T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2018/884 Esas
KARAR NO : 2025/538
DAVA : Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 20/09/2018
KARAR TARİHİ : 29/05/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 29/05/2025
Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
TALEP: davacı vekili özetle; davacı şirketin icra takibi yapıldığı sırada ... Ve ....'ün ortak olduğunu ve %50 şer paylarının olduğunu, yönetimin ortakların münferiden atacakları imza ile temsil ve ilzam edildiğini, Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile 20.09.2017 tarihinde, ortak ve yetkili .... tarafından kardeşi ...'ya verilen 01.01.2016 düzenleme tarihli 15.01.2016 vadeli 1.000.000,00 TL meblağlı senet nedeni ile takip yapıldığını, senet lehtarı ... ile davacı şirketin hiçbir ilişkisinin olmadığını, senedin diğer ortak ... 'den haksız kazanç elde etmek amacıyla verildiğini, takip baskısı ile ... ya görüşmeler ve protokol çerçevesinde 80.000,00 TL ödeme yapıldığını, bu ödemelerin 35.000,00 TL'sinin çek, 45.000,00 TL tutarının nakit olduğunu, dava neticesine kadar işlemlerin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davacı şirket, yukarda yapılan açıklamalar sebebiyle, dava neticesine kadar işlemlerin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini, iş bu tedbir kararırının yapılan protokoller gereği takibin hükümsüz hale gelmesini, davanın kabulü ile borçlarının olmadığının tespitini, icra takibinin iptaline, ödenen 80.000,00 TL istirdat'ını, davalının %20 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekâletin karşı tarafa üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı yanın tüm kötü niyetiyle takip konusu borçtan haksız yere kaçmak için işbu davayı ikame ettiğini, iddialarının tümünün yersiz, hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davacı yanın düzenleyip imza altına aldığı senetten tam olarak sorumlu olduğunu, davacı şirketin icra takibine konu senedi imzaladığını, daha sonra yapılan icra takibine yasal süresi içerisinde itiraz etmediğini, böylece senet üzerindeki imzayı ve borcu kabul ettiğini, ancak yasal süre içerisinde borcu ödemediğini, belirtmek gerekir ki davacı tarafın borca neden itiraz etmediğine yönelik gerekçeleri tamamıyla soyut, gerçeklikten ve hukuki temelden uzak olduğunu, kabul edilemeyeceğini, davacının basiretli bir tacir olarak davranmayarak, senede, borca, imzaya itiraz etmeyerek senedin ve borcun varlığını kabul ettiğini, davacının iddiasını ispatlayamadığını, davacı tarafça sunulan protokolün mahkemeyi yanıltmak masadıyla kendileri tarafından hazırlandığını, altında davalı müvekkilin imzasının bulunmadığını, davalı açısından bağlayıcılığı olmadığını, dosyada mübrez protokol incelendiğinde davacı tarafın borcu tamamıyla kabullendiğinin tespit edildiğini, 24/09/2018 tarihli tensip zaptı ile verilen tedbir kararına itiraz ettiklerini belirterek, davanın tümden reddine karar verilmesini, tedbir kararının kaldırılmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ettiği görülmüştür.
DELİLLER:
Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosya sureti, Bakırköy ... Ağır Ceza Mahkemesinin .... esas sayılı dosya sureti ile toplanan tüm deliller.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına karşı yapılan menfi tespit talebi olduğu, asıl konunun ise taraflar arasındaki ticari ilişkinin olmadığına ilişkin iddianın oluşturulduğu, senedin sahte olduğunun ve şirket ortağı ve yetkilisi ... 'nın ... 'den haksız kazanç sağlamak amacıyla senedi tanzim ettiği noktasında toplandığı, şirket kaşesini de bu amaçla attığına ilişkin olduğu, 80.000 TL lik kısmın ise ödenerek istirdadına ilişkindir.
Mahkememizin 24/09/2018 tarihli tensip zaptı ile ""icra veznesinde kapak hesabının %15'i teminat olarak alınmak suretiyle (nakdi veya kesin ve süresiz banka teminat mektubu karşılığı) ihtiyati tedbirin bu şekilde kabulüne, Bakırköy ... İcra Müdürlüğün'nün ... esas sayılı dosyasında icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesine" kararı verildiği, davalı vekilince verilen tedbir kararının kaldırılmasının talep edildiği, 05/11/2018 tarihli ara karar ile tedbir kararının kaldırılması talebinin reddine karar verildiği, takiben davalı vekilince ihtiyati tedbire itirazını içerir 10/12/2018 tarihli dilekçe üzerine, 10/01/2019 tarihli ihtiyati tedbire itiraz maksadıyla görülen duruşmada, tedbir talep edilen bilgi ve belgeler göz önüne alındığında mahkemece yaklaşık ispat ölçüsüne varan delil değerlendirilmesi yapılmasının yeterli bulunmadığı HMK'nun 389. Ve devamı maddesi ile davanın esasını kapsar mahiyette tedbir kararı verilemeyeceğinden itirazın kabulüne karar verilerek, mahkemece verilen 16/11/2018 tarihli tedbir kararının kaldırılmasına karar verildiği, davacı vekilinin iş bu kararı 11/01/2019 tarihinde istinaf ettiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin 06/03/2019 tarih, .... esas, ... karar sayılı ilamıyla, mahkememizin 10/01/2019 tarihli ihtiyati tedbire itirazın kabulüne dair kararın kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmıştır.
Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası celbedilerek incelendiğinde, davalı/alacaklı tarafından, davacı/borçlu aleyhine, 1.000.000,00-TL senet, 141.821,92-TL geçmiş gün faizi olmak üzere toplam 1.141.821,92-TL alacak üzerinden takip başlatıldığı görülmüştür.
Mahkememiz dosyasında, davacı/borçlu olarak bulunan ... Uluslar Arası Nakliyat İnşaat Dış Ticaret İthalat İhracat Limited Şirketi'nin müşteki, davalı/alacaklı olarak bulunan ...'nın sanık olarak bulunduğu, mahkememizce bekletici mesele yapılmasına karar verilen Bakırköy ... Ağır Ceza Mahkemesinin 10/06/2021 tarihli, ... esas, .... karar sayılı kararında,
Sanık ... 'nın dosyaya konu senedi düzenlediği zaman diliminde şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğu, sanığın şirket adına borçlandırıcı işlem yapma yetkisine sahip olduğu ve bu yetkiyi ortakların her biri münferit imza sahibi olması sebebiyle tek başına kullanabildiği, sanık savunmalarında dosyamıza konu senedi kardeşlerinin şirket kurulumunda kendisine vermiş oldukları borç para karşılığında diğer sanığa verdiğini ve katılanın bilgisi dahilinde düzenlendiğini beyan ettiği, sanığın bu savunmasının aksine dolandırıcılık kastıyla hareket ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği, bu senedin önceki ticari ilişkiler sebebiyle doğmuş önceki borçlar sebebiyle mahsuplaşmaya dönük olarak düzenlenmiş olabileceği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ortakların Borçlar Kanunu hükümlerine göre bir birlerine karşı sorumluluklarından kaynaklanan hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu, sanık ... 'nin borçlandırıcı işlem yapma yetkisine sahip olması, düzenlenen senedi kendisinin düzenlediğini kabul etmesi, dosyaya konu senedin unsurlarının tam olduğu ve herhangi bir sahtecilik içermediğinden dolayı resmi belgede sahtecilik suçunun da oluşmadığı anlaşılmakla; sanıklar ... ve ....'nın üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarının yasal unsurları oluşmadığından ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi'nin ... esas, .... karar sayılı ilamı ile 20/03/2025 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 779/1).
Bu aşamada, menfi tespit konulu eldeki davada, ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72.maddesi gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında, borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir.
Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 s.TMK m.6).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir.
Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Kambiyo senetlerine dayalı davada ise ispat yükü davacı/borçludadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı/borçluya düşmektedir.
Aynı ilkeler, HGK’nun 17.12.2003 gün ve 2003/19-781 E., 2003/768 K. sayılı ilamında da benimsenmiştir.
Bonoyu düzenleyenin sorumluluğu TTK 779/1 maddesi, "Bir bonoyu düzenleyen kişi, tıpkı bir poliçeyi kabul eden gibi sorumludur. " şeklinde düzenlenmiş olup, bu maddeye göre bir bonoyu düzenlene kişi tıpkı bir poliçeyi kabul eden gibi sorumlu olduğu, ilgili kanun ve yasalar kapsamında geçerli bir senette olması gereken şartları taşımayan belgelere sahte senet denilmektedir.
Belgede sahtecilik suçunun konusu bir kambiyo senedinin oluşturulması halinde T.C.K. uyarınca resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümler uygulama alanı bulmaktadır.
T.C.K. 210. Maddesine göre kambiyo senetleri üzerinde tahrifat yapılması halinde resmi belgede sahtecilik suçu oluşacaktır. (T.C.K. 204. maddesi)
Tarafların iddia ve savunmaları, celp edilen deliller ile tüm dosya münderecatına göre; somut olayda;
Dava konusu senet bakımından mahkememiz dosyası davalısının dolandırıcılık eyleminin gerçekleşmediği sabit olmuştur.
Bakırköy ... Ağır Ceza Mahkemesi dosyası kapsamında, tüm taraflar dinlenmiş, bunun gibi tüm deliller toplanıp, incelenerek dava konusu senedin dolandırıcılık kastıyla hareket ettiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği, bu senedin önceki ticari ilişkiler sebebiyle doğmuş önceki borçlar sebebiyle mahsuplaşmaya dönük olarak düzenlenmiş olabileceği, taraflar arasındaki uyuşmazlığın ortakların Borçlar Kanunu hükümlerine göre bir birlerine karşı sorumluluklarından kaynaklanan hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu, Bakırköy ... Ağır Ceza Mahkemesi dosyasında sanık olarak bulunan ...'nın borçlandırıcı işlem yapma yetkisine sahip olması, düzenlenen senedi kendisinin düzenlediğini kabul etmesi, dosyaya konu senedin unsurlarının tam olduğu ve herhangi bir sahtecilik içermediğinden dolayı resmi belgede sahtecilik suçunun da oluşmadığı anlaşılmakla, Usul ekonomisi ilkesi gözetilerek bu deliller kapsamında dava konusu senedin sahte olmadığı sabit olduğundan mahkememizce ayrıca bu hususta inceleme yapılmasına gerek görülmeyerek, davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-İİK 72/4 md gereğince kapak hesabı dikkate alınarak 285.095,83TL tazminatın davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 615,40-TL harç peşin alınan 18.443,70-TL harcın mahsubu, fazlaca yatırılan 17.828,30-TL harcın hükmün kesinleşmesine müteakip istem halinde davacıya iadesine,
4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine,
6-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 163.200,00-TL avukatlık ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
7-HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalı tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen davalıya iadesine,
8-Davacı tarafından yapılan ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı 96,00-TL posta masrafından ibaret yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
9-HMK 392. maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren bir ay içinde tazminat davasının açılmaması halinde teminatın talep halinde davacıya iadesine,
Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 29/05/2025
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır