T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2016/63 Esas
KARAR NO : 2024/646
DAVA : Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 22/01/2016
KARAR TARİHİ : 10/06/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 03/07/2024
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının maliki olduğu .... plakalı aracın davalı şirkete 04.07.2015 tarihinde düzenletilen ... numaralı Genişletilmiş Kasko poliçesi ile sigortalı olduğunu, 09.10.2015 tarihinde işyeri önünde olduğu sırada 3.şahıslarca anahtar çalınmak suretiyle aracın çalındığı, poliçede anahtar çalınması suretiye araç çalınmasının teminat kapsamında olduğunu, davalıya yapılan ihbar üzerine sigorta bedelinin istendiği ancak hırsızlığın poliçe kapsamında bulunmadığı gerekçesi ile talebin red edildiğini belirterek yeni değer teminatı dikkate alınarak fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000 TL zararın olay tarihinden itibaren ticari faizi ile tahsiline karar verilmesi talep edilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın 04.07.2015-2016 vadeli ... numaralı genişletilmiş kasko poliçesi ile sigortalı olduğunu, araç üzerinde .... tüketici finansmanı A.Ş'nin daha yeni mürtehin kaydı bulunduğunu, bu sebeple husumet yönünden davanın reddine karar verilmesini, poliçenin genel ve özel şartlar çerçevesinde akdedildiğini, hasar ihbarı üzerine ... numaralı hasar dosyası açıldığını, görevlendirilen eksper tarafından yapılan incelemede aracın orijinal anahtarı kullanılarak çalındığının tespit edildiğini, poliçede anahtar ile araç çalınmasının teminat altına alınması için özel şartlar konulduğunu, davacıya ait aracın açık bırakılan iş yeri kapısından girilmek suretiyle araç anahtarı ele elde edilerek çalındığı hususunun hasar dosyası kapsamı ifade tutanakları, araştırma raporu ve tüm belgeler ile sabit olduğunu, bu sebeple talebin teminat dışı bırakıldığını, iş yeri sahibi .... 'ın Esentepe polis merkezinde verdiği ifadesinde kamera “kayıtlarının incelenmesinde 08.10.2015 tarihinde 21:15 sıralarında halen çalışmakta olan işyerine giriş kapısından 20 yaşlarında bir şahsın girerek ofis bölümüne girip araca ait anahtarı alması sonucunda aracın çalındığını anladım, o sırada işyerinde çalışmakta olan hiç kimse olaya tanık olmamıştır” şeklinde beyanda bulunduğunu, kasko poliçesi genel ve özel şartlarına göre zararın poliçe teminatında olmayacağını, davacının koruma önlemlerini alma yükümlülüğüne uymadığını, ayrıca meydana gelen olayın hırsızlık sigortası genel şartlarına da uymadığını belirterek TTK 1459. Md. Gereğinde sigortalının gerçek zararının tespiti gerekeceğini, avans faizi istenemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER :Kasko poliçesi, bilirkişi incelemesi, tüm dosya kapsamında toplanan deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :
Dava, taraflar arasındaki kasko poliçesi doğrultusunda hırsızlık sebebiyle davalı yanın davacıya ödeme yapması gerekip gerekmediği yapılacak ödemenin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı bu talebin davalıdan istenip istenemeyeceğinin tespiti istemine ilişkindir.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Bilirkişi heyeti 29/04/2023 tarihli raporunda; Dava konusu ... plaka sayılı, ... şasi nolu, 2015 model, .... marka,.... tipinde aracın çalındığının iddia edildiği 09.10.2015 tar le rayiç bedelinin yaklaşık olarak 57.450,00 TL olduğu, Davacı ve davalı taraf arasında düzenlenen kasko poliçesi içeriğinde hırsızlık rizikosunun teminat kapsamına alındığı, ancak asıl anahtarın ele geçirilmesi suretiyle yapılan hırsızlıkların poliçede belirtilen özel şartlar kapsamında teminata dahil edilebileceği, dosyada yer alan belgeler kapsamında araç anahtarının davacı şirketin işyerinde ofis bölümünde masa üzerinde bulunduğu, hırsızlarca açık olan işyeri kapısından zor kullanmaksızın girilerek anahtarın alınması suretiyle aracın çalındığı, bu şekilde meydana gelen olayın taraflarca düzenlenen kasko poliçesinde yer alan “ANAHTAR İLE ARAÇ ÇALINMASI KLOZU” düzenlemesine uygun olmadığı, poliçe genel şartları A4 Maddesi düzenlemesi başlığını Ek Sözleşme İle Teminat Kapsamına Dahil Edilebilecek Zararlar” olduğu, madde düzenlemesine göre sayılan durumların esas olarak teminat kapsamı dışında kaldığı, ancak özel düzenleme ve şartlarla teminat kapsamına alınabileceğinin kararlaştırıldığı, A4.11 maddesinin dava konusu olayı ilgilendirdiği, poliçede yer alan özel şarta göre talep edilen tazminatın, olayın işleniş şekli ve anahtarın elde ediliş şekline göre teminat kapsamı dışında kalacağı görüş ve kanaatine vardıklarını bildirmişlerdir.
Bilirkişi heyeti 31/07/2023 tarihli ek raporunda; Dosyada yer alan CD kayıtlarının açılmaması sebebi ile incelememe yapılamamıştır dosyada yer alan ... ARAŞTIRMA firmasının incelediği kamera kayıtlarına dair rapor dikkate alınmıştır.Kök raporda yer alan görüşlerimiz yinelenmektedir şeklinde sonuç ve kanaatini bildirmişlerdir.
Yargılamada davacı vekilinin talebi üzerine CD incelenmesi amacıyla teknik inceleme yapılması gerektiğinden dosyanın önceki bilirkişi heyetine bilgisayar mühendisi bilirkişi de eklenmek suretiyle bilirkişi heyetine tevdine dair 18/03/2024 tarihli celsede ara karar kurulmuş ve bilirkişi ücretinin davacı tarafça yatırılması için ihtarlı kesin süre verilmiştir.
İddia veya savunmanın haklılığı, bu olay ve hukuki işlemlerin varlığının ispatlanmasına bağlıdır. İspat hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde bir temel hak olarak garanti altına alınmıştır. Anayasal dayanağı olan ispat hakkını, usûl hukukunda taraflar, kanunda belirtilen süre ve usûle uygun olarak kullanırlar. Bu hak yalnızca kanunla sınırlanabilir. İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususuna ise ispat yükü denir. İspat yükü üzerine düşen taraf ispat etmesi gereken hususu ispat edemediği durumda ispatsızlık durumu söz konusu olacaktır. Hâkim bir husus ispatsız kalmış olsa dahi medeni yargılamada karar vermek durumundadır. TMK 6. Maddesinde, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.” Mahkememizin 18/03/2024 tarihli celsenin 2 nolu ara kararları gereğince davacı vekiline verilen kesin süreye rağmen bilirkişi incelemesi için masraf yatırmadığı anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun "Delil ikamesi için avans" başlıklı 324. maddesinde "(1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. (2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. (3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır." düzenlemesi bulunmaktadır.
03.04.2012 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin 45. maddesinde:
“(1) Davacı, yargılama harçları ile her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorundadır. Gider avansı, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade eder.
(2) Adli yardım talebiyle açılan dava ve işlerde adli yardım konusunda bir karar verilinceye kadar harç, gider ve delil avansı alınmaz. Kanunlardaki özel hükümler saklıdır.
(3) Gider avansının yeterli olmadığının dava sırasında anlaşılması halinde, mahkemece bu eksikliğin tamamlanması için davacıya iki haftalık kesin süre verilir. Dava şartı olan gider avansının yatırılmaması veya tamamlanmaması halinde, dava, dava şartı yokluğundan reddedilir.
(4) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Delil avansı, tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade eder. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan biri avans yükümlülüğünü yerine getirmediğinde, diğer taraf bu avansı da yatırabilir. Delil avansını yatırmayan taraf, o delilin ikamesinden vazgeçmiş sayılır. Tarafların üzerinde tasarruf edemeyecekleri dava ve işlerle, kanunlardaki özel hükümler saklıdır…” düzenlemesi yer almaktadır.
Yönetmeliğin 45. maddesinde, gider avansı ve delil avansı birlikte düzenlenmiş olup gider avansının, her türlü tebligat ve posta ücretleri, keşif giderleri, bilirkişi ve tanık ücretleri gibi giderler için davacıdan alınan meblağı ifade ettiği, davacının, her yıl Bakanlıkça çıkarılacak gider avansı tarifesinde belirlenecek olan tutarı dava açarken mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğu, delil avansının ise tarafların dayandıkları delillerin giderlerini karşılamak üzere mahkemece belirlenen kesin süre içinde ödemeleri gereken meblağı ifade ettiği vurgulanmıştır.
Yukarıda açıklandığı üzere, Yönetmelikte gider avansının içinde delil avansı için gerekli giderler de gösterilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 94. maddesinde "Kanunun belirlediği süreler kesindir. Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Aksi hâlde, belirlenen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir. Bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez." hükmü düzenlenmiştir. Ayrıca verilen sürenin amaca uygun, yeterli ve elverişli olması, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçların açık olarak anlatılması ve anlatılanların tutanağa geçirilmesi, bunlara uyulmaması durumunda mevcut kanıtlara göre karar verilip ilgili tarafların uyarılması gerekir. Bu hüküm gereği mahkememizin 18/03/2024 tarihli celsesinin 2 numaralı bendinde davacı vekilinin yüzüne karşı ihtar yapılmıştır. Yapılan açıklamalar ışığında, somut olayda, davacıdan kesin süre içinde yatırılması istenilen bilirkişi masrafının delil avansı niteliğinde olduğunun kabulü gerekir.
Somut olayda, mahkememizin 18/03/2024 tarihli celsesinde delil avansı niteliğinde olan bilirkişi giderinin yatırılması hususunda davacı vekiline kesin süre verilmiş olup, kesin süreye uymamanın doğuracağı hukuki sonuçlar açık olarak anlatılmış ve anlatılanlar tutanağa geçirilmiştir. Bilirkişi giderinin davacı tarafça verilen kesin süre içerisinde yatırılmadığı, usulüne uygun olarak verilmiş kesin sürenin tüm tarafları ve mahkemeyi bağladığı anlaşılmakla ve ayrıca mevcut delil durumu tetkik edildiğinde 29/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda araç anahtarının davacı şirketin işyerinde ofis bölümünde masa üzerinde bulunduğu, hırsızlarca açık olan işyeri kapısından zor kullanmaksızın girilerek anahtarın alınması suretiyle aracın çalındığı, bu şekilde meydana gelen olayın taraflarca düzenlenen kasko poliçesinde yer alan “Anahtar İle Araç Çalınması Klozu” düzenlemesine uygun olmadığı, poliçe genel şartları A4 Maddesi düzenlemesi başlığını Ek Sözleşme İle Teminat Kapsamına Dahil Edilebilecek Zararlar” olduğu, madde düzenlemesine göre sayılan durumların esas olarak teminat kapsamı dışında kaldığı, ancak özel düzenleme ve şartlarla teminat kapsamına alınabileceğinin kararlaştırıldığı, A4.11 maddesinin dava konusu olayı ilgilendirdiği, poliçede yer alan özel şarta göre talep edilen tazminatın, olayın işleniş şekli ve anahtarın elde ediliş şekline göre teminat kapsamı dışında kaldığının tespit edildiği anlaşılmakla yapılan yargılama sonucu davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 26/11/2021 gün 2019/1785 esas 2021/1453 karar sayılı ilamı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin 2022/1305 esas 2022/1267 karar sayılı ilamı )
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Alınması gerekli 427,60 TL harçtan davacı tarafça yatırılan 85,39 TL harcın mahsubuyla bakiye 342,21 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
4-AAÜT gereğince hesap edilen 5.000,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,
Dair,6100 sayılı HMK'nun ilgili maddeleri gereğince dava değerinin istinaf/temyiz sınırının altında kalması nedeniyle kesin olmak üzere verilen karar davacı vekilinin yüzünde davalı tarafın yokluğunda açıkça okunup, usulen anlatıldı.10/06/2024
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır