verdiği karar gereği, 05.11.2011 tarih ve 28106 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Sosyal Güvenlik Kurumu Sağlık Uygulama Tebliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ'de yer alan trafik kazası tedavi giderlerine yönelik Sağlık Uygulama Tebliği'ne ilişkin uygulamanın yürütmesi durdurulmuş olup, SGK'nın sorumlu olduğu tedavi giderlerinin belirlenmesinde SUT hükümlerinin uygulanması söz konusu olmayacaktır (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/5486 Esas ve 2020/8961 Karar sayılı kararı).
Karayolları Trafik Kanunu'nda manevi tazminat konusunda özel bir düzenleme yapılmadığından trafik kazası nedeniyle oluşan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat talep edilmesi halinde TBK'da manevi tazminata ilişkin hükümler uygulanacaktır. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/1.maddesinde, "Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. ". Yine 56/2.maddesinde ise "Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” şeklinde düzenleme yer almaktadır.
22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmetmesi gerekmektedir. (Yargıtay HGK'nun 23/06/2004 tarih, 13/291-370 E.-K. sayılı kararı).
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, araç trafik kayıtları, olay nedeniyle sigorta şirketinden alınan yazı cevapları, sigorta poliçesi, sağlık kuruluşlarından celp edilen tıbbi bilgi ve belgeler, ATK raporları, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına binaen; 17.03.2014 günü saat 14:45 sıralarında, dava dışı .... ünvanlı işyerinde kurye olarak çalışan davacı sürücü ... sevk ve idaresindeki .... plakalı motosiklet ile ... kavşağı istikametinden D100 Güney yol yönüne seyir halindeyken aracının ön kısımları ile davalılardan ... San.ve Tic.Ltd.Şirketinde vale olarak çalışan ...idaresindeki ve ... adına kayıtlı .... plakalı park halindeki otomobilin sol ön kapısını açması sebebiyle çarpışmanın meydana geldiği ve davacı sürücünün yaralandığı, Mahkememiz dosyasıyla aldırılan ve hükme esas alınan adli tıp ve aktüerya bilirkişi hesap raporları kapsamında,
İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik ihtisas Dairesi ... sayılı raporu kapsamında, sürücü ... idaresindeki otomobil ile olay mahalli yerleşim yeri içi caddede yolun sağında aracı park ettikten sonra aracın kapısını açmadan önce gerisinden gelen araçların varlığını kontrol etmesi gerekirken etmediği, bu araçların seyir güvenliğini tehlikeye atacak şekilde aracın kapısını tedbirsizce açtığı esnada seyir halinde olan davacı sürücü idaresindeki motosikletin aracın açılan sol ön kapısına çarptığı kazada % 100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, davacı sürücü ...'in kusursuz olduğu,
İstanbul Adli Tıp ... Üst Kurulu 08/09/..../... Karar sayılı 22/09/... tarihli raporu kapsamında, davacı ...’in 17.03.2014 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının; A-) 11.10.2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve mesleği şoför olarak bildirilmekle Grup 41 kabul olunarak: Gr41 XII(27Aa……15)C%23x1/3=%7.6, E cetveline göre %9.0 (yüzdedokuznoktasıfır) oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, B-) Adli Tıp Kurumu Adli Tıp ... İhtisas Kurulunun 31/03/.... tarih, ... karar numaralı mütalaasından önce ise Sosyal Güvenlik Kurumu İstanbul Bölge Sağlık Kurulunun 26.01.2016 tarihli ve 332 karar sayılı mütalaasının geçerli olduğu; C-) İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9(dokuz) aya kadar uzayabileceğinin belirlendiği,
Bilirkişi Aktüerya Hesap Uzmanı .... ve Dr. ... 16/01/2024 tarihli raporu kapsamında,; Davacı ...’in geçici iş göremezlik zararı 7138,75 TL olduğu ,SGK ödemesi olmadığı nedenleri ile indirim yapılmamış olduğu, tedavi giderlerinden SGK ödemesi kapsamı dışında ilave fark ücreti belgeli ödemesinin 3.950,00 TL olduğu ve belgesiz tedavi giderinin toplamının 3.461,04 TL olduğu, iş göremezlik zararının davacının dönemsel %20 ve %9 iş göremezlik oranı ile davalı sürücünün %100 kusur oranına göre işlemiş devre net zararının 43.332,46 TL, işleyecek devre net zararın 291.337,30 TL, geçici iş göremezlik zararının 7.138,75 TL toplam iş göremezlik zararının 334.669,76 TL olduğu belirlenmiştir.
Her ne kadar davalılarca zamanaşımı definde bulunulmuş ise de hükme esas alınan aktüerya raporuna esas teşkil eden ve yine hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu Adli Tıp ... İhtisas Kurulunun 22/09/.... tarihli raporunun düzenlenme tarihi ile ıslah tarihi arasında 2 yıllık sürenin dolmamış olduğu, taleplerin zamanaşımına uğramadığı anlaşılmıştır. Zira Yargıtay yerleşik içtihatlarına göre davacının zararı en geç maluliyet raporundan itibaren öğrenebileceği kabul edilmiştir.( Buna ilişkin emsal karar Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2013/5372 esas 2013/13712 karar sayılı kararıdır.) Yine her ne kadar davalılarca Bakırköy 23. İş mahkemesinde de dava konusu kaza ile ilgili dava bulunduğu ve mükerrerlik olacağı beyan edilmiş ise de dosyaya kazandırılan Bakırköy .... İş Mahkemesinin ... Esas ... Karar sayılı dosyası hakkında davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmüştür.
Ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan zararlar müstakbel zararlardır ve bu zararlar çalışma gücünde bir azalma olmasa dahi meydana gelmektedir. Vücut bütünlüğü ihlal edilen kişi çalışma gücünde bir azalma meydana gelmese dahi iş piyasasında yeni bir iş bulmakta veya eski işini korumakta güçlük çekmekte veya aynı işte çalışsa dahi ihlalden öncesine nazaran daha çok emek sarf etmek zorunda kalmaktadır. Hata bu kişiler ihlal fiili neticesinde işlerinden tamamen de çıkarılabilirler. Vücut bütünlüğünün ihlali nedeniyle ortaya çıkan zararların çalışma gücünü mü azalttığı yoksa ekonomik geleceğin sarsılmasına mı neden olduğu hususunda kimi zaman tereddüt edilse de her iki zarar bakımından sonuç farkı bulunmamaktadır. Bu iki zarardan hangisi meydana gelirse gelsin tazmini gereken bir zararın varlığından bahsedilir. Nitekim iş gücünü azaltan bir çok sakatlık veya hastalık hallerinde zarar görenin ekonomik geleceğini de sarsılacağı şüphesizdir. Vücut bütünlüğünün ihlalinin ekonomik geleceğe ilişkin yaptığı bu tür olumsuz etkiler nedeniyle ortaya çıkacak zararların da tazmin edilmesi gerekmektedir. Vücut bütünlüğünün ihlali nedeniyle ekonomik geleceğin sarsılması özellikle mesleği nedeniyle toplumla sürekli iç içe olan kişiler bakımından ayrıca önem arz etmektedir. Ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan zarar hesaplanırken zarar görenin ekonomik geleceği sarsılmasaydı elde edeceği kazanç ile ihlal fiili sonucunda gelecekte elde edeceği muhtemel kazanç karşılaştırılmalıdır. Ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan zararlarda da zarar görenin çalışma süresinin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Doktrinde ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle yoksun kalınan kârın bağımsız bir zarar olması nedeniyle ayrı hesaplanması gerektiği ileri sürülmekle birlikte uygulamada ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan zararlar maddi ve manevi zarar içinde değerlendirilmektedir. Nitekim Yargıtayda haksız fiilden doğan beden eksikliklerinin ücret veya kazanç azalmasına doğrudan neden olmasa dahi geleceğe ilişkin bir zararın doğumuna neden olacağını kabul etmektedir. Ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan zararlar hesaplanırken çalışma gücünün sürekli kaybı nedeniyle ortaya çıkan zararların hesaplanmasında göz önünde bulunduran hususlar dikkate alınarak tazminat miktarı tayin edilir. Huzurda görülen işbu davada, davacının ekonomik geleceğinin sarsılmasına ilişkin somut belge ve bilgileri dava dosyasına sunmadığı görülmüş olup, davacının bu talebi bu nedenle reddedilmiştir.
Davacı ...’in dönemsel %20 ve %9 iş göremezlik oranı ile davalı sürücünün %100 kusur oranının yansıtılmasıyla geçici iş göremezlik zararının 7.138,75 TL toplam iş göremezlik zararının 334.669,76 TL, belgesiz tedavi giderinin toplamının 3.461,04 TL olduğu hususunda bilirkişiler raporlarında görüş ve kanaatlerini sunmuşlardır. Bu doğrultuda hesap edilen maddi tazminat taleplerinin, hükümde ayrıntısı belirtilmek suretiyle kabulüne karar verilmiştir.(Her ne kadar hükümde ayrıntısı belirtilen tazminat kalemleri hakkında hüküm kurulmuş ise de sürekli iş göremezlik tazminatı ve tedavi giderleri bakımından matematiksel hata yapıldığı, bu hususun tefhimden sonra fark edildiği ancak hükmün tefhim edilmiş olması, kısa karar ile gerekçeli karar arasında farklılık olamayacağı ve yasal şartları bulunmadığından hükmün tavzih, tashih ve tamamlama suretiyle de değiştirilemeyeceği göz önüne alınarak aynı hüküm kurulmuştur.)
Davalı müteveffa ....'un (kaza tarihi itibari ile) araç maliki/işleteni olduğu, ancak aracının gittiği diğer davalı işletmenin valesine teslim ederek bir vedia akdi ilişkisine girmiş olduğu, aracın diğer davalı ... tarafından vedia akdi amacına aykırı olarak kullanılması hadisesi ile kazanın meydana geldiği ve davalı ... açısından işleten sıfatını kesen, illiyet bağını ortadan kaldırdığı, yine bu kapsamda işletenin sorumluluk sigortacısı olan davalı sigorta şirketi açısından da maddi tazminat talep edilemeyeceğinden davalılar ....'un (dava açıldıktan sonra vefatı ile davalı ...( ....) ve sigorta şirketi yönünden tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Manevi zarar, hukuka aykırı eylem sonucu kişisel değerlerde meydana gelen eksilmedir. Kişisel değerlerin soyut niteliği nedeniyle meydana gelen eksilmenin rakamsal karşılığını parasal değerini ifade etmek mümkün değildir. Bununla birlikte kişisel değerlere yapılan saldırı neticesi ruhsal dengenin bozulması yaşama sevincinin eksilmesi kaçınılmaz olduğunda, hukuk manevi zararı giderim yükümlülüğü dışında tutmamış, genel değer ölçüsü olması nedeniyle, belli bir miktar paranın verilmesi suretiyle zarar görevinin tatmin edilmesini amaçlamıştır. Bilindiği üzere, 6098 Sayılı TBK 49 uncu maddesi gereğince kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Aynı Kanunun 56 ıncı maddesine göre vücut bütünlüğü hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Ayrıca ağır bedensel zarar veya ölüm halinde, zarar görenin veya ölenin yakınları da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesini isteyebilir. Bu yasa maddesinde geçen "zarar görenin veya ölenin yakınları" ibaresinin içerisine yerleşik yargıtay uygulamasına göre zarar gören veya ölen ile birlikte yaşayan resmi nikahsız eşin de gireceği aşikardır. Nüfus kayıt örneğine göre 16/01/2014 doğumlu müşterek çocukları bulunduğundan birlikte yaşadıkları anlaşılmakla kazazede ...'in resmi nikahsız eşi .... ve diğer davacıların kazadan dolayı yaşadığı üzüntü, tedavi sürecinde davacının çekmiş olduğu elem ve ızdırabın bir nebze de telafisi için olayın oluş şekli, tarafların tarafların sosyal ve ekonomik durumları, manevi tazminatın zenginliğe veya yoksulluğa neden olamayacağı temel ilkesi, paranın satın alma gücü, davacının yaşama sevincini tazelemek, bunu yaparken felaketi özenir kılmamalı davalı yanların ekonomik bir yıkıma sürüklenmeksizin ve sebepsiz zenginleşmeye de dikkat ve özen göstermek suretiyle davacının manevi tazminat talebinin, tarafların kusur oranları da dikkate alınarak, kısmen kabulüne karar verilerek, davalı .... ve diğer davalı .... San. Ve Tic. Ltd. Şti'den alınmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-)Maddi Tazminat Bakımından, davanın KISMEN KABULÜ ile,
a-Geçici iş göremezlik zararı 7.138,75-TL, sürekli iş göremezlik zararı 334.669,76-TL ve tedavi masrafı 3.461,04-TL'nin davalılar .... ve ... SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ'den kaza tarihi olan 17.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'e ödenmesine, Fazlaya ilişkin taleplerin reddine,
b-Davalılar .... mirasçısı ... ve ... SİGORTA AŞ yönünden davanın reddine
2-) Manevi Tazminat Bakımından, davanın KISMEN KABULÜ ile,
a-Davacılar ... için 20.000,00-TL, ... için 10.000,00-TL, ... için 4.000,00-TL, ... için 4.000,00-TL, .... için 4.000,00-TL olmak üzere toplam 42.000,00-TL manevi tazminatın davalılar ... ve ... SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ'den kaza tarihi olan 17.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine,
b-Fazlaya ilişkin taleplerin reddine,
3-Davalı ... mirasçısı .... yönünden davanın reddine
4-... plakalı araç üzerindeki tedbirin kaldırılmasına,
5-Alınması gerekli 26.454,38 TL harcın davalılar ... ve .... SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ'den alınarak hazineye irat kaydına,
6-Suç üstü ödeneğinden karşılanan posta / tebligat / bilirkişi gideri olarak yapılan (ayrıntısı uyapta kayıtlı) 14.934,00 TL yargılama giderinden kabul ve red oranı üzerinden takdiren 11.347,00 TL yargılama giderinin davalılar ... ve ... SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ'den alınarak, 3.587,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına
7-Maddi tazminat bakımından AAÜT gereğince hesap edilen 53.790,46 TL ücreti vekaletin davalılar ... ve ... SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ'den alınarak davacıya verilmesine,
8-Maddi tazminat reddedilen taraflar bakımından AAÜT gereğince hesap edilen 17.900,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
9-Manevi tazminat kabul edilen miktar bakımından AAÜT gereğince hesap edilen 17.900,00 TL ücreti vekaletin davalılar ... ve ... SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ den alınarak davacıya verilmesine,
10-Manevi tazminat red edilen miktar bakımından AAÜT gereğince hesap edilen 17.900,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılar ..., ... SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ ve ... mirasçısı ...'a verilmesine,
11-Davalı tarafından yatırılan kullanılmayan gider avanslarının karar kesinleştiğinde istem halinde davalıya iadesine,
12-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair,6100 sayılı HMK'nun 342 ve 345.maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar davacı vekilinin, dahili davalı ... 'in ve dahili davalı vekilinin yüzünde, diğer davalıların yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı.06/05/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır