T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2020/404 Esas
KARAR NO : 2024/688
DAVA : Menfi Tespit (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan),
DAVA TARİHİ : 06/07/2020
BİRLEŞEN BAKIRKÖY ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN ....
ESAS SAYILI DOSYASI BAKIMINDAN
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki İnanç Sözleşmesinden Kaynaklanan)
BİRLEŞEN DAVA DAVA TARİHİ : 26/08/2020
KARAR TARİHİ : 27/06/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 16/07/2024
Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
ASIL DAVA BAKIMINDAN ;
TALEP: davacı vekili özetle; davalı ... şirketi ile müvekkili şirketlerin ikisinin 10/07/2018 tarihinde Üretim Hizmeti Sözleşmesi imzaladığını ve sonucunda 2.870,42 gr has altın borcu için 08.10.2018 tarihli fatura düzenlendiğini, faturanın davalı tarafa tebliğ edildiğini ve davalı tarafın faturaya yasal süresi içerisinde herhangi bir itirazda bulunmadığını, üretim Hizmeti Sözleşmesi’nden doğan borca istinaden davalı tarafla yine sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası niteliğinde davalının işbu sözleşmeden kaynaklanan borçlarına istinaden vereceği teminatları düzenleyen protokol imza altına alındığını, bu protokole nazaran davalı tarafından sunulan iki adet gayrimenkulün her biri 250.000,00 TL'den toplam 500.000,00 TL bedel için teminat olarak müvekkili davacı adına tescili yapıldığını, 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu gereği 150.000,00-TL’lik borca karşılık 24/07/2018 tarihli Taşınır Rehin Sözleşmesi imzalandığını, nitelikleri sayılı olan varlıklar Rehinli Taşınır Siciline tescil edildiğini ve şartları protokol ile belirlenen bononun teslim alındığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmeye istinaden davalı tarafın borçlu olduğu tutar olan 2.870,42 gr has altın tutarında 08/10/2018 tarihli fatura tanzim edilerek davalı / borçlu tarafa tebliğ edildiğini, davalı/ borçlu tarafından tebliğ alınan faturaya yasal süresinde itiraz edilmediğini hatta itiraz edilmeyerek borç miktarının davalı / borçlu tarafından kabul edildiğini vekısmi ödeme yapıltığını, ancak borcun tamamının ödenmediğini, davalı / borçlu tarafından yapılan kısmi ödeme sonrası kalan bakiye 2.553,24 gr has altınlık borcun ödenmemesi üzerine 04/01/2019 tarihinde davalı tarafa 7 gün içerisinde ödemenin yapılması, aksi halde menkul, gayrimenkul, rehin ve teminatların satılarak paraya çevrileceği ve has altın borcunun o günkü kur üzerinden tahsil edileceğinin ihtar edildiğini, bakiye 340 gr has altın borcunun ödenmemesi üzerine Borçlu .... San. Tic. Ltd. Şti’ne karşı 22/01/2020 tarihinde Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün E. ... numaralı dosyası kapsamında rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını ve bu kapsamda ödeme emrindeki gibi 340 gr has altın karşılığı 129.624,38 TL (1 gr has altın = 296,16 TL) rehinli menkulün satılacağının ihtar olunduğunu, borçlu şirketin 31/01/2020 tarihli dilekçesi ile ödeme emrine itiraz ettiğini ve takibin durdurulmasını istediğini, bu nedenlerle Borçlunun yaptığı haksız ve hukuka aykırı itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini, Borçlunun kötü niyeti sabit olduğundan takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, dava harç ve masrafları ile vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
davalı ... Pazarlama San. Ve Tic. A.ş. vekili cevap dilekçesinde özetle: müvekkilinin çeşitli ağırlıklarda ve saflıklarda altın üretimi yaptığını, bu ürünleri Türkiyede ilk üreten firma olduğunu, öncü ve banka statüsünde işlem gören bir şirket niteliğinde olduğunu, müvekkilinin yoğun üretim hacmi ve tüm dünya altın piyasalarında ürünlerinin yoğun rağbet görmesi nedeniyle başka firmalar ile aynı standart ve kalitede üretim yapılması için ticari anlaşmalar yapıldığını, bu doğrultuda davacı şirketler ile müvekkili arasında 10/07/2018 tarihli üretim hizmet sözleşmesi imzalandığını, sözleşme ile aylık üretim kapasitesinin 200 kg olarak belirlendiğini ancak bu kadar üretimin ilk başta sağlanmama ihtimaline karşılık ilk 1-2 ay 100 kg devam eden aylarda 300 kg üretim yapılmasının sorun teşkil etmeyeceği yönünde karar kılındığını, sözleşme ile belirlenen şartlarda üretim miktarı ile ilgili net ifadelere yer verilmediğini, iş bu üretim hizmet sözleşmesi ile birlikte sözleşmede üretici sıfatı ile anılan davacı şirketlerden sözleşme gereği üstlendikleri borç ve yükümlülüklerine karşılık olarak teminat protokolü imzalandığını, bir takım taşınmaz, taşınır rehni ve bononun teminat olarak verilmesinin kararlaştırıldığını, buna göre sözleşmede bilgileri yazılı iki adet taşınmazın müvekkiline devredildiğini, iş yeri makine ekipman ve cihazları üzerine taşınır rehni sözleşmesi imzalandığını ve bononun müvekkiline teslim edildiğini, taşınmazlar üzerine her bir taşınmazda 250.000,00 TL bedel için ipotek tesisi yerine 250.000,00 TL bedeli için teminat olarak taşınmaz devri gerçekleştirildiğini, yine 150.000,00 TL bedel karşılığında taşınır rehni sözleşmesi imzalanarak ticaret sicile tescilinin yapıldığını ve bononun da teslim alındığını, teminat protokolünde üretici borçlarının öncelikle taşınmazların satışından karşılanacağı, satış bedelleri borcu karşılamaz ise taşınır rehni ile rehnedilen malların satışına, bunun da borcu karşılamaması halinde bononun kullanılacağının tarafların imzası ile hüküm altına alındığını, müvekkil şirketin 07/08/2018 tarihinde verdiği sipariş ile üretimin başladığını, müvekkil şirketin mail ile üretimleri bildirdiğini, ayrı ayrı tarihlerde farklı miktarlarda olmak üzere 1 aylık süre içerisinde toplam 150 kg altın üretimi siparişi verildiğini, ancak davacı tarafından bu durumun gizlendiğini ve müvekkilinin sözleşmeye aykırı olarak üretim yaptırmadığını iddia ettiklerini, verilen 150 kg üretim siparişinin de davacı tarafından sözleşmeye uygun olarak yapamadığını siparişleri sürekli geç teslim ettiğini, üretimin ne şekilde ve nasıl olacağının sözleşmenin özel hükümlerini düzenleyen EK A başlıklı ekin 7. Maddesi ile hüküm altına alındığını, buna göre teslim süresinin gecikmesi halinde müvekkilinin uğrayacağı kar kaybı ve zararların davacılar tarafından karşılanacağının ve müvekkilinin haklı nedenle fesih hakkının bulunduğunun hüküm altına alındığını, siparişlerin devamlı yetişmemesi nedeniyle 11/10/2018 tarihinde toplantı yapıldığını ve üretim şartlarının yeniden belirlendiğini, bunun müvekkili şirket yetkilisi tarafından, davacı şirket yetkilisine gönderilen 12/10/2018 tarihli mail yazışmasında da açıkça görüldüğünü, iş bu toplantı tutanaklarında verilen siparişler için sabah en geç 08:30'da üretici şirkete teslim edileceğinin, üretimin ise en geç akşam 18:00'a kadar tamamlanıp teslimin gerçekleşeceğini, sözleşmede üretim için belirlenen 4 saatlik sürenin 12 saate çıkarıldığının kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin tüm yükümlülüklerine ve sözleşmeye uygun hareket ettiğini, üretim süresine uymayarak davacı tarafın açıkça sözleşmeye aykırı hareket ettiğini, müvekkilinin sözleşmeye aykırı hareketinden bahsedilemeyeceğinden davacı tarafın herhangi bir zarara uğramadığını ve tazminat talebinin haksız olduğunu, davacının eski ve yeni teslim şartlarına riayet edemediğini, ve yeterli kapasiteye sahip olmaması nedeniyle sözleşme imzasını takiben 2-3 ay sonra Ekim 2018 tarihinde tarafların karşılıklı anlaşması ile sözleşmenin feshedildiğini, davacı tarafa üretim için teslim edilen altınlar ve verilen iş avansları için davacı taraf uhdesinde bulunan bakiye 2.870,47 gr has altın için fatura tanzim edilerek davacı tarafa tebliğ ve teslim edildiğini, davacı tarafça işbu fatura borcuna itiraz edilmediğini, davada da borcun inkar edilmediğini hatta kendisine verilen iş avansları ve üretim için teslim edilen altından kalan miktar olduğunu ikrar ettiklerini, sözleşmenin feshi ile borçlu olan davacı tarafın işbu borcunu ödemesi için yaklaşık 2 ay bir süre beklenildiğini, davacı tarafça borcun ödenmemesi üzerine 04/01/2019 tarihli ihtarname keşide edilerek davacı tarafa 7 günlük süre içerisinde borcunu ödemesi gerektiği hususunun ihtar edildiğini, aksi halde taraflar arasında akdedilen teminat protokolü hükümleri uyarınca teminatlarının satılarak paraya çevrileceğinin ve o günkü kur üzerinden has altın karşılığına çevrilerek borçtan mahsup edileceğinin ihtar edildiğini, söz konusu faturanın tebliği ile kendilerine yasal 8 günlük süre verildiğini, bunun akabinde fatura tarihi üzerinden 2 ay geçmiş olmasına rağmen borcun ödenmediğini, yine bir ihtarname keşide edilerek kendilerine yeniden 7 günlük süre verildiğinin görüleceğini, borcunu ödemeyen ve temerrüde düşen davacı tarafa 04/01/2019 tarihinde ihtarname keşide edilerek borcunu 7 gün içerisinde ödemesi aksi takdirde teminat protokolü hükümlerine göre teminatların satılarak paraya çevrileceği ve borcundan mahsup edileceğinin ihtar edileceğini, buna rağmen davacı tarafça ödeme yapılmadığını, cevap verilmediğini ve iletişime geçilmediğini, davacı tarafça sessiz kalmak suretiyle teminatların satılarak paraya çevrilmesine ve borçtan mahsup edilmesine rıza gösterildiğini, Akabinde teminat protokolüne uygun olarak taşınmazlar için değer tespiti yapılarak satışa çıkarıldığını, yaklaşık 9 ay süre ile satışın beklenildiğini ve 9 ay bekleme süresi sonunda her biri 250.000,00 TL bedel için teminat olarak verilen taşınmazların bu rakamın üzerinde her biri 260.000,00 TL'ye, toplam 520.000,00 TL'ye satıldığını ve satış bedelinin borçtan mahsup edildiğini, davacı tarafça bildirilen teminat ve devir bedelinden daha yüksek bir bedel ile satışın gerçekleştiğini, davacı tarafın düşük bedel ile muvazaalı olarak satıldığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, bahse konu taşınmazların İstanbul İli, ... İlçesinde, yazlık nitelikli taşınmazlar olduğunu, zaten alınan bu teminatların her birinin 250.000 TL karşılığında alındığını, davacıların başkaca teminat gösteremediğinden bu bedel karşılığında davacı tarafından teklif götürüldüğünü, alınan gayrimenkul teminatlarının da davalı tarafından bu bedel üzerinden kabul edildiğini, tapudaki alım- satım işleminin de arz - kabul olarak değerlendirilmesi ve davacı ile davalının bu bedel üzerinden teminat konusunda anlaşmış olduğunun kabulü gerektiğini, davacı tarafından bildirilen satılan şirket ile müvekkili olan şirket arasında herhangi bir bağ olmadığını, müvekkilinin hissedar ve yöneticilerinden ....'ın da bahsi geçen şirket ile bir bağı olmadığını, yapılan araştırma neticesinde edinilen bilgilere göre her iki şirketin ortak yönünün yalnızca kıymetli maden sektöründe faaliyet göstermeleri olduğunu ancak faaliyet alanlarının tamamiyle birbirinden farklı olduğunuı müvekkilinin değişik ağırlık ve saflıkta altın üretimi yapmakta ile bahsi geçen diğer şirketin ise gümüş rafinasyonu yaptığını, şirketin faaliyet adreslerinin farklı olduğunu, yöneticileri arasında ortak herhangi bir isim bulunmadığını, taşınmazların satışı ve satış bedelinin borçtan mahsubu ile kalan bakiye borç hakkında yine sözleşmeye uygun olarak davacı tarafın taşınır rehninin satılmak ve paraya çevrilerek borçtan mahsup edilmek üzere davacı hakkında icra takibi başlatıldığını ancak davacı tarafça işbu takibe de haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edildiğini, bu haksız itiraza karşı Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... E. Sayılı dosyası ile itirazın iptali davası açıldığını davanın derdest olduğunu, davacı tarafça teminat protokolü kapsamında teslim edilen bononun iadesinin talep edildiğini, davacı tarafın borcunun devam ettiğini ve sözleşme gereği taşınır rehni sözleşmesi ile rehnedilen taşınmazların satılarak paraya çevrilmesi ve elde edilen bedelin borçtan mahsup edilmesi işlemlerinin tamamlanmadığını, ve de borcun aslınn has altın cinsinden belirlendiğini ve altın kur fiyatlarının her geçen artması ve müvekkilinin zararı da buna bağlı olarak artmasından ötürü borcun henüz sona ermediğini, senedin iadesi talebinin de, taraflar arasında imzalanan sözleşmeye ve hukuka aykırı olduğunu, açılmış olan iş bu davanın hem menfi tespit davası ve hem tapu iptal ve tescil davası olduğunu, özünde iki ayrı dava barındırdığını, bu durumda davacı tarafın tapu iptal ve tescil davasına ilişkin talepleri yönünden davasını ayrı olarak taşınmaz değerleri üzerinden menfi tespit davasına ilişkin talepleri yönünden ise davasını borç tutarı üzerinden harçlandırması gerektiğin, davada dava konusu taşınmazların toplam değerinin 520.000,00 TL olduğunu, davacı tarafından taşınmazlara yönelik 40.000,00 TL üzerinden davanın harçlandırıldığını, eksik harç olduğunu, menfi tespite yönelik davanın ise takipte 340 gr has altın karşılığı olduğundan 340 gr has altının dava tarihi itibariyle hesaplanacak karşılığı üzerinden harçlandırılması gerektiğini beyanla soyut, gerçeklikten uzak ve hukuki dayanaktan yoksun davanın ve de özellikle her ne kadar borçlu olmadığı iddiası olsada aslında bizzat davacıların kendi ifadeleri ile borçlu olduklarını ikrar etmeleri ve de tüm bu işlemlere rıza göstermiş olmaları nedeniyle fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı olmak üzere, davacıların dava ve tüm taleplerinin reddi ile iik mevzuatı hükümleri uyarınca alacak miktarının %100 ünden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini, harcın tamamlanması halinde davanın usulden reddini, davacının haksız ve hukuka aykırı olan tüm taleplerinin reddine, haksız ve kötüniyetli dava neticesinde davacı aleyhine iik mevzuatı gereğince asıl alacağın % 100’ ünden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini, yargılama harç ve giderleri ile avukatlık ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... A.Ş. Vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle dava dilekçesinde açık olduğu üzere davanın iki farklı taleple açıldığını, ilk talebin menfi tespit talebi iken, ikincisi ise tapu iptali ve tescili talebi olduğunu, menfi tespit talebi bakımından dava harcı yatırılmış ancak tapu iptal ve tescili talebi bakımından taşınmaz değeri 40.000 TL üzerinden esas alınarak harç yatırıldığını, taşınmazların tapuda kayıtlı son satış bedeli iki taşınmaz için toplam 520.000 TL olduğunu, müvekkili şirketin 2015 yılında kurulduğunu, şirket merkezi ve faaliyetlerinin Silivri İlçesi'nde bulunduğunu, atık yönetimi ve geri dönüşüm kategorisine ait iş sektöründe 2015 yılından bu yana Atık Elektronik Eşya Geri Dönüşümü (Bilişim ve Telekomünikasyonu ekipmanları) ve Tehlikesiz Atık Geri Dönüşümü(Kıymetli Metal Geri Kazanımı) faaliyeti yaptığını, müvekkil şirketin, ana faaliyet konusu olarak Atık Elektrikli Elektronik Eşya Yönetmeliğinde tanımlanmış altıncı kategorideki atıkların yönetmeliğe uygun şekilde geri kazanılmasını amaçladığını, bu kapsamda yürütülen faaliyetlerin sonucunda elektronik atıklardan ekonomik değer oluşturarak çevreye duyarlı sürdürülebilir geri dönüşüm yürütülmesi hedeflendiğini, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ilgili mevzuatındaki tüm standartları yerine getirerek sektörde ilk defa “Kıymetli Metal Geri Kazanımı” için Çevre İzin ve Lisans Belgesini almaya uygun görülen firma olduğunu, bu kapsamda ISO 9001, ISO 14001 ve OHSAS 18001 kalite, çevre ve iş sağlığı ve güvenliği sistemlerine sahip bir firma olduğunu, müvekkili şirketin .... A.Ş. İstanbul İli, .. İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, ... Ada, 15 Parsel 1 ve 2 nolu bağımsız bölümde kayıtlı taşınmazları .... A.Ş.'den 07/11/2019 tarihinde satın aldığını ve taşınmazların müvekkili adına tescilinin yapıldığını, müvekkilimizin taşınmazdan faydalanamaması sebebiyle fuzuli şagil konumunda bulunan şahıslara Bakırköy .... Noterliği 14.05.2020 tarihli .... ve ... yevmiye numaralı ihtarlar çekildiğini, taşınmazların haksız kullanıldığı süre boyunca ecrimisil ve taşınmazların tahliyesinin talep edildiğini, aksi takdirde hukuki işlemlerin başlatılacağının ihtar edildiğini, davalı şirketlerin tek ortak özelliğinin maden sektöründe faaliyet gösteriyor olması olduğunu, Silivri İlçesi'nde faaliyet gösteren müvekkili şirketin, Silivri'de gayrimenkul arayışında iken bu taşınmazların satışa çıkarıldığını öğrendiğini, ardından gerekli anlaşma yapılarak taşınmazların satın alındığını, müvekkilinn tek adet villayı almak istemesine rağmen satıcının tek tek satamayacağından bahisle satılacaksa iki villanında ikiz villa olması sebebiyle birlikte düşünülmesi gerektiğini ve ancak ikisinin birden satılacağınını belirttiğini, müvekkilinin bahse konu taşınmazların son maliki olduğunu, iyi niyetli üçüncü kişi olduğunu, kendisinden önceki ilişkilerin müvekkilini hiçbir suretle ilgilendirmediğini, davacının tapuda satışı yaparak alışverişin tamamlandığını belirttiğini, TMK madde 7 de "resmi siciller, içeriğinin doğruluğu kabul edilen, devlet tarafından tutulan resmi sicillerdir" diyerek tapuya güven ilkesinden bahsettiğini, müvekkili açısından da tapuya güven ilkesi çerçevesinde taşınmaz bir önceki sahibinden alındığını, mülkiyet hakkının korunması gerektiğini, bahse konu taşınmazın 2018 senesinde müvekkilimin satın aldığı şirkete devir edildiğini, satıcı-davacının bu taşınmazı Tapu Sicil Müdürlüğüne başvurarak sattığını, parasını aldığını kabul ederek imzasını attığını, tapu kayıtlarına şerh düşülmediğini, davacının taşınmazı devrinden itibaren yaklaşık iki sene geçtiğini, gayrimenkul değerinin düşük olmadığını, ikiz villa mahiyetindeki gayrimenkullerin tek tek satılmasının zor olduğunu, alıcı kitlesininin bu nedenle daraldığını, kaldı ki davacının satış senedinde tapuda gösterdiği değerden daha fazlasına müvekkili tarafından satın alındığını, tapu kütüğüne yapılacak tescillerin, taşınmazların mülkiyetinin “malik” adına garanti oluşturacağını, bir taşınmaz üzerinde mülkiyet hakkı sahibi olduğunu iddia eden kimsenin, bu hakkını ancak tapu kütüğündeki tescil ile doğrulayabileceğini, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 1023. Maddesinde, taşınmazların tapu kayıtlarına iyi niyetle dayanarak bir ayni hak kazanan kimselerin, dayandıkları tapu kaydı yolsuz olsa bile kazanımlarının korunacağının hükme bağlandığını, tapuda teminat olduğu hususunda kayıt olmadığını, teminat amaçlı olduğuna dair başka bir sözleşmenin bulunup bulunmadığını araştırma yükümlülükleri olmadığını, taşınmaz alışverişini gerçekleştiren davalı şirketlerin aynı sektörde faaliyet göstermelerinin gayet doğal olduğunu, müvekkilinin iyi niyetini kaldıracak bir ispat vasıtası olamayacağını, davacılar ile diğer davalı arasında ki borç ilişkisini bilmelerinin gerekmediğini ve bilemeyeceklerini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVADA BAKIMINDAN :
TALEP :
Davacı vekili özet; Davalı .... San. Tic. Ltd. Şti ile 10/07/2018 tarihinde Üretim Hizmeti Sözleşmesi imzalandığını ve sonucunda 2.870,42 gr has altın borcu için 08.10.2018 tarihli fatura düzenlendiğini, faturanın davalı tarafa tebliğ edildiğini ve davalı tarafın faturaya yasal süresi içerisinde herhangi bir itirazda bulunmadığını, üretim Hizmeti Sözleşmesi’nden doğan borca istinaden davalı tarafla yine sözleşmenin eki ve ayrılmaz parçası niteliğinde davalının işbu sözleşmeden kaynaklanan borçlarına istinaden vereceği teminatları düzenleyen protokol imza altına alındığını, bu protokole nazaran davalı tarafından sunulan iki adet gayrimenkulün her biri 250.000,00 TL'den toplam 500.000,00 TL bedel için teminat olarak müvekkili davacı adına tescili yapıldığını, 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu gereği 150.000,00-TL’lik borca karşılık 24/07/2018 tarihli Taşınır Rehin Sözleşmesi imzalandığını, nitelikleri sayılı olan varlıklar Rehinli Taşınır Siciline tescil edildiğini ve şartları protokol ile belirlenen bononun teslim alındığını, taraflar arasında akdedilen sözleşmeye istinaden davalı tarafın borçlu olduğu tutar olan 2.870,42 gr has altın tutarında 08/10/2018 tarihli fatura tanzim edilerek davalı / borçlu tarafa tebliğ edildiğini, davalı/ borçlu tarafından tebliğ alınan faturaya yasal süresinde itiraz edilmediğini hatta itiraz edilmeyerek borç miktarının davalı / borçlu tarafından kabul edildiğini ve kısmi ödeme yapıltığını, ancak borcun tamamının ödenmediğini, davalı / borçlu tarafından yapılan kısmi ödeme sonrası kalan bakiye 2.553,24 gr has altınlık borcun ödenmemesi üzerine 04/01/2019 tarihinde davalı tarafa 7 gün içerisinde ödemenin yapılması, aksi halde menkul, gayrimenkul, rehin ve teminatların satılarak paraya çevrileceği ve has altın borcunun o günkü kur üzerinden tahsil edileceğinin ihtar edildiğini, bakiye 340 gr has altın borcunun ödenmemesi üzerine Borçlu ..... San. Tic. Ltd. Şti’ne karşı 22/01/2020 tarihinde Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün E. ... numaralı dosyası kapsamında rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığını ve bu kapsamda ödeme emrindeki gibi 340 gr has altın karşılığı 129.624,38 TL (1 gr has altın = 296,16 TL) rehinli menkulün satılacağının ihtar olunduğunu, borçlu şirketin 31/01/2020 tarihli dilekçesi ile ödeme emrine itiraz ettiğini ve takibin durdurulmasını istediğini, bu nedenlerle Borçlunun yaptığı haksız ve hukuka aykırı itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini, Borçlunun kötü niyeti sabit olduğundan takip konusu alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini, dava harç ve masrafları ile vekalet ücretinin karşı yana yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; rehin sözleşmesinde sürenin belirlendiğini, takip yapma ve alacak hakkının doğmadığını, ekspertiz / değerleme raporunun takibe eklenmediğini, müvekkiline tebligat ile gönderilmediğini, Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasının tapu iptali ve tescil, menfi tespit ve sair taleplere ilişkin terditli dava olduğunu, bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, davacı tarafın kötü niyetli olduğunu ve alacağı bulunmadığını, ticari işlemlerde taşınır rehine konu menkullerin değerlerinin tespiti gerektiği halde bu değerlendirmenin yapılmadığını, hukuka uygun rehin sözleşmesinin kurulmadığını, menkullerin, değerlerinin son derece düşük bedel üzerinden rehnedildiğini, icra inkar tazminatı talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bu nedenlerle davanın reddine, kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra dosyası,
... Şirketlerinin 2018 BA-BS formları,
Silivri .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası,
Silivri ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... esas sayılı dosyası,
Ticaret Sicil Kayıtları,
Tapu Kayıtları, İmar planı ve Proje kayıtları,
Bakırköy ... Noterliği'nin 04/01/2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi,
Bakırköy .... Noterliği'nin 14/05/2020 tarihli ve .... yevmiye numaralı 2 adet ihtarnamesi,
10/07/2018 tarihli üretim hizmet sözleşmesi,
Mahkememizce aldırılan kıymet takdirine ilişkin 21/01/2022 tarihli bilirkişi raporu, 16/05/2022 tarihli bilirkişi ek raporu,
Mahkememizce aldırılan 09/08/2023 tarihli bilirkişi kök raporu, 29/04/2024 tarihli bilirkişi ek raporu,
Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dava dosyasının ... karar sayılı ve 03/03/2021 tarihli kararı ile mahkememiz dosyası ile birleştirilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Asıl dava taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklı olarak teminat olarak davalı ... ... Şirketine sunulduğu iddia edilen taşınmazalar ilişkin davalı ....'nden tapu iptal tescil talebi ile diğer davalı ... ile davacı arasındaki üretim sözleşmesinden kaynaklı zarar oluşup oluşmadığı, yoksun kalınan kazanç olup olmadığı, yine davalı ... şirketine teminat olarak verilen bononun iptali borçlu olunmadığının tespiti, tapu iptal tescil olmadığı takdirde gerçek bedelin belirlenerek taraflar arasındaki alacak borç durumunun tespit edilerek mahsubu talebinden ibarettir.
Birleşen dava taraflar arasında ticari ilişki olup olmadığı, ticari ilişkinin tespiti halinde davalının davacıya karşı altın borcunun olup olmadığı, borcunun tespiti halinde ne kadar olduğu, davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın yerinde olup olmadığı, itirazın iptali ve icra inkar tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığının tespitinden ibarettir.
Dava konusu taşınmaz İstanbul İli, .... İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, 15 parsel, üzerinde kayıtlı Betonarme Bahçeli İkiz Dubleks Bina’da yer alan 1 ve 2 bağımsız bolüm nolu taşınmazların değer takdiri için 21/01/2922 tarihli bilirkişi kök raporu ve 16/05/2022 tarihli bilirkişi ek raporu alınmıştır.
Dosya içerisinde yer alan takbis kayıtlarına göre taşınmazların konumlu olduğu ada numarası ve mahalle bilgisinde idari değişiklik yapılmış olduğu, 08/07/2021 tarihli 3402 S.Y Kadastro Kanunu'nun Ek 1. Maddesi gereği taşınmazın güncel ada no ..., Parsel no 15 olduğu, .... Mahallesi idari sınırları içerisinde yer aldığı anlaşılmıştır.
Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyasının incelenmesi:
Dosya alacaklısı ... San. Ve Tic. A.Ş. Tarafından 22/01/2020 tarihinde, borçlu borçlusu .... San. Ve Tic. Ltd. Şti. Hakkında 100.694,40 asıl alacak (340 Gr. Has altın – 1 gr. Has altın = 296,16 TL), 9.410,10 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 110.104,50 TL tutarındaki toplam alacağın fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takip tarihinden itibaren fiili ödeme tarihine kadar asıl alacağa işleyecek yıllık % 9 faiz ve değişen oranlarda faizi ile icra giderleri, avukatlık ücreti ile birlikte taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile takipte ödeme emri gönderdikleri ve takip talebinde bulundukları, takip talebine dayanak olarak 340 Gr has altın borcuna karşılık taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile yasal işlem başlattıkları, alacaklı tarafından icra takibi ekinde 17/07/2023 tarihine kadar geçerli olan Taşınır Rehin Sözleşmesini ve Rehinli varlıklar listesini (18 adet makine) sundukları, borçlu .... Tarafından yasal süre içerisinde 31/01/2020 tarihinde, dosyaya konu borca ve ferilerine, takibin esasına ve takip şeklinde itiraz edildiği, alacaklı olduğunu iddia eden tarafa herhangi bir borçlarının bulunmadıkları şeklinde beyanları sonucu takibin durdurulduğu anlaşılmıştır.
Asıl dava bakımından hukuki değerlendirmeler :
Dava dilekçesinde menfi tespit istemli olduğu belirtilen davanın, sonuç ve talep kısmında davanın yalnızca menfi tespit istemli olmadığı, tapu tescil iptaliyle iade talebi, mümkün olmadığı takdirde uğranılan zararların tazmini ve üçüncü kişiye devrin tedbirle yasaklanmasını, teminat olarak verildiği iddia olunan bononun iadesinin, alacakların mahsub edilerek, borçlu olunmadığının tespiti halinde ve alacakların borçlardan fazla gelmesi halinde faizi ile tahsilinin, sözleşmeye aykırılıktan doğan zararın tespiti istemlerinin olduğu anlaşıldığından, davanın eda niteliğinde alacak davası olduğu anlaşılmıştır.
Dava konusu hakkın varlığının tespit edilmesi ve sonrasında mahkememiz heyetince değerlendirilme yapılması gerekmektedir.
Uygulamada tereddüte düşülen hususlardan biri de teminat amaçlı verilen ve üzerinde herhangi bir kayıt yer almamakla birlikte başka bir belge ya da protokolde teminat amacıyla verildiği yer alan senetlerin kayıtsız şartsız ödeme durumunu etkilemeyeceği ve dolayısıyla senet vasfını zedelemeyeceği, dolayısıyla bu durumda borca itirazın söz konusu olacağı ifade edilmektedir.(Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin-Özkan/Özekes, İcra İflas Hukuku Ders Kitabı, 2022, s. 286-287)
Henüz borca ilişkin karar verilmediği ve başlatılan icra takibi de sona ermediğinden teminat amacıyla verilen bononun iadesi gerekmemektedir.
Dosyada sunulan protokol ve sözleşmede belirtildiği şekilde boş olarak tanzim edilen ve teminat amacıyla sonradan doldurulacağı kararlaştırılan bono incelendiğinde, sözleşme ve protokole uygun olarak bedel kısmının boş bırakılmasına karşılık, bono üzerine herhangi bir tarih de bulunmamaktadır. Bononun geçerlik şartlarına ilişkin olarak taraflarca bir ihtilaf bulunmadığı ve/veya ileri sürülmediği göz önüne alındığında, dosyada davalı tarafça ileri sürülmüş bononun aslı olup olmadığı incelenerek, bononun geçerlik şartlarının oluşup oluşmadığına mahkememiz heyetince re'sen karar verilmelidir. Mahsup ilişkisi sonucunda bakiye bir alacağın mevcut olup olmadığı hususunda bilirkişi heyetinin tespitleri göz önüne alınacaktır.
Somut olaydaki durumda karma inançlı işlem söz konusudur. Burada, inanan bir borcu için bir malının mülkiyetini veya alacak hakkını, inanılana, borç ödendikten sonra tekrar devretmek üzere rehin etmektedir. Artık borç ödenip, mülkiyetin inançlı olarak devredildiği yazılı bir belge veya delil başlangıcı ile ispatlandığı takdirde, taşınmaz maliki sıfatıyla inananın, MK m. 716 /I hükmüne dayanarak açtığı Davada, Taşınmazın ona iadesine karar verilmektedir. Yazılı delil, taşınmazın mülkiyetinin, inanılanın adına tapuda tescil edildiği tarihten önce düzenlenmiş bir belge olmalıdır. (YHGK. 4.10. 2006, 14- 560 / 616 ; Y. 1.HD., 29. 11. 2005, 12363 / 12658)
İnançlı işlemde inanılan, hakkını kullanırken kararlaştırılan koşullara uymayı, amaç gerçekleşince veya süre dolunca hak veya nesneyi tekrar inanana (veya onun gösterdiği üçüncü kişiye) devretmeyi yüklenmektedir. İnançlı işlem, kazandırmayı yapan kişiye yani inanana belirli şartlar gerçekleşince, kazandırmanın iadesini isteme hakkı sağlayan bir sözleşmedir. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi halinde bunun dava yoluyla hükmen yerine getirilmesi istenebilir. (Yargıtay Kararı - HGK., E. 2010/394 K. 2010/395 T. 14.7.2010)
Geçerli bir inançlı sözleşme ile sözleşme konusu mal ve alacağın mülkiyeti inanılana geçer. İnanılan, kendisine devredilen malın maliki ve alacağın sahibi olur. Ancak inanılan, inanç sözleşmesi uyarınca hareket etmek, mal ve alacağı başka kimseye devretmemek, sözleşmede öngörülen amacın gerçekleşmesi ya da süre tayin edilmiş ise, sürenin sonunda o malı inanana geri vermekle yükümlüdür. (ÖZKAYA, E.: İnançlı İşlem ve Muvazaa Davaları, 3. Bası. Ankara 2004, Seçkin Yayınları.)
İnanılan, inanç sözleşmesinde belirtilen amacın gerçekleşmesi veya sürenin dolmasına karşın, o malı veya alacağı inanana devretmezse, sözleşmeye aykırı hareket etmiş olur. Bu durumda inanan; aynen iade ya da TBK’nun 112. maddesi uyarınca tazminat isteğinde bulunabilir. Sözleşmeye aykırı hareket eden taraf davacı olup, aynen iade ya da tazminat isteme hakkı bulunmamaktadır.
İnançlı işlem nedeniyle iade, tazminat veya sözleşmenin feshini isteyen taraf 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)'nun 6.maddesi uyarınca iddiasını ispat etmek zorundadır. Davacı sözleşmeye aykırı davrandığı için ve sözleşme fesih edilmiştir.
Hal böyle olduğunda davacı temerrüde de düştüğünden davalının teminat verilen gayrimenkulleri satışı olağandır. Aradaki sözleşmenin ise davacının (üreticinin) sözleşme hükümlerine uymaması sebebiyle feshedildiği görülmektedir, hal böyle olduğunda kusurlu olan edimlerini ifa etmeyen davacının iddialarını ispat etmesi gerekmektedir. (OKTAY-ÖZDEMİR, S.: Teminat Amaçlı Mülkiyet Devri Sözleşmeleri, Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni, Y. 19-20, 1999-2000, S. 1-2, s. 657-683.)
İnanılan, inanç sözleşmesi uyarınca kendisine devredilen taşınmazı, sözleşmeye aykırı olarak üçüncü bir kişiye devretmişse, inanan üçüncü kişiye karşı iptal ve tescil davası açamaz. Ancak koşulları gerçekleşmiş ise TBK’ nun 49. maddesi uyarınca tazminat davası açabilir. İnançlı işlemde, taşınmazın inanç sözleşmesi uyarınca inanana geri verilmesi taraflar arasında iç ilişkidir. (ÖZKAYA, E.: İnançlı İşlem ve Muvazaa Davaları, 3. Bası. Ankara 2004, Seçkin Yayınları)
Birleşen dava bakımından hukuki değerlendirmeler :
Taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takipte ödeme emrine itiraz edilmesi halinde iki tür yol vardır. Takip borçlusu itiraz süresi içerisinde alacaklının rehin hakkına ayrıca ve açıkça itiraz etmediği takdirde artık alacaklının bildirdiği rehin hakkını kabul etmiş sayılır. (Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin-Özkan/Özekes, İcra İflas Hukuku Ders Kitabı, 2022, s. 333 vd.)
Borçlu sadece rehin hakkına itiraz ederse bu durumda ödeme emrindeki alacağı kabul etmiş sayılacaktır. Yani, borçlu alacaklının itirazın iptali davası açmış olması halinde mahkemede (m. 67), alacaklının rehin hakkını itirazında belirtmemişse tartışma konusu yapamaz. (Kuru, İcra İflas Hukuku El Kitabı, 2. Baskı, 2013, s. 993-994).
Davacı/takip borçlusu ..... Tic. Ltd. Şti’nin itirazı borca itiraz niteliğinde olduğundan davalı/ alacaklı sıfatına sahip ... Paz. San. Tic. A.Ş.’nin rehin hakkını kabul etmiştir. İtirazın iptali davası, genel hükümlere göre açılan ve icra takibine itirazın hükümden düşürülmesini sağlayan bir davadır. (Pekcanıtez/Atalay/Sungurtekin-Özkan/Özekes, İcra İflas Hukuku Ders Kitabı, 2022, s. 114-118)
Alacaklı genellikle tüm itiraz hallerinde itirazın iptali davası açabilir. (Kuru, İcra İflas Hukuku El Kitabı, 2. Baskı, 2013, s. 249 vd.)
Mahkememizce aldırılan 09/08/2023 tarihli bilirkişi kök raporuyla ... San. Ve Tic. A.Ş.'nin ticari defter ve kayıtları incelenmiş, incelenen kayıtlar neticesinde defterlerin kendi lehlerine delil olma özelliğine sahip olduğu tespit edilmiştir.
Tarafların iddia ve savunmaları, celp edilen tüm deliller, mahkememizce aldırılan bilrikişi raporları ve tüm dosya kapsamına binaen;
Asıl davada somut olayda:
Davalı ... Sanayi ve Tic. A.Ş.'nin hizmet aldığı, davacı ... Sanayi Ticaret Ltd.Şti. İle davacı .... A.Ş.'nin beraber veya ayrı olarak üretici sıfatlı olduğu, 10/07/2018 tarihli üretim hizmet sözleşmesi imzalandığı, sözleşme süresinin 2 yıl olarak belirlendiği, 13/07/2018 tarihinde iş bu üretim hizmet sözleşmesi ile birlikte sözleşmede üretici sıfatı ile anılan davacı şirketlerden sözleşme gereği üstlendikleri borç ve yükümlülüklerine karşılık olarak teminat protokolü imzalandığı, protokol kapsamında yer alan iki adet taşınmazın davalı ... Pazarlama San. ve Tic. A.Ş. adına tescil edildiği, taşınır rehni sözleşmesi imzalanarak protokol kapsamındaki tüm makine cihazların ticaret sicile tescilinin yapıldığı ve bononun da davalı ...... şirketince teslim alındığı, verilen teminatlar ve boş senet bakımından aradaki ticari ilişkinin inanç sözleşmesine dayalı olduğunun anlaşıldığı, teminat protokolünden, davacı/üreticilerin borçlarının öncelikle taşınmazların satışından karşılanacağı, satış bedeli borcu karşılamaması halinde taşınır rehni ile rehnedilen taşınır malların satışından, borç bu halde de karşılanmaz ise kalan borcun bonodan karşılanacağının görülmüştür.
Tarafların ticari defterleri, kayıtları ve hesap hareketlerinin incelenmesi neticesinde, davacı .... şirketinin,
davalı ... şirketine 673.113,49 TL tutarında borçlu olduğunun gözüktüğü, bu miktarın 08/10/2018 tarihli 2.870,47 ... konulu ticari faturadan kaynaklandığı, dava dilekçesinde sözleşmenin akdedilmesinden itibaren müvekkillerinin yetkilisi olduğu şirketlerin faaaliyetlerine başladıkları ve davalı şirketten peyder pey elden iş avansı aldıkları, bu avansların ileride doğacak hak edişlerden mahsup edileceğini, ancak davalı ... şirketinin avansların derhal ödenmesini talep etmesi nedeniyle, davacı tarafça derhal iade edilemeyen bu avanslara karşılık, 673.113,49 TL tutarlı, 08/10/2018 tarihli faturanın, davacı yetkilisinin iyi niyetinden kaynaklı olarak davalı tarafından hiçbir belgesi ve yazılı delili olmayan alacağın belgelendirilmesi amacıyla imzalatıldığını iddia ettiği, ancak dosya kapsamında davalı şirketten iş avansı aldıklarına dair herhangi bir somut bilgi ve belge bulunmadığı, ancak iş avansı alındığı hususunun tarafların kabulünde olduğu anlaşılmış ise de, 6102 sayılı T.T:K. 21/2 maddesi gereği faturaya davacı tarafından itiraz edilmediği ve faturanın davacı tarafından kabul etmiş sayılması gerekeceği anlaşılmıştır.
Dosya kapsamında davalı ... şirketinin, davacı üretici şirketlerden sipariş ettiği miktarın taraflar arasındaki sözleşme şartlarına uygun olduğunun anlaşıldığı, sözleşme/protokol gereği üretimi yapılan ürünlerin 4 saat içerisinde teslim edileceğinin kararlaştırıldığı, bu siparişlerin gecikmeye uğradığına dair dosya kapsamında somut bir belge olmamasına rağmen, dosya içerisinde sunulu mailler, 11/10/2018 tarihinde taraflar arasında yapılan toplantı ve üretim şartlarını yeniden belirlendiği 12/10/2018 tarihli mail yazışmalarının olması ve davacı tarafça dosyaya sunulan altın sipariş teslim formlarının hiç bir yerinde davalı ... şirketinin ünvanı veya bu ünvanı çağrıştıracak bir ibareye rastlanılmadığı, davalı şirket ve dava konusunca taraflar arasındaki incelenen ticari ilişkiyle bağlantısının bulunmadığının anlaşılması nedeniyle davacı şirketler tarafından sözleşmede belirtilen teslim saatine uyulmadığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafın davalı şirket ile yapmış oldukları teminatlar ve boş senet bakımından aralarındaki ticari ilişkinin inanç sözleşmesine dayalı olduğunun anlaşıldığı ve davacının teslim saatlerine uymaarak sözleşmeye aykırı hareket ettiği, davalı ... şirketinin sözleşmeyi haklı olarak feshettiği, taraflar arasındaki inanç sözleşmesine dayalı ilişki ve inançlı işlem olması nedeniyle, teminat olarak verilen taşınmazların mülkiyetinin davalı ... şirketine geçtiği, neticede davacının sözleşmeye aykırı davrandığının anlaşıldığı, sözleşme feshinin hukuka uygun olduğu, davalı ... şirketinin diğer davalıya taşınmazları satmasının hukuk uygun olduğu, davacının aynen iade veya tazminat hakkının bulunmadığının anlaşıldığı, davalı şirketlerin ticaret sicil kayıtlarının incelenmesi neticesinde, şirketler arasında herhangi bir bağ bulunmadığının da görüldüğü, tüm dosya kapsamında, davacı .... tarafından davalı ... şirketi yetkilisine tutanakla teslim edilen 403,23 gram has altın miktarı, teminat olarak verilen tapu kayıtlarında 520.000,00 TL'ye satıldığı görülen taşınmazların satış tarihindeki değeri olan 1.902,77 gram has altın miktarı mahsup edildiği takdirde davalı ... şirketinin, 10.101,92 gram has altın, 2.500,00 gram has gümüş miktarında davacı .... şirketinden alacaklı olduğunun anlaşıldığı, bu miktardaki has altın ve has gümüş alacak değerinin dava tarihi itibariyle 4.507.170,56 TL'e tekabül ettiği, davacı tarafın elinde bulunan kalıpların 5.000,00 TL değerinde olduğu, 6 adet kalıbın has altın bazında değerlendirildiğinde dava tarihi itibariyle 78,30 gram has altına denk geldiği, makine ve teçhizatlara ilişkin resmi belge ve faturaların davacı tarafça sunulmaması, 06/07/2023 tarihinde mahkememizce görevlendirilen bilirkişi heyetinin yerinde incelemesi neticesinde imalat atölyesindeki tüm makinelerin davacı tarafça fiziki ve faal olarak hala imalata yönelik olarak kullanıldığının anlaşıldığı, davacının herhangi bir zararının oluşmadığı, bu zarara yönelik ispat eder nitelikte somut bir belgenin dosya kapsamında sunulu da olmadığı, davacı tarafın bu makine ve teçhizatlara ilişkin iddiasını ispat edemediği, davacı ... şirketinin davalı ... şirketine borçlu olması, davacı tarafından teminat protokolü kapsamında davalıya teslim edilen bononun davalı ... firması alacaklarını tam olarak karşılamadan davacı/üreticinin teminatlarını iade etmeyeceğinin sözleşme ve protokol gereği kayıt altına alınması nedeniyle teminat olarak verilen bononun davacıya iade edilemeyeceği, dosyada toplanılan tüm delillerle, davacının tescil talebi, sözleşmenin 25. Maddesine dayalı zarar talebi ve rekabet yasağına ilişkin TBK.'nın 25 ve 27. Maddelerine iddiasına ilişkin zarar taleplerinin, teminat olarak verilen taşınmazların değeri altında satıldığı iddiasından kaynaklı zarar talebinin, boş olarak tanzim ve teslim edilmiş olan bononun iptali ve iadesi taleplerinin, yukarıda açıklanan nedenlerle yasal koşullarının oluşmadığı ve davacının iddialarını ispatlar nitelikte dosyada delil bulunmadığı reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından, asıl davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Birleşen davada somut olayda: bakiye 340 gr has altın borcunun ödenmemesi üzerine borçlu .... San. Tic. Ltd. Şti’ne karşı 22/01/2020 tarihinde Bakırköy.... İcra Müdürlüğü’nün E. ... numaralı dosyası kapsamında rehnin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığı ve bu kapsamda ödeme emrindeki gibi 340 gr has altın karşılığı 129.624,38 TL (1 gr has altın = 296,16 TL) rehinli menkulün satılacağının ihtar olunduğu, borçlu tarafça takibe itiraz edildiği ve takibin durdurulmasına karar verildiği, davacının borcuna istinaden davalı ... ... Şirketi tarafından keşide edilen Bakırköy ... Noterliği'nin 04/01/2019 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin 08/01/2019 tarihinde davalıya tebliğ olunduğu, davacının süresinde itiraz etmediği, bu miktarın 08/10/2018 tarihli 2.870,47 ... konulu ticari faturadan kaynaklandığı, 6102 sayılı T.T:K. 21/2 maddesi gereği faturaya davalı tarafından itiraz edilmediği ve faturanın davalı tarafından kabul etmiş sayılacağı, davalı şirket yetkilisi ...tarafından davacı ... şirketi yetkilisine tutanakla teslim edilen 403,23 gram has altın miktarı, teminat olarak verilen tapu kayıtlarında 520.000,00 TL'ye satıldığı görülen taşınmazların satış tarihindeki değeri olan 1.902,77 gram has altın miktarı mahsup edildiği takdirde, davacının faturaya istinaden 564,42 gram has altın miktarında davalı şirketten alacağının olduğunun tespit olunduğu, tespit olunan alacak miktarının birleşen davaya konu alacak miktarının üzerinde olduğu anlaşıldığından, birleşen birleşen davanın kabulüne karar vermek gerekmiştir.
HMK 304/1-2 maddesi gereği;
Mahkememizin 27/06/2024 tarihli kısa kararın 2 numaralı fıkrasında, "...Birleşen Bakırköy ... ATM nin ... esas sayılı dosyasının itirazın iptalinin kabulü ile Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasındaki takibin aynı şartlarda devamına,..." karar verilmiş olduğu görülmekle; birleşen dosya numarasının Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... esas sayılı dava dosyası olduğu, sehven kısa kararda yanlış yazıldığı anlaşılan maddi hata aşağıdaki şekilde tashih edilerek düzeltilmiştir.
Ayrıca kısa kararda birleşen dava ile ilgili olarak; davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebine ilişkin hüküm kurulmamış olduğu, birleşen davada davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin uyuşmazlığın yargılamayı gerektirmesi, asıl davanın konusunu teşkil etmesi, likit ve belirlenebilir olmaması nedeniyle reddine karar vermek gerektiği anlaşıldığından, birleşen davada davacı vekilinin incra inkar tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde asıl ve birleşen davada hüküm tashih edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Asıl davanın REDDİNE,
2-Birleşen Bakırköy ... ATM nin ... esas sayılı dosyasının itirazın iptalinin kabulü ile Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı icra dosyasındaki takibin aynı şartlarda devamına,
3-Birleşen davada davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin reddine,
Asıl dava bakımından harç ve yargılama giderleri:
4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL harcın, peşin ve tamamlama harcı olarak alınan 67.510,53 TL harçtan mahsubu ile fazla 67.082,93 TL harcın hükmün kesinleşmesine müteakip istem halinde davacılara iadesine,
5-Davacılar tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
6-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacılara iadesine,
7-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 319.000,00 TL avukatlık ücretinin davacılardan tahsili ile davalılara ödenmesine,
8-HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalı tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen davalılara iadesine,
9-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 1.360,00-TL arabuluculuk ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,
Birleşen dava bakımından harç ve yargılama giderleri:
10-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 7.521,24 TL harcın, peşin alınan 1.329,79-TL harcın mahsubu ile eksik 6.191,45 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
11-Davacı tarafından yapılan ayrıntısı UYAP'ta kayıtlı 10.551,00 TL bilirkişi ücreti, posta masrafı vb. masraflar ile toplam harç gideri 1.384,19 TL olmak üzere toplam 11.935,19 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
12-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine,
13-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 17.900,00 TL avukatlık ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
14-HMK'nun 333. maddesi uyarınca davalı tarafından yatırılan avanstan kullanılmayan bakiye avansın kararın kesinleşmesinden sonra resen davalıya iadesine,
15-Arabuluculuk sonuç tutanağı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan tarifeye göre tahakkuk eden 680,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 27/06/2024
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır